10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Av. ... [...
Mahkememize açılan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkili .... arasında 05/02/2013 tarihli .... işine dair 05/02/2013 taihli sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkili şirketin sözleşmeye konu ürünleri süresinde, sözleşmede belirtilen niteliklere haiz ve ... kabul testlerinden geçecek bir şekilde teslime hazır hale getirmek; davalı şirketin ise teslime hazır ürünleri teslim alıp, telim-fatura tarihinden itibaren 60 gün vadeli çeklerle ürün bedellerini ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, müvekkilinin sözleşme konusu ürünleri sözleşme kosullarına uygun, ... kabul testlerinden geçecek şekilde ve süresinde teslime hazır hale getirdiği halde karşı tarafın teslime hazır olan ve kesin miktarı sevkiyat esnasındaki kantar tartımı sonucu çıkacak olan 3.000 ton ürünü teslim almadığını ve ürün bedellerini ödemediğini, teslime hazır olan ürünlerin teslim alınarak bedellerinin ödenmesi için davalıya hem sözlü, hem mail ile hem de noterden gönderilen ihtarname ile talep ve ihtarda bulunulduğunu, davalının hiçbir haklı ve hukuki gerekçe göstermeden ürünleri teslim almaya bedellerini ödemeye yanaşmaması üzerine müvekkilinin sözleşmeden döndüğünü; bu nedenle müvekkili şirket nezdinde bir çok menfi ve müspet zarar meydana geldiğini, müvekkilinin sözleşmeye konu yükümlülüğünü gereği gibi ifa edebilmek amacıyla milyonlarca dolar değerinde hammadde temin etmek zorunda kalmış olduğunu, davalı şirket tarafından teslim alınmayan 3.000,00 ton ürünün işgal ettiği alanın büyüklüğü nedeniyle müvekkili şirketin çalışma alanı ve kapasitesinin sınırlandığını; elinde kalan mallar için haklı olarak yeni müşteri aramak zorunda kaldığını, davalı için üretilen malların sipariş üzerine üretilen ve pazarlanabilirliği kolay olmayan mallar olması nedeniyle müvekkili şirketin bu malları uzun süre satamadığını, düşmüş olduğu zor durumdan kurtulmak ve elindeki malları paraya çevirmek için dava konusu malları daha düşük bir bedel üzerinden başkaca firmalara satmak zorunda kaldığını, bu nedenle ciddi miktarda zarar ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre, müvekili tarafından üretilen ürünlerin davalı şirketçe teslim alınmayarak bedellerinin ödemesinin yapılmaması şeklinde olan davalı kusuru nedeniyle hükümsüz kaldığını, bundan kaynaklı müvekkili şirketin uğradığı zarar için fazlaya ilişkin haklarını tutarak 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 10.10.2018 tarihli dilekçesinde davaya konu talebinin menfi zararlara ilişkin olduğunu belirtmiştir.
Davacı vekiline davasını ıslah etmek üzere kesin süre verilmiş dava ıslah edilmemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirket ile olan akdı ilişkisini .... Noterliğinden gönderilen 04/02/2014 tarih ... Yev. No.lu ihtarname ile “dönme hakkını” kullanarak sona erdirdiğini, iki taraflı akitlerde sözleşmeden dönülmesi halinde yerine getirilen edimlerin iadesi, talep edilecek tazminat hakkının zamanaşımı süresi hakkında sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağını, TBK m. 82'de yer alan düzenlemeye göre “geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrayacağını”, davalının 04/02/2014'te dönme beyanında bulunduğunu dolayısıyla davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, " TBK.m 125. maddesine göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, temerrüde düşen borçlu karşısında üç ayrı seçim hakkına sahip olduğunu, 125/1'de "Temerrüde düşen borçlu verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklının, her zaman borcun aynen ifasını ve gecikme yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceğinin"; 125/2' de "Alacaklı, borcun aynen ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini isteyebileceğinin", 125/2-sona göre ise " Alacaklının borcun aynen ifasından vazgeçerek sözleşmeden dönebileceğinin", 125/3' de "Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler." düzenlemesinin olduğunu, alacaklının, temerrüde düşen borçluya karşı bu üç hakkı birlikte kullanamayacağını bu üç haktan birini seçmek ve kullanmak üzere kanun kendisine bir seçimlik hak tanıdığını, bu haklardan birini seçen alacaklının diğerlerinden vazgeçmiş sayılacağını; temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemeyen borçludan alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceğini, dava konusu olayda müvekkiline izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını; müspet zararın borçlunun sözleşmeden kaynaklanan borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi nedeni ile alacaklının uğradığı zarar; menfi zararın ise alacaklının sözleşmenin geçerliliğine güvenerek yaptığı masraflara ilişkin zarar olarak tanımlandığını, dolayısıyla alacaklının mal varlığının söz konu sözleşme ilişkisine hiç girilmeseydi alacağı değer ile geçersiz kılınan sözleşme ilişkisi sonrasında aldığı değer farkının menfi zararı oluşturduğunu, hiçbir zaman ve hiçbir sebeple hem müspet zararın hem de menfi zararın tazmininin birlikte istenemeyeceğini, müspet zararın tazminini isteyen tarafın, borç ifa edilmiş olsaydı menfi zarar kapsamında yer alan kayıplara katlanacağını, diğer yandan, menfi zararın tazmini istenebiliyorsa borç hükümsüz sayılıyor olacağını, bu durumda hüküm ifade etmeyen borcun ifasına ilişkin çıkarın tazmininin istenemeyeceğini; Bu bağlamda davacının talepleri incelendiğinde hem müspet hem de menfi zararın talep edilemeyeceği açıkça ortada olduğunu, -davacı tarafın haklı olduğunu kabul etmemekle beraber- davacı tarafın isteyebileceği tek şeyin menfi olabileceğini, menfi zarar kavramına dahil edilebilecek kalemlerin ise sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar; gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, dava masrafları (...” nın 05.07.2006 gün ve .... olduğunu, davacı tarafın ise dava dilekçesinde menfi zarar içeriğini aşan ve hukuken geçersiz taleplerde de bulunmuş olduğunu; müvekkiline gönderilen ilk numunelerin düzgün ve montaja uyumlu olduğu görülmesi üzerine davacı ile sözleşme ilişkisi kurulduğunu, oysa davacının üretmiş olduğu malzemeler, montaj için gerekli şartları taşımaktan uzak olduğunu; teslim sürecinde malzeme paketlerinin montaj sahasında açılması üzerine, gerek malzeme paketi içerisindeki eksiklik ve ayıpların gerekse de malzemelerin uyumsuzluğunun ve düşük kaliteli oluşunun fark edilerek derhal davacıya bildirildiğini; sonrasında malzemelerin ayak deliklerinin yanlış ve uzunluklarının farklı olduğunu, hiçbir şekilde montajının mümkün olmadığının görüldüğünü, durumun yine davacı tarafa bildirildiğini, davacının sorumluluğunu kabul etse de sorunları gidermekte yetersiz kaldığını eksikliklerin düzeltilmesi yönündeki taleplerinin davacı tarafça karşılanmadığını, malzeme paketleri yanlış olduğu için montaj masrafları arttığını, bu masrafların da müvekkil uhdesinde kaldığını, davacı taraf bu eksiklikleri gidermek yerine müvekkiline çeşitli ihtarlar çekip sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, davacı tarafın üretmiş olduğu malzemelerin ... kontrolüne göre uygun olduğu yönündeki beyanların ise yanıltıcı olduğunu, zira ... tarafından yapılan kontrollerin yüzeysel, imalatın yapılıp yapılmadığına, malların sahada “paket” olarak hazır edilip edilmediğine, malzemelerin ağırlığına yönelik sınırlı bir değerlendirme olduğunu, malzemelerin doğru montaj paketinde olup olmadığı, montaj vasıtalarının (deliklerin) doğru yerde ve çapta bulunup bulunmadığı, malzemelerinin uzunluğunun doğru olup olmadığı, malzemelerin uyumlu olup olmadığı ya da ayıplı olup olmadığı hususlarında ... tarafından yapılmış bir değerlendirme bulunmadığını; müvekkilin yaşadığı sıkıntıların kaynağınını yukarıda belirtilen niteliklere ilişkin olduğunu, bunların kontrolünün ise TEİŞ tarafından yapılmadığını, davacı tarafın üretimini yaptığı malzemeler sürekli sorun çıkattığını ve bu sorunların giderilmesi yönündeki taleplerin davacı tarafça karşılanmadığını, davacı taraf sözleşmeye uygun malzeme üretmemesinden dolayı tedarikçi durumunda olan müvekkilin, ...'ın işlerini yürüten müteahite karşı zor durumda kaldığını, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi neticesinde müvekkili tarafından verilen teminatların içeride kaldığını ve müvekkili şirketin ekonomik yıkıma sürüklendiğini, bununla beraber davacının dava konusu malzemeleri elinden çıkararak esasen kendinden kaynaklanmış olan zararını giderdiğini, müvekkilinin ise tam anlamıyla mağdur olarak alacaklarına ve teminatlarına kavuşamadığını,sözleşmenin feshinde müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafın kusurlu olduğunu beyan ederek davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
...'den 05/02/2013 tarihli...hattında kullanılmak üzere davalı şirket arasında yapılmış sözleşme gereği galvenizli, civatalı, demir direk imalatları ve direk kulelerinin boyanması kapsamında yapılan iş ile ilgili her türlü evrak getirtilmiş, incelenmiştir. ...'nden davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ve yönetim kurulu varsa diğer üyelerinin olup olmadığı, tasfiye işlemlerinin yapılıp yapılmadığı ile ilgili tüm bilgi ve belgeler getirtilmiş, incelenmiştir.
Tanıklar ....”'ın beyanlarında “ Davacı şirkette muhasebeci olarak çalıştıklarını, tarafların yaklaşık 7.300, ton direk direk imalatı konusunda anlaştıklarını, davacının 3.000 tonun üzerinde direği teslim ettiğini, kalan direklerin teslime hazır ve ... testlerinden geçmiş olmasına rağmen davalı tarafından ekonomik olarak zorda olmaları ödeme yapamayacak olmaları gerekçe gösterilerek teslim alınmadığını; direklerin üretimi için hammade alınan şirketlere paralarının ödenmiş ve direklerin imalatı için yoğun bir işçi alımı yapılmış olduğunu; sipariş üzerine üretilen direklerin büyük bir yer kapladığını ve davalı almayınca peyderpey başka firmalara satılmak zorunda kalındığını davacı şirketin bu yüzden büyük problem yaşadığını” söylemişlerdir.
Tanık ... beyanında: "Ben daha evvel ....'nin ortağıydım, şimdi değilim, ... inşaatın van siirt hattında direk imalatlarının güneydoğu galvenaz'dan temin edilmesi hususunda sözleşme sürecine hem şirkete ortak olduğumdan hemde koordinatör olarak çalıştığımdan tanık oldum, ilk gelen sevkiyattaki ... ile birlikte yapılan analizlerde sorun çıkmaması üzerine sevkiyat devam etti, peyder pey mal gönderiliyordu, daha sonra gelne malların kutuları açıldığında delik hataları olduğu, kutu içerisinde olması gereken bir takım malzemenin gönderilmemiş olduğu tespit edilmişti, bu da işçilik maliyetini çok artırmıştı, bu nedenle bir süre sonra sözleşmeden dönülme kararı alındı, ben tam olarak ne kadar direkte problem çıktığını bilemem, ama bir kısım tutanaklar sahada tutulmuştu, ilk gelen sevkiyatlar sahaya gönderilmeden fabrikata teste tabi tutulmuştu, sorun çıkmaması üzerine sahaya sevki başlamıştı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... beyanında: " Ben güneydoğu galvenaz şirketinde bir dönem danışman olarak çalıştım, ben davaya konu bana bilgisi verilen sözleşmenin gündoğu galveniz tarafından ifası süresince davacı şirkette çalışıyordum, sözleşmeye konu malzemelerin, hazırlanması, paketlenmesi, listelenmesi ve sevkiyatı sürecinde bende danışmanlık yapıp çalıştım, ben makine mühendisiyim, enerji nakil hattı direkleri konusunda uzmanlığım vardır, sevkiyatlar başladıktan bir süre sonra eltem şirketi direklerdeki deliklerin doğru açılmadığı, üretimden kaynaklı hataların olduğu kutulardan eksik malzeme çıktığı yönündeki şiyaketlerini davacıya iletmeye başladı, bunun üzerine bede dahil olmak üzere incelemeler yaptık hatta, sevkiyatın yapıldığı yerede gidip incelemiştim, delikler yanlış yerde açılmıştı, üretim hataları vardı, eltem şirketinin şikayetlerinde benim gördüğüm kadarıyla haklıydı, davacı şirketin nezdinde yaptığımız görüşmelerde malzelemelerin yeniden geri alınıp, sözleşmeye uygun hale getirilmesi, çok maliyetli görüldüğünden davalıya yeni malzeme üretip gönderilip şeklinde yeni teklifler sunuldu, davacı şirketin henüz bu alanda yeni çalışmaya başladığından bu alanda pek iş tecrübesi yoktu, eltem şirketi öncelikle hataların giderilmesi yönünde talepte bulundu ise de güneydoğu galvenaz şirketi bu iş maliyetli olacığın bu işe yanaşmadı, daha sonrada davalı şirketce sözleşmenin fesh edildiğini biliyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konuları alınan ekonomist bilirkişi raporunda özetle, sözleşmeye göre teslim alınmayan 3.677.816 Kg ürün fiyatının 1,197 USD/ton olarak belirtildiği, yani davacı tarafından davalıya 5.194.,767,99 USD fatura edilemediği sabit olsa da, söz konusu fiyat ürünün kar dahil satış fiyatı olup bu fiyat üzerinden finansman maliyeti hesaplanamayacağı, davacı firmaya ait envanter defteri içeriklerinin S.M.Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından yapıları tespit sırasında rapor ekinde dosyaya kazandırıldığı, bu verilere göre, davacının 31.12.2013 sonunda 4.254.371 Kg galvanizli direk stoğu olduğu ve stok maliyetinin de 1,97 TL/Kg olduğu, davacı tarafından üretilen ama tesilm edilemeyen 3.677.896 kg ürünün davacıya maliyetinin 3.677.896 Kg * 1,97 TL - 7.245.455,12 TL olduğu, ... Ticari kredilere uygulanan faiz oranları baz alınarak 01.01.2014 - 07.06.2017 dava tarihi arasındaki kredi maliyeti hesaplamasına göre söz konusu teslim alınmayan direklerde dolayı katlanmış olabileceği finansman maliyetinin 3.275.259,35 TL olduğu hesaplamış olup, depolama ve muhafaza ile ilgili bilgi belge olmadığı için ayrıca maliyet hesabı yapılmadığı, talebe bağlılık kapsamında, davacı talebinin 10.000,00 TL olduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Yapılan itiraz üzerine Ekonomist, Elektrik Elektronik Mühendisi Nitelikli Hesap Uzmanı ve Mali müşavirden oluşturulan heyetten rapor alınmış olup, önceki rapordaki gibi 01.01.2014 - 07.06.2017 dava tarihi arasındaki kredi maliyeti hesaplamasına göre söz konusu teslim alınmayan direklerde dolayı katlanmış olabileceği finansman maliyetinin 3.275.259,35 TL olduğu fakat teslim alınmayan ürünün davalı itirazındaki gibi 3.000,00 Ton olarak değerlendirilmesi halinde katlanılmış olan finansman maliyeti hesabının 2.671.575,83 TL olacağı görüşü mahkememize bildirilmiştir. DELİL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ GEREKÇE Dava, eser sözleşmesi kapsamında sözleşmenin gereği edimin sözleşmeye uygun ifa edilmemesinden kaynaklanan menfi ve müspet zarar tazminatı istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 05.02.2013 tarihli sözleşmenin imzalandığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; tarafların edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmiş olup olmadığı, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanıp kullanmadığı, sözleşmenin ayakta olup olmadığı, davacının hem müspet hem menfi zararlarını birlikte talep edip edemeyeceği, davacı taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı. davacının zararı oluşmuş ise mahiyeti, bedeli ve bunlardan davalının sorumlu olup olmadığı, hususlarına ilişkindir.
Davalı ...'nin tek ortaklı anonim şirket olduğu, şirketin tek ortaklı olduğu ve tek ortak olan ...'ın şirketin münferiden yetkili temsilcisi olduğu , ...'ın 16/10/2021 tarihinde vefat ettiği , mirasçılarının mirası reddettiği ve şirketin halen tasfiye sürecine girmediği anlaşılmış olup işbu dosyada davalının temsilini sağlamak üzere resen temsil kayyumu atanması gerektiği anlaşılmıştır. Türk Medeni Kanunun 426'ncı maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide... kabul görmektedir.
Mahkememizce atanan temsil kayyumuna tebliğ yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır.
Davalı yan zamanaşımı itirazında bulunmuş olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesne göre eser sözleşmesi nedeniyle hak talepleri 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresinin başlangıcı ise eserin teslim tarihinden itibaren başlamaktadır. Bu halde dava tarihinde zamanaşımı süresi dolmamış olmakla bu yöndeki itirazın reddi gerekmiştir.
Taraflar arasında 05.02.2013 tarihinde "....” işine ait sözleşmenin "İşin Adı" başlıklı 3.maddesinde; “Sözleşmeye konu işin ... Hattında kullanılmak üzere ilişik listede numaraları ve tipleri belirtilen ... şartnamesine uygun yaklaşık 7.300 ton galvanizli civatalı demir direk imalatının yapılması ve direk kulelerinin turuncu epoksi boya ile boyanması, protipleri yapılmayan direk protiplerinin kurulması ve ihale makamı ... yetkilileri nezaretinde protip kontrolü ve direk imalatı kabul testlerinin yapılması, imalatı tamamlanan ve kabul testleri olumlu sonuçlanan galvanizli demir direk malzemelerinin cıvataları ile birlikte direk bazında ambalajlanmış olarak satıcının fabrika sahasına araç üzerinde alıcıya teslim edilmesi" hükmünü, sözleşmenin sözleşme bedeli başlıklı 4. Maddesinde; "Sözleşme konusu 7.299,580 ton galvanizli civatalı demir direk imalatının yapılması için 1.197,00 USD/Ton birim fiyat üzerinden (7.299,58 Ton* 1.197,00 USD) 8.737.597,26 USD " hükmünü, sözleşmenin Teslimat başlıklı 5. Maddesi, "Sözleşmenin konusun oluşturan galvanizli civatalı demir direklerin İhale Makamı ...'ın şartnamesine uygun şekilde turuncu boya ile boyanmış olarak ve sözleşme ekindeki imalat teslim tarihinde tamamlanarak, protip kabulleri ve fabrika kabul testleri yapılmış olarak direk tip ve poz bazında paketlenerek araç üstünde satıcının fabrika sahasında alıcıya teslim edileceği, imalatın ... şartnamelerinde ve tip projelerinde belirtilen kriterlere göre yapılacağı ve şartname karakterlerini sağlayacağının, imalatın alıcı tarafından verilecek iş programına uygun partiler halinde imal edilerek teslim edileceğinin, galvanizli direk imalatının alıcı tarafından belirlenen direk tip adetlerine göre yapılacağının” hükmünü içerdiği görülmüştür. Dosyada alının bilirkişi raporlarında davacı tarafından davalıya teslim edilen sözleşme konusu Galvaniz direklerin 3.62.684 Kg olarak tespit edildiği görülmüş bu tespitin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. 05.02.2013 tarihli sözleşmeye istinaden satın alınması gereken galvanizli direğin 7.299.580 Ton olması gerektiği, dosya içerisine sunulan belgelere göre, davacı tarafından üretilen 7.949.077 Kg Galvaniz direğin, ... tarafından davacı fabrikasında yapılan kontrollerde ilgili Standartlara Uygun Olduğu şeklinde tutanak tutulduğu, söz konusu tutanağın davacı firma, davalı firma ve tarafından imzalandığı, davalı cevap dilekçelerinde söz konusu ürünlerin, davacı tarafından eksik ve ayıplı üretildiği belirtilmiş olmakla birlikte dosya kapsamında göre bu iddiasını ispatlar delil bulunmadığı, bu durumda, sözleşme konusu Galvaniz direklerin davacı tarafından üretilmiş olduğu, sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken 7.299.580 Kg dan, davalı tarafından satın alınan 3.621.684 Kg, bu rakamdan düşüldüğünde (7.29.580 Kg-3.621.684 Kg) -3.677.896 Kg Galvanizli direğin davalı tarafından teslim alınmadığı anlaşılmıştır. Bu halde davacnın menfi zararlarının ne olduğu hususunda alınan ekonomist bilirkişi raporunda, sözleşmeye göre teslim alınmayan 3.677.816 Kg ürün fiyatının 1,197 USD/ton olarak belirtildiği, yani davacı tarafından davalıya 5.194.,767,99 USD fatura edilemediği sabit olsa da, söz konusu fiyat ürünün kar dahil satış fiyatı olup bu fiyat üzerinden finansman maliyeti hesaplanamayacağı, davacı firmaya ait envanter defteri içeriklerinin S.M.Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından yapıları tespit sırasında rapor ekinde dosyaya kazandırıldığı, bu verilere göre, davacının 31.12.2013 sonunda 4.254.371 Kg galvanizli direk stoğu olduğu ve stok maliyetinin de 1,97 TL/Kg olduğu, davacı tarafından üretilen ama tesilm edilemeyen 3.677.896 kg ürünün davacıya maliyetinin 3.677.896 Kg * 1,97 TL - 7.245.455,12 TL olduğu, ... Ticari kredilere uygulanan faiz oranları baz alınarak 01.01.2014 - 07.06.2017 dava tarihi arasındaki kredi maliyeti hesaplamasına göre söz konusu teslim alınmayan direklerde dolayı katlanmış olabileceği finansman maliyetinin 3.275.259,35 TL olduğu hesaplamıştır. Davacı depolama ve muhafaza bedellerini de istemiş ise de bununla ilgili delil sunmamış olup ,davacı yan verilen sürede davasını ıslah etmediğinden talebe bağlılık kapsamında, davacı talebinin 10.000,00 TL olduğu görülerek davanın bu bedel üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre;
1.Davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 07/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 683,10 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile noksan olan 512,32 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafça yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç olmak üzere toplamı 202,18 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5.Davacı tarafından yapılan 2.207,15 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı ve bilirkişi ücreti yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 30/03/2023 tarihinde karar verildi. Katip ... Hakim ... ¸E-İmzalıdır ¸E-İmzalıdır *