Esas No
E. 2022/1891
Karar No
K. 2024/7
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1891

KARAR NO: 2024/7

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/04/2022

NUMARASI: 2021/841 Esas - 2022/305 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/01/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı murisin yaklaşık 1.760.000,00TL değerindeki teminatının iadesini haksız olarak engellediğini ve yaklaşık 15 yıl mahkemede hapsettiğini, bu süre boyunca haksız olarak tutulan yaklaşık 1.760,00TL değerin 15 yıl boyunca iade edilip edilmeyeceği duygusu dahi murisin manevi yönden büyük üzüntü yaşamasına sebep olduğunu İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2006/175 esas ve İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/232 esas sayılı dosyalarından birleştirme ile Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/324 esas sayılı dosyası davaların dayanağını muris ... ve dava dışı ... Tic ve San A.Ş. ve ... San ve A.ş. nin ...

Bankası A.Ş.'nin ... San A.Ş. Deki hisselerin satışına ilişkin ihalenin durdurulması yönünde Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2004/190 esas sayılı dosyasından almış oldukları ihtiyati tedbir kararına dayandırdıklarını, İstanbul 14. Asliye ticaret mahkemesi 2005/227 esas sayılı dosyasının 21/09/2005 tarihli karar duruşmasında davanın reddine tedbir kararında kaldırılmasına karar verildiği, 21/09/2005 tarihi itibari ile murisin yatırdığı teminat tutarlarının murise iade edilmesi gerektiği ancak davalının murisin yatırdığı bu teminat tutarlarının ödenmesine haksız olarak muvafakat etmediğinden teminat tutarlarını iade alamadığını beyan ederek davalının gerek nakdi gerekse gayri nakdi teminatların iade edilmesinin engellemesi nedeni ile uğradığı maddi zararlar için 10.000,00TL ve tüm maddi zararların tespitini davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davayı oluşturan iddianın hukuki dayanağı olmadığını, davacı yıllar içinde süren davalar nedeniyle yatırdıkları teminat bedellerinin kendilerini ekonomik yıkıma uğrattığı iddiası ile bir dava ikame ettiklerini, dava ile elde edilmek istenen sonucun davanın başında elde etmek istediğinden, talebi tam ispat kuralının istisnası olduğundan ve mahkeme tarafından durum ve koşulların gerektirdiğine inanılmadığından ancak mahkemece belirlenen teminat karşılığında dava ikame edildiği, davacı taraf teminat olmaksızın da açabileceği davalarındaki menfaatleri dava başında güvence aldığından, dava sonunda zarar gördüğü iddiasında bulunamayacağını, HUMK gerek HMK da zarar kavramını düzenlerken sürekli olarak lehine ihtiyati tedbir verilenin vereceği zarara vurgu yaptığı ve teminatı da buna mukabil istediği, bu sebeple davacının zarar iddiasının hukuki temeli olmadığını, davada tazmini istenen zararları oluşturan olaylar arasında illiyet bağı olmadığını, davacı huzurda ki dava da müvekkilinden teminatın iadesine muvafakat etmediğini ileri sürerek zarar ile illiyet bağı kurmaya çalıştığını, ancak kök dava dosyası olan İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/227 E. Sayılı dosyanın 13.10.2005 tarihli ara kararında aynen "... Davalı ... Bankası AŞ vekili .tedbir kararı nedeniyle doğan banka zararı için Tazminat Davası açacaklarını, teminatın iade edilmemesini talep etmiştir.." şeklinde beyanda bulunduğu ve mahkemece teminatın iadesi istemi ret olduğu, davacının bu noktada bir zararı var ise bunu uygun illiyet bağı ile uygun kişilere yöneltmesi gerektiği, davanın diğer davacı ve davalılara ihbarı gerektiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/227 E. Sayılı dosyada birden fazla davacı olduğu için teminatı kimin verdiğinin açıkça tespiti gerektiğini, aynı dosyada birden fazla davalı olduğu için varsa muhtemel zarara kimin sebebiyet verdiğinin de açıkça tespiti gerektiği, davacı; huzurdaki davayı başka kimse yokmuş gibi davayı ikame etmiş ise de zarar-husumet-tazmin noktasında illiyeti kuramadığını, davacı murisinin davalar devam ederken icra takibine maruz kalmasının, tedbir kararında bağlı olan teminat mektubundan kaynaklı olduğunun açıkça ispatlanması gerektiğini, dava sonunda ki menfaati, dava başında elde eden davacı murisinin bundan dolayı fakirleştiği, zarara uğradığı iddiasının doğru olmadığını, bu sebeple olaylar ile sonuç arasında ki illiyet bağı kurulamadığından, davanın hem hukuki hem temel dayanağı da olmadığını, beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Hem davacıların murisinin hemde davalının açtığı davaların Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu karar içeriklerinin dosya taraflarını bağlayıcı nitelikte kesin delil olduğu, tarafların yasal hakları kullanarak dava açtıkları, yine bu yasal hakları kapsamında tedbir talebinde bulundukları, tedbir taleplerinin Mahkemece değerlendirilerek bu hususta karar verildiği, tedbir kararının uygulanması sonucunda aleyhine tedbir kararı verilenin bundan kaynaklı uğranıldığı iddiası varsa buna ilişkin ayrı dava açıp bu ayrı davada, diğer dosyada verilen teminatın iade edilmemesinin zararının karşılanmasına ilişkin talepde bulunulabileceği, nitelik bu talebin karşılığı olarak 6100 sayılı HMK 'da 399. Maddenin bulunduğunun söylenebileceği, yasal hakların kullanılmasının, bu haklara ilişkin taleplerin Mahkemece değerlendirilerek kabul ya da reddedilmesinin haksız fiil olarak değerlendirilemeyeceği, bu konuda yasal düzenlemelerin ihtiyati tedbire ilişkin olarak gerek İİK 72'de gerek HMK389 vd maddelerinde gerekse özel kanunlarda düzenlenmiş olduğu, ayrıca Anayasada hak arama özgürlüğünün, dilekçe hakkının, mülkiyet hakkının ayrıca düzenlendiği bu hakların ancak kanunlar ile sınırlandırılabileceği, bununla birlikte hakkın kötüye kullanılmasına kanunlarımızın cevaz vermediği, 6100 sayılı HMK'da da ayrıca bu hususta düzenlemelerin getirildiği, somut olay yönünden davacı tarafın davacıların murisi tarafından açılan dava sonucunda verilen tedbir kararı nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlara ilişkin davacı tarafın yatırdığı teminatın iade edilmemesi yönündeki talebi uyarınca bu hususta Mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda teminatın iade edilmemesi, davacı tarafın teminatı davalı tarafça açılan davanın 2019 yılında kesinleşmesi nedeniyle geç almasına ilişkin oluşan hukuki durumun haksız fiil niteliğinde olmadığı, yasal hakların kullanılması niteliğinde olduğu, bundan kaynaklı davacı tarafın maddi zarar talebinin yerinde olmadığı, davacının yasal haklarını kullanırken bu hakların sağladığı faydalardan yararlandığı gibi yükümlülüklerine de katlanmak durumunda olduğu, bu hususta bilirkişi raporu alınmasın gerek olmadığı hukuki değerlendirmenin mahkememize ait olduğu da dikkate alınarak açıklanan tüm nedenlerle açılan davanın reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının tedbirin iadesine muvafakat etmemesi nedeniyle zarara uğramasına sebebiyet verdiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İhtiyati tedbire dayalı teminatın geç ödenmesi nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı yasanın 399. maddesine göre; (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Somut uyuşmazlıkta, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/227 esas sayılı dosyasından asıl ve birleşen davada ihalenin feshi ve satışın iptali istemlerinin reddine, tedbir kararında kaldırılmasına dair 21/09/2005 tarihinde karar verildiği, kararın 29.03.2007 tarihinde kesinleştiği, bu kez davalıların Bakırköy 4 ATM'nin 2015/324 esas sayılı dosyasında açtıkları dava ile teminatın iadesine muvafakat etmedikleri, bu dosyadan yapılan yargılama sonucunda bozma ilamına uyularak verilen asıl ve birleşen davanın reddi kararının Yargıtay 11 HD’nın 2016/462esas 2017/237 karar sayılı ilamında onanarak 28.02.2019 tarihinde kesinleştiği, davacıların ihtiyati tedbir teminatının kararın kesinleşmesi ile her zaman çekebileceği, dosyadaki somut delillerden davacıların bu yönde talebinin bulunmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2022 tarih, 2021/841 Esas - 2022/305 Karar sayılı kararına yönelik davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliğinin Dairemizce yapılmasına, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.10/01/2024

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliğinin Dairemizce yapılmasına, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu 6100 sayılı yasanın 399. maddesine göre; (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Somut uyuşmazlıkta, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/227 esas sayılı dosyasından asıl ve birleşen davada ihalenin feshi ve satışın iptali istemlerinin reddine, tedbir kararında kaldırılmasına dair 21/09/2005 tarihinde karar verildiği, kararın 29.03.2007 tarihinde kesinleştiği, bu kez davalıların Bakırköy 4 ATM'nin 2015/324 esas sayılı dosyasında açtıkları dava ile teminatın iadesine muvafakat etmedikleri, bu dosyadan yapılan yargılama sonucunda bozma ilamına uyularak verilen asıl ve birleşen davanın reddi kararının Yargıtay 11 HD’nın 2016/462esas 2017/237 karar sayılı ilamında onanarak 28.02.2019 tarihinde kesinleştiği, davacıların ihtiyati tedbir teminatının kararın kesinleşmesi ile her zaman çekebileceği, dosyadaki somut delillerden davacıların bu yönde talebinin bulunmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 HMK md.333 HMK md.389 K6100 md.1 İİK md.72 K7035 md.31 K6100 md.361/1 K6100 md.399 HMK md.353 K492 md.333 K6100 md.355 HMK md.361/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.