14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2104
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/09/2019
NUMARASI: 2012/36 E. - 2019/727 K.
ASIL DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
BİRLEŞEN DAVADA (İSTANBUL 3. ATM 2012/48-2012/21 EK )
BİRLEŞEN DAVA:Menfi Tespit ve Çek İstirdadı
Taraflar arasındaki menfi tespit ve çek istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen davada davacı ... tarafından açılan davanın usulden reddine, diğer davacıların davasının kabulüne dair verilen hükme karşı, asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, aralarındaki ticari ilişki sebebiyle ... Tic. Ltd. Şti.tarafından ... Tic. Ltd. Şti.'ne düzenlenen ve ciro yoluyla ... AŞ'ye geçmiş olan, oradan da müvekkili ... Ltd. Şti.'ne ciro edilen ... numaralı, ... Bankası, Ankara Siteler Şubesine ait 20.000,00-TL bedelli, 21.12.2011 tarihli çeki meşru hamil sıfatı ile elinde bulundurmaktayken çekin müvekkili şirket yetkilisi ...'in rızası dışında elinden çıktığını, çekin arka yüzü incelendiğinde cironun davacı şirketin emrine yapıldığının görüleceğini, ciro silsilenin kopuk olduğunu, çekte müvekkillinden sonra gelen davalı ... ... Ltd. Şti.'nin varlığının dahi şüpheli olduğunu, müvekkilinin bu hayali firma ile ilişkisinin olmadığını, davalı ...'ın da söz konusu çeki nasıl ele geçirdiği ve hangi ticari faaliyet sonucu aldığının da belli olmadığını, gününü bekleyen çekin müvekkilinden hırsızlık suretiyle çalınıp sahte kaşe ve imzası kullanılarak ciro edildiğini, son hamil davalı ... tarafından bankaya sunulduğunu, davalının söz konusu çekin çalıntı olduğunu bilerek ve kötü niyetli olarak bankaya ibraz ettiğini, müvekkili tarafından tüm yasal işlemlerin başlatıldığını, durumun muhatap bankaya bildirildiğini, ... AŞ'ne durumun iletildiğini, hırsızlık sonunda çekin arka yüzüne sahte ciro vurularak müvekkilinin cirosu olmadığı halde sahte imza ile tedavüle sokulduğunu, davalı ...'ın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibin haksız ve kötüniyetli başlatıldığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek, öncelikle takibin tedbir yoluyla durdurulmasına, çekte yetkili ve meşru hamil olan davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile çeki elinde bulunduran davalı ... çekin istirdadına ve %40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; aralarında bulunan ticari işi ilişkisi sebebiyle .... Ltd. Şti.tarafından ...Tic. Ltd. Şti.lehine düzenlenen ve ciro yoluyla ... Tic. AŞ'ye geçmiş olan oradan da ...Tic. Ltd. Şti.'ne ciro edilen ... numaralı, ... Bankası, Ankara Siteler Şubesine ait 20.000,00-TL bedelli, 21.12.2011 tarihli çekin davacılardan ... Ltd. Şti.'nin meşru hamil sıfatı ile çeki elinde bulundurduğu sırada çekin çalındığını, bu konuda savcılığa gerekli şikayetlerde bulunulduğunu, davacı ... şirketi ile davacı ... şirketi arasında defter kayıtlarına göre ticari ilişki bulunduğunun ortada olduğunu, ... şirketinden sonra gelen davalı ... ... Ltd. Şti.'nin varlığının dahi şüpheli olduğunu, ... şirketinin bu hayali firma ile ilişkisinin olmadığını, davalı ...'ın da söz konusu çeki nasıl ele geçirdiği ve hangi ticari faaliyet sonucu aldığının belli olmadığını, çekin ... firmasının kaşesi ve imzası taklit edilerek cirolandığını ve bankaya davalı ... tarafından ibraz edildiğini, Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde çek iptali davası açıldığını, son hamil davalı ... hiç bir araştırma yapmadan muhatap bankaya sormadan edindiğinden iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibin tedbir yoluyla durdurulmasına, davacı ... şirketinin son ve meşru hamil olması sebebiyle davalılara borçlu olmadığının tespiti ile çekin davalı ...'dan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; ödeme yasağı kararına rağmen söz konusu çekin icraya konu edilmesinin hukuken mümkün olduğunu, çek ibraz süresi içerisinde bankaya müvekkilince ibraz edildiğini ve gerekli şerhin arkasına yazdırıldığını, TTK'nın aradığı bankaya ibraz yükümlülüğünün taraflarınca yerine getirildiğini, niteliği itibarıyla ödeme vasıtası olan çekin alt ilişkiden soyutlandığını, borç itfa etmek maksadından başkaca bir sebeple çek keşide edilmesini öne sürmenin kesin delil ile kanıtlanabilecek bir durum olduğunu, bu hususta TTKnın 704.maddesinin davacı tarafa yüklediği hamilin çeki kötüniyetle iktisap ettiği veya iktisapta ağır kusuru bulunduğunun kanıtlanması gerektiğini, çekin alt ilişkiden soyutlandığını, bu sebeple alt ilişkinin açıklanmasına gerek olmadığını, müvekkilinin çekte iyiniyetli ve meşru hamil olduğunu, çekin ciro yolu ile eline geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği ve duruşmalara katılmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm asıl ve birleşen dava dosyaları ve ekleri kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; dava ve takip konusu çekte asıl ve birleşen davada davacı ... Ltd. Şti. davacıya atfen tek imza atılmış olduğu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda söz konusu imzanın şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Her ne kadar incelenen imzanın sahte olması nedeniyle, sadece sahtelik iddiasında bulunan asıl ve birleşen davada davacı ... Ltd. Şti.'nin sahte imza ile ciro edilen çek nedeniyle borçlu olmayacağı, diğer davacıların ise sahtelik iddiasında bulunmayıp çek üzerinde yer alan imzalarını ikrar ettiklerinden, davaya konu çek nedeniyle TTK’nun 589. maddesindeki imzaların istiklâli prensibi gereğince sorumlu olacakları gerekmekte ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-1636-2019/319 E/K nolu kararında yer alan karşı oyda bu konuyla ilgili ''Senedi şeklen düzgün silsileye dayalı olarak ele geçiren hamilin son cirodan önceki cirolardaki imzaların sahte olduğunu bilmesi mümkün olmadığı gibi, böyle bir sorumluluk da kendisine yüklenemez. Senet borçlusu ile senet alacaklısı arasındaki kişisel itiraz ve savunmalar senedi şeklen düzgün ciro silsilesi yolu ile ele geçirmiş olan iyi niyetli hamile karşı da ileri sürülemez. O hâlde, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince imzası inkâr edilmeyip tartışma konusu yapılmayan davacı (keşideci) ... davaya konu çekten dolayı mahkemece sorumlu tutulmaması yerinde görülmemiştir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davalının lehtar tarafından açılan iptal davasından yapılan ilanlarla ve çekin ibrazı ile haberdar olduğu, buna rağmen elinde bulunan çeki mahkemeye ibraz edip istirdat davası açmaya olanak sağlamadığı, çek iptal kararının iptali yoluna da başvurmadığı, alınmış olan bu iptal kararından sonra senedin teşhis fonksiyonunun kaybolduğu, davalının yetkili hamil olmadığı, imzalar arasında muntazam teselsül bulunmadığını bilerek ödeme yapan keşidecinin lehtara karşı olan sorumluluğundan kurtulamayacağı ve yetkili olmayan hamile ödeme yapan keşidecinin lehtara tekrar ödeme yapmak zorunda kalabileceğinden davacı keşidecinin de davalıya (hamile) ödeme yapmama hakkına sahip olduğu belirtilerek direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.'' şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür. Netice itibariyle her ne kadar yerleşik uygulamaya göre sahtelik iddiasından sadece imzasının sahte olduğu tespit edilen imza sahibinin yararlanarak sorumluluktan kurtulacağı, sahtelik iddiasında bulunmayanların imzalarını ikrar ettiklerinden geçerli ciroları nedeniyle sorumluluklarının devam edeceği kanaati yaygın ise de; karşı oyda anlatıldığı üzere söz konusu dava nedeniyle sahte imzadan haberdar olan cirantaların, davalının yetkili hamil olmadığı, imzalar arasında muntazam teselsül bulunmadığını bilerek ödeme yapması durumunda sahtelik itirazında bulunamayanlara karşı olan sorumluluğundan kurtulamayacağı ve yetkili olmayan hamile ödeme yapanın daha sonra tekrar ödeme yapmak zorunda kalabileceğinden, sahtelik iddiasında bulunamayanların davalıya(hamile) ödeme yapmama hakkına sahip olacağı açıktır. Somut olayda; sahtelik iddiasında bulunan asıl ve birleşen davada davacı ... Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin sahte imzası ile ciro edilen çek nedeniyle asıl davada borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Birleşen davadaki diğer davacıların, asıl davadaki davacının sahte imza iddiasından haberdar olmalarına rağmen; asıl ve birleşen davada davalılara ödeme yapması ve bu ödemeden sonra da asıl davadaki davacıya ve birbirlerine karşı sorumluluklarının devam edecek olması hakkaniyete aykırı olacaktır. Açıklanan nedenlerle; dosyaya sunulan bilirkişi raporunda sahteliği sabit olan imzanın birleşen davadaki davacı şirketleri de sorumluluktan kurtaracağından, birleşen davada davacıların davaya konu çek nedeniyle hakkaniyet gereği birleşen davada davalılara borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca asıl ve birleşen davada davalı ... Ltd. Şti. tarafından asıl ve birleşen davadaki davacılar aleyhine icra takibi başlatılmadığı, davaya konu icra takibinin sadece asıl ve birleşen davadaki davalı ... tarafından, asıl ve birleşen davadaki davacılar ve asıl ve birleşen davadaki diğer davalı ... Hizm.ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine başlatıdığı görülmüştür.
Sonuç olarak; asıl davada davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin ve birleşen davada davacılar ... Ltd. Şti., ...Tic. Ltd. Şti. ve ....
Tic. A.Ş.'nin, dava tarihi itibari ile ... Bankası Ankara Siteler Şubesine ait 20.000,00-TL bedelli 21/12/2011 tarihli çekin tahsili amacıyla başlatılan İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle asıl ve birleşen davada davalılar ...'a, dava tarihi itibari ile sadece ... Bankası Ankara Siteler Şubesine ait 20.000,00-TL bedelli 21/12/2011 tarihli çek nedeniyle ...Tic. Ltd. Şti.'ne borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır.
İİK'nun 72/5 maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması halinde davalı alacaklının tazminattan sorumlu tutulabilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli yapılması gereklidir. Somut olayda asıl ve birleşen davada davalılardan ...'ın, asıl ve birleşen davada davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin dava konu çekin çalınması nedeniyle açmış olduğu kıymetli evrakın iptali davasından, iş bu davaya müdahil olarak haberdar olmasına rağmen, bu tarihten sonra asıl ve birleşen davada davacılar aleyhine icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğu anlaşıldığından, asıl ve birleşen davada davalılardan ... aleyhine tazminata karar verilmiş, asıl ve birleşen davada davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin asıl ve birleşen davada davacılar aleyhine icra takibi başlattığı tespit edilmediğinden ve kötü niyeti kanıtlanamadığından, davalı ... Tic. Ltd. Şti aleyhine kötü niyet tazminatına yer olmadığına karar veriltmiştir. Birleşen davada davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu 17/02/2012 tevzi tarihli dava dilekçesi incelendiğinde; davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin de içinde bulunduğu davacıların takip nedeniyle asıl davadaki davalılara borçlu olmadığının tespitini, davalıların kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, İstanbul ... İcra dairesinin ... takip sayılı dosyasında tedbir kararı verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkememiz asıl davasında yine davacı ... Şti.'nin takip nedeniyle aynı davalılara borçlu olmadığının tespitini, davalıların kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, İstanbul ... İcra dairesinin ... takip sayılı dosyasında tedbir kararı verilmesini, davaya konu 20.000,00-TL bedelli çekin ... no.lu çekin istirdadı ile davacıya verilmesini talep ettiği ve dolayısıyla asıl dava derdest iken birleşen davada davacı ... Tic. Ltd. Şti. açısından asıl davadaki taleplerin yinelendiği görülmüştür. Asıl ve birleşen davanın davacı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden sehven mükerrer açılmış olduğu anlaşılmıştır.
HMK 114-ı maddesi uyarınca her iki davanın aynı kabul edilmesi için tarafların her iki davada da sıfatlarının aynı olması (davacı-davalı), dava konusunun, dava sebebinin aynı olması gerekmekte olup incelenen asıl ve birleşen davaların taraflarının, dava sebebinin aynı olduğu görülmekle derdestlik nedeniyle HMK 114/1-(ı) maddesine göre davacı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden birleşen davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, asıl dava yönünden; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası nedeni ile davacının davalı ...'a, icra takibine konu ... Bankası'na ait 21.12.2011 tarihli, ... çek numaralı, 20.000,00 TL bedelli çek nedeniyle ise davalı ... Hizm.ve Tic. Ltd. Şti.'ne borçlu olmadığının tespitine, 8.562,05-TL kötüniyet tazminatının davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... Ltd. Şti.yönünden kötü niyet tazminat talebinin reddine, davacının istirdat talebinin kabulü ile söz konusu çekin davalı ...'dan istirdadı ile davacı ... Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine, birleşen dava yönünden; davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine, davacılardan ...Tic. Ltd. Şti., ...Tic. Ltd. Şti., .... Tic. AŞ'nin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası nedeni ile davalı ...'a, icra takibine konu çek nedeniyle ise davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne borçlu olmadıklarının tespitine, 8.562,05-TL kötüniyet tazminatının davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, diğer davalı yönünden kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin düzgün ciro silsilesi ile iyi niyetli meşru hamil konumunda olduğunu, keşideci ile diğer cirantalar arasında ilişkilerden bağımsız olarak çek bedelini talep etme hakkı bulunduğunu, zira müvekkilinin yalnızca ciro silsilesinin düzgünlüğünü tespit etme yükümlülüğü bulunduğunu, imzaların geçerliliğini tespit etme imkanı bulunmadığını, hal böyle iken müvekkilinin kötü niyetli olmadığının sabit olduğunu, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı sabit olmasına rağmen Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/2117 Esas sayılı dosyasında çek hakkında ödeme yasağı konulmuş olması ve müvekkilinin işbu ödeme yasağını bilmesine rağmen çek hakkında icra takibi başlatmış olması nedeniyle müvekkilinin kötü niyetli olduğu belirtilerek kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, ödeme yasağı olması nedeniyle çekin icra takibine konu edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince hukuka uygun olduğunu, ayrıca müvekkilinin haklı alacağının dayanağı olan 21.12.2011 keşide tarihli davaya konu çek hakkında 6 aylık zamanaşımı süresi işlerken huzurdaki davanın sonucunun beklenilmesinin hak kaybına sebebiyet vereceğinin açık olduğunu, hal böyle iken hukukun koruduğu bir hakkı kullanmış olması nedeniyle müvekkilinin kötü niyetli olduğuna ve bu sebeple kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ciro silsilesindeki imzanın sahte olduğundan iyiniyetli meşru hamil müvekkiline karşı işbu iddiaların ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, zira davalı müvekkilinin dava konusu çeki ciro silsilesi yolu ile ele geçirdiğini, kural gereği çek alt ilişkiden bağımsız olarak yalnızca borç ödeme maksadı ile keşide edildiğini, alt ilişkiden bağımsız olan çekin bu niteliği itibari ile nakit para hükmünde olduğunu, TTK'nın 598/2.maddesinin “Poliçe her hangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa yukarıdaki fıkrada yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil, ancak poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle yükümlüdür.” şeklinde olduğunu, dava konusu çekin haksız bir şekilde lehdarın elinden çıkmış olsa dahi bunun ancak tarafları bağlayacağını, iyiniyetli 3.şahsın bundan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, mahkemenin kararın 6.sayfasındaki kötüniyet gerekçesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin çeki iyi niyetli olarak diğer davalı şirketten ciro yoluyla teslim aldığını, davacı tarafından müvekkilinin kötü niyeti ve ağır kusurlu olduğu ispatlanamamışken çekin istirdatına karar verilmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğunu, ayrıca senetteki imzanın geçersiz olmasının yalnızca sahibini bağlayacağını, yani yalnızca geçersiz imza sahibi yönünden sorumluluk belirleneceğini, bunun sonucu olarak çek üzerinde geçerli imzaların bulunması halinde kambiyo vasfını yitirmeyeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/2238 Esas ve 2015/1062 Karar sayılı ilamında"...Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, TTK.nun 589. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Senetteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Senedin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir..." denildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/2238 Esas ve 2015/1062 Karar sayılı kararının ''İmzaların bağımsızlığı(istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar; geçersiz bir imza sahibini bağlamaz. Ancak, ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “İmzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre, senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, TTK.nun 589. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Senetteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Senedin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir." şeklinde olduğunu, düzgün ciro silsilesi ile yetkili hamil konumunda olan müvekkilinin çek bedelini talep etmek hakkı bulunmakta olup, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olan müvekkiline karşı borçlu olunmadığının tespitinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, sahtelik iddiasında bulunmayan ... Tic. Ltd. Şti, ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. A.Ş yönünden davanın kabulü ile müvekkilinin haklı alacağı nedeniyle başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı dosya hakkında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple birleşen davada verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların müvekkili bakımından reddine, karar verilmesini istemiştir.