10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/12328 E. , 2023/11601 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınmak suretiyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile davalı Kurumdan faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 25.02.1975 tarihinde doğduğunu, 15.10.2000-14.03.2015 tarihi arasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nde GATA Askeri Tıp Akademisinde doktor olarak görev yaptığını, 11.09.1992 tarihi ile 24.07.1998 tarihleri arasındaki öğrencilik dönemini 4/c kapsamında borçlandığını, görev yaptığı 23 yıl 1 ay 29 güne istinaden 3 yıl 2 ay 15 günlük fiili hizmet zammının mevcut olduğunu, bu görevinden sonra özel bir hastanede doktor olarak 4/a kapsamında çalıştığını, tahsis talebinde bulunulduğunu, kurumun 29.06.2018 tarihli yazısında 14 yıl 1 ay hizmet süresi 5 yıl 10 ay 14 gün borçlanması ve 3 yıl 2 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi olmak üzere 23 yıl 1 ay 29 günlük hizmet süresi olduğunun bildirildiğini, 31.10.2019 tarihinde yaşlılık aylığı tahsisi için Kuruma başvurulduğunu, gerekli şartları taşımadığı gerekçesi ile talebinin reddedildiğini, 25.02.1975 doğum tarihli olan davacının yaş haddinden 3 yıl 2 ay 15 günlük fiili hizmet zammının indirimi yapılarak doğum tarihinin 10.12.1971 olarak kabul edilmesini, hizmet başlangıç tarihinin ise 25.02.1993 tarihinden 3 yıl 2 ay 15 gün geriye çekilerek 10.12.1989 tarihi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, sigortalılık başlangıç tarihi olarak 10.12.1989 tarihi esas alındığında emeklilik şartının 46 yaş, 20 yıl, 5375 prim günü olduğunu, müracaat tarihi itibariyle 47 yaş 10 ay 21 gün yaşı, 33 yıl 1 ay 6 gün hizmet yılı, 9903 prim gün sayısı bulunduğunu, tahsis için gerekli şartların yerine getirdiğini, fiili hizmet zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden eksik bir şekilde geriye çekildiğini, yaş haddinden hiç indirilmediğini belirtilerek; "3 yıl 2 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek müracaat tarihi olan 31.10.2019 tarihini izleyen aybaşı olan 01.11.2019 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların 01.11.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini" talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığında herhangi bir hatanın bulunmadığını, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 8175 gün çalışmasının bulunduğu, 5434 sayılı Kanun kapsamında 3 yıl 2 ay 15 gün fiili hizmet süresinin tamamının sigorta başlangıcının geri çekilerek emeklilik yaş haddinden de düşülerek yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu, yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi olan 31.10.2019 tarihini takip eden 01.11.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsilini talep ettiği, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammının kişilerin fiili hizmetine eklenmesi mümkün olsa da bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığının başlangıç tarihinden geri çekilmesi mümkün olmadığından, yaşlılık aylığı tahsis koşulları yerine gelmediğinden davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, kendisi hakkında davalı Kurumca yapılan işlemlerin hatalı olduğunu fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi suretiyle yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespitine dair karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Somut olayda, davacının 15.10.2000-14.03.2015 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun (5510 sayılı Yasanın 4/1-c bendi) kapsamında ve 07.03.2015-31.10.2019 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında sigortalı olduğu, 3 yıl 2 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, 31.10.2019 tarihinde yazılı tahsis talebinin bulunduğu, yukarıda açıklandığı üzeri fiili hizmet zammı süresi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesinin mümkün olmadığı, ancak fiili hizmet zammı süresinin yaş koşulunun değerlendirilmesi bakımından dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda davacının dava devam ederken 10.12.2020 tarihinde yaşlılık aylığı koşullarına haiz olduğu, her ne kadar tahsis veya dava tarihinde şartları bulunmasa da yargılama aşamasında yaşlılık aylığı şartlarının oluştuğu anlaşıldığından usul ekonomisi uyarınca aylık şartlarının oluştuğu tarihi takip eden aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının kabulü gerektiği, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi uyarınca Kurumun yaşlılık aylığı tahsisini takip eden üç ayın sonundan itibaren faiz alacağından sorumlu olacağı değerlendirilmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 bendi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddine, Davacının yaşlılık aylığı koşullarının oluştuğu 10.12.2020 tarihini takip eden ay başı olan 01.01.2021 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, Davacıya 01.01.2021 tarihi itibariyle bağlanacak yaşlılık aylıklarının, 01.04.2021 tarihinden itibaren her bir yaşlılık aylığının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili Kurum işlemlerinde hata olmadığını, davacının talep ettiği şekli ile fiili hizmet zammı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddeleri hükümleridir.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.