43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2236
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/10/2020
NUMARASI: 2019/527 Esas - 2020/611 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında davalıyla 26.08.2016 tarihinde akdedilen 36.000 adet çok kullanımlık eldiven alım sözleşmesi öncesinde davalıya 3.024,00 USD + 478 USD olmak üzere toplam 3.502,00 USD teminat verildiğini, teminatın davalının banka hesabına gönderildiğini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ancak davalının hiçbir gerekçe göstermeksizin 1.890,00 USD kesinti yaptığını, bu nedenle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip başlattıklarını davalının haksız ve hukuku aykırı olarak takibe itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile yapılan sözleşme kapsamında gecikmeden kaynaklı cezai şart kararlaştırıldığını, davacının 1 ,4 ve 5. teslimat partilerinde; 20.09.2016 tarihinde 3600 adet teslimatın 2400 adet, 13.03.2017 tarihli teslimatın 3000 adet, 11.05.2017 tarihli teslimatın 3000 adet eksik yapıldığını, nihayetinde bu teslimatların sırası ile 18,29 ve 29 gün sonra yapıldığını, bu nedenle davacıya 8.338,92 TL ceza keşide edildiğini, uygun bir indirim de yapılarak 6.516,36-TL tutarındaki ceza bedelinin davacıya yansıtıldığını ve bu hususta ekte yer alan fatura düzenlendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Elde edilen deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme, ticari ilişki ve davacının davalıya ürün teslimi konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafından davalıya vermiş olduğu teminatın iade edilmediği ve 1.890,00 USD kesinti yaptığı gerekçesi ile icra takibi yapılmış ve huzurdaki dava ikame edilmiş ise de; taraflar arasında imzalandığı tartışmasız olan sözleşmenin 5. Mad desi gereği davalının geç teslim sebebi ile kesinti yapmasında haklılık bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. Bu durumun tespiti bakımından sözleşmenin 4. Maddesini irdelemek gerekecektir. Sözleşmenin 4. Maddesi gereği ilk teslimat sözleşmenin imzalanmasına müteakip 30 takvim günü içinde yapılacaktır. İlk teslimattan sonra 2 ayda bir 6000'er adet olarak teslim edileceği ve yine teslimatların her ayın ilk 10 iş günü içinde (c.tesi pazar hariç kabul edileceği) hususunda mutabakata varılmıştır. Sözleşme 26.08.2016 tarihinde imzalanmış olup ilk teslimatın en geç 26.09.2016 tarihine kadar yapılması gerekmektedir.
1.teslimatın 20.09.2016 (3600 adedinin) tarihinde ve süresi içinde yapıldığı ancak 2400 adedinin 11.10.2016 tarihinde 16 gün geç yapıldığı, 2. teslimatın ise ilk teslimattan sonra iki ayda bir yapılması ve bu sürecin ilk 10 iş gününe denk gelmesi gerektiği düşünüldüğünde en geç 10.11.2016 tarihi olması gerekirken 14.11.2016 tarihinde yapılığı ancak davalının kayıtlarında son tarih olarak 24.11.2016 tarihinin son tarih kabul edilerek bu durumun geç teslim olarak kabul edilmediği,3. teslimatın 4. 5 ve 6. Taslimatların yine bu periyoda uygun olarak (c.tesi pazar hariç olmak üzere) sırası ile 10.01.2017, 10.03.2017 , 10.05.2017 10.07.2017 tarihlerinde yapıl- ması gerekirken davalı tarafından bu tarihlerdeki opsiyon davacı lehine genişletilerek her ayın ilk 10 iş günü anlaşmasından farklı olarak 23.01.2017, 24.03.2017 ,23.05.2017 , 22.07.2017 olarak son teslim tarihlerinin belirlendiği ancak davacının 24.03.2017 tarihinde yapılması gereken 4. teslimatın 3000lik teslimini 11.04.2017 tarihinde 18 gün geç yaptığı, yine en geç 23.05.2017 tarihinde yapılması gereken 5. Teslimatın ikinci 3000'lik teslimini 21.06.2017 tarihinde 29 iş günü geç yaptığı ve toplamda 63 günlük geç teslimat yapıldığı anlaşılmış olup 6.09.2017 tarihli 6.516,36TL tutarında "Giyim Eşyası Geç Teslim Edilme Bedeli" açıklamalı faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmaması nedeni ile ispat yükü kendisine düşen davalının geç ifa nedeni ile borçlu olmadığını ispatlamış olduğu kanaatine varılarak davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ihtilafın konusunun dosyadaki mevcut sözleşmede yer alan teslim tarihlerine göre yapılan teslimatlara ilişkin davalı şirketçe haksız ve hukuka aykırı olarak teminattan kesinti yapılmış olmasının sebep olduğunu, 5. sevkıyatının 3000 adet ürünü 21/06/2017 tarihinde 11 gün geciktiğini, bu gecikmelere karşı yapılan cezai kesintilerine karşı herhangi bir itirazlarının olmadığını, ancak geri kalan sevkıyatların ise sözleşmenin 4. maddesine göre ...'nin talepleri doğrultusunda sevk edildiğini, buna ilişkinde ...'nin departman sorumlularından da mail ile kendilerine bilgi geçildiğini, ... tarafından atılan mailin de dilekçe ekinde bulunduğunu, mailden de görüleceği üzere mailin 05/10/2016 tarihinde kendilerine iletilmediğini, hafta içerisinde sevkıyatın yapılmasının talep edildiğini, zaten 4. maddeye bakıldığında 1'er ay erken veya geç teslim talep edilebileceğinin görüleceğini, davalı tarafın ayın ilk 10 iş günü anlaşmasından farlı bir teslim tarihi belirlemesinin sözleşmeye aykırı davrandığının göstergesi olduğunu, sözleşmenin taraflar arasında karşılıklı olarak yapılan bir yazılı anlaşma olduğunu, tarafların sözleşmede yazan şartları tek başına değiştirme veya yorumlama yetkisine sahip olmadığına, tek taraflı olarak yapılan değişiklikler veya yorumlamalara karşı tarafı mağdur edebilecek ve maddi zararlara sebebiyet verebileceğini, tarafların maddi zarara uğramamak adına zaten sözleşme yapmakta işin çerçevesini çizdiğini, kurumsal firmaların istedikleri gibi sözleşmeleri değiştirmesi ve yorumlamasının hukuka aykırı bir durum olduğunu, her ne kadar bilirkişi tarafından yapılan gecikme sürelerinin neye göre hesaplandığı hususunun açıklanmasına ilişkin ek bilirkişi raporu talep edilmiş ise de yerel mahkeme tarafından bu taleplerinin değerlendirilmediğini, keyfiyete göre sözleşmenin yorumlanması neticesinde ise davacı müvekkilinin maddi zarara uğratıldığını, yerel mahkemenin aynı zamanda giyim eşyası teslim edilme bedeli açıklamalı faturanın davacı defterine kayıtlı olmaması nedeni ile ispat yükünün kendisine düşen davalının geç ifa nedeni ile borçlu olmadığını ispatlamış olduğunu kanaatine vardığını gerekçeli kararında belirtildiğini, davanın tarafların ticari defter ve kayıtları ile ilgili ihtilaflara ilişkin olmadığını, davanın sözleşmenin yorumlanması olduğunu, talep edilen hususun sözleşmeye uygun teslim yapılıp yapılmadığına ilişkin olduğunu, davacı müvekkilinin 2 sevkıyatı dışında sözleşmeye aykırı teslimatı olmadığını, bilakis mail ile yapılan talepler doğrultusunda teslimlerin gerçekleştirildiğini, yerel mahkeme tarafından sözleşmenin tek taraflı keyfiyete göre yorumlanması durumunun hukuka uygun bulunması gerekçesi ile davanın reddedilmesinin bozma kararını gerektirdiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Dava; ticari satım nedeniyle davalıya verilen teminatın iade edilmeyen kısmının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı tarafça davacı hakkında düzenlenen cezai şarta ilişkin faturanın sözleşme ve yasal koşullara uygun olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının iade edilmeyen teminatın iadesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "bakiye teminat bedeli 1.890 USD" açıklamasıyla ve takip talebine teminatının davalı hesabına yatırıldığına dair banka dekontu eklenerek 1.890 USD alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin işbu davanın açıldığı görülmektedir. Davacı dava dilekçesi ile itirazın haksız olduğundan bahisle itirazın iptalini talep etmiş davalı taraf davacı ile yapılan sözleşme gereği davacının ürünleri zamanında teslim etmemesi nedeniyle hesaplanan 8.338,92 TL cezai şarttan bir miktar indirim yapılarak 6.516,36 TL ceza bedelinin davacının teminatından mahsup edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında 26/08/2016 tarihinde "36.000 adet çok kullanımlık eldiven alım sözleşmesi" düzenlenmiştir. Sözleşmenin 4. maddesinin birinci bendinde "..Teslimatlar aksi bildirilmedikçe her ayın ilk 10 iş günü içeresinde (cumartesi-pazar hariç) saat 16:00'ya kadar kabul edilecektir." ve aynı maddenin 3. bendinde "Teslimat programı aşağıdaki belirtilen şekilde yapılacaktır; ilk teslimat sözleşme imzalanmasına müteakip 30 takvim günü içinde yapılacaktır. İlk teslimattan sonra 2 ayda bir 6000'er adet olarak teslim edilecektir." şeklinde düzenlenme bulunmaktadır. Sözleşmenin 5. maddesinin 1. bendi ile "Taahhüt konusu malzemelerin 4. maddede belirtilen zaman ve adrese teslim edilmemesi halinde firmadan her parti teslimatında geçerli olmak üzere her gecikme günü için teslim edilmeyen miktarın KDV hariç bedeli üzerinden %1'i oranında gecikme cezası kesilecektir" aynı maddenin 3. bendi ile "kararlaştırılan ceza firmanın kesin teminatından ve/veya istihkakından kesilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.Davalı taraf sözleşmenin 4. maddesinde öngörülen teslimat programına göre geç teslim edilen günleri belirlemiştir.
Davacı taraf ise yukarıda ilgili bölümü verilen 4. maddenin 1. bendindeki "Teslimatlar aksi bildirilmedikçe her ayın ilk 10 iş günü içeresinde (cumartesi-pazar hariç) saat 16:00'ya kadar kabul edilecektir." düzenlemesine dayanarak teslimat tarihlerini aynı maddenin 3. bendinde kayıt altına alınan teslimat programına göre belirlenen ayı takip eden ayın ilk 10 günü olarak yorumlayarak ilk gecikme hariç diğer teslimatların süresinde olduğunu savunmuştur. Bahsi geçen madde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının bu iddiası yerinde olmayıp maddenin 3. bendinde davaya konu sözleşmedeki emtianın teslim programı açıkça düzenlenmiş olup 1. bentteki aksi bildirilmedikçe kaydı nedeniyle her ayın ilk 10 iş günü içerisinde kabul edilecektir düzenlemesinin somut olayda uygulanma imkanı yoktur. Bu durumda davacı tarafça ürünlerin sözleşmeye aykırı olarak süresinde teslim edilmediği ve denetime elverişli dosya içeriğine uygun bilirkişi raporunda belirlendiği gibi davalının 7.975,15 TL cezai şart uygulama hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça bu miktardan daha düşük olan 06/09/2017 tarihli 6.516,36TL tutarında "Giyim Eşyası Geç Teslim Edilme Bedeli" açıklamalı faturanın düzenlendiği anlaşılmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü için “cezai şart (ceza koşulu)” kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. Cezai şart, 6098 sayılı Kanun'un 179–182'nci maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 179'uncu maddesi: “…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir. Maddenin birinci bendinde seçimlik cezai şart, ikinci bendinde ise ifaya ekli cezai şart düzenlenmiştir. İfaya ek cezai şartta alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. Cezai şarta ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-414 E. 2023/536 K sayılı ilamı).Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selahâttin Sulhi Tekinay: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359)Somut olayda; davaya konu sözleşmenin 5. maddesindeki düzenleme gereğince eldeki davada cezai şartın ifaya eklenen cezai şart mahiyetinde olduğu ortadadır. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazi kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında düzenlenen 26/08/2016 tarihli sözleşme ile davacı şirketin davalıya sattığı ürünlerin sözleşmede belirlenen sürelerde kısım kısım ifasını taahhüt ettiği, bir kısım ürünlerin taahhüt edilen sürede teslim edilmeyip süresinden sonra teslimin gerçekleştiği, sözleşmenin 5. maddesi ile geç teslim durumuna ilişkin cezai şartın kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak, davalının sözleşmede ki teslim şartına uymaması nedeniyle davacıdan bu cezai şartın talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu dönemden sonraki dönemde ürün teslim alırken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir (6098 sayılı Kanun md. 179/2). Oysa davalı tarafın sözleşme konusu ürünlerin teslimi esnasında cezayı isteme hakkını saklı tutmadığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda teslim esnasında kendisine sunulan irsaliyeli faturalar üzerine veya ayrı düzenlenecek teslim tutanağına veya ifayı kabulden önce yapılacak bir bildirimle ceza isteme hakkını saklı tutmadığı gibi herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan ifayı çekincesiz kabul ettiği anlaşılmaktadır. Yine hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek şekilde davacının hak edişlerinden cezai şartı kestiğine dair bir eylem veya işlemi de dosyaya yansımamıştır.
Bu kapsamda sözleşmenin 4. maddesinin 3. bendi ile " kararlaştırılan ceza firmanın kesin teminatından ve/veya istihkakından kesilebilir." düzenlemesi de cezai şart tahsil hakkının sözleşme ile saklı tutulduğu şeklinde yorumlanamaz. Bu düzenleme yasal şartlara uygun olarak tahakkuk ettirilecek cezai şartın seçimlik olarak tahsil edilebileceği kalemleri düzenlemektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında davacıdan tahsil edilen cezai şartın yasal düzenleme ve Yargıtay uygulamalarına aykırı olarak tahsil edildiği anlaşılmakla davanın kabulü ile alacağın likit itirazın haksız olduğu anlaşılmakla takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki karşılığı olan 10.346,05 TL'nin %20'si olan 2.069,05 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜ ile; Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 1.890,00 USD asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına 2-Asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi gereği Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına,3-Takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki karşılığı olan 10.346,05 TL'nin %20'si olan 2.069,05 TL icra inkar tazminatının davalıdan alarak davacıya verilmesine, 4-Alınması gerekli 736,25 -TL harçtan başlangıçta peşin olarak yatırılan 184,07TL harçın mahsubu ile bakiye 552,18- TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 44,40 TL, peşin harç 184,07 TL, bilirkişi ücreti 800,00 TL, posta ve tebligat gideri 47,20 TL olmak üzere toplam 1.075,67 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 10.778,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL ile posta ve tebligat gideri 54,00 TL toplam 202,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,
HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/11/2023