3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/34301 E. , 2023/2823 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : Mahmut Ismaıl Sabah El Nazzal
Mohammed Shukrı Mahmood Mahmood,
...,
Othman Alaa Sattar Al-shajalee
nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli yağma
Hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf
başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
2.Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin
istinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından suça sürüklenen çocuk ... hakkında nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olup temyiz edilemez olduğu, suça sürüklenen çocuk ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme ve tüm sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme ve nitelikli yağma suçlarından verilen hükümlerin; 5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sakarya 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli ve 2020/70 Esas, 2022/152 sayılı Kararı ile; a-) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında; nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, nitelikli yağma suçundan 4 yıl 5 ay 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, Anayasa'yı ihlal suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, b-) Sanıklar ... ve ... hakkında; nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan kazanılmış hakları korunarak ayrı ayrı 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, nitelikli yağma suçundan kazanılmış hakları korunarak ayrı ayrı 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, Anayasa'yı ihlal suçundan ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, c-) Sanıklar ... ve ... hakkında; nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan ayrı ayrı 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, nitelikli yağma suçundan ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, Anayasa'yı ihlal suçundan ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 30.06.2022 tarihli ve 2022/1021 Esas, 2022/1184 sayılı Kararı ile tüm sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine; suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun suça sürüklenen çocuk ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan hükmolunan sonuç cezayı yaş küçüklüğü nedeniyle verilebilecek cezanın üst sınırından fazla olduğu gerekçesiyle 12 yıl hapis cezasına indirerek istinaf başvurusunun düzeltilerek, diğer suçlardan kurulan hükümler yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.08.2022 tarihli, temyiz isteminin reddi ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ...
müdafiinin temyiz sebepleri Özetle; suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın 85 bin kişilik meşhur ... listesinde yer almadığına ve gizli tanık Dora tarafından da suçlanmadığına, ortada sanığa isnat edilebilecek bir suç örgütünün bulunmadığına ilişkindir.
B. Sanık ...
müdafiinin temyiz sebepleri Özetle; suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, delillerin yetersiz olduğuna ve somut delil bulunmadığına, ortada bir suç örgütünün bulunmadığına ilişkindir.
C. Sanık ...
müdafiinin temyiz sebepleri Özetle; sanığın ... terör örgütünden kaçmak için Türkiye'ye sığındığına, cezalandırılmasına yetecek maddi ve somut delillerin bulunmadığına, sanığın bıçak kullandığına dair bir delil bulunmadığına ilişkindir.
D. Sanık ...
müdafinin temyiz sebepleri
Özetle; sanığın ... terör örgütünden kaçan birisi olduğuna, ... üyesi olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığına, sanığın kavgaya karışmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, dijital materyal inceleme raporunda suç unsuruna rastlanmadığına, darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı hususunun araştırılmadığına ilişkindir.
E. Suça Sürüklenen Çocuk ...
Müdafiinin temyiz sebepleri
Özetle; suça sürüklenen çocuğun öldürme kastı ile hareket etmediğine, yağma suçunun işlenmesinde fikir ve eylem birlikteliklerinin söz konusu olmadığına, suçun işlendiğine dair somut bir delil olmadığına, mağdurun telefonunun yere düştüğünü beyan ettiği ve telefonu yerden alan kişinin Othman olduğuna, suça sürüklenen çocuğun ... terör örgütü üyesi olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık ...'nın ...
silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin sanığın
Suça sürüklenen çocuk ve sanıkların fikir ve eylem birliğinde ve örgütün amacına yönelik hareket ederek iştirak halinde bıçakla ve sopa kullanmak suretiyle mağdur ... Waad'ı doktor raporunda görüleceği üzere öldürmeye teşebbüs ettikleri ve fotoğraflarının bulunduğunu düşündükleri mağdur ... Waad'a ait cep telefonunu örgütün amacına yönelik hareket ederek birden fazla kişiyle birlikte cebir kullanmak suretiyle zorla gece vakti silahla gasp ederek ele geçirdikleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-125 Esas, 2020/341 Karar ilamında belirtildiği üzere, yağma suçunda sahiplenme-mülk edinme- amacı gerekmese de suça sürüklenen çocuk ve sanıkların mağdurun telefonunu resim ve mesajlara bakarak ele geçirerek silmek için zorla alması faydalanma amacının olduğundan yağma suçunun oluştuğunun belirtildiği,
Sanık ...'nın ... silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin sanığın soruşturma aşamasındaki tevilli beyanı, sanık ... Shukri'nin müdafi huzurundaki ilk beyanı ve tanık Sukına Mustafa Rıdha'nın beyanı ile sabit olduğu, bu nedenle suça sürüklenen çocuk ve diğer sanıkların da mağdurun kendilerinin fotoğraflarını çekerek Irak hükümetine göndermesi hususunda söylemi üzerine, birlikte hareket ettikleri, ... silahlı terör örgütü üyesi olduğu anlaşılan sanık ...'nın eylemine iştirak ettikleri, suça sürüklenen çocuk ve sanıkların vehamet arz eden araç suçlara iştirak ettiklerinin anlaşıldığı,
TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı İhlal suçuna yönelik suça sürüklenen çocuk ve diğer sanıkların ayrıca ... silahlı terör örgütü üyesi olmalarının gerekmediği, ... silahlı terör örgütü üyesi olan sanık ...'nın örgüt üyesi olduğuna ilişkin delili ortadan kaldırmak amacıyla mağdurun telefonunu gasp ettiği ve öldürmeye teşebbüs ettiği fiiline suça sürüklenen çocuk ve diğer sanıkların iştirak ederek örgüt mensubu olan diğer sanık ...'nın eylem ve faaliyeti çerçevesinde hareke ettikleri ve araç suç olan vahim suç niteliğindeki suçu birlikte işledikleri bu nedenle suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafilerinin suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/4164 Esas 2015/5027 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onama yapılan Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/101 esas 2014/254 Karar sayılı dosyasında sanıklardan birinin PKK silahlı terör örgütü mensubunun babası diğerinde amcası olduğu, sanıkların PKK silahlı terör örgütünün dağ kadrosunda olan örgüt mensubu ile dağa giderek burada görüştükleri, sonrasında örgüt mensubunun sanıkların Siirt ...'deki evlerine geldiği ve sanıkların örgüt mensubunu evlerinin müştemilatında gizledikleri sonraki günlerde örgüt mensubunun Siirt ...'de bir komisere silahlı suikast düzenleyerek şehit ettiği ve olaydan sonra kaçtığı, sanıkların örgüt mensubunu yine gizledikleri, ardından operasyon ile başka yerde gizlenen örgüt mensubunun ölü olarak ele geçirildiği olayda yerel mahkemenin sanıklara öldürme fiiline yardım ve TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen Devletin Birliğini Bozma ve Ülke Bütünlüğünü Bozma suçundan verilen hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının Yargıtay tarafından onandığı dikkate alındığında; akrabası hatta oğlu dahi olsa örgüt mensubuna yardım etme eyleminin cezalandırıldığı ve örgütsel faaliyet olduğu anlaşılmıştır.
Böylece; suça sürüklenen çocuk ve sanıkların söz konusu eylemlerin iştirak halinde işledikleri anlaşıldığından eylemin işleniş biçimi ve ortaya çıkan sonucun vehamet arz etmesi nedeniyle suça sürüklenen çocuk ve sanıkların üzerlerine atılı Anayasayı İhlal, Bir Suçun Delillerini Ortadan Kaldırmak ya da Yakalanmamak Amacıyla Öldürmeye Teşebbüs ve Birden Fazla Kişi Tarafından Gece Vakti Suç Örgütüne Yarar Sağlamak Amacıyla Yağma suçunu iştirak halinde işledikleri anlaşılmakla; sanıkların eylemlerine uyan TCK 37/1 madde delaleti ile TCK'nın 82/1-h, TMK'nın 5/1,
TCK'nın 35/2, 53, 63, 58/9;
TCK'nın 37/1 inci madde delaleti ile TCK'nın 149/1-a-c-g-h, TMK'nın 5/1,
TCK'nın 168/3, 53, 63, 58/9;
TCK'nın 309/1, TMK'nın 5/1,
TCK'nın 53, 63, 58/9 uncu maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına,
Suça sürüklenen çocuk eylemine uyan TCK'nın 37/1 inci madde delaleti ile TCK'nın 82/1-h, TCK'nın 35/2, 31/3, 53, 63; TCK'nın 37/1 inci madde delaleti ile TCK'nın 149/1-a-c-g-h, 31/3, TCK'nın 168/3, 53, 63; TCK'nın 309/1, 31/3, TCK'nın 53, 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Özellikle sanık ... Ala Sattar soruşturmada müdafi huzurundaki beyanında özetle; Kusay'ın kendisine kavga nedeninin kız mesele olmadığını, aksine mağdur ... Waad'ın fotoğraflarını ... üyesi olduklarından dolayı çektiğini, bu nedenle kavganın çıktığını söylediğini, Kusay'ın mağdurun göğsüne bıçakla vurduğunu, sonra suça sürüklenen çocuk ... İsmail'in elindeki bıçakla mağdurun sırtına vurduğunu, sanık ... Shukri'nin mağdura kafa attığını, sanık ...'ın mağdura sopa ile vurduğunu, kendisinin ise elinde ağzı kapalı olan bıçakla mağdurun koluna vurduğunu, bıçağın ağzını açmadığını ifade ettiği, sanık ...'da soruşturmada müdafi huzurundaki ilk beyanlarında; Othman'ın kavga edeceği şahsın ...'lı olduğunu, Irak'a dönmek için Irak'a şirin görünmek için Türkiye'de bulunan ...'lıların fotoğraflarını Irak'a gönderdiğini, kendisinin ... giyimli elbiselerle çekilmiş fotoğraflarının olduğunu, ancak ...'ın elinden kurtulmak için kendini ...'lı göstermek için bunları çektiğini ifade ederek tevilli ikrarda bulunduğu, sanık ... Shukri'nin müdafi huzurundaki ilk beyanlarında; dayısının oğlu sanık ...'ın ...'a katıldığını ve kavga yerine gittiğini, sanık ...'nın ... kamuflajı ile gezdiğini, Othman'ın mağdur ... Waad'ın ...'lıların fotoğraflarını çektiğini, bu nedenle kavga edeceğini söylediğini, suça sürüklenen çocuk ... İsmail'in mağdur için "bu gavat ...'lıların fotoğraflarını Irak'a nasıl gönderir" dediğini ifade ettiği, böylece sanık ...'ın ... üyesi olduğunun anlaşıldığı, suça sürüklenen çocuk ... İsmail'de müdafi huzurundaki ilk ifadelerinde özetle; abisinin ...'lı olduğunu ve ...'ın çatışma videolarının abisinin kendisine yolladığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu beyanlar dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk ve sanıkların mağduru bıçaklama nedeninin kız meselesi olmadığı, mağdurun suça sürüklenen çocuk ve sanıkların ...'lı olmaları nedeniyle fotoğraflarını çekilmesi olduğu, sanık ...'nın amcası tanık Sukına Mustafa Rıdha'nın ve soruşturma aşamasında müdafi huzurundaki tevilli beyanına göre; ... giysileri ile fotoğraflarının olması, yine ... Shukri'nin ilk ifadelerine göre; sanık ...'ın örgüte katıldığını ifade ettiği dikkate alındığında; tanık beyanlarının birbirlerini doğruladığı, dijital materyal inceleme raporlarının tanık beyanlarını doğruladığı ve olay görüntü tutanaklarına göre suça sürüklenen çocuk ve sanıkların olay mahallinden kaçarken görüntü verdikleri dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk ve sanıkların söz konusu eylemi ... silahlı terör örgütü üyesi olduklarına ilişkin hususunu gizlemek ve suç delillerini ortadan kaldırmak için işledikleri, mağdurun cep telefonunu gasp ettikleri, dikkate alındığında eylemin ... silahlı terör örgütünün örgütsel bir eylemi olduğu ve vahim nitelikteki bu eylemlerin TCK'nın 309 uncu madde de düzenlenen "Anayasayı İhlal suçunu" oluşturduğu, bu suçun oluşması için sanıkların örgütün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olmaları gerekmediği, ancak yine de sanık ...'ın ... üyesi olduğunun sanığın müdafi huzurundaki ilk ifadesi, tanık beyanı ve dosyası ayrılan ... Shukri'nin beyanlarından sabit olduğunun anlaşıldığı, suçun oluşması için işlenen fiilin örgütün faaliyeti kapsamında olmasının yeterli olduğu ve mağdurun da ülkemiz vatandaşı, polisi veya askeri olmasının şart olmadığı, eylemin ülkemizin kanunlarını ve kamu düzenini ihlale yönelik vahim nitelikle eylem olmasının yeterli olduğu, nitekim somut olayımızda bu şartların oluştuğu mahkememizce kabul edilmiş ve sanıkların olayın sıcağı sıcağına soruşturma aşamasında müdafi huzurundaki beyanları hükme esas alınmış böylece sanıkların mahkeme aşamasında kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
Suça sürüklenen çocuk ve sanıklar hakkında kurulan hükümde temel ceza belirlenirken mağdura karşı olan eylemde birden fazla ağırlaştırıcı sebep ve sanıkların eylem ve kasıt yoğunlukları gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmış, suça sürüklenen çocuk ve sanıkların teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2007/9621 E., 2012/4154 K., 2009/859 E., 2012/8471 sayılı Kararında da vurgulandığı üzere hırsızlığı icra etmek veya tamamlamak veya malı kaçırmak ya da cezadan kurtarmak maksadıyla hırsızlık esnasında veya akabinde cebir veya tehdide başvuran failin eylemi yağmaya dönüşmekte ve kendisi de bir yağmacı gibi cezalandırılmaktadır. Yağmaya dönüşen hırsızlık bir başka suçun nitelikli veya özel şekli değildir. Suç üstü rastlanan “hırsızlık esnasında veya akabinde” yağmaya eşit ceza verme bakımından suçun özel koşulunu oluşturur. Bu suç kendine özgü bir yapı içerip yağmanın tipe uygun eylem unsurunu oluşturan cebir/tehdit ve alma, burada farklı bir zamansal sınırlama içerisinde birleşmektedir. Failin bir şeyi alacağı anda fark edilip, kaçmak istediği sırada yakalamaya çalışan mağdura zor kullanması da hırsızlık suçunu yağma suçuna dönüştürmektedir.
Mağdurun bıçakla yaralanmak suretiyle parasının ve telefonun alınmış olması karşısında yağma suçunda aranılan cebir unsurunun gerçekleştiği açıktır. Kovuşturma aşamasında mağdurun parasının iade edilmemekle birlikte sanıkların yakınları tarafından telefonunun iade edilmesi ve mağdurun Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/170 Esas, 2019/331 Karar sayılı dosyasındaki açık beyanında sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza göstermesi sebebi ile suça sürüklenen çocuk ve sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmıştır.
Değer azlığı:Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2008/6-15 E., 2008/59 K., 2008/6-44 E., 2008/43 K., Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2010/6194 E., 2012/3964 K. ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/24932 E., 2013/693 K., 2012/25424 E., 2015/11896 K., sayılı kararlarında hükmedildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 150 inci maddesinin 2 nci fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramı, 765 sayılı TCK’nın 522 nci maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmamakta olup; “değerin azlığı” suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda uygulanabilir. Maddenin uygulanmasındaki en önemli ölçüt, değer ölçüsü olup, ölçüye konu edilmesi gereken değer ise, fiilen gasp edilen olmayıp, eylem kastına dahil edilen değerdir. Bu değerin ise “indirim yapılmasını” haklı saydıracak düzeyde az olması gerekmektedir. Suça sürüklenen çocuk ve sanıkların eyleminde yukarıda bahsedilen şartlar oluşmadığından yani sanıkların bir ihtiyacı söz konusu olmadığı gibi yağma fiilini özgülediği değerlerin miktarı da az olmadığından yukarıda belirtilen maddenin uygulanması mümkün görülmemiştir.
Öldürmeye teşebbüs: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2016 ... ve 2015/1-1103 E., 2016/441 K., 2001/1-419 E., 2002/161 K., 08.07.2003 ... ve 2003/196 E., 2003/212 K. 30.09.2003 ... ve 2003/226 E., 2003/229 K., 08.07.2008 ... ve 2008/88 .,E 2008/184 K., 31.03.2009 ... 2009/248 E., 2009/82 K. ve 18.02.2014 ... 2014/325 E., 2014/73 K. sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesi sırasında; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânının olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmaktadır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. Davaya konu olan olayda mağdurdaki yaralanma TCK'nın 86/1 inci maddesini aşan bir yaralanma olduğundan aynı Kanunun 149/2 nci maddesi gereğince sanıklar yaralama eyleminden de sorumludurlar.
Olayda kullanılan kesici aletlerin öldürme suçu için elverişli olması mağdurun sırt bölgesinden 11 kere bıçaklanması ve hareketli kavga olmasına ek olarak mağdurun toraks bölgesinden toraksa nafiz şekilde yaralanıp hayati tehlike geçirmesi ve ancak olayın şehir merkezinde olup mağdurun derhal hastaneye kaldırılması üzerine erken tıbbi müdahale sonucunda akciğerleri gelişen hava kaçağının tedaviye bağlanması suretiyle hayatta kalmış olması karşısında sanıkların eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan kasıtlarının öldürmek olduğu düşünülmüştür. Zira Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre failin mağdurun öldüğünü düşünerek eylemini devam ettirmemesi halinde de öldürmeye teşebbüs hükümleri uygulanmalıdır. Bundan dolayı mağdurun sırtındaki her bir yaranın mahiyeti hakkında ayrıca rapor alınmasına gerek duyulmamıştır. Zira toraksa nafiz olan yara tek başına öldürmeye teşebbüs suçunun delili olarak kabul edilmiştir. İştirak durumu: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2009/1-194 E., 2009/235 sayılı Kararında da hükmedildiği üzere kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Çünkü, suç kastının mutlaka belli bir aşamada oluşması gerekmediği gibi, iştirak iradesinin de suç tamamlanıncaya kadar her aşamada oluşması olanaklıdır.
Suça sürüklenen çocuk ve sanıkların olayın öncesinden beri birlikte hareket edip olay yerine suç aletlerini beraber alarak gittikleri, mağdura birlikte saldırıp, birlikte savunmadan yoksun bırakıp, daha sonra da birlikte olay yerinden uzaklaştıkları dikkate alındığında sanıkların fikir ve eylem birliği halinde hareket ettiklerinin kabul edilmesi gerekmiştir.
Sanıklar ... ve ... hakkında Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin Yargıtay bozma ilamından öncesi esası olan 2019/170 Esas, 2019/331 Karar (yeni esas 2021/432 Esas, 2022/37 Karar) sayılı dosyasında yapılan yargılamada sanıkların mağdura karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden neticeten 11 Yıl, 8 Ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, nitelikli yağma suçu yönünden ise; neticeten 6 yıl, 8 ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği, karara karşı sadece sanıklar tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, bu suçlar yönünden sanıklar aleyhine istinaf ve temyiz yoluna başvurulmadığı, bu nedenle ceza yönünden sanıkların kazanılmış hakkı olduğu anlaşıldığından mahkememizce kazanılmış hakları korunarak karar verilmiş, hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Suça sürüklenen çocuk ... hakkında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan tayin olunan netice ceza 16 yıl 8 ay hapis cezasından yaş küçüklüğü nedeniyle TCK’nın 31/3- son cümlesi uyarınca verilebilecek cezanın üst sınırı olan "12 yıl hapis cezası" yerine “16 yıl 8 ay hapis” cezasına hükmolunarak suça sürüklenen çocuğa fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunarak hükmün, II- C 5 inci fıkrasından sonra gelmek üzere "TCK’nın 31/3-son cümlesi uyarınca netice olarak 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibarelerinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince kurulan diğer hükümlere ilişkin kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk ...
Hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hüküm yönünden
Suça sürüklenen çocuğun nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından yapılan istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Tüm Sanıklar Hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme ve nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından kurulan hükümler yönünden
İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca neticeten "16 yıl 8 ay hapis" olarak belirlenmesinin Kanuna uygun olduğu gözetilmeksizin anılan hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından uygulama yeri olmayan 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca verilebilecek cezanın üst sınırının "12 yıl" olduğu gerekçesiyle netice cezanın "12 yıl hapis" olarak eksik belirlenmesi aleyhe temyiz olmadığından ve suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz aşamasında etkin pişmanlıktan faydalanmak için sunmuş olduğu dilekçesi, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanamayacağından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, tanık beyanlarından, sanıkların müdafileri ile verdiği hazırlık ifadelerinden, dijital materyal inceleme raporlarından ve tüm dosya kapsamından ... silahlı terör örgütü üyesi olduğu anlaşılan sanık ...'nın gerçekleştirdiği nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve nitelikli yağma suçlarına diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun da iştirak ettikleri, vahim eylem statüsünde olan bu suçlara ilişkin sübutun; mağdur beyanı, olayların gerçekleşme şekli, doktor raporları, suça sürüklenen çocuk ve sanıkların tevilli ikrarlarıyla anlaşılıp savunmaların aksinin ispatlandığı, suça sürüklenen çocuk ve sanıkların ... silahlı terör örgütünün Anayasayı ihlal etme amacına yönelik vehamet arz eden eylemleri gerçekleştirdikleri, verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılarak verilen hükümler hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Suça Sürüklenen Çocuk ...
hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hüküm yönünden
Suça sürüklenen çocuğun nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından yapılan istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin REDDİNE,
B. Tüm Sanıklar Hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme ve nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ve Suça Sürüklenen Çocuk ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından kurulan hükümler yönünden
Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinin 30.06.2022 tarihli ve 2022/1021 Esas, 2022/1184 Karar sayılı kararında tüm sanıklar müdafileri ve suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 4.Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi. ... ... ... ... ...