Esas No
E. 2014/5266
Karar No
K. 2014/14133
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

7. Hukuk Dairesi         2014/5266 E.  ,  2014/14133 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi : İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla) Tarihi : 16/01/2014 Numarası : 2011/431-2014/71 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı B.. K.. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.

2.Davacı vekili, davacının iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, genel tatil, servis, yemek ve çocuk yardımı ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı E.. K..- B.. K.. vekili, diğer davalı şirket ile aralarında bir bağ olmadığını, davalı şirketin ekonomik nedenlerle işyerini kapatmak zorunda kaldığını, davacı ile anlaşılarak kendisine 2.250,00 TL değerinde 1 adet koltuk takımı verildiğini, davcının yıllık izinlerinin kullandırıldığını, fazla çalışmasının ve genel tatillerde çalışmasının olmadığını, işyerinde servis, yemek ve çocuk yardımı yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davalılardan T.. Otomotiv' in ortaklarından birinin diğer davalı B.. K..'un eşi olması, bu işyerinin isim değiştirerek E.. K.. olarak faaliyetine devam etmesi göz önünde tutulduğunda davalılar arasında organik bağ olduğu, davacının iş akdinin davalı işyerinin kapanması sonucu fesih edildiği ihtilafsız olduğu, davacının çalışma süresine göre 90 gün yıllık izin hakkı olduğu ve kullandırıldığına yada ücretinin ödendiğine dair yazılı bir belge sunulamadığı ancak yıllık izin ücret alacağının 1.500,00 TL lik kısmının tanıklarca değer belirtilerek işveren tarafından bu alacağına karşılık koltuk takımı verilmek suretiyle ödendiği anlaşıldığından ödenen miktarın mahsubu gerektiği, tanık anlatımlarından da anlaşıldığı üzere işyerinde servis hizmetinin olmadığı, öğlen yemeklerinin işyerinde verildiği ve çocuk yardımı yapılmadığı, davacının çalışma saatlerine göre haftalık 1,75 saat fazla mesai yaptığı, dini bayramlar hariç diğer tüm ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışıldığı gerekçesiyle davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Somut olayda, davacı vekilinin davasını 28.05.2013 tarihinde duruşma öncesi ıslah ettiği, ancak harcını yatırmadığı, Mahkemece 28.05.2013 tarihli celsede davacı vekiline ıslah harcını yatırması ve davaya karşı yazılı beyanda bulunması için iki hafta süre verildiği, bunun üzerine ıslah harcının 11.06.2013 tarihinde yatırıldığı anlaşılmıştır.

Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul İşlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. HMK'nun "Sürelerin Belirlenmesi" başlıklı 90/1 madde ve fıkrasında sürelerin kanunda belirtildiği veya hâkim tarafından tespit edildiği, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkimin kanundaki süreleri artıramayacağı veya eksiltemeyeceği belirtilmiştir.

Mevcut yasal düzenlemeye göre HMK'nunda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye ayrılır: Mahkemeler için öngörülen sürelerin, taraflar için öngörülen sürelerden farkı; sürenin geçirilmiş olmasının, o sürede yapılması öngörülen işlemin yapılma olanağını ortadan kaldırmamasıdır. Eş söyleyişle hakim, gecikmeli de olsa süreye bağlanmış olan işlemi yapabilir. Dolayısıyla, gecikmeli de olsa yapılan işlem, oluşturulan karar hukuken geçerlidir ve süresinde yapılmış gibi hukuki sonuç doğurur.

Sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Taraflar, bu süreler içinde belli işlemleri yapabilirler veya yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur.Taraflar için konulmuş süreler; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır: Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise, kural olarak kesin değildir.

HMK'nun "Kısmen Islah" başlıklı 181.maddesinde de kısmen ıslaha başvuran tarafa,ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği,bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği açıkça belirtilmiştir.

HMK'nun 181.maddesinde belirtilen bir haftalık süre kanun tarafından öngörülmüş süre olup, bu süre kesindir ve hâkim tarafından artırılamayacağı veya eksiltilemeyeceği gibi ıslah işleminin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığının da re'sen gözetilmesi gerekir. Mahkemece mevcut usul hükümlerine aykırı olacak ve takdiren yasadaki süreyi aşacak şekilde süre verilmiş olması ve yasal süresi içinde yapılmayan ıslah talebinin de kabul edilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı Bahar Kont'a iadesine, 23.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.181
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.