Esas No
E. 2020/1682
Karar No
K. 2023/1108
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1682

KARAR NO: 2023/1108

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/01/2020

NUMARASI: 2019/387 Esas - 2020/44 Karar

DAVA: Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/10/2023

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... A.Ş. vekili verdiği dava dilekçesinde, davalı ...'nın şirketlerine ait çağrı merkezinde müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, sözleşmesini haksız olarak feshettiğini ve iş yerine gelmeyerek işten ayrıldığını, 15.03.2019 tarihinde davalının kendi posta adresinden şirket yönetici ve çalışanlarına posta gönderdiğini, bu posta da şirketi karaladığını, itibarını zedelediğini, küçük düşürücü sözlerde bulunduğunu, şirketle ilgili asılsız iddialarda bulunduğunu ve "Gelişmeleri bilmek isteyen sosyal medyadan beni takip edebilir" diyerek benzer davranışları sürdüreceğini açıkça ifade ettiğini, bu nedenle davalının bu tür eylemlerinin her türlü sosyal medyada durdurulması için haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde, yazılan postanın eleştiri niteliğinde olduğunu, davacı şirketin müşterilerine, kamuoyuna ya da tüketicilere gönderilmediğini, şirket çalışanları olarak bilinen kapalı bir guruba gönderildiğini, bu nedenle de haksız rekabetin koşullarının oluşmadığını, davacı şirketi karalamadığını, iş sözleşmesinin sona erme sürecini anlattığını, bu nedenlerle de davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davalı davaya konu postada "...koskoca ... bir çalışanının haklarını ödemekten imtina edecek bir kurum değil, hiç öyle olmadığını da biliyorum. Konu iki yöneticinin yaptıkları hatanın arkasında durma çabaları sonucu ortaya çıkan çirkin tablo. Yalnız bu iki yönetici resmi olarak Matriksi temsil ettiklerini unutuyorlar sanırım. Şuanda ... benden 10.000,00 TL tazminat istiyor resmi olarak, düşünebiliyor musunuz? ... ismini düşürdükleri durumu?" ifadelerine yer verdiği ve bu ifadelerde davacı şirketi karalamaya yönelik bir ifade bulunmadığı tam tersine davacı şirketin tanınmış ismine yakışmayacak davranışlarda bulunan iki yöneticisine yönelik eleştiri getirildiği görüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla eleştirinin hedefinin davacı şirket değil davacı şirketin yöneticileri olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu eleştirilerin davacı şirket yöneticilerini hedef almasının da haksız rekabet oluşturması için eleştirilerin davacı şirketin rakip şirketler karşısında kendisini zayıflatacak ve müşteri kitlesinin kaybına neden olacak sonuçlar doğurması gerekmektedir ki davacı taraf şirket yöneticilerine yönelik dava konusu postada ki eleştirilerin bu tür sonuçları olduğunu kanıtlayacak bir delili dosyaya sunabilmiş değildir. Bu nedenle postada yer alan bu ifadeler nedeniyle de haksız rekabet kurallarının ihlali söz konusu değildir. Davaya konu postanın hedef kitlesi davacı şirketin çalışanları ve yöneticileridir. Bu nedenle postanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55/I-b-2 ve 3 bendine göre postanın haksız rekabet eylemi kapsamında olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55/I-b-2 ve 3'e göre; "2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek," başlıca haksız rekabet halleri olarak kabul edilmiştir. Davaya konu postada davalının şirket çalışanlarının ya da şirket yöneticilerinin işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltmeye ve bu durumdan yarar sağlamaya yönelik ifadeler bulunmamaktadır. Aynı şekilde davacı şirketin üretim ya da iş sırlarının ifşa edildiğini gösterir bir ifade de bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının gönderdiği postanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55/I-b-2 ve 3'e göre; haksız rekabet kapsamında değerlendirilmesi de hukuken mümkün değildir.

Davacı vekili ön inceleme duruşmasında dava açıldıktan sonra davalı tarafın facebook hesabından yaptığı paylaşımları davanın açılmasından sonra gerçekleşmiş olmasını gerekçe göstererek dosyaya delil olarak sunmuştur. İncelenen facebook paylaşımlarında da 6102 sayılı TTK m. 55 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan haksız rekabet hükümlerini ihlal eden bir durum bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu gerekçelerle davanın reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının dürüstlük kuralına aykırı davranışları hakkında mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, haksız rekabet kapsamı dar ve eksik yorumlanarak karara varıldığını, davalının iş akdini haksız feshinden sonra da müvekkil şirkete zarar verici eylemlerine devam etmesini, sadakat borcuna aykırı olduğunu, bu husus, mahkeme kararında herhangi bir şekilde dikkate alınmadığını, davalının müvekkil şirketin itibarını zedeleyici sosyal medya paylaşımları dikkate alınmadığını, mahkemece 2020/44 karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasını’ ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda ‘davanın kabulüne’ karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalının davacı şirket yönetici ve çalışanlarına gönderdiği e-postanın haksız rekabet teşkil ettiği iddiasına dayalı açılan haksız rekabetin önlenmesi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının eleştiri sınırlarını aşıp aşmadığı, haksız rekabet nitelikte eylemi bulunup bulunmadığı noktasındadır.

İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde, davalının şirketlerine ait çağrı merkezinde müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, sözleşmesini haksız olarak feshettiğini ve iş yerine gelmeyerek işten ayrıldığını, 15.03.2019 tarihinde davalının kendi e-posta adresinden şirket yönetici ve çalışanlarına posta gönderdiğini, bu e-posta da şirketi karaladığını, itibarını zedelediğini beyan ederek haksız rekabetin önlenmesi talebinde bulunmuştur. Davalı ise e- postanın eleştiri niteliğinde olduğunu, davacı şirketin müşterilerine, kamuoyuna ya da tüketicilere gönderilmediğini savunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54/2. maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu düzenlenmiştir. Aynı kanunun 55. maddesinde; haksız rekabet hâllerinin başlıcaları sayılmakla birlikte davacı şirketin dava dilekçesi ekinde sunduğu ve dayandığı davalı tarafın da kabulündeki e-postada davalının iş hayatında yaşadığı sorunları dile getirdiği, davacı şirkete karşı haksız rekabet teşkil edecek nitelikte söylem ve eylemlerde bulunmadığı görülmüştür. Yine davalının bu e postayı davacı şirket çalışanlarına gönderdiği, davacı şirketin müşteri çevresi ve tüketicileri hedef alan paylaşımda bulunmadığı da anlaşılmıştır.

Davalı tarafça davaya konu e-postada kullanılan sözlerin eleştiri mahiyetinde olduğu, haksız rekabet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilmiş, ilk derece mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b)-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/10/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog