Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/973
Karar No
K. 2023/970
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/973
KARAR NO: 2023/970
DAVA: Manevi Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle)
DAVA TARİHİ: 14/01/2022
KARAR TARİHİ: 04/12/2023

Mahkememizde açılan davanın dosya üzerinde yapılan incelemesi sonucunda;

İDDİA ;

Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ...'nın eşi ve diğer müvekkillerinin babası olan ... için trafik kazası sebebiyle İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde aracın sürücüsü ve sigorta şirketine karşı ... Esas sayılı davayı açtıklarını, sözkonusu davada Adli Tıp Kurumu'ndan gelen kusur raporunda “yol yapımından sorumlu olan kurumun yaşanan kazadan % 20 oranında sorumlu olduğu” hususunun yazdığını, kazada ...’nın hiçbir kusurunun bulunmadığını, kurumların kamu hizmeti sunarken kendi kusurları ile sebep oldukları zararların tazmininden sorumlu olduklarını, yol yapımı ve bakımından sorumlu olan davalı kurumun yaşanan kazadan dolayı müvekkillerine tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, somut olay trafik kazası olup, KTK’nın 110. maddesi gereği davalı kurumdan istedikleri tazminat için adli yargı makamlarının görevli olduğunu, bu nedenle davayı Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açtıklarını, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki ... Esas sayılı dava ile eldeki bu davanın sebebi olan olayın aynı olması, derdest dosyadaki yargılamanın ilerlemiş olması dikkate alındığında usul ekonomisi yönünden iki davanın birleştirilmesi gerektiğini; müvekkili ... eşi ve diğer müvekkillerinin babası olan...'nın yaşanan kaza sebebiyle Ege Üniversitesi Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile maluliyet-engel oranının % 70 olarak belirlendiğini, ...’yı bu şekilde görmelerinin ve artık hayatına birinin desteği olmadan devam edemeyeceği gerçeğini bilmelerinin müvekkillerini manevi olarak çöküntüye uğrattığını,... kazadan önce gayet sağlıklı ve aktif çalışma hayatı olan bir insan iken, bir anda kendine yetemez hale geldiğini, yaşanan kazanın müvekkillerini maddi ve manevi alt üst ettiğini, davalı kurumun, sözü edilen diğer dava dosyasında davalı taraflar ile müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, davalı kurum ile arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşmaya varamadıklarını belirterek, müvekkillerinden ... için 50.000,00 TL, diğer müvekkillerinden her biri için 25.000,00’er TL olmak üzere toplamda 225 000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki ... Esas sayılı dava ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davacılar vekili 18/08/2022 tarihli dilekçesi ile; manevi tazminat istemli davada sehven faiz isteğinde bulunulmadığını belirterek, asıl davada ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile birleşen davada müvekkili ... için 50.000,00 TL, diğer her bir müvekkili için 25.000,00’er TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP ;

Davalı tarafa dava dilekçesi ile tensip tutanağı 14/01/2023 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş, yasal süre içerisinde devaya cevap vermemiştir.

Davalı vekili dava dilekçesi tebliğ edilmeden önce vermiş olduğu 16/09/2022 tarihli beyan dilekçesi ile özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen hususları kabul etmediklerini, öncelikle davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, davacı tarafın tazminat isteklerinin zamanaşımına uğradığını, 19/08/2017 günü saat 00:20 sıralarında davalı sürücü ... ın yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile Kuşadası'ndan Selçuk yönüne doğru seyir halinde iken 2 km + 800 m'de yer alan ışık kontrollü kavşaktan kendisine hitaben yanan yeşil ışıkta geçiş yaptığı sırada kendi yönüne göre sol taraftan sağ tarafa doğru yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacı yaya ...'ya aracının ön kısmı ile çarpması sonucu davaya konusu kazanın gerçekleştiğini, kaza tespit tutanağına göre kazaya etken yol sorununun olmadığının, kazanın üç yönlü kavşakta gerçekleştiğini, aydınlatmanın ve trafik lambalarının olduğunun belirtildiğini, kazanın oluşumunda araç sürücüsü ...'ın KTK'nın 84. maddesine göre hızını azaltmayarak kusurlu olduğunu, davacı ...'nın aynı kanunun 68/1-B-3 maddesini ihlal ettiğini, raporda müvekkili idarenin % 20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de yolda araç trafiğini olumsuz etkileyecek bir sorunun bulunmadığını, bunun kaza tespit tutanağından da anlaşıldığını, yolda yatay ve düşey bir işaretleme eksikliğinin bulunmadığını, kazanın araç sürücüsünün ve yayanın dikkatsiz ve tedbirsizliğinden kaynaklandığını, müvekkilinin bir ihmali veya eksikliğinin bulunmadığını, dilekçesi ekinde kaza yerine ilişkin tutanak ve resimlerin sunulduğunu, kazanın olduğu yerde yapılan işaretlemenin standartlara uygun yapıldığını belirtmiştir.

GEREKÇE ;

Dava; trafik kazasına dayalı manevi tazminat davasıdır.

Bu dava ilkin İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas sayısı ile açılmış ve mahkemenin 18/01/2022 tarihli birleştirme kararı ile birlikte mahkememizin ... Esas sayılı davası ile birleştirilmiştir. ... Esas sayılı dava dosyasında 01/12/2023 tarihinde yapılan duruşmada ise "birleşen davanın tefrik edilerek başka esas kaydının yapılmasına" karar verilmiştir.

Bu kararın ardından eldeki dava mahkememiz nezdinde ... Esas sayısını almıştır. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartları arasında yer aldığından, mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığı yönünden dosya üzerinden inceleme yapılmıştır. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı kanunun 5/3. maddesinde; “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” düzenlemesine yer verilmiştir.

Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Diğer yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmıştır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına sahip olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir diğer anlatımla, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeleri ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.

Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; eldeki davada trafik kazası nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tahsili istenmiştir.

Uyuşmazlığın dayanağı haksız fiildir. Taraflar tacir değildir.

Uyuşmazlık, tarafların ticari işletmesiyle de ilgili değildir. Dava, bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyecek ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlığın varlığından söz edilemeyecektir.

Uyuşmazlığın çözümü genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığından, aksi uygulama, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. Durum böyle olunca; tarafların tacir olmaması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmaması nedeniyle mahkememiz görevli olmayıp, davanın çözümünde 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1.Mahkememizin görevsiz olması, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2.Kararın kesinleşmesinden itibaren yasal 2 haftalık süre içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine

3.Harç ve yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine,

4.6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin iki haftalık süre içerisinde gönderme isteğinde bulunmaması durumunda "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilerek, aynı karar ile yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca karara bağlanmasına, Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.