Esas No
E. 2022/9971
Karar No
K. 2023/9856
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2022/9971 E.  ,  2023/9856 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1959 E., 2022/601 K.
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2009/161 E., 2019/14 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalı Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. Bingöl Müessese Müdürlüğü'nde işçi olarak çalışırken 17.11.2008 tarihinde arıza gidermek amacıyla gittiği Bingöl ili Merkez Sarıçiçek köyünde davalı Kuruma ait elektrik direğinden düşerek yaralandığından bahisle 212.785,16 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yaralanması olayında davalının kusuru bulunmadığını, meydana gelen kazanın davacının tamamen kendi dikkatsizliğinden ve tedbirsizliğinden kaynaklandığını, davacının tehlikeli bir iş yapmakta olduğundan bu işin gerektirdiği tüm dikkat ve özeni göstermekte yükümlü olduğunu, davacının emniyet kemerinin bağlanacağı yerin tayin ve tespiti için gerekli tecrübesi ve eğitimi olduğunu, orada gevşeyen bir civata olması durumunda bunu sıkmanın davacnın görevi olduğunu, kazada bir ihmal varsa bu ihmalin davacıdan kaynaklandığını, açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının meydana gelişinde davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu olduğu, davacının %36,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, SGK tarafından yapılan ödemeleri düşülerek tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini, kusura ilişkin raporun eksik olduğunu, illiyet bağının davacının davranışı ile kesildiğini, tüm güvenlik ekipmanlarının çalışanlara verildiğini, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hak düşürücü süre, husumet, kesin hüküm, derdestlik, hukuki yarar, yargı yolu ve zamanaşımı yönünden itirazları bulunduğunu, 29.09.2014 tarihli bilirkişi hesap sonuç kısmında maluliyet oranına göre davacının 266.253,26 TL zararının olduğu, bu zarardan Kurum ödemelerinin rücu edilebilecek kısmının tenzilinin gerektiğini, buna karşılık sonrasında alınan hesap raporunda hesaplanan tazminattan gerekli indirimler yapılacağına tam tersi bir şekilde çok fahiş bir tazminat hesaplandığını, mahkemece bilirkişi raporuna karşı ileri sürdükleri itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişinin kendisine verilen görevi yanlış anlamlandırdığını, kusur tespitinin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, manevi tazminata olay tarihinden faiz verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

a)Davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 212.785,16 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 31.03.2022 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalının istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

b)Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları, 492 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi.

3.Değerlendirme

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından mahkemenin aldığı 29.09.2014 tarihli bilirkişi hesap raporunda %36,00 sürekli iş göremezlik oranı ve davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle hesaplama yapıldığı, anılan raporda Kurum ödemeleri tenzil edilmeksizin maddi zarar tutarının 266.253,26 TL olarak tespit edildiği, raporun devamında davacının karşılanmamış maddi zararının tespit edilebilmesi için Kurum tarafından yapılan ödemelerin rücu edilebilecek kısmının hesaplanan bu tutardan tenzil edilmesi gerektiğinin belirtildiği, raporun davacı vekiline 27.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin rapora itiraz etmediği, itiraz süresi geçtikten sonra ibraz ettiği 11.11.2014 havale tarihli dilekçede ise özetle anılan hesap raporunun son kısmında bahsedilen Kurum ödemelerine ilişkin evrakların dosyaya kazandırılmasını talep ettiği, mahkemenin hükmüne dayanak aldığı 28.05.2018 tarihli ek hesap raporunda da aslında %36,00 sürekli iş göremezlik oranı ve davacının davacının %30 müterafik kusur oranı üzerinden hesaplama yapıldığı ve Kurum ödemelerinin rücu edilebilecek kısımları tenzil edilerek davacının maddi zararının 212.785,16 TL olarak hesaplandığı, ayrıca davalı şirketin ticaret ünvanı Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. olduğu halde İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında "..." olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda iş kazası sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödeneği toplamı 203.106,70 TL’nin rücu edilebilecek %70’lik kısmı olan 142.174,69 TL'nin davacı tarafça itiraza uğramayan 29.09.2014 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirlenen 266.253,26 TL'den tenzili ile sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde asgari ücret değişikliklerinin yansıtıldığı ek hesap raporuna itibar edilmesi hatalı olmuştur. Bunun yanında davalı şirketin ticaret ünvanı Fırat Elek. Dağ. A.Ş. olduğu halde İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında "..." olarak gösterilmesi doğru değildir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle HUMK’nın 438/7 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının;

a)Gerekçeli karar başlığında yer alan "..." sözcüklerinin silinerek yerlerine geçmek üzere "Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş." sözcüklerinin yazılması,

b)Gerekçenin "Tahkikat ve Deliller" başlığı altındaki son paragrafın tamamen silinerek gerekçeden çıkarılması,

c)Gerekçenin "Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe" başlığı altındaki üçüncü paragrafın tamamen silinerek yerine geçmek üzere "...

15.İş Mahkemesi aracılığıyla davacının talep edebileceği tazminat miktarı hususunda alınan 28.05.2018 tarihli nihai bilirkişi raporunda özetle; davacının talep edebileceği toplam tazminat miktarının 212.785,16 TL olduğu belirtilmiş ise de davacı tarafın 29.09.2014 tarihli bilirkişi hesap raporuna yönelik bir itirazının söz konusu olmadığı anlaşılmakla sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödeneği toplamı 203.106,70 TL’nin rücu edilebilecek %70’lik kısmı olan 142.174,69 TL'nin 29.09.2014 tarihli hesap raporunda belirlenen 266.253,26 TL zarar tutarından tenzili ile davacının karşılanmamış maddi zararının 124.078,57 TL olduğu anlaşılmıştır." rakam ve sözcüklerinin yazılması,

ç)Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "1-Davanın kısmen kabulü ile -124.078,57 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, tazminata olay tarihi olan 17.11.2008 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, -İş kazasının meydana geliş şekli tarafların olaydaki kusur durumları davacının olay nedeniyle duymuş olduğu manevi ızdırap, maluliyet durumu, ekonomik koşullar göz önünde tutularak takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine, manevi tazminata olay tarihi olan 17.11.2008 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,

2.Alınması gerekli 10.183,55 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan ve ıslah ile arttırılan miktar üzerinden alınan toplamda 3.522,94 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.660,61 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

3.Davacı tarafça bu yargılama sebebiyle yapılan 418,50 TL peşin harç ve 15,60 TL başvurma harcı, 3.104,44 TL ıslah harcı, tebligat gideri, posta ücreti ve bilirkişi ücreti toplamı 1.759,60 TL toplamından oluşan 5.298,14 TL yargılama giderinden, kabul/ret oranına göre hesaplanan 3.253,23 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan manevi tazminat yönünden 3.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan maddi tazminat yönünden 12.676,58 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan manevi tazminat yönünden 2.725,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7.Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan maddi tazminat yönünden 9.846,52 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8.HMK 333. Maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip, davacı-davalı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının iadesine

Dair, davacı asil ve vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Erzurum Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09.01.2019" rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog