Esas No
E. 2020/2518
Karar No
K. 2023/1697
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2020/2518

KARAR NO: 2023/1697

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 24/06/2020

NUMARASI: 2017/179 (E) - 2020/217 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 19/12/2023

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/09/2016 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ... idaresindeki ... plakalı motosiklet ile kaza tarihi itibarıyla trafik sigortası bulunmayan ... plakalı otomobilin karıştığı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.200 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 3.300 TL maddi tazminatın davalıya başvuru tarihi olan 12/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 12/02/2020 tarihli talep artırım dilekçesinde davalı ...'ndan geçici iş görmezlik tazminatı taleplerinin bulunmadığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 23.090,40 TL'ye artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müterafik kusurunun olup olmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini, olayda hatır taşıması bulunduğunu, belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile 23.090,40 TL'nin 02/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça başvuru şartının gerçekleştirilmediğini, müvekkili kurum tarafından eksik evrakların davacı tarafa bildirildiğini, bunun ret cevabı olmadığını, davacının eksik evraklarını iletmek yerine bu davayı açtığını, hükme esas alınan Adli Tıp raporunun kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre tanzim edilmediği gibi davacının tespit edilen maluliyet oranının mevzuata aykırı olduğunu, davacının muayenesi yapılmaksızın, salt tıbbi evraklar üzerinden tanzim edilen maluliyet raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı kazaya ilişkin olarak Kayseri 2. ATM'nin 2017/211 E. sayılı dosyasından alınan 18/05/2018 tarihli kusur raporunda ... plakalı aracın sürücüsü ... %15, ... ise %85 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkemece her iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklette koruyucu ekipmanının (kask) takılı olmadığının yaralanmasının niteliğinden anlaşıldığını, dolayısıyla davacının müterafik kusurlu olduğunu ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini, başvuru şartı yerine getirilmediğinden muaccel bir alacak da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla faiz işletileceği düşünülse bile faizin ancak başvuru tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; PMF hesap yöntemi kullanılarak müvekkilinin sürekli sakatlık tazminatının hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, dilekçe ekinde sunulan vergi beyannamesinin bu hususu ispatladığını, oysa mahkemece alınan aktüer raporunda asgari ücretten hesaplama yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 06/11/2020 tarihli ek kararıyla "Davacı tarafça HMK 345 maddesi gereğince yasal 2 haftalık süre içerisinde yapılmayan istinaf başvurusunun reddine" karar verilmiştir.Bu ek karara karşı davacı vekili, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı Resmi Gazetede 09/10/2020 tarihinde yayımlandığından ve istinafa başvurma süresi bu tarihte geçmiş olduğundan davalı ...nın istinaf dilekçesine süresi içerisinde cevap verirken istinaf kanun yoluna da başvurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

1.Davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun incelenmesi;HMK' nın 348. maddesi uyarınca istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir.Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının davacı vekiline 19/09/2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafça süresi içerisinde istinaf dilekçesi sunulmadığı, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin davacı vekiline 12/10/2020 tarihinde tebliği üzerine davacı vekilinin süresi içerisinde katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurduğunun anlaşılması karşısında ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin 06/11/2020 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilerek istinaf başvurularının incelenmesine geçilmiştir.2-Davacı vekilinin asıl karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi;HMK'nin 114. maddesinde düzenlenen dava şartlarından olan hukuki yarar, aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. Yargı organlarına yapılan her türlü istemde arandığı üzere, kanun yollarına başvuruda da, istemde bulunanın hukuki bir yararının bulunması gerekir. Nitekim, HMK'nin 114/1-h maddesine göre hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiş olmakla, anılan hükmün kanun yoluna başvurusunda da aranacağı kuşkusuzdur. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili 12/02/2020 tarihli talep artırım dilekçesinde davalı ...'ndan geçici iş görmezlik tazminatı taleplerinin bulunmadığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 23.090,40 TL'ye artırmış ise de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamıştır. İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile 23.090,40 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği dikkate alındığında davacının ilk derece mahkemesinin nihai kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.

3.Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi; Dava dosyası içeriğine göre davacı vekilinin eldeki davayı açmadan önce başvuru dilekçesine ekli kaza tespit tutanağı, iddianame, genel adli muayene raporu, tedavi evrakları ve diğer belgeler ile birlikte davalıya başvurduğu, böylelikle KTK'nin 97. maddesinde öngörülen dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru koşulunun yerine getirildiği anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. İlk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18/11/2019 tarihli raporda; motosiklet sürücüsü ... %70, otomobil sürücüsü ... %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.Dava dışı ... idaresindeki ... plakalı motosiklette yolcu konumunda olan davacının kazanın oluşumunda her hangi bir kusuru bulunmadığından davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesince karara dayanak yapılan ATK 3. İhtisas Kurulunun 01/08/2018 tarihli raporunda; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının % 9,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. TBK'nin 54. maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlardaki atıf gereğince 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir.Eldeki davada olduğu gibi, TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığı ihlallerinin, zarar görenin sanatına veya mesleğine yapmış olduğu etkinin ve bunun oranının gözetilmesi ile belirlenmesi gerekir. 2918 sayılı kanunun 90. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar anılan kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olup ayrıca bu kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'daki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu maddedeki, maddi tazminatın genel şartlara göre hesaplanacağına ilişkin ibareler, Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) nolu bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmektedir.Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişinin/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır.Yukarıdaki açıklamalara göre, davacının 09/09/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı maluliyetini 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleyen 01/08/2018 tarihli ATK raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalının müterafik kusura ve faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazına gelince; kazadan sonra düzenlenen tespit tutanağında davacının koruyucu tertibatının bulunup bulunmadığına ilişkin tespite rastlanmamıştır.Mahkemece alınan maluliyet raporuna göre motosiklette yolcu olan davacının yaralanmasının ayak bileği kırığından kaynaklandığı, trafik mevzuatında koruyucu tertibat olarak koruma başlığı ve koruma gözlüğü dışında herhangi bir ekipman kullanma zorunluluğunun bulunmadığı, davacının yaralanması ile koruyucu tertibat kullanılmaması arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazı yerinde değildir. Davacı tarafça, dava açılmadan önce 20/01/2017 tarihinde davalıya başvuru yapıldığı, davalının, başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olan 02/02/2017 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla bu tarihten itibaren faize karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 352/1-ç maddesi gereğince reddine, 3-Davacının istinaf incelemesi esastan yapılmadığından, istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle yatırdığı istinaf başvuru harcı ile istinaf karar harcının, istek halinde mahkemesince davacıya geri verilmesine, 4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 1.577,31 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 394,33‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 1.182,98‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Davacı ve davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog