Esas No
E. 2014/4131
Karar No
K. 2014/11344
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2014/4131 E.  ,  2014/11344 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi : Hatay İş Mahkemesi

(Müstemir Yetkili)

Tarihi : 20/11/2013

Numarası : 2011/219-2013/519

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.

2.Davacı vekili, davacının iş akdinin davalı işveren tarafından 29.03.2011 tarihinde biten 10 günlük istirahat raporu sonrası 01.04.2011 tarihinde haksız ve bildirimsiz olarak, davacı ile çalışılmak istenilmediği belirtilerek sona erdirildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile haksız işten çıkarılma tazminatı (kötüniyet tazminatı) ve yıllık izin, hafta tatili, genel tatil ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının kendisinin işten ayrıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iş akdinin davalı tarafından haklı nedenle sonlandırıldığının ispatlanamadığı, ıslah talebi ile bağlı kalınması gerektiği gerekçesiyle davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacakları hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Anayasanın 141'nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıKları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkındatoplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.

Somut olayda mahkemece fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarında dosya kapsamında mevcut olan ilk rapor hükme esas alınmıştır. Hükme esas alınan raporda bu alacaklardan %30 hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm kurulmuş ancak mahkeme gerekçesinde bu alacaklardan %40 oranında hakkaniyet indirimi yaptığını belirtmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararı gereğince mahkemece kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ayrıca davacı, 21.02.2013 tarihinde ıslah talebinde bulunmuş olup ıslah dilekçesi davalıya 28.02.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı 05.03.2013 tarihinde ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunmuştur.

Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Bu halde davalı tarafından ıslaha karşı süresinde bulunulan zamanaşımı defi dikkate alınmadan karar verilmesinde de isabet yoktur.

3.Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağı bulunup bulunmadığı da ayrı bir ihtilaf konusudur.

Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının 8 yıl boyunca hiç ücretli izin kullanmadığını iddia etmiş olmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda 12 tam yıl üzerinden yıllık izin ücreti alacağı hesaplanmış, mahkeme ise bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermiştir. HMK.’26.maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralı gereğince Hakim talepten fazlasına hükmedemez.

Davacı taraf 8 yıldır yıllık izin kullanmadığını iddia ettiği halde, talebi aşılarak davacının 12 yıldır yıllık izin kullanmadığının kabulü ile yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.

SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26/05/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.