10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/123 Esas - 2023/103
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
VEKİLLERİ...
Mahkememize açılan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
İDDİA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ....nde 03.06.2010 tarihinden itibaren yatırım müşterisi olduğunu, açılan hesabın 03.02.2011 tarihinden itibaren müvekkilinin babası ile müşterek hesaba dönüştürüldüğü halde sürecin dışında kalması için baba yönünden hesabın aktifleştirilmediğini, müvekkilinin davalı banka şubesindeki yatırım hesabına Ocak/2011 ayına kadar pey der pey olmak üzere toplam 550.000,00- TL yatırdığını, bu meblağın davalı banka yatırım uzmanlarının İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yaptığı ağırlıklı olarak sırf davalı bankaya kurtaj (komisyon) geliri üretmeye yönelik olmak üzere bazen kredili işlemler ve bazen de açığa satış işlemleri yapılması sonucunda sıfırlandığını, 550.000,00-TL tutarındaki bu paranın eritilmesi ve kaybedilmesi yetmezmiş gibi ilaveten müvekkiline kredili işlemlerden kaynaklanan 15.912,00- TL kredi faizi tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin faiz borcu olarak tahakkuk ettirilen 15.912,00 TL’yi işlemiş 6.866,-TL temerrüt faiziyle birlikte toplam 22.778,- TL olarak itirazı kayıtla 10.07.2012 tarihinde davalı bankaya ödediğini, hisse senedi alım satım emirlerinin davalı bankaca sırf kurtaj geliri elde etmek ve üretmek amacıyla müvekkiline empoze edildiğini, müvekkilinin... piyasası hakkındaki tecrübesizliğinden ve bilgi eksikliğinden istifade eden davalı bankanın kendi lehine toplam 225.000,00- TL kurtaj geliri ürettiğini, bu kalem yönünden şimdilik 2.000,-TL talep ettiklerini, kredili alım satım emirleri hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini ve onayının alınmadığını, halbuki kredili işlemin yapılması öncesinde ve her defasında işlemin kredili olduğunun belirtilmesi ve hesap sahibinin onayının alınması gerektiğini, müvekkilinin hiçbir onayı olmadığı halde adına yapılan kredili işlemlerden ötürü ödemek zorunda kaldığı toplam 100.690,00-TL tutarındaki kredi faizinin müvekkiline iadesi gerektiğini, bu kalem yönünden şimdilik 2.000,-TL talep ettiklerini, müvekkilinin davalı bankaya açığa satış yapma yetkisi vermediği halde açığa satış işlemi yapıldığını, müvekkilinin açığa satış işlemlerinden kaynaklanan zararının Davalı Banka tarafından bütünüyle giderilmesi gerektiğini, bu kalem yönünden şimdilik 2.000,-TL talep ettiklerini, müvekkilinin yatırım hesabından yapılan kredili satışların hiç birisinin müvekkilinin bilgisi tahtında yapılmadığını ve onayının alınmadığını, müvekkilinin kredili işlemlerden kaynaklanan zararının davalı bankaca tazmin edilmesi gerektiğini, bu kalem yönünden şimdilik 2.000,-TL talep ettiklerini, davalı bankanın müvekkilinin bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden istifade ederek sırf kurtaj bedeli üretmek amacıyla yaptığı alım-satımlar yönünden de şimdilik 2.000,-TL talep ettiklerini iddia ederek bu miktarların dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 13.10.2014 tarihli dilekçesiyle talebini, davalı bankanın müvekkilinin onayı olmaksızın gerçekleştirdiği 01.03.2011 tarihli hisse senedi satışından kaynaklanan 10.000,00 TL, 11.05.2011 tarihli hisse senedi satışından kaynaklanan 4.500,00 TL, 12.05.2011 tarihli hisse senedi satışından kaynaklanan 10.000,00 TL ve davalı bankanın kredili işlem mevzuatına aykırı, hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde ve müvekkilinin aksi yöndeki talimatına rağmen tek taraflı olarak gerçekleştirdiği 27.07.2011-02.08.2011 tarihleri arasındaki hisse senedi satış işlemlerinden kaynaklanan 553.509,09 TL satış bedeli ve komisyon tutarının 02.08.2011 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsili olarak ıslah etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili, dava dilekçesinde hangi tarih ve tutarlı işlemlere itiraz edildiğinin açıklanmadığını, davacının talep sonucunu somutlaştırması gerektiğini, davacının talebine konu kurtaj bedeli, kredi faiz miktarı, açığa satış işlemi, kredili işlemlerin tamamının davacıya gönderilen ‘hesap özetlerinde’ açık ve net olarak yer aldığını, davacı ile müvekkili arasında imzalanmış Menkul Kıymet Kredi Sözleşmesi gereğince dava konusu hisse senedi alım satım işlemlerinin davacı yatırımcının kredili hesabının kullanılarak gerçekleştirilmesinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, davacının Borsa işlemlerinde tecrübesiz ve bilgisiz olmadığını, tam aksine yaptığı yorumlar ve değerlendirmeleriyle piyasa bilgisine sahip olduğunun ve piyasayı takip ettiğinin görüldüğünü, davacıdan tahsil edilen kurtaj bedellerinin 03.06.2010 tarihinde imzalanmış Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin 17’nci maddesine uygun olarak tahsil edildiğini, müvekkili banka çalışanının davacıyı yönlendirmesinin söz konusu olmadığını, yapılan işlemlere ilişkin davacıya düzenli olarak ekstrelerin gönderildiğini, ekstrelerde davacı tarafından yapılan tüm işlemlerin dönemler olarak detaylı şekilde davacının bilgisine sunulduğunu, sadece Ağustos/2011 ayında gelen hesap özetine itiraz ettiğini, davacının yapılan işlemlere bir yılı aşkın süredir ses çıkarmamasının ve sayısız işlem yaparken bu işlemlere herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmemesinin davaya konu işlemlerin iradesi dışında yapıldığı iddiasını dayanaksız bıraktığını, davacının talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. HUKUKİ GEREKÇE : Dava, davalı bankanın taraflar arasındaki menkul kıymet alım satım sözleşmesine ve mevzuata aykırı işlem yapmasından dolayı davacının uğradığını iddia ettiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, 04/02/2015 tarihinde iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişiler tarafından düzenlenen tabloda ilk 350 adet alım satım işleminden 205, 349 ve 350’nci sıradaki işlemler hariç olmak üzere diğer tüm işlemlerde müşterinin limit fiyatlı emri ile yerine getirilen işlemin uyumlu olduğunun ve bunlarda bir usulsüzlük bulunmadığının görüldüğü, 205, 349 ve 350’nci sıradaki üç işlemin müşteriden alınan limit fiyatlı emrin hilafına limit fiyatına uyulmaması sonucu davacının toplam 24.500,-TL zarara uğramasına sebebiyet verildiği, bu üç işlemdeki zarar durumu nedeniyle kurtaj iadesini gerektirir bir durumun oluşmadığı, kredi ilişkisi ayrık olmak üzere 351-361 numaralardaki 11 adet toplam 100.000 lot ... hissesinin 27.07.2011-02.08.2011 tarihleri arasında toplam 553.453,82 TL bedelle satışının tamamında davacının emri ve talimatı olmadığı, hatta satılmaması yönünde istemi ve başvurusu bulunduğu, davacının talimatı ve satış emri olmaksızın yapılan ... hissesi satışıyla bağlı ve sorumlu tutulamayacağı, davacının satış tutarı olan 553.453,82 TL ile bu satış işlemleriyle ilgili alınmış kurtaj meblağı olan 55,27 TL olmak üzere toplam 553.509,09 TL tutarındaki kaybının istirdadını davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 578.009,09 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ...Karar sayılı ilamı ile " ...
Davacının, davalı bankanın ...'yle sermaye piyasası araçları muhafaza işlem çerçeve sözleşmesi, menkul kıymet kredi sözleşmesi ve bunlara bağlı olarak taahütname, rehin muvafakat yazısı ve sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formu imzaladığı, dava konusu ... hisselerinin 2011 yılı içinde satışlarının yapıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, hesapta bulunan bu hisselerin davalı tarafından satışının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve mevzuata uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf, davalı bankaya açığa satış yapma yetkisi verilmediği halde açığa satış işlemi yapıldığını, davalı bankanın kredili işlem mevzuatına aykırı davrandığını iddia etmiştir.
Davalı taraf, davacının hesaplarının incelenmesi neticesinde özkaynak oranının kredi teminatını karşılamadığı tespit edilince davacıya 26.07.2011 tarihinde e-posta gönderilerek hesabındaki öz kaynak oranının %50 olacak şekilde arttırılması aksi taktirde menkul kıymet kredi sözleşmesinin 10/4. maddesi hükümlerine istinaden satışının yapılacağının bildirildiğini, davacının yine e-posta ile satışa itiraz ettiğini, verilen sürede özkaynak oranı tamamlanmayınca sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olarak resen satış yapıldığını savunmuştur.
Davalı taraf, savunmasına dayalı olarak taraflar arasındaki sözleşmeleri, telefon görüşme dökümlerini ve e-posta yazışmalarını sunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda “... Tebliği uyarınca davalı bankanın davacı adına münhasır ve bağımsız menkul kıymet kredi hesabı açmadığı, davalı bankaca davacının işlemlerinin izlendiği tek hesapta günlük kredi risk miktarlarının belli olmadığı, davacının günlük kredi risk miktarlarından bilgi sahibi olmadığı, kredinin günlük bakiyelerinden haberdar olmadığı, 2011 yılı özkaynak hesaplama tablosuna göre 27.07.2011 tarihinden çok önce örnek kabilinden sayılan 07.02.2011, 20.01.2011, 04.02.2011, 21.02.2011, 06.04.2011, 06.04.2011, 25.07.2011 tarihlerinde olduğu gibi özkaynak oranlarının sürekli olarak %35'in altında bulunduğu, kaynak hesaplama tablosundaki bilgilerden 07.01.2011 tarihinden itibaren olan günlerin çoğunda davalı bankaca davacıya kullandırılan kredi meblağlarının sözleşme ile belirlenmiş olan 500.000 TL'lik kredi limitini sürekli olarak büyük boyutlarda aştığı halde davalının davacıya özkaynak durumu bildirmediği, öz kaynak tamamlama isteminde bulunmadığı, davalının ... mevzuatına uymadan kullandırdığı krediden dolayı davacının aksi talimatına rağmen tek taraflı olarak ... hisselerini 27.07.2011-02.08.2011 tarihlerinde resen satarak takas mahsup yapmasının hakkın kötüye kullanılması olacağı” bildirilmiştir. Davalı bankanın dayandığı ...'nun Seri:V, ... Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç Alma ve Verme İşlemleri Hakkında Tebliği'nin 17. maddesinde “Müşteri sermaye piyasası araçlarının kredili alımı işleminde, başlangıç asgari %50 oranında özkaynak yatırmak zorundadır. Başlangıçta yatırılacak özkaynak, açılan kredi ile satın alınan menkul kıymetlerin cari piyasa değeri kadar nakit veya menkul kıymetin peşin olarak yatırılmasını ifade eder. Kredili sermaye piyasası aracı işlemlerinin devamı süresince özkaynak oranının asgari %35 olması zorunludur” hükmü, “Özkaynak tamamlama bildirimi” başlıklı 18. maddesinde ise “Aracı kurumlar müşterilerinin kredi hesabındaki özkaynak tutarını, Tebliğin 2 numaralı ekinde yer alan formata uygun olarak her iş günü itibarıyla hesaplamak ve raporlamak zorundadırlar. Sermaye piyasası araçlarının kredili alımı işlemi karşılığı yatırılan özkaynak tutarı, işleme konu kıymetlerin cari değerindeki değişmeler sonucunda gerekli özkaynak tutarının altına düştüğü takdirde, aracı kurumlar eksikliğin tespit edildiği gün itibarıyla, özkaynak oranını 17 inci maddede yer alan başlangıç özkaynak oranına tamamlayacak şekilde nakit ve/veya sermaye piyasası aracı yatırmak üzere müşteriye en seri haberleşme aracı ile yazılıolarak özkaynak tamamlama bildiriminde bulunurlar. Özkaynağın, tamamlama bildiriminin müşteriye yapıldığı tarihten itibaren iki iş gününü geçmeyecek şekilde sermaye piyasası araçlarının kredili alımı işlemi çerçeve sözleşmesinde belirlenen süre içerisinde tamamlanmaması halinde, aracı kurum ayrıca bir ihbarname göndermesine gerek kalmaksızın, kredili olarak alınan ve/veya özkaynak olarak verilen sermaye piyasası araçlarını satarak krediyi kapatma yetkisine sahiptir” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda davalı bankaca davacının hesabında özkaynak oranının kredi teminatını karşılamadığı tespit edilince davacıya 26.07.2011 tarihli e-posta gönderilerek hesabındaki öz kaynak oranının %50 olacak şekilde arttırılması aksi taktirde menkul kıymet kredi sözleşmesinin 10/4. maddesi hükümlerine istinaden satış yapılacağı ihtar edildiği halde davacı hesabında gerekli tamamlamayı yapmamış, bilgisi dahilinde olmayan işlemleri onaylamadığını bildirmiştir. Davacının kendisine yapılan bildirimden sonra hesabını tebliğde öngörülen özkaynak oranına tamamlaması halinde hesabındaki ... hisselerinin satılmayacağı açıktır. Davalı bankanın daha önce davacının hesabının özkaynak oranlarının %35'in altında bulunması ve davacıya kullandırılan kredi meblağlarının sözleşme ile belirlenmiş olan 500.000 TL'lik kredi limitini aşmasına rağmen davalı bankanın öz kaynak tamamlama isteminde bulunmayıp sonradan özkaynak oranının yasal orana tamamlanmasını istemesinin taraflar arasındaki sözleşme ve anılan yasal düzenleme karşısında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirelemeyecektir. Bu itibarla mahkemece davalı bankanın eyleminin taraflar arasındaki sözleşme ve yukarıda anılan ... mevzatı çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden" hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından hükmün onanması, davalı vekili tarafından ise hükmün kısmen bozulduğundan tüm hükmün bozulması gerektiği yönünde kararın düzeltilmesi talebinde bulunulması üzerine... Karar sayılı ilamı ile taraf vekillerinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce yargılama sonucunda usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Kısmen bozulan mahkeme kararı gerekçesinde " ... bilirkişiler tarafından düzenlenen tabloda ilk 350 adet alım satım işleminden ...’nci sıradaki işlemler hariç olmak üzere diğer tüm işlemlerde müşterinin limit fiyatlı emri ile yerine getirilen işlemin uyumlu olduğunun ve bunlarda bir usulsüzlük bulunmadığının görüldüğü, ...nci sıradaki üç işlemin müşteriden alınan limit fiyatlı emrin hilafına limit fiyatına uyulmaması sonucu davacının toplam 24.500,00 TL zarara uğramasına sebebiyet verildiği" belirtildiğinden bu yöne ilişkin de herhangi bir bozma yapılmadığından bu zararla ilgili verilen hüküm kesinleşmiştir.
24/10/2018 tarihli mahkememiz kararına göre de bozulan mahkeme kararı gerekçesinde belirtildiği gibi "...kredi ilişkisi ayrık olmak üzere 351-361 numaralardaki 11 adet toplam 100.000 lot ... hissesinin 27.07.2011-02.08.2011 tarihleri arasında toplam 553.453,82 TL bedelle satışının tamamında davacının emri ve talimatı olmadığı, hatta satılmaması yönünde istemi ve başvurusu bulunduğu, davacının talimatı ve satış emri olmaksızın yapılan ... hissesi satışıyla bağlı ve sorumlu tutulamayacağı, davacının satış tutarı olan 553.453,82 TL ile bu satış işlemleriyle ilgili alınmış kurtaj meblağı olan 55,27 TL olmak üzere toplam 553.509,09 TL tutarındaki kaybının istirdadını davalıdan isteyebileceği"nden, bu talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de bozma ilamında belirtilen davalı bankanın dayanağı ...'nun seri:..., Sermaye Piyasası araçlarının kredili alım, açığa satış ve ödünç alma ve verme işlemleri hakkındaki tebliğin 17.maddesinde belirtilen öz kaynağın tamamlama bildiriminin müşteriye yapıldığı tarihten itibaren 2 iş gününü geçmeyecek şekilde sermaye piyasası araçlarının kredili alımı işlemi çerçeve sözleşmesinde belirlenen süre içerisinde tamamlanmaması halinde, aracı kurum ayrıca bir ihbarname göndermesine gerek kalmaksızın kredili olarak alınan ve/veya öz kaynak olarak verilen sermaye piyasası araçlarını satarak krediyi kapatma yetkisine sahip olduğu hükmünü içerdiği, davacının kredi sözleşmesinin 10/4.maddesi hükümlerine istinaden satış yapılacağı ihtar edildiği halde davacı hesabında gerekli tamamlamayı yapmadığı, bilgisi dahilinde olmayan işlemleri onaylamadığı, davacının kendisine yapılan bildirimden sonra hesabını tebliğde öngörülen öz kaynak oranında tamamlaması halinde hesabındaki ... hisselerinin satılmayacağı, davalı bankanın daha önce davacının hesabının öz kaynak oranlarının %35'in altında bulunması ve davacıya kullandırılan kredi meblağlarının sözleşme ile belirlenmiş olan kredi limitini aşmasına rağmen davalı bankanın öz kaynak tamamlama isteminde bulunmayıp, sonradan öz kaynak oranının yasal orana tamamlanmasını istemesinin taraflar arasındaki sözleşme ve yasal düzenleme karşısında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendiremeyeceğinden davalı bankanın eyleminin taraflar arasındaki sözleşme ve belirlenen ... mevzuatına uygun olmakla davacının belirtilen açığa satış işlemi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararı talep edemeyeceği kanaatine varılmakla bu yöne ilişkin talebin reddine, limit fiyatlı emre uyulmaması nedeniyle 24.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, verilen bu kararın da davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Y... karar sayılı ilamıyla "...Davacı, davalı eylemlerinin sözleşmeye ve ... mevzuatına aykırılık taşıdığını ileri sürmüştür. Dairemizin yukarıda özetlenen bozma ilamında davalının özkaynak oranının yasal orana tamamlanması istemesinin hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği belirtildikten sonra davalı bankanın eyleminin sözleşme ve ... mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildiği ve mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde davalı eylemlerinin ne şekilde sözleşmelere ve ... mevzuatına uygun olduğu denetime elverişli olacak biçimde gerekçelendirilmemiştir. Bu bakımdan mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinden ek rapor ya da başka bir heyetten yeni bir rapor alınıp davalıya atfedilen eylemlerin taraflar arasındaki sözleşmelere ve ... mevzuatına uygun olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru..." olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı vekilinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine ... karar sayılı ilamıyla karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
Usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmasına karar verilmesinden sonra dosyanın 3 kişilik yeni bilirkişi heyetine tevdi ile iddia, savunma daha önceki bilirkişi raporları ve Yargıtay bozma ilamları tartışılarak rapor düzenlenmesi yönünde ara kararı kurulmuş, işletme yönetimi bankacı, menkul kıymetler ve borsa uzmanı bankacı, bankacı ve finans uzmanından oluşturulan bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilmiş, alınan 01/09/2022 tarihli raporda "...Davalı banka personelinin, sürekli ... mevzuatına ay.îrılık teşkil edecek şekilde, davacı tarafa tavsiyelerde bulunduğu, bu tavsiyeleri genelde üçüncü kişilerin ağzı ile yaptığı, mesleki özen ve dikkati sergilemediği görülmüştür. Önceki Bilirkişi Heyeti raporlarında detaylarıyla değinilen ve heyetimiz tarafından da tetkik edilen görüşmeler ve hesaplamalar neticesinde önceki bîlirkişi raporlarında hesaplanan zararların gerçekleştiği yani satış ve alış emirlerine uyulmadığından telefon görüşmesi yapılan ve yapılmayan satışlar incelendiğinde bilgi verilmeden, işlem gerçekleştikten ana ya da müşterinin talebi dışında davalının zararına olacak şekilde yapılan üç satış sonucu 24.500,00 TL zarar edildiği, davacı taraf onay alınmadan yapılan satıştan kaynaklı ... 50.000 lot satışlarından toplam 24.500,00 TL davacı tarafın itirazı olmasına ve ihtarname olmamasına rağmen RESEN satışı yapılan ... Hisse senetlerinden dolayı 553.453,82 TL ve bu hisse senetleri satışından elde edilen kurtaj tutarı 55,27 TL olmak üzere toplamda Davalı Banka tarafından Davacmarafın 578.009,09 TL'lik zarara uğrattığı görülmüştür. Y...iki bozma kararınıda da dava konusu işlemlerin ... Mevzuatı çerçevesinde incelenmesi gerekçesi ile almıştır.
Yukarıda yapılan; değerlendirme ve analizler ışığında ve nihai takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere; ... mevzuatı çerçevesinde, davalı banka personelini müşteriyi yönlendirmeye çalıştığı, tesadüfi olarak dini altında satışlar teklif ettiği tespit edildiğini, sürekli olarak mevzuata aykırı şekilde müşteriyi yönlendirmeye çalıştığı, tesadüfi olarak dinlenen ses kayıtlarında bir çok kez maliyetin altında satışların teklif edildiği, ... mevzuatı çerçevesinde; bilgiler verdiği, davalı banka personelinin mesleki özen ve dikkati göstermediği, aracı kurum analiz ve araştırma departmanının yayınladığı bülteni referans göstermeden kişisel yorum ve tavsiyelerde bulunduğu, kendisi dışındaki kişileri (aracı kurum personeli olduğu anlaşıldığı) referans göstererek müşteriye bilgiler verdiği tespit edildiği, davalı banka personelinin müşteri onayı olmadan toplam 24.500,00 TL tutarında 3 adet hisse senedi işlemi gerçekleştirdiği, davalı bankanın müşteriye %35 özkaynak yükümlülüğü yerine getirmesi için herhangi bir yazılı ihtarname ve ses kaydının yapılmadığı yalnızca mail yoluyla bilgilendirme yapıldığı ,müşterinin itirazının dikkate alınmadığının saptandığı, ... hisselerinde 100.000 lot ( 553.453,82 TL) karşılığı satış yapıldığının hesaplandığını, yer alan düzenlemeye göre Davalı Bankanın Tebliğin 17.maddesine göre özkaynak açığı bulunması halinde sermaye piyasası araçlarını satarak krediyi kapama yetkisine sahip olduğu, ayrıca bu hususun taraflar arasındaki sözleşme de yer aldığı, bu kapsamda her ne kadar Davalı Banka tarafından yürütülen aracılık hizmeti kusurlu ve mevzuata aykırı ise de teminat açığını gidermek amacıyla (Davacının rızası olmasa da , %35 özkaynak teminat açığının kapatmasının gerektiğini öğrendiği anlaşıldığından) Bankanın ... hisselerinin satışının ... mevzuatına uygun olduğu..." yönünde görüş bildirilmiş, bu rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra dosya aynı bilirkişilere tevdi edilmiş, alınan ek raporda yapmış oldukları değerlendirme görüşte bir değişiklik veya ekleme bulunmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
04/02/2015 tarihli kısmen bozulan ilk mahkeme kararında "... bilirkişiler tarafından düzenlenen tabloda ilk 350 adet alım satım işleminden 205, 349 ve 350’nci sıradaki işlemler hariç olmak üzere diğer tüm işlemlerde müşterinin limit fiyatlı emri ile yerine getirilen işlemin uyumlu olduğunun ve bunlarda bir usulsüzlük bulunmadığının görüldüğü, 205, 349 ve 350’nci sıradaki üç işlemin müşteriden alınan limit fiyatlı emrin hilafına limit fiyatına uyulmaması sonucu davacının toplam 24.500,00 TL zarara uğramasına sebebiyet verildiği" kabul olunarak bu yöne ilişkin davanın kabulüne karar verilmiş, ilk bozma kararında bu hususa ilişkin herhangi bir bozma yapılmamış, 24/10/2018 tarihli mahkeme kararında da bu husus belirtilerek bu zararla ilgili talep kabul olunmuş, ikinci bozma kararında da bu hususa ilişkin herhangi bir bozma yapılmamıştır. O halde ilk bilirkişi raporunda belirtilen bozma sonrası alınan rapor ve ek raporlarda da belirtilen 205, 349 ve 350. sıradaki üç işlemin müşteriden alınan limit fiyatlı emrin hilafına limit fiyatına uyulmaması sonucu davacının toplam 24.500,00 TL zarara uğramasına sebebiyet verildiğinden bu zararla ilgili davanın kabul edilmesi gerekir.
İkinci bozma kararında özetlenen bozma ilamında davalının özkaynak oranının yasal orana tamamlanması istenmesinin hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmeyeceği belirtildikten sonra davalı bankanın eyleminin sözleşme ve ... mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildiği ve mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde davalı eyleminin ne şekilde sözleşmelere ve ... mevzuatına uygun olduğu, denetime elverişli olacak biçimde gerçekleştirilmemiştir. Bu bakımdan mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinden ek rapor ya da başka bir heyetten yeni bir rapor alınıp davalıya atfedilen eylemin taraflar arasındaki sözleşmelere ve ... mevzuatına uygun olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinin belirtilmesi nedeniyle yeni bir bilirkişi heyetinden alınan raporda davalı banka tarafından yürütülen aracılık hizmetleri kusurlu ve mevzuata aykırıysa da teminat açığını gidermek amacıyla davalı bankanın ... hissesinin satışını yapmasının ... mevzuatına uygun olduğu belirtildiğinden davacının ... hissesinin satılmasından dolayı haksız olarak zarara uğradığı ve davalıdan tazmini gerektiği yönünde karar verilmesi mümkün değildir.
Toplanan delillere göre davacı, davalı bankanın menkul kıymetler alım-satım sözleşmesi ve mevzuata aykırı işlemler yapmasından dolayı zarara uğradığını, bu zararın tazmin edilmesini talep etmişse de ilk bozma öncesi alınan raporlarda davalı bankanın ... mevzuatına aykırı bir şekilde limit fiyatlı emre uymaması nedeniyle davalıyı zarara uğrattığından bu zarar miktarı olan 24.000,00 TL'yi dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan isteyebileceği, davalı banka tarafından diğer hisse satışıyla ilgili yürütülen aracılık hizmetleri kusurlu ve mevzuata aykırı ise de ... hisselerinin teminat açığını gidermek amacıyla satışının yapılması nedeniyle bu hisselerin satışının da mevzuata uygun olduğu kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.-Islah olunan davanın kısmen kabulüne,
24.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2.-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 1.673,60 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 9.848,50 TL'den mahsubu ile arta kalan 8.174,90 TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4.-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 76.191,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5.-Davacı tarafından yatırılan peşin harçtan mahsubuna karar verilen 1.673,60 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6.-Davacı tarafından yapılan 8.516,88 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 376,98 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7.-Davalı tarafından yapılan 2.250,00 TL bilirkişi giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 2.150,40 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8.-Tarafların temyiz giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
9.-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 15/02/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... ✎ e-imzalıdır Üye ... ✎ e-imzalıdır Üye ... ✎ e-imzalıdır Katip ... ✎ e-imzalıdır