Esas No
E. 2014/9402
Karar No
K. 2014/18169
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2014/9402 E.  ,  2014/18169 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi : Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

(İş Mahkemesi Sıfatıyla)

Tarihi : 11/04/2014

Numarası : 2013/637-2014/254

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde şoför olarak çalıştığını, 12/09/2012 tarihinde davalı tarafından iş verilmeyerek iş aktinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek bazı işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının istifa ederek ayrıldığını ve ibraname verdiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş akdinin davacı tarafça 25.09.2012 tarihli istifa dilekçesi ile istifa ederek sona erdirildiği ve yine aynı tarihli ibraname niteliğindeki ödeme belgesi nedeni ile hiçbir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyada mevcut olan ve mahkemece gözardı edilen 13.09.2012 tarihli davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede; iş akdinin 12/09/2012 tarihinde işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini bildirerek alacaklarının ödenmesini talep etmiştir. Bu ihtarname 19/09/2012 tarihinde davalı işverene tebliğ edilmiş, davalı işveren herhangi bir cevap vermemiştir. Ayrıca mahkeme ibraname belgesi gereği davacının hiçbir alacağının kalmadığını kabul etmiştir.

İbra sözleşmesi, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup, anılan Kanun'un 132.  maddesinde “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” hükmü kabul edilmiştir. İbranameyle ilgili olarak diğer önemli bir düzenleme ise, 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinde yer almıştır. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu halde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. 6098 sayılı Kanunun, yukarıda sözü edilen hükümleri, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 6098 sayılı Kanunun yürürlükte olmadığı dönemde düzenlenen ibranamenin geçerliliği sorunu, Yargıtay'ın ibraname konusunda yerleşmiş içtihatları çerçevesinde değerlendirilmelidir. 6098 sayılı Kanunun yürürlülüğü öncesinde düzenlenen ibra sözleşmelerinin geçerliliği sorunu yönünden, aşağıda belirtilen ilkeler ışığında bir değerlendirme yapılmalıdır: Miktar içeren ibra sözleşmelerinde, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir

Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı halleri ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizliğinden söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.

Somut olayda söz konusu belgede hangi alacak için ne kadar verildiği belli değildir ve genel ifadeler kullanılmış, açıklık getirilmemiştir. Hükme esas alınan 25.09.2012 tarihli ödeme belgesi ayrıca mahkemece esas alınan istifa dilekçesinin düzenlenme tarihi 25.09.2012 dir. Yapılacak iş, feshin 12.09.2012 tarihinde gerçekleştiği sair deliller ile de desteklenmek sureti ile anlaşıldığından fesih konusuna açıklık getirmek, ayrıca ödeme belgesinde belirtilen ve banka aracılığı ile ödenen 4000 TL. nin hangi alacağa karşılık geldiği hususu araştırılarak davacının bunu aşan işçilik alacağının olup olmadığı araştırılarak, varsa ödenen miktar mahsup edilmek sureti ile bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.

SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog