10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/7121 E. , 2023/8720 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak;
Davacı vekili, davacının davalının '' ...Villaları No.69 Yenişehir/Mersin '' adresinde bulunan evinde 12 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde ''ev hizmetlisi '' olarak çalıştığını, hizmet ilişkisi ile bağlı olarak 14.01.2006 tarihinde işe başladığını, 19.02.2018 tarihinde işten ayrıldığını, SGK kayıtlarından davalının, davacının sigortasını uzun bir dönem yaptırmadığı, yalnızca 19.08.2016 tarihinden işten çıkış tarihi olan 19.02.2018 tarihine kadar zorunlu sigortasının yapıldığının anlaşıldığını, uzun yıllar asgari ücretle çalıştığını, çalışmasının davalı tarafından SGK ya eksik bildirilmiş olduğundan, davacının davalı nezdinde 14.01.2006-19.08.2016 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacıyı ev hizmetlisi olarak yanına kabul etmediğini, hizmet sözleşmesi ve ücret ödemesinde bulunmadığından davacının ev hizmetlisi sayılamayacağını, davacının davalıya yalvararak yanında kalmayı istediğini, davacının da davacıya acıdığı ve sokaklara düşmemesi için evinde kalmasına razı olduğunu ve davacının ev hizmetlerini yapmak üzere aralarında bir hizmet sözleşmesini bulunmadığını bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Feri müdahil cevap dilekçesinde özetle; yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince"...Her ne kadar mahkememizde görülen davanın niteliği gereği davacı ve davalı taraf beyanları ile bağlı olmayıp çalışmanın fiili olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitini araştırmakla yükümlü olduğu, ancak davalının tanık olarak dinlendiği Mersin 1. Aile Mahkemesi 2017/792 Esas sayılı boşanma dosyasında davacıdan 12 yıldır çalışanı olarak bahsettiği, aynı dava dosyasında dinlenen tanıkların da davacıdan evin hizmetçisi, temizlikçi, çalışan şeklinde bahsetmeleri, davacının sunulan fotoğraflarda giyim kuşamının düzgün olduğu, her türlü maddi olanağın davalının merhametinden kaynaklı olarak kendisine sağlandığı belirtilmiş ise de, son 2 yılın davalı tarafından cebinden prim ödenmesi hususunun davalıya ekstra maddi külfet oluşturduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda, hiç kimsenin hiç bir maddi beklentisi olmadan 12 yıl bir fiil kan bağı dahi olmayan bir insana evinde ayrı oda vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca davacının başka bir iş yerinde geçimini sağlayacak bir çalışmasının da bulunmadığı, davalının evine temizliğe gelen ve tanık olarak dinlenen Ayfer ve Yıldız'ın dönüşümlü olarak eve geldiğini beyan etmesi, tanıkların haftada bir gün veya iki gün temizliğe gittikleri konusunda net beyanda bulunmadıkları, davalının evinin villa olduğu, birden fazla odası bulunduğu ve evin büyük olduğunun aile mahkemesinin gerekçeli kararında da belirtilmesi, tanıkların ev içi detaylı temizlik yaptığı, davacının ise davalının günlük ev işlerini yaptığı kanaatinin mahkememizde oluştuğu, ayrıca davalının bakıma muhtaç olmayıp eli ayağının tutması durumunun yanında birini çalıştırmayacağı anlamına gelmediği, dinlenen kamu tanıklarının ağırlıklı olarak davacının "evin bir kızı" gibi muamele gördüğünü beyan etmesi, davalının davacıya iyi niyetle yaklaşmasının sabit olduğu ancak çalışma olgusunun aksini ispata yeterli olmayacağı, bu tarz yatılı çalışanların, aile ile birlikte aktivitelere katılması ve adeta aileden biri gibi davranmasının beraber aynı çatı altında yaşamanın bir getirisi olduğu, davacının davalının eski damadı ile yaşadığı iddia edilen gönül ilişkisinin davamız konusu olmadığı, bu hususların aile mahkemesince boşanma dosyasında irdelendiği, davacının çalışması ev içi olması sebebiyle dinlenen kamu tanıklarının beyanının çalışma olgusunu tam olarak bilemeyeceği ve aradaki komşuluk ilişkisinden kaynaklı olarak yanlı beyanda bulunabileceği konusunda mahkememizde kanaat oluştuğu, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde, yaklaşık 2 sene kadar davacının davalı yanında sigortalı olarak görünmesi, davacının geçimini sağlayacak bir işi olmadan sadece evde hiç bir iş yapmadan oturması hususuna mahkememizce ikna olunmadığı, emniyet araştırmasında davacının davalı yanında yatılı kaldığını ve çalıştığını iddia eden kamu tanığı Ramazan'ın mahkememiz önünde çelişkili beyan vermesi, çelişkinin giderilemediği, bu nedenle tanığın çelişkili beyanına itibar edilmediği, davalı tanığı olan Ayfer'in davacının ilk eve geldiğinde bakıcı olarak geldiğini ve ayrıca davacıya maaş olarak bir para ödendiğini beyan etmesi, ayrıca tapuda iskan tarihi olarak 2005 yılının belirtilmesi, 2006 yılında davalının ikametine su aboneliği bağlanması, iskan tarihinin hizmet tespiti talep edilen tarihten önce olduğu, mahkemece emniyet tarafından tutulan bilgi edinme tutanaklarının ayrıntılı olmasına rağmen aynı tanıkların mahkememizce tekrar dinlendiği, dinlenen tanıklar dosya arasına alınan tutanaklar dikkate alındığında davacının davalının yanında 14.01.2006-19.08.2016 tarihleri arasında kesintisiz tam süreli ve asgari ücretle çalıştığı tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları ile davacının davasında haklı olduğu anlaşılmış olmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "11-Davanın kabulü ile davacının davalı yanında 14.01.2006-19.08.2016 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacının iki kızı da evli olduğunu, evde sadece davacı ... ile birlikte kaldıklarını, yaşadıkları ev ikiz ev olduğunu, bitişik ikiz evde ise davacının kızı Ebru yaşadığını, evinin temizliğini dönüşümlü ve devamlı olarak gelen ... ve ... tarafından yapıldığını, yemekleri davalı ... yaptığını, davacı ... evde yaşayan kızı gibi yatağını toplamakta sofra kurup kaldırmakta gelen misafirlerle birlikte oturmakta çay pasta servisini yaptığını, her türlü etkinlikte en başta o bulunduğunu, Mahkemenin hayatın olağan akışına aykırı bulduğu bir insanın 12 sene evde oda verilerek beraber oturduğundan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Feri müdahil Kurum vekili, ev hizmetlerinde çalışanların ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, 4857 ve 5510 sayılı Kanun'ların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar. Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerektiğini, hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa, bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün olmadığını, davacının davalı yanında çalışmasının süreklilik arz edip etmediğinin netleştirilebilmesi için konutun kapsamı, hangi işlerde çalıştığı, bu çalışmalarının ne kadar süreyle yapılabileceğini, buna göre çalışmasının tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediğini, dolayısıyla hizmet ilişkisinin unsurlarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini, davacının farklı işverenler veya iş yerlerinde çalışıp çalışmadığını, davaya konu dönem içinde doğum, hastalık ve benzeri sebeplerle çalışmasına ara verip vermediği araştırılmalı; uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekçesiyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan verilen kararın kaldırılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ...Somut olayda; dosya içerisinde dinlenen tanıkların beyanı, Mersin 1. Aile Mahkemesinin 2017/792 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanık beyanları ve yine davalı asilin duruşmada alınan beyanlarında davacının çalışanı olduğuna dair beyanları, davacının talep ettiği dönem içerisinde 19.08.2016-19.02.2018 tarihleri arasında davalı tarafından sigorta bildiriminde bulunulmuş olması, boşanma dosyası ve tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının evin çalışanı olarak yatılı kalmak sureti ile davalının yanında çalıştığı, dinlenen tanık beyanlarında davacının çalışmasının kesintisiz olduğu anlaşılmakla davada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Mahkemenin kabulünün yerinde olduğu anlaşılmakla davalılar ve davalı SGK vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Fer'i Müdahil Kurum vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 ncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi.
3.Değerlendirme
1.4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 4 üncü maddesinde belirtilen ayrık durumlar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanun’un uygulanacağı belirtilmiştir.
2.4857 sayılı Kanun'un "Tanımlar" kenar başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasına göre "Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, ..."denir. 5510 sayılı Kanun'un 12/1 inci maddesine göre de “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işverendir. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşmez.
3.5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, bu kanun bakımından sigortalı sayılırlar. Aynı Kanun'un 4/b maddesi uyarınca da hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları sigortalı sayılırlar. Aynı anda iki sigortalılık olunmayacağına göre çakışma halinde baskın sigortalılığın esas alınması gerekir.
4.4857 sayılı Kanun'un "Tanım ve şekil" kenar başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasına göre "İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. ..." Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.
5.İş sözleşmesini eser, ortaklık, vekâlet ve diğer iş görme edimlerini içeren sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Bu tür sözleşmelerde iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır. İş sözleşmesini belirleyen en önemli ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil olmaz. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, girişimcinin sahip olduğu karar verme özgürlüğüne sahip olup olmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
6.Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir.
Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede var olan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır.
7.Ayrıca belirtilmelidir ki; işçinin, işverenin kapsam ve sınırlarını belirlemiş olduğu iş organizasyonu içerisinde işverene bağımlılığına zarar vermeyecek oranda ve yükümlü olduğu iş görme ediminin ifası uğruna karar alma yetkisiyle işveren yararına iş sözleşmesiyle bağlı olarak çalışmasıbağımlılık unsurunu ortadan kaldırmamaktadır. Zira genel nitelikte de olsa işveren tarafından çerçevesi çizilen ve organize edilen bir iş görme ediminin ifası, işverenin yönetim ve talimatı altında gerçekleşen bir bağımlılık ilişkisinin varlığını ortaya koymakta olup bu tür bir iş ilişkisinde bağımlılık unsuru görece zayıf olsa da varlığını korur. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi üretici gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi işverenle arasındaki bağımlılık unsuruna zarar veren bir olgu olarak değerlendirilemez.
8.Dosya kapsamına göre, davacının davalıya ait evde ikamet ettiği, dinlenen tanık beyanlarından evin temizlik ihtiyacı için ayrı çalışanlar olup, yemeklerin ise davalı tarafından yapıldığının belirtildiği, yine bir kısım tanık beyanlarından davacının evin kızı gibi hareket ettiğinin belirtildiği, davacının davalıdan ücret almadığı, davalının bakıma da muhtaç durumda olmadığı anlaşılmaktadır.
9.Mahkemece, öncelikle yukarıda yapılan açıklamalar ışığında hizmet akdinin belirleyici unsuru olan bağımlılık unsurunun ne şekilde gerçekleştiği belirlenmeli, özellikle hizmet akdinin unsurları olan bağımlılık, zaman ve ücret alma olgusunun varlığı araştırılmalı, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi olduğu sonucuna ulaşılması halinde davacının aile yaşantısı ile hizmet ilişkisinin iç içe geçtiği bu durumda hizmet akdiyle çalışmasında hangi işi günlük kaç saat zaman ayırarak yaptığı belirlenerek günlük 7,5 saat üzerinden haftalık ve aylık çalışma süresi belirlenmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
10.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. #########