10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/1321 E. , 2023/8677 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 27. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 19.12.2007 günü trafonun kapı kilidinin değişmesi sonrası meydana gelen patlama sonucu yaralanmak suretiyle iş kazası geçirdiğini, vücudunda yanıklar meydana geldiğini, kazanın işveren tarafından gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmamasından dolayı gerçekleştiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı tarafın sorumluluğundaki işyerinde çalışıyorken geçirdiği kaza sonrasında 19.12.2007 günü yaralandığı olayda, davalı asıl işverenin toplam %80 oranında kusurlu olduğu, davacının %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, son olarak alınan bilirkişi heyet raporu ile de desteklenen bu kusur raporlarına göre, mahkemece itibar edilen 26.04.2019 tarihli bilirkişi hesap raporundaki hesaplamaya göre davacının maddi zararının 165.781,27 TL olarak tespit edildiği, dosya kapsamına uygun bu rapora göre davacının da talebi ile bağlı olarak, zararın tespitine karar verildiği ve dava dilekçesindeki talep edilen ve kaza tarihi itibariyle zamanaşımına uğramamış olan 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği, tespit edilen miktarın icrai bir hükmü bulunmadığından, kısmi olarak açılan davada, sadece tespit edilen bu miktar açısından davalının zamanaşımı itirazının değerlendirilmediği, davalı taraftan talep edilen manevi tazminat alacağı bakımından ise, kusur oranları yaralanma sonucunda davacının sosyal konumu ile aile ilişkilerinde meydana getirdiği üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklanması, manevi tazminatın amacı, göz önünde bulundurularak karar verildiği gerekçesi ile davacının maddi zararının 165.781,27 TL olduğunun ve bu miktarın kaza tarihinden itibaren yasal faiz alacağının bulunduğunun tespitine,10.000 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 19.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000.TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 19.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asgari ücretin 4,53 katı yerine 3,60 katına göre maddi tazminatın hesaplandığı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının zararının SGK verilerine göre belirlenen ücretten hesaplanmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu iş kazasının 19.12.2007 tarihinde gerçekleşmiş olup zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmamış olduğunu, müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, davacının iş güvenliği eğitimine katıldığını, işe başlarken ve çalışırken kullanacağı giysilerin kendisine teslim edilmiş olduğunu, davacının işini yaparken gerekli özeni göstermesi gerektiğini ... kadar yetkin bir çalışan olduğunu, kusur raporuna yaptıkları itirazlar değerlendirilmeden davacının kusur oranının belirlenmiş olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretinin kaza tarihindeki SGK dökümlerinde görülen miktarın asgari ücrete oranlanmasıyla bulunduğunu, ancak belirlenen ücretin fahiş olup sigorta primine esas kazanca göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, dosya kapsamında hiçbir somut veri ve delile dayanılmadan yapılan hesaplamaların hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, fahiş olduğunu, hükmedilen alacaklara uygulanan faiz başlangıç tarihinin dava ve ıslah tarihi olması gerekirken kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine göre mahkemece alınan bilirkişi raporlarının oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin kusur oranının tespitine yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın dosya içeriğine uygun olduğu, tarafların ücret konusunda beyanda bulunmadığı, emsal çalışana ait ücret bordroları ve davacının işten ayrıldığı tarihteki yevmiye bordrosu ile tazminat bordrosunun dosyaya sunulduğu, dosyaya sunulan belgeler, davacının yaptığı işin niteliği ve kıdemi ile SGK kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, davacının kaza tarihindeki ücretinin net 1.298,28 TL olarak kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince alınan bilirkişi hesap raporunda, davacının maddi zararının 161.716,15 TL olduğu, davalının istinaf başvurusunun kısmen yerinde olduğu, davacının bu yöndeki başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, davacının, davalının sorumlu olduğu asıl alacak (maddi tazminat) tutarının tespitine ve tespiti istenen alacak tutarına yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihinin olay tarihi 19.12.2017 olduğunun tespitine ilişkin talebinin, eldeki eda davasının esasına ilişkin olduğu, Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarına göre davacının açabileceği eda davasında tespit edilecek hususlar için ayrı bir tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığı, buna göre, davacının tespite konu istemlerinin hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile10.000 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 19.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 19.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının, davalının sorumlu olduğu asıl alacak (maddi tazminat) tutarının tespitine ve tespiti istenen alacak tutarına yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihinin olay tarihi 19.12.2017 olduğunun tespitine ilişkin istemlerinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Hukuk Muhakemeleri Kanunun dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 107/3 üncü maddesi hükmü gözetilerek ve davalının İlk Derece Mahkemesi kararına karşı bu yönden istinafı bulunmadığı da dikkate alınarak tespit talebinin reddine dair kısmın düzeltilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı gibi tespit hükmü kurulmak suretiyle hükmün onanmasını, mahkeme aksi kanaatte ise bile bu nedenle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davacı olarak açılmasının mümkün olmadığını, davalı şirkete kusur atfedilmesi doğru olmadığı gibi davalı işçiye verilen kusur oranının olayın gelişim biçimine uygun olmadığını, maluliyet oranının usulüne uygun belirlenmediğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, hesap raporuna esas alınan ücretin hatalı belirlendiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olduğuna dair davacının temyiz itirazı yerinde bulunmuş olup, yargılama bu kabule göre yapılmalıdır.
2.4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Somut olayda, elektrik teknikeri olarak çalışan davacının trafonun kapı kilidinin değişmesi sonrası, kaynak makinasının bağlantısını sökerken oluşan ark nedeniyle meydana gelen patlamada yaralandığı, SGK tarafından iş göremezlik derecesinin %10'un altında oluğu belirtildiğinden denetim raporu düzenlenmediği, tek kişilik makine mühendisi bilirkişiden alınan 07.05.2018 tarihli kusur raporunda, davalı işverenin %80, kazalının %20 kusurlu olduğunun belirlendiği, davalı vekilinin itirazı ile 3 kişilik makine mühendisi ve jeofizik mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 28.12.2018 tarihli kusur raporunda davalının % 80, davacının %20 kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, kazanın meydana gelme biçimi dikkate alınarak iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşacak heyetten tarafların kusur oran ve aidiyetlerini ilişkin rapor alınmalıdır.
2.Davalının sürekli iş göremezlik oranının usulüne uygun belirlenmediği yönündeki temyizi açısından öncelikle, 9.1 oranındaki iş göremezlik derecesi kontrol muayene kaydını içermekle sonucu araştırılıp, davalının temyizi kapsamında sürekli iş göremezlik oranı belirlenmeli, bu konuda davacının temyizi bulunmadığı gözetilerek usuli kazanılmış haklar dikkate alınmalıdır.
3.İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararlarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Kuruma yapılan bildirimlerin dayanağı ücret bordroları celbedilip, imzalı olup olmadıkları gözetilmeli, ayrıca sonucuna göre yöntemince ücret araştırması yapılmalı, ne var ki davacı temyiz dilekçesi içeriği ve sonuç bölümünde asgari ücretin 3.097 katı üzerinden belirlenen tazminat tutarı olan 161.716,15 TL göre kararın düzeltilmesini talep etmekle bu noktada davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmelidir.
VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın niteliğine göre sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi