4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2012/30195 E. , 2013/8148 K.
"İçtihat Metni" Hakaret suçundan sanık ... hakkında, Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/374 esasına kayden görülen davada,
CMK’nın 30/2. maddesi uyarınca mahkeme hakimince verilen çekinme kararının kaldırılmasına ilişkin, merci (ANKARA) 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/04/2012 tarihli ve 2012/143 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/08/2012 gün ve 218595 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesi hakiminin ihbar eden sıfatı bulunduğundan, Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/374 esasına kayden görülen davada tanık olarak dinlenebileceği gibi sözlerin kendisine hitaben söylenmiş olması nedeniyle tarafsızlığından şüpheye düşülebileceği gözetilmeden, çekinme talebinin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Sanık ... hakkında, hakaret suçundan Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinde görülmekte olan kamu davasının 23/01/2012 tarihli duruşmasında, sanığın sorgusu yapıldıktan sonra, söz almadan yüksek sesle konuştuğu ve kendisini uyaran hakime yönelik olarak “satılmış ülkenin mahkemesi” şeklinde beyanda bulunması üzerine, hakkında tutanak tutularak suç duyurusunda bulunulduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03/04/2012 tarihli iddianamesi ile kamu görevlisine hakaret suçundan sanık hakkında başka bir mahkemeye kamu davası açıldığı, Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/04/2012 tarihli duruşmasında, mahkemenin ihbarı üzerine sanık hakkında dava açılmış olması ve mahkeme hakiminin de iddianamede ihbar eden olarak gösterilmesi nedeniyle,
CMK’nın 30/2. maddesi uyarınca hakimin tarafsızlığından şüpheye düşülebileceğinden çekinme kararı verilerek incelenmek üzere merciye gönderildiği, Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda,
CMK’nın 30/2. maddesi uyarınca hakimin davadan çekilmesinin uygun olmadığı gerekçesiyle, 26/04/2012 tarih ve 2012/143 değişik iş sayılı kararla çekilme kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Sanık hakkında başka bir mahkemede görülmekte olan, yargılamasını yapan hakime yönelik hakaret davasının,
CMK’nın 30/2. maddesi kapsamında çekinme sebebi olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.( Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) Konuya ilişkin yasal mevzuat incelendiğinde; 5271 sayılı Kanun’un “Hakimin davaya bakamayacağı haller” başlıklı 22. maddesinde; “ (1) Hâkim;
a)Suçtan kendisi zarar görmüşse,
b)Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
c)Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
d)Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
e)Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
f)Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
g)Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
h)Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse, Hâkimlik görevini yapamaz.” hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun “Hakimin çekinmesi ve inceleme mercii” başlıklı 30. maddesinde ise; “(1) Hâkim, yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde; merci, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir. (2) Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.” hükümleri yer almaktadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; Sanık ... hakkında, hakaret suçundan Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinde görülmekte olan kamu davasının 23/01/2012 tarihli duruşmasında, sanığın sorgusu yapıldıktan sonra, söz almadan yüksek sesle konuştuğu ve kendisini uyaran hakime yönelik olarak “satılmış ülkenin mahkemesi” şeklinde beyanda bulunması üzerine, hakkında tutanak tutularak suç duyurusunda bulunulduğu, sanık hakkında bu ihbar nedeniyle kamu görevlisine hakaret suçundan başka bir mahkemeye kamu davası açıldığı, mahkemece bu dava gerekçe gösterilerek,
CMK’nın 30/2. maddesi uyarınca hakimin tarafsızlığından şüpheye düşülebileceğinden çekinme kararı verilerek incelenmek üzere merciye gönderildiği ve çekinme kararının merci tarafından uygun bulunmadığı anlaşılmıştır. Hakimin davaya bakamayacağı hallerin düzenlendiği CMK’nın 22/1-a maddesinde belirtilen “Suçtan kendisi zarar görmüşse,” ibaresinin, hakimin yargılamasını yaptığı suçtan zarar görmesi olduğu, diğer bir mahkemede görülmekte olan suçtan zarar görmesi durumunu kapsamadığı anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere, hakimin davaya bakamayacağı hallerin düzenlendiği CMK’nın 22. maddesinde sınırlı olarak sayılan hallerin bulunması nedeniyle, davaya bakan hakimin çekinmesi durumunda,
CMK’nın 30/1. maddesi uyarınca merciin, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirmesi yasal bir zorunluluk olmasına karşın,
CMK’nın 30/2. maddesine göre, hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verecek ve çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkemeyi görevlendirecektir. Kanun koyucu CMK’nın 30/2. maddesindeki durumda, hakimin çekinmesinin somut olaya uygun olup olmadığını değerlendirerek, karar vermesi için merciye takdir hakkı tanımıştır. Bu takdir hakkı kullanılarak yapılan değerlendirme sonucu verilen kararın, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi hukuka uygun görülmemiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, (ANKARA) 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/04/2012 tarih ve 2012/143 değişik iş sayılı kararının, takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.