11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/2995 E. , 2023/6764 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin 28.09.2015 günü yapılan 01.07.2014-30.06.2015 dönemine ilişkin genel kuruluna kadar şirketin yönetim kurulu üyeliğini yaptığını, bu tarihte yapılan genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçilmediğini, genel kurulda 8 no.lu maddenin görüşülmesi esnasında hiçbir açıklama ve gerekçe sunulmadan hatta müzakere dahi yapılmadan davacının olumsuz oyuna rağmen kârın dağıtılmaması kararının alındığını, halbuki esas mukavelenin 23. maddesinde kârın nasıl dağıtılması gerekliği yönünde madde bulunduğunu, ayrıca yıllık 2.244,000,00 TL huzur hakkı belirlenmesinin sadece azınlık sahipleri aleyhine bir karar olup, esasen örtülü bir kâr dağıtımının söz konusu olduğunu, genel kurulun 9 no.lu kararı uyarınca yönetim kurulu üyelerine fahiş oranda huzur hakkının belirlenmesinin haksız ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi menfaatlerine olan kararlarda oy kullanmaları hususunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 ve 396 ncı maddelerince izin verilmesine ilişkin kararda da oy kullanamayacaklarının açık olduğunu, ancak genel kurulda davalı şirketin Yönetim kurulu üyeliklerine üç yıl süre ile ..., ... ve ...
Holding A.Ş.'nin seçildiğini, finansal tablolara ve buna bağlı alarak alınan diğer tüm kararlara ilişkin 3, 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların kanun, esas mukaveleye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, finansal tabloların ve faaliyet raporunun zorunluluklar hilafına düzenlendiğini belirterek, davalı şirketin 18.08.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 11 no.lu kararların 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi uyarınca uygulanmasının geri bırakılmasına, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi uyarınca göre kanun, esas mukaveleye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı şirketin uzun süredir yönetim kurulu üyeliğini yaptığını, şirketin ağırlıklı olarak baba ... ve ... tarafından yönetildiğini, davacının dışlanmasının söz konusu olmadığını, davacının 28.09.2015 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin oy birliği ile seçildiğini, 3, 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların hukuka aykırı olduğu hususunda somut bir delil gösterilmediğini, davacının bu kararlarla ilgili genel kurulda hiç söz almadığını ve finansal tabloların ve faaliyet raporunun ne yönden eksik olduğuna dair somut bir gerekçenin ortaya konulmadığını, üstelik finansal tablolara ilişkin bağımsız denetim raporunun genel kurulun bilgisi dahilinde olduğunu ve bu bağımsız denetim raporuna istinaden yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, 8 no.lu kararda kâr dağıtılmamasına ilişkin olarak sektörün yaşadığı ekonomik belirsizliklerin sürmesi, çok sayıda rakiplerin bulunması faktörleri göz önünde bulunduran şirketin elde ettiği kârı dağıtmama kararı aldığını, ayrıca ana sözleşmede kâr dağıtma zorunluluğunun bulunmadığını, 9 no.lu karara ilişkin olarak, yönetim kurulu üyelerine verilen huzur haklarının makul olduğunu, 11 no.lu izin kararının geçerliliğine ilişkin olarak, bu kararların alınmasının arkasında yatan nedenin davalı şirketin bir takım okullarının dava dışı hissedar ...'nun mülkiyetinde bulunduğu, bu nedenle zorunlu izin alındığını, ayrıca genel kurulda dava dışı ... ve ...'nun oy kullanmaktan yoksun sayılması gerektiğine karar verilmesi halinde dahi gerekli toplantı ve karar nisabının sağlandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, .davanın, 6102 sayılı Kanun'un 445 ve devamı maddeleri gereği genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinde iptal davası açabilecek kişilerin sayıldığı, davacının, dava tarihinde 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen pay sahiplerinin dava açabileceği hükmüne istinaden işbu davayı açtığı, davalı şirketin devir suretiyle infisahına dair karar alınıp ilan edildiği, öncesinde devreden ve devralan şirketlerce yapılan devir sözleşmesine göre davacı ve başka bir kısım davalı şirket hissedarlarının ayrılma akçesi ödenmek suretiyle devralan ...... A.Ş.'de pay sahibi yapılmamasına karar verildiği, anılan devir kararının iptalinin talep olunmadığı, bu suretle kesinleştiği, dava şartının mevcut olduğunun, davanın her aşamasında resen inceleneceği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin birinci fıkrasının amir hükmü olup davacının şirket ortaklığı son bulunmuş olmakla, aktif dava ehliyeti kalmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın aktif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, şirketlerdeki paylarının sistemli olarak azaltıldığını bu durumun müvekkili için hem manevi hem de ekonomik anlamda artık katlanılamaz bir hal aldığını, dava konusu genel kurul gündeminin 8 inci maddesi kapsamında alınan kâr dağıtılmama kararının, şirket esas sözleşmesinin 22 nci maddesinde öngörülen %5 kâr payı dağıtılmaması kuralına aykırı olduğunu ve iptalinin talep edilebileceğinin tespit edildiğini, ancak, müvekkilin babası ve kardeşinin bu kez de şirket birleşmesi ve infisah gibi metotlarla, müvekkilin bu hakka kavuşmasını engellemeye çalıştıklarını, davanın açılmasından sonra, müvekkilinin paydaşlığının elinden alınması sonucuna bağlı olarak, davanın açıldığı anda sahip olduğu taraf ehliyetini kaybettiğini söylemenin her şeyden önce hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, kârın dağıtılmamasına ilişkin olarak alınan 8 numaralı kararın hukuka aykırı olduğunun bilirkişi raporuyla da belirlendiğini, 8 inci maddenin görüşülmesi esnasında hiçbir açıklama ve gerekçe sunulmaksızın ve hatta bu durum müzakere edilmeksizin, muhalif oya rağmen çoğunluk oylarıyla kâr dağıtılmamasına karar verildiğini, şirket esas mukavelesinin “Kârın Dağıtımı” başlıklı, tadil edilmiş olan 23 üncü maddesinde davalı şirket, esas mukavele gereğince dağıtılması zorunlu olan %5 kârı hiç dağıtmadığı gibi, kalan kârın da dağıtılmamasına karar verildiğini, alınan bu keyfi kararın, bu haliyle öncelikle esas mukaveleye ve sonrasında dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kâr dağıtımına karar verme yetkisine münhasıran sahip olan genel kurulun bu yetkisini kötüye kullanması halinde, mahkemenin buna müdahale edip, kâr dağıtmama kararını iptal edebileceğini, kârın dağıtılmamasına ilişkin bu kararın sadece azınlık pay sahipleri için ve onlar aleyhine alınmış bir karar olup, esasen örtülü bir kâr dağıtımının mevcut olduğunu, kâr dağıtımı, kurumlar vergisinden indirilemezken, huzur hakkının, bir gider olarak indirilebileceğini, şirketlerin, kâr dağıtımı yerine huzur hakkını seçmelerinin en büyük nedeninin bu olduğunu, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptaline ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 413 ve 445 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.