11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/2279 E. , 2023/6691 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aleyhinde başlatılan takipten haberdar olmadığı için takibe itiraz etmediğini, takibin kesinleşmesi üzerine bu davayı açtıklarını, icra takibinde borç sebebinin 13.10.2015 tarihli taşınmaz satışı resmi sözleşmesinden kaynaklanan satış bedeli olarak belirtildiğini, taraflar arasındaki taşınmaza ilişkin resmi satış sözleşmeleri celp edildiğinde işbu bedellerinin ödenmiş olduğunun görüleceği, takibe konu alacaktan dolayı borçlu olmadıklarını ileri sürülerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında ortak iş yapmak amacıyla adi ortaklık kurulduğunu, birlikte inşaat yaparlarken borçlu şirket yetkilisi tarafından çıkarılan anlaşmazlık üzerine adi ortaklık sözleşmesine son verildiğini, daha sonra taşınmaz payların davacı şirkete satışının kararlaştırıldığını, satış bedelinin bir kısmının tapuda nakit olarak kalan 440.560,00 TL'nin ise davalı şirketin banka hesabına havalesi suretiyle ödenmesi konusunda anlaşıldığını, tapu sicil müdürlüğünde satış işleminin gerçekleştirildiğini ancak havale talimatının aynı gün geri alındığını ve hesapta para bulunmadığının öğrenildiğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, dava dilekçesinde alacağın varlığının kabul edildiğini ancak ödendiğinin iddia edildiğini, ödeme iddiasının gerçek dışı olduğunu, 13.10.2015 tarihli havale talimatı yazısının taraflarına verildiğini ancak bankaya ibraz ettiklerinde söz konusu paranın hesapta bulunmadığının anlaşıldığını, dolayısıyla davacı borçlu tarafından varlığı kabul edilen alacağın ödenmediğinin ortada olduğunu, 350.000,00 TL miktarlı bononun başka bir borç için düzenlendiğini, davaya konu alacakla bir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların aralarındaki iş ortaklığının sona erdirmelerinden sonra dava konusu edilen taşınmazların davacıya satımı konusunda anlaştıklarını, satış sözleşmesinin Çankaya Tapu Sicil Müdürlüğünde yapıldığını, taşınmaz değerlerinin emsalinden çok düşük gösterilerek gerçekleştirildiğini, davacı tarafın satış bedelinden bakiye kalan 440.560,00 TL'nin davalı alacaklıya ödenmesi hususunda davalı borçlunun banka hesabına talimat verdiği hususunun tespit edildiği ancak daha sonra paranın hesaptan çekildiği, daha sonra davalı alacaklıya vermiş olduğu bono 350.000,00 TL tutarlı bono ile bu paranın 350.000,00 TL'lik kısmını ödemiş olduğu, geriye kalan 90.560,00 TL'yi ödediğini ispat edemediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2015/22800 E. sayılı dosyasında icra takibine konu ettiği 440.560,00 TL tutarındaki alacağın 350.000,00 TL'lik bölümü için davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminat talebinin reddine, verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması nedeniyle reddine karar verilen 90.560,00 TL'nin %20'si olan 18.112,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında arsa payı karşılığı kat yapım işi için adi ortaklık kurulduğunu, adi ortaklığın sona ermesinden sonra taşınmaz satışının resmi sözleşmelerin Çankaya Tapu Müdürlüğünde yapıldığını, taşınmazın bedeli alınmadan devir işlemi yapılmadığını, taşınmaz paylarına ilişkin bedelin tamamının ödendiğini, tarafların önce ödemenin havale yolu ile yapılmasını kararlaştırdığını ancak daha sonra bundan vazgeçtiklerini, ödemenin bir kısmını elden nakit olarak, bir kısmının ise senetle ödenmesini kararlaştırdıklarını, davalıya tapuda elden 90.560,00 TL ve 350.000,00 TL bedelli senet verdiklerini, davalının hiçbir alacağının bulunmadığını, haksız olarak davacı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalıya 440.560,00 TL'nin tamamı ödendiği halde davada 90.560,00 TL'lık kısım açısından red kararı verildiğini, ret kararının ve kısmen davacının davalıya borçlu olmadığının kabul edilmesine rağmen kötü niyet tazminatının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından hiçbir ödeme belgesi sunulmadığı halde mahkemece, icra takibine konu bedelin 350.000,00 TL'lık kısmının bono ile ödendiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu durumda uyuşmazlığın satış bedelinin 350.000,00 TL'lık kısmının davacı tarafından bono verilerek ödenip ödenmediği olduğunu, davacı tarafından davalıya hiçbir zaman bono verilmediğini, borcun 350.000,00 TL'lık kısmının bono verilerek ödendiğinin kabul edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davanın tarafları ile bono ilişkisinin taraflarının birbirinden farklı olduğunu, davacı şirketin 440.560,00 TL banka talimat yazısını iade almadan ek olarak 350.000,00 TL'lık bono verdiğinin düşünülemeyeceğini, 350.000,00 TL tutarında bono bedelinin dava dışı Metin Öztürk tarafından Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2015/26364 E. sayılı dosyasına 11.12.2015 tarihinde ödendiğini, bu davanın açılma tarihinin 21.03.2016 olduğunu, bu tarihlere göre bono bedelinin dava tarihinden çok daha önce ödendiğinin anlaşıldığını, davacı şirketin bunu dava dilekçesinde belirtmesi gerektiğini ancak bu bonodan dava dilekçesinde hiç söz edilmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı aleyhinde başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.