Esas No
E. 2020/2055
Karar No
K. 2023/1295
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2055

KARAR NO: 2023/1295
KARAR TARİHİ: 22/11/2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/01/2020

NUMARASI : 2014/1597 Esas - 2020/15 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/11/2023

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticaretle iştigal ettiğini, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin avans olarak kambiyo evraklarını düzenli bir şekilde davalı şirkete ciro ettiğini, özellikle ve öncelikle avans teminat evrakları olarak ve evrakların yanında müşteri evraklarının da avans ödeme olarak ciro edildiğini, davalı şirketin müvekkilinin borcu olmamasına rağmen elindeki gerek avans teminat evraklarını ve gerekse ödenmiş olan ve müvekkili ile müşterilerine ait evrak ve senetleri teslim etmediğini, teslim edilmeyen toplam miktarları 46.700,00 TL meblağlı 27 adet senet ve 1 adet çekten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Davacı tarafın istemlerinin mesnetsiz olduğunu, davalı firmanın ... Marka PVC pencere ve kapı imalatının üretici bayiliğini yaptığını, davalı firma ile davacı arasında 19.08.2010 tarihinde ... Sokak Showroom satıcı bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı firmada üretilen malların davacının sahibi olduğu ... PVC'de satılacağı, davacı ile davalı firmanın uzun yıllar birlikte çalıştığı, davacı tarafın cari hesap ekstresinde halen davalı firmaya borçlu olduğu, bu ticari alış-veriş neticesinde borçlarının karşılığı olarak davacının dava dilekçesinde belirtilen bonolar dışında davalıya başka bonolar da verdiğini, davacı tarafın bonoları ödemediği ve davalıya cari hesap ekstresinde halen borçlu olduğu, davacı tarafın dilekçesinde belirtmiş olduğu senetlerin teminat senedi olmadığı, fatura borcuna binaen verilmiş senetler olduğunu, bayilik sözleşmesinde fatura borcu karşılığı verilen senetlerin teminat senedi olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, teminat senedinin bir sözleşmeye karşı edimin güvencesi/teminatı olarak verildiğini, bir senedin teminat senedi olabilmesi için vade kısmında "teminat senedidir" ibaresinin yazılması gerektiğini, senedin ön yüzüne hangi sözleşme çerçevesinde verildiğinin yazılması gerektiği, senedin arka yüzüne hangi konu için verildiğinin özetinin yazılması gerektiğini, ya da ayrı bir sözleşme ile söz konusu teminat senedine atıfta bulunularak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması gerektiğini, senetlerin teminat senedi olduğunu iddia eden davacı tarafın bu iddiasını kuvvetli yazılı bir belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın belirtmiş olduğu senetlerin asıl marka sahibi ... firmasına ciro edilmiş, senetlerin bedelinin davacı tarafça ödenmemesi sebebiyle senetlerin davalı tarafından ödenerek geri alındığı, davalı firmanın davacıdan alacaklı olduğunu, şifahi olarak defalarca senet bedelinin ödenmesi yönünde davacı tarafla görüşüldüğünü, dava tarihi itibariyle davalı firmaya herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, kötü niyetli olarak senetlerin teminat senedi olduğunun iddia edildiği, ancak bunu kanıtlar nitelikte hiçbir belgenin dava dilekçesi ile ibraz edilmediğini, senetlerin arkasında ciro edilemez ibaresinin bile bulunmadığını, davacının usulüne göre kendisine gönderilen faturalara itiraz etmediğini, bu faturalara binaen söz konusu senetleri verdiği, bunlara ilişkin ödeme makbuzu dahi sunmadığı, davacı tarafın dava dilekçesinde tanık delili gösterdiği, ancak davacı tarafın iddiasını yazılı olarak ispatlaması gerektiğini, davalının tanık deliline muvafakat etmediği iddia edilmiş ve dava konusu senetlerin teminat senedi olmadığının tespitine davalının davacıdan alacaklı olduğunun tespitine ve huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava hukuki niteliği itibariyle davacının vermiş olduğu senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığına dair Menfi Tespite ilişkin olup iki tarafın defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile alınan denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan Bilirkişi raporu da dikkate alınarak, davalının düzenlediği 22.11.2013 tarih 48.721.16 TL bedelli fatura içeriği malların teslim edildiğinin ispatı gerektiğini öne sürmekte olduğunu, daha önce de tespit edildiği üzere, davalının düzenlediği bu satış faturası içeriği malların davacıya teslimini gösteren bir sevk irsaliyesi dosyaya sunulmamış ise de fatura, davacının defterine de kayıtlı bulunduğunu, Yargıtay 19. HD. 01.03.2005 - E. 2014/7898 K. 2005/2012 Uyuşmazlık, dava konusu fatura içeriği malın davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı, malın kendisine teslim edilmediğini savunmuş ise de söz konusu fatura ticari defterlerine kayıt edilmiştir. Defter münderecatı, sahibi aleyhine delil sayılır. Bu durumda malın teslim edilmediği yönündeki savunmaya değer verilemez. Davacının defterindeki bu fatura, davalıya iade edilmediğine göre, içeriği malların teslim alınmış kabul edileceği,Davacı vekili diğer itirazında, ... isimli kişi tarafından yapılan ödemelerin dikkate alınmaması konusu olduğunu, bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, Mahkemeye sundukları belgeler ışığında davalı tarafın ... plakalı aracını davacı tarafa satma sözü vermiş olmakla davalı tarafa, davacı ad ve hesabına olmak üzere ... tarafından ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin de dikkate alınması gerektiğini, öne sürdüğünü,

Davalı vekili ise, 08.02.2016 tarihli dilekçesinde; ... adlı kişinin, davacı ...'nün çalışanı olduğunu, müvekkil firmaya gönderdiği ödemelerin, davacı taraf adına yapıldığını, gönderilen ödemelerin, kredi kartından yapılan ödemeler olduğunu, kredi kartı sahibinin ise "... ..." olduğunu, araç kredi konusunun ise, davacının, müvekkilin sahibi olduğu kamyonet aracı satın almak istediğini, ancak işbu araç için davacının, yaklaşık olarak sadece bir yıl çok az kısmı ödeme göndermeye çalıştığını, davacının ayrıca çok fazla ticari borcu olduğundan araç kredisi diye gelen ... PWC ödemelerinin davacının borcundan düşüldüğünü beyan ettiği,...ın, kredi kartından davalıya yaptığı ödemeler kök bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 13.07.2011-24.06.2014 tarihleri arasında yapılan toplam 2.4421.72 TL ödeme olup, araç kredisi açıklamasıyla davalıya gönderildiğinin anlaşıldığını, ancak bu ödemelerin, taraf defterlerinde ödeme kaydına rastlanılamadığını, bununla beraber davalı, söz konusu bu ödemeleri, davacının cari hesap borcuna istinaden saydığını kabul ettiğine göre bu durumda davacının, davalı şirkete (33.212.16 - 24.421.72) = 8.790.44 TL borcu olduğu , dava menfi tespit davası olduğu için davanın kısmen kabulü ile Dava konusu senetlerden dolayı davacının davalıya 39.930,72 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamada eksik inceleme ile karara varıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı ve bittiği tarihin açıkça belli olmasına rağmen sadece takip konusu fatura tarihi baz alınarak alacak borç ilişkisinin tahmini olarak karar verilmesi gerçekler ile örtüşmemekte olup bilirkişi incelemelerinde temel kural olup gerçek ortada iken ihtimal hesabı yapılmasının yasak olduğunu, tarafların bütün kayıt ve defterleri ortada olup ticari ilişkinin başlangıç ve sonu da bilindiği halde ortada işlenmiş bir fatura varsa borç da mevut olup, başkaca alacak ve borçlara bakılmaz gibi bir ihtimalinden hareket edilmesi, gerçeklere ulaşılamamış olduğunun bir göstergesi olduğunu, yaklaşık 4 yıllık ticari defter içerik ve ilgili belgelerinin tamamı incelense idi; davacının davalıya hiçbir şekilde borçlu olamayacağı ortaya çıkabileceğini, aslında davacının, davalıdan en az davada anlatılı araç için yapılan ödeme miktarları kadar alacaklı olduğunu, davacının, davalıdan alacağı mallar için önceden ve önden olmak üzere avans senetler teslim etmekte ve davalı taraf da irsaliyelere imza almak suretiyle malları davacının iş yerine teslim ettiğini, yani bütün defter kayıt ve belgeler incelense idi davalının, davacıya ne kadarlık bir malı teslim ettiği mal teslim irsaliyelerinden anlaşılabileceğini, davalının ancak teslim ettiği mallar kadar alacaklı olduğunu, yoksa avans ödemeli olan ve elinde bulundurduğu senetler kadar alacaklı olmadığını, başka bir anlatımla davalının imzalı irsaliyelerde yazılı malların miktarları kadar alacaklı olduğunu, davalının imzalı irsaliyelerde ne kadar alacaklı olduğunun tespit edilmemesi tam tersine ve farklı bir bakış açısı ile mahkemeye dava dilekçesi içeriğinde dökümleri yazılı senet ve çek miktarları kadar davacının davalıya ödeme yaptığı gerçeğinin göz ardı edildiğini, davacının, davalı taraf elinde iken, davalının cirosu bulunan senet miktarlarının toplamı kadar ödeme yaparak davalının cirosu bulunan senet ve çekleri geri iade almış olup senet miktarları ve dökümleri ve senet asılları dava dilekçesinde izah edildikten davacı ödeme yaparak geri iade aldığı senet ve çekleri bilahare mahkeme kasasına alınmak üzere teslim ettiğini, yapılması gerekenin davalı tarafa bir süre verilerek toplam teslim ettiği malların ne kadar olduğunu isticvap ile sormak ve teslim edildiği iddia edilecek malların alındığına dair irsaliyelerde imzaların olup olmadığını kontrol etmekten ibaret olması gerektiğini, davacı açısından ise yukarıda izah edildiği üzere; davalının cirosu bulunan ve bu kez davalıdan ödeme ile davacının eline geçen senet veya çek miktarlarının toplamının ne olduğunun hesaplanması gerektiğini, davada belirtili araç için davacı taraf adına davalı tarafa yapılan ... havalelerinin de davacı lehinde belirlenen miktara eklenmek suretiyle davacı ve davalının miktarları karşılaştırılarak birbirinden mahsup edilmesi gerektiğini, sonuçta kimin ne kadar borçlu veya kimin ne kadar alacaklı olduğu böylelikle daha kesin bir şekilde ortaya çıkacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçesinde belirtmiş olduğu senetler, teminat senedi olmayıp, fatura borcuna binaen verilmiş olan senetler olup taraflar arasında 19.08.2010 tarihli ... Sokak Showroom Bayiilik Sözleşmesi incelendiğinde görüleceği gibi fatura borçları karşılığında verilen senetlerin, teminat senedinin olacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, teminat senedinin bir sözleşmeyle karşı edimin güvencesi/teminatı olarak verileceğini, davacının dava dilekçesinde, davalıya verilen senetlerin avans teminat senedi olduğunu iddia etmekte fakat bunu kanıtlayıcı herhangi bir emare gösteremediğini, ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olmasının sağlanması gerektiğini, sonraki süreçte ise iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesine rızası bulunmamasına rağmen davacının taraf beyanlarını değiştirmeye başladığını, fatura borcuna binaen verilen senetlerde (malen kaydı taşıyan) ödenmediğini, mahkeme tarafından senetlerin ödenmemesinin dikkate alınmadığını, somut olay hukuken her yönüyle davalının alacaklı ve haklı olduğuna yönelik tüm hususları vaki olup taraflar arasındaki araç satış ilişkisi, dava konusu ile ilgisi bulunmayan, dava konusu senet keşide tarihlerinden çok öncesine dayanan, ayrıca taraf ticari defterlerinde bulunmayıp "ticari nitelikte dahi olmayan bir işlemdir" ibaresinin davaya esas alınıp, dava konusundan mahsup edilmesinin hukuki izahı bulunmadığını, harici ilişkiye dayanan araç satış hususuna ilişkin yapılan ödemelerin 2011 yılında başlamış olup, davaya esas fatura tarihi ve davacı tarafından keşide edilen senetlerin tamamının 2013 yılına ait olduğunu, senet keşide tarihlerinden çok önceki bir tarihe ait ve davaya esas ticari ilişkiyle, bağlantısı dahi bulunmayıp, taraflar arasındaki harici ilişkiye dayanılarak yapılan ve ticari nitelikte dahi olmayan, taraf ticari defterlerinde dahi kayıtlı olmayan bu ödemelerin, davacının davaya esas malen kayıtlı senet bedellerine mahsuben yapıldığı iddialarının kanıtı olarak esas alınması hukuken mümkün olmadığını, tüm bu sebeplerle, dava konusu malen kayıtlı senetler ile ilgisi bulunmayan taraflar arasındaki harici ilişkiden kaynaklanan ödemelerin mahsubunun tamamen hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kambiyo senedi(bono ve çek) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu edilen kambiyo senetlerinin avans olarak verilip verilmediği ve bir kısmının da ödenip ödenmediği noktasındadır.Davacı tarafça davaya konu bonolar davalı lehine keşide edilmiştir. Bonoların çoğunda malen kaydı bulunmaktadır. Dava konusu bonoların ve çekin toplam tutarı 48.700,00 TL'dir.Davacı tarafça, bir kısım kambiyo senetlerinin avans olarak verildiğini, bir kısmının ise ödenmesine rağmen iade edilmediğinden bahisle söz konusu kambiyo senetleri senediyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6]. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 370 ilâ 372).Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.Davalı tarafça davaya konu bonoların diğer bir kısım bonolarla birlikte davacının cari hesap borcu için alındığı, senetlerin teminat senedi olmayıp fatura borcuna binaen verildiği beyan edilmiştir.

Bilirkişi tarafından davalının ticari defterlerinde yapılan incelemede davacıdan 48.721,16 TL tutarlı faturadan kaynaklanan alacağı bulunduğu ve bu faturanın öteden beri süre gelen cari hesap ilişkisi ve verilen senet/ödemelerden kalan bakiye tutar olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu fatura her iki tarafın ticari defterinde kayıtlıdır. Yine davalı tarafın sunduğu 08/02/2016 tarihli dilekçede, ...'ın, davacı taraf ...'nün (... PVC) çalışanı olduğu ve müvekkili firmaya göndermiş olduğu ödemelerin davacı taraf adına yapıldığı, davacı tarafın müvekkilinin sahibi olduğu kamyonet aracı satın almak istediği, ancak iş bu araç için davacı tarafın, yaklaşık olarak sadece bir yıl çok az kısmı ödeme göndermeye çalıştığı, davacı tarafın ayrıca çok fazla ticari borcu olduğundan araç kredisi diye gelen ... Pvc ödemelerinin davacı taraf borcundan düşüldüğü beyan edilmiştir. Bu ödemelerden bir kısmı davalı ticari defterlerinde kayıtlı ise de 24.471,72 TL'si davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir.

Davalı taraf söz konusu ödemeleri kabul ettiğine göre bu ödemelerin davaya konu kambiyo senedi alacağından düşülmesi gerekir.

Bilirkişi tarafından, davalı defterinde kaydı bulunmayan toplam 8.000,00 TL bono ve 7.500,00 TL bedelli çeki 48.721,16 TL tutarlı faturadan düşmüş ise de, dava cari hesap veya faturadan kaynaklı olmayıp kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti davası olup, söz konusu bono ve çek bedelinin fatura bedelinden düşülmesi doğru değildir. Ayrıca, bono ve çekin davalı elinde bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmayıp, bu senetlerin davalı ticari defterinde kayıtlı olmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Dava konusu senet bedellerine ilişkin başka bir ödeme ile bir kısım senetlerin avans olarak verildiği ispat edilemediğine göre, davacının davalının da kabulünde olan 24.471,72 TL itibariyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekir.

Davacı tarafça, teslimin ispatlanması gerektiği ileri sürülmüş ise de, dava kambiyo senetlerine dayalı olup, bu senetler alacağın ispatı için tek başına yeterlidir.

Davacı tarafın bu senetlerin aksini ispatlaması gerekir. Bu nedenle davanın 24.471,72 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken 39.930,72 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesince davacının davalıya 39.930,72 TL borçlu olmadığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kısmen KABULÜ İLE, Dava konusu senetlerden dolayı davacının davalıya 24.471,72 TL borçlu olmadığının tespitine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.Başlangıçta peşin olarak alınan 1.002,47 TL harcın alınması gerekli olan 1.671,66 TL harçtan mahsubu ile bakiye 669,19 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3- Davacı tarafça yapılmış, 25,20 TL başvurma harcı, 170,80 TL peşin harç, 661,70 TL peşin harç, 3,80 TL vekalet harcı, 169,97 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.031,47 TL harç gideri ile tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak 3.584,50 TL masraf olmak üzere toplam 4.615,97 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 2.319,52 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 5.989,61 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

7.İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,c-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta ve tebligat gideri 121,00 TL olmak üzere toplam 269,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog