7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2014/6628 E. , 2014/12349 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Samsun 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 20/02/2014
Numarası : 2013/46-2014/40
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Davacı iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini belirterek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Bakanlık davacının kendi işçileri olmayıp taşeron şirket işçsi olduğunu belirterek davanın husumet yönünden reddini, diğer davalı şirket ise davacının rahatsızlığı nedeniyle çocuk gurubu ile çalışmasının uygun olmayacağının bildirildiğini ve Kurumun eleman değişikliği talebi üzerine davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece feshin yazılı yapılmamış oluşu ve raporunda ve Bakanlık yazısında davacının başka yerde değerlendirilmesi gerektiği halde bunun yapılmayarak yerine eleman alınıp davacının işten çıkartıldığı, işverenin fesih sebebiyle bağlı olup savunmalarına da itibar edilemeyeceği gerekçesi ile feshin geçersizliğine karar verilmiş ancak davacının yargılama sırasında ölmesi nedeniyle fiili ve hukuki imkansızlık sebebi ile işe iade ve işe başlatmama ve boşta geçen süre ücretinin konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraf teşkilininin sağlanıp sağlanmadığı ve davacının yargılama sırasında ölümü nedeniyle feshin geçersizliğine bağlı olup ölüm nedeniyle işçilik alacağına dönüşen davada davacının hangi alacaklarına hükmedilmesi gerektiği konusunda ihtilaf bulunmaktadır.
TMK.nun 28.maddesinde gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ve buna bağlı olarakta taraf ehliyetinin sona ereceği bildirilmiştir. Vekalet ilişkisi ölüm ile son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı ve onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçılarıda ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilir. Mirasçıları ilgilendiren davalar, ölen tarafın mirasçılarına geçen alacakları; hakları ve mallarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Davalı ölürse davayı davalının mirasçılarının hepsine karşı birlikte devam ettirilir.
HMK.nun 55. Maddesinde taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunda belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceği, bununla beraber hakimin, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebileceği bildirilmiştir. TMK.nun 605. maddesinin birinci paragrafı gereğince yasal ve atanmış mirasçıların mirası TMK.nun 606. maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilecekleri, bu üç aylık sürecin hak düşürücü süre olduğu, bu sürenin miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihte başlayacağı, atanmış mirasçıların miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlayacağı bidirilmiştir.
Somut olayda 30.01.2013 tarihinde dava açılmış ve dava devam ederken 05.10.2013 tarihinde davacının öldüğü sunulan nüfus kayıt örneğinden anlaşılmıştır. 19.02.2014 tarihinde davacının eşi Levent Gürdal davayı takip etme isteğini vekili aracılığıyla Mahkemeye bildirmiştir. Bunun üzerine Mahkemece davacının başka mirasçısı olup olmadığı ve davacıya olur verip vermedikleri de araştırılmaksızın 20.02.2014 tarihinde karar verilmiştir.
Yapılacak iş, duruşma gün ve saatini ölen davacının yasal mirasçılarına tebliğ etmek davayı hep birlikte takip etmeleri veya davayı takip edecek mirasçının diğerlerinin olurlarını alması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın takip edilmesi halinde yargılamaya devam edilerek davayı sonuçlandırmaktır.
Mahkemece, davacının eşinin tek yasal mirasçı olup olmadığı araştırılmaksızın davacının ölümü ile davanın takibinin işçilik alacakları yönünden mirasçıları açısından gerekli olduğu gözardı edilerek davacının eşinin davayı takip ettiği belirtilerek davanın sonuçlandırılmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabul şekli bakımından da 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesini de hüküm altına alınması gerekir. Bu süre üst sınır olup, aynı maddenin son fıkrası uyarınca sözleşme ile değiştirilemez, aksi hükümler geçersizdir. Yasa koyucu yargılama süresini dikkate alarak bu düzenlemeyi yapmıştır. Yargılama süreci 4 aylık sürenin altında kaldığında, kısaca fesih ile işe iade kararı sonrası başvuru arasında boşta geçen süre 4 aydan az olduğu takdirde, başvuru tarihine kadar ki ücret ve diğer haklar hüküm altına alınacaktır. Ancak yargılama süreci 4 aydan fazla sürdüğünde, yasanın amir hükmü gereği boşta geçen süre için 4 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesi gerekecektir.
Diğer taraftan, boşta geçen süre için 4 aya kadar ücret ve diğer haklara hak kazanmak için, kesinleşen feshin geçersizliği kararını alan işçinin işe başvurması gerekir. Başvurmayan işçi açısından 21. maddedeki düzenleme gereği önceki fesih geçerli hale geleceğinden boşta geçen süre ücretini talep etme hakkı doğmayacaktır. Bu anlamda işe iade için başvuran, ancak işverenin işe davetine rağmen işe başlamayan işçinin de, Dairemiz uygulaması gereği boşta geçen süre ücretine hak kazanamayacağı da açıktır.
Ölüm iş ilişkisini sona erdiren nedenlerden biridir. İş sözleşmesi feshedilen ve bu fesih nedeni ile işe iade davası açan işçinin, yargılama sırasında ölmesi halinde, feshin geçerli olmadığının tespit edilmesi halinde ölüm tarihi itibari ile iş ilişkisinin sona ereceği uyuşmazlık dışıdır. Ancak bu nedenle işe iade ve işe başlatmama tazminatının konusuz kalacağı da açıktır. Burada sorun hak kazanılması başvuruya bağlı olan, hatta başvurma ve işe davet edildiği takdirde başlanılması zorunluluğu ile muaccel olacak boşta geçen süre ücret ve diğer hakların hüküm altına alınıp alınmayacağıdır. Ölen işçi feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açtığına göre bu istemi içinde feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işe başlamak için başvurma ve işe başlama iradesinin de olduğunun kabul edilmesi gerekir. Davacı işçi yargılama sırasında ölmek ve bu tarihte iş ilişkisi sona ermekle, bu iradesini artık ölüm nedeni ile kullanmamaktadır. İşçi ölmeseydi ne tür davranışına üstünlük tanınacak idiyse, öngörülen bu davranışa hukuki sonuç bağlanmalıdır. O halde feshin geçersizliğini isteyen davacı işçinin yargılama sırasında ölmesi halinde boşta geçen süre ücret ve diğer haklara hak kazandığının kabulü gerekir. Mahkemece boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara ilişkin istek yönünden işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasıda doğru olmamıştır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.06.2014 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.