8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/8568 E. , 2023/3388 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen dosyada davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahiller ve davacılar tarafından duruşma istemli, davalı ... tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; davanın niteliğine göre duruşma isteminin reddine karar verilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kullanım kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 979 parsel ... 36.741,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, "...’ın işgalinde" olduğu şerhi verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edildikten sonra, kadastro tespitine yapılan itiraz üzerine, taşınmazın A harfli 2.117,00 metrekarenin İdris Kalafa ve ...'nın müştereken işgalinde olduğu, B harfli 1.872,00 metrekarenin ..., ... ...'ın müştereken işgalinde olduğu, C harfli 1.993,00 metrekarenin ..., ... ...'in müştereken işgalinde olduğu, D harfli 30.978,00 metrekarenin ise ...'ın işgalinde olduğu hükmen şerh verilmiş, bilahare 2010 yılında yapılan ifraz üzerine 160 ada 28, 29, 30 ve 31 parsel ... taşınmazlar oluşmuş, bunlardan 160 ada 31 parselin 19.03.2018 tarihli imar uygulaması ile ifrazı sonucu dava konusu 208 ada 1 ve 2 parsel ... sırasıyla 18.458,64 ve 4.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar oluşmuş ve 208 ada 1 parsel ... taşınmaz arsa vasfıyla Hazine adına tescil edilmiş, 208 ada 2 parsel ... taşınmazın Hazine üzerinde kalan 2202073/4500000 hissesi ... Kızılçardak ve müşterekleri tarafından satın alınmıştır.
2.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; çekişmeli 979 parsel ... taşınmazın kullanıcısının davalı ile birlikte müvekkili olan davacının olduğunu ileri sürerek, davacı adına da kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
3.Birleşen dosyada davacı ... ... dava dilekçesinde; çekişmeli 979 parsel ... taşınmazın kullanıcısının murisleri ... ... olduğunu ileri sürerek, ... ... mirasçıları adına kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
4.Asli müdahiller ... ve ... vekili müdahale dilekçesinde; çekişmeli 979 parsel ... taşınmazın kullanıcısının vekil edenleri olan müdahillerin murisleri ... ... olduğunu ileri sürerek, ... ... mirasçıları adına kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
5.Asli müdahil ... vekili müdahil dilekçesinde; davacılardan ...'in, dava konusu 979 parselde kendisine isabet eden hissesiyle ilgili tüm dava ve diğer tüm haklarını 02.06.2011 ve 07.08.2012 tarihli temliknameler gereğince müvekkili olan asli müdahile devrettiğini, davacı ...'in işbu dava konusu taşınmazla ilgili bir hakkının kalmadığını, davacının taşınmazın hissedar olarak zilyedi olduğunu ileri sürerek, adına kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
6.Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili dilekçesinde; çekişmeli 979 parsel ... taşınmazın kullanıcısının vekil edenlerinin murisleri ... ... olduğunu ileri sürerek, ... ... mirasçıları adına kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
7.Tereke temsilcisi dilekçesinde; terekenin iştirak halinde kullanıldığını ileri sürerek, çekişmeli 160 ada 31 parsel ... taşınmazda ... ... mirasçıları adına kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir. II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; asıl dosyada, 979 parselin tapu kaydının kime ait olduğunun anlaşılamadığını, Hazineye ait ise işgalcilerin beyanlar hanesinde gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kadastro tespiti kesinleşmiş ise, tespite tekaddüm eden davaların hak düşürücü süreye bağlı olduğundan zamanaşımı itirazında bulunduklarını, harca esas değerin tespit edilmesi gerektiğini; birleşen dosyada, taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, taşınmazın ...
1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/616 Esas, 1999/909 Karar ... ilamı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın 28.03.2000 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; asıl dosyada, davanın süresinde açılmadığını, husumet ve görev itirazının olduğunu, yapılan kadastro çalışmalarına süresinde itiraz edilmediğini, yapılan işlemlerin kesinleştiğini; birleşen dosyada, davacının, mirasçı sıfatıyla tek başına dava açamayacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı ... vekili dilekçesinde; davacıların çekişmeli taşınmazın 2000 m² lik kısmını 31.05.1996 tarihinde eski zilyetleri ... ...'ın torunları olan ..., ... ..., ... ... ve ... ...'ndan şahitler huzurunda satış senedi ile devraldıklarını, bu kısma ilişkin şagil olarak kendi adlarına tespit yapılması gerektiğinden bahisle davayı açtıklarını, davacının dava konusu yerdeki miras yoluyla intikal ettiğini iddia ettiği 2500 m² lik kısmını mevcut satış senedi ile üçüncü şahıslara (Hamza ... ve Celal Yazıcı) bedeli karşılığında devrettiğini, davacının bu durumda herhangi bir hakkının kalmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2005 tarih ve 2003/686 Esas, 2005/277 Karar ... kararı ile, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı
1.... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... ... tarafından temyiz edilmiştir.
2.Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan ) 20. Hukuk Dairesinin 10.10.2006 tarih ve 2006/13995 Esas, 2006/13209 Karar ... ilamıyla; "çekişmeli 979 ... parsel hakkında Nebahat Tomruk tarafından aynı iddia ile açılan ve halen derdest olan bir davanın bulunduğunun anlaşıldığı, aynı taşınmaz hakkında aynı iddia ile birden fazla davanın açılması durumunda davalardan birisi hakkında verilecek kararın digerinin esasını etkilemesi kaçınılmaz olacağından ve birbiriyle çelişkili kararlar verilmemesi yönünden H.Y.U.Y.'nın 45. maddesi gereğince birleştirilerek görülmesi " gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamına uyularak, dosyaların birleştirilmiş ve yeniden yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "muris ... ...'ın 08/02/1968 yılında vefat ettiği, dava konusu kök parsel olan 979 parselin 6831 ... kanun gereği 15/06/1988 yılında orman sınırları dışına çıkarıldığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, murisin vefat ettikten sonra zilyetliğinin söz konusu olamayacağı, vefat ettiği tarih itibariyle taşınmazın orman vasfında olduğu, orman vasfına haiz taşınmazların zilyetliğinden söz edilemeyeceği ve suç teşkil ettiği" gerekçesiyle asıl dosyada davacı ve asli müdahillerinin, birleşen dosyada davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, asli müdahil ...
vekili, tereke temsilcisi, davalı ... vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; muris ... ...'ın 1968 yılında ölmüş olmasının, bu taşınmazın mirasçılar tarafından zilyet olarak kullanılmadığı anlamı taşımadığını, mahallinde yapılan tüm keşifler ve bu keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişiler, tanıklar, iş bu taşınmazın kök muristen geldiğini, ...'in bu taşınmazdan kaynaklı tüm şahsi zilyetlik haklarının tamamını temlik alan kişi olarak müdahale talebinde bulunup temlik alan ...'e devir ve temlik ettiğini kabul ve beyan ettiklerini, buna göre davanın kabul edilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Tereke temsilcisi temyiz dilekçesinde; taşınmazın öncesinde muris ... ...'ın kullanımında olduğu, ölümünden sonra da mirasçılarına kaldığını ve mirasının taksim edilmediğini, dosyada dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının da bu yönde olduğunu, tüm mirasçıların iştirak halinde malik olduklarını, davalının tek başına zilyetliği üçüncü kişilere devredemeyeceğini, mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece ... ... mirasçıları tarafından açılan davanın reddi sonuç olarak doğru olmakla birlikte satın alma iddiası ile müdahale talebinde bulunan asli müdahiller ..., ... ve ...'un davalarının işbu davadan tefrikine eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, yerel mahkemece verilen kararı bu yönden temyiz ettiklerini, müdahillerin hiç bir zaman taşınmaza zilyet olmadıklarını, müdahillerin davalarının reddine karar verilmesi gerekirken tefrik kararı verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
4.Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin murisin vefatı ile tüm zilyetlik ilişkisi bitmiş gibi, mirasçıların yıllardır devam eden kullanımını dikkate almadığını, dosyaya sunulan ecrimisil ihbarnamelerinin müvekkillerinin zilyetliğini kanıtladığını, davalı ... aleyhine açılan ve eldeki dosyaya numaraları ibraz edilen kullanım kadastrosuna itiraz dava dosyalarında verilen kararlar ile de taşınmazın davalı ...'ın işgalinde olduğuna yönelik şerhin iptal edilerek zilyetleri adına şerh verildiğini, anılan davaların da kendi iddialarını doğruladığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre dava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun ) 2/B maddesi,
3.Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ... vekili, tereke temsilcisi, davalı ... vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60'ar TL'nin temyiz eden davacılar ve asli müdahiller ile davalıdan ayrı ayrı alınmasına,
1086... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.