10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/9026 E. , 2023/10788 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkete ait işyerinde 01.04.2008 - 27.07.2015 tarihleri arasında kesintisiz biçimde hizmet akdi ile çalıştığı, davacının çalışmalarının sigortaya bildirilmediği, davacının işçilik alacaklarının tahsili istemi ile açtığı ...
36.İş Mahkemesinin 2016/683 Esas sayılı dosyasında görülen alacak davasında mahkemece davacının davalı şirkete ait işyerinde 01.04.2008 - 27.07.2015 tarihleri arasında kesintisiz biçimde hizmet akdi ile çalıştığının kabul edilerek işçilik alacaklarının tahsiline karar verildiği, verilen kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 13.11.2018 tarihli kararı ile davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilerek kesinleştiği iddiasıyla davacının davalı işveren tarafından Kuruma bildirilmeyen 01.04.2008 - 27.07.2015 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili aşamalardan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının 01.04.2008 - 27.07.2015 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde gözleme bölümünde gözleme ustası olarak çalıştığı, bu dönem içerisinde 16.02./2012 - 31.05.2013 tarihleri arasında davalıya ait ... sigorta sicil numaralı işyerinden bildiriminin yapıldığı, 18.02.2014 - 11.10.2015 tarihleri arasında ise davalıya ait ... sicil nolu işyerinde çalışmalarının bildirildiği, 01.04.2008 - 15.02.2012 tarihleri arasında... sigorta sicil numaralı işyerinde 1395 günlük çalışmasının bildirilmediği 01.06.2013 - 17.02.2014 tarihleri arasında ise ... sigorta sicil numaralı davalıya ait işyerinden 257 gün çalışmalarının bildirilmediği, dinlenen bordro tanıklarının beyanları ve sigorta kayıtlarından anlaşıldığı gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davacının 01.04.2008 - 15.02.2012 tarihleri arasında davalıya ait... sigorta numaralı işyerinde 1395 gün, 01.06.2013 - 17.02.2014 tarihleri arasında ise davalıya ait ... sigorta numaralı işyerinde 257 gün olmak üzere toplam 1652 gün eksik bildirilen sürede davalı işyerinde hizmet akdiyle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri: Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Kurum kayıtlarının aksinin resmi belge ile ispat edilmesi gerektiği, davanın ispat edilemediği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun gerekçesiz tanık anlatımlarına dayalı olduğu, davacı ile tanıkların menfaat birlikteliği olduğu, hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının başka işyerinde çalıştığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile nizalı dönem içindeki 1 ve 5 günlük dava dışı işyerlerindeki kısa süreli bildirimlerinin iki ayrı işyerinde çalışılabileceği gözetildiğinde, davacının davalı yanında çalıştığı anlaşılmakla kurulan hükme ilişkin mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı işveren vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle;
kamu düzenine ilişkin davada çalışmanın varlığının Yargıtay tarafından kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacının davalı nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 01.04.2008 - 27.07.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
1.Anayasa'nın 60 ıncı maddesi şöyledir: "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."
2.01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan Kanun'un yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı davaya konu sürenin bir kısmı itibariyle 506 sayılı Kanun'un mülga 2, 6 ve 79 uncu maddeleridir.
3.506 sayılı Kanun'un mülga 2 inci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir: "Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar."
4.506 sayılı Kanun'un mülga 6 inci maddesi şöyledir: "Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. / Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. / Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. / Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.."
5.506 sayılı Kanun'un mülga 79 uncu maddesinin ilgili fıkrası şöyledir: "...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (10 yıl 01/06/1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..."
6.31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlı Sigortası Kanunu'nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "(1) Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;
a)Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar... sigortalı sayılırlar."
7.5510 sayılı Kanun'un 7 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
a)(a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, meslekî ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimine, staja veya bursiyer olarak göreve başladıkları tarihten... itibaren başlar."
8.5510 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık;
a)4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten... itibaren sona erer. "
9.5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ilgili 9 uncu fıkrası şöyledir: "Aylık prim ve hizmet belgesi (veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi) işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır."
3.Değerlendirme
1.5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca (506 sayılı Kanun'un 2 ve 6) çalışmaya başladıkları tarihten itibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
2.Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.506 sayılı Kanun'un mülga 79 uncu maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu düzenleme davaya konu bir kısım hizmetlerin geçtiği dönemde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde de korunmuştur. Bu yönde, anılan maddelerde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
4.Bir başka anlatımla sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalışmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
5.Sigortalı işçi ile işveren arasındaki işçilik alacağına ilişkin davalarda verilerek kesinleşen kararlar Sosyal Güvenlik Kurumu taraf olmadığından hizmet tespiti davalarında Kurum yönünden kesin hüküm oluşturmaz. Ancak Mahkemece göz önünde bulundurulması gereken bir güçlü delil niteliğindedir.
6.Somut olayda davacı 01.04.2008 - 27.07.2015 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde hizmet akdine tabi olarak kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacının davalıya ait iş yerinden 16.02.2012 - 31.05.2013 ve 18.02.2014 - 29.07.2015 tarihleri arasında tam bildirimleri bulunmaktadır. Davacının davalı işveren aleyhine açtığı kıdem ve ihbar tazminatı dahil olmak üzere işçilik alacaklarına ilişkin davada davacının eldeki davada talep ettiği sürelerde kesintisiz çalıştığı kabulüyle hesap yapılmış ve ...
36.İş Mahkemesi tarafından verilen karar kesinleşerek işveren ve davacı yönünden kesin hüküm oluşturmuştur. İlk Derece Mahkemesi tarafından söz konusu işçilik alacakları davasında dinlenen tanıklardan ... dinlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
7.Davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, bildirime konu 16.02.2012 - 31.05.2013 ve 18.02.2014 - 29.07.2015 tarihleri dışında işveren tarafından Kuruma verilmediği, çalıştığının da Kurumca tespit edilmediği, davaya konu dönemde 506 (5510) sayılı Kanun kapsamında davalı adına tescilli iş yerleri olduğu açıktır. Ne var ki davacının çalışmasının başlangıç tarihi ve kesintisiz devam ettiği olgusu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmiş değildir.
8.Öncelikle Kurumdan davalıya ait iş yerlerine ilişkin dönem bordroları getirtilip Kuruma verilmiş dönem bordrolarında kayden çalışması görünen bordro tanıkları re’sen belirlenerek beyanlarına başvurulmalı; davacı tarafından işverene karşı açılan işçi alacaklarına ilişkin dava dosyasında dinlenilen tanıkların anlatımları ile işbu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanıkların beyanları arasında varsa çelişkiler giderilmeli; gerekirse davanın çalıştığı iş yerine komşu iş yerleri tespit edilerek bu iş yerlerinde çalıştıkları hizmet cetvelleri ve sigorta sicil dosyaları ile ispat edilen çalışanların ya da davalı ile iş ilişkisi içince olanların beyanlarına başvurulmalı; sigortalının kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu yeterince araştırılmalıdır.
9.Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, süreklililiği , başlangıç ve bitiş tarihleri konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre beyanı alınmalı, iş yerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça iş yerinin müdür ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlarla tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir.
10.Öte yandan davacının 11.11.2009 - 15.11.2009 tarihleri arasında ve 04.09.2013 tarihinde dava dışı iş yerlerinden bildirimleri bulunmakta olup davacının çalışmasının kesintiye uğradığının anlaşılması halinde dava tarihine göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin yapılacak yargılamada Mahkemece nazara alınması gerekir.
11.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.