7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2021/20795 E. , 2023/10428 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 08.07.2014 tarihli ve 2013/972 Esas, 2014/703 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında amire hakaret suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.(Kapatılan) 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 08.07.2014 tarihli ve 2013/972 Esas, 2014/703 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 20.05.2015 tarihli ve 2015/364 Esas, 2015/369 Karar sayılı ilamı ile; 1632 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi yerine ikinci cümlesinin tatbiki suretiyle sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi ve “Sanığın, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaatin oluşmaması …” nedeniyle hapis cezasının ertelenmesine veya başkaca tedbire çevrilmesine gerek görülmediği belirtilip, daha sonra, “Sanığın yargılama sürecinde duyduğu anlaşılan pişmanlığı da göz önünde bulundurularak, hükmedilen cezanın … adli para cezası tedbirine çevrilmesine karar verilmiştir” şeklinde hüküm kurulmuş olması, aynı gerekçenin sanığın hem aleyhine hem de lehine uygulama yapılması için kullanılması ve hapis cezasının önce başkaca bir tedbire çevrilmesine gerek görülmediği belirtildikten sonra adli para cezasına çevrilmesi suretiyle uygulamaya ilişkin çelişki yaratılması sebep gösterilerek mahkûmiyet hükmünün, uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Sarıkamış Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2017/704 Esas, 2019/583 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında amire hakaret suçundan 1632 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapis cezasından çevrili 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; mağdurla aynı rütbede olduğuna dolayısıyla amire hakaret suçunun oluşmadığına ve atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yapılan incelemede; sanığın, 29.12.2011 tarihinde bonette temizlik yaparken kendisine akşam içtimasına katılmasını söyleyen ve Bölük Nöbetçi Çavuşu olarak görevlendirilmiş olan mağdur ... Onb. ... ile içtimaya katılıp katılmama konusunda tartıştığı, daha sonra Tabur içtima alanına giderek mağdura, ananı sinkaf ederim şeklinde sözler sarf ettiği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; atılı suçlamayı kabul etmediğini, aralarında bir tartışma yaşandığını, bozma ilamına karşı bir diyeceğinin olmadığını, mağdurla çok önceden barıştıklarını, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulacak olur ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul ettiğini ancak halihazırda memur olduğu için kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalışmak istemediğini beyan etmiştir.
3.Mağdur ... ve tanık ...'un usulüne uygun olarak tespit edilen beyanları da maddi vakıayı destekler mahiyettedir.
4.Olay tespit tutanağı, vaka kanaat raporu ve dosya kapsamında bulunana diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
5.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE
1.Dava konusu olayda, Onbaşı rütbesinde bulunan mağdur ...'ın, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 399 uncu maddesi gereğince aynı rütbede bulunan sanık Onbaşı’nın amiri sıfatını kazanmış bulunması, o gün kendisine verilen Bölük/Batarya Nöbetçi Çavuşluğu hizmeti ve bu hizmetin kazandırdığı Bölük/Batarya Nöbetçi Çavuşu sıfatından dolayı bu hizmet nedeniyle onu eşiti rütbedeki onbaşılara karşı amir konumuna getirmesi ve onlara karşı korunması sebepleri göz önüne alındığında sanığın mağdur ile aynı rütbede oldukları dolayısıyla amire hakaret suçunun oluşmayacağı yönündeki temyiz nedenleri kabul edilmemiştir.
2.211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun'un (211 sayılı Kanun) 10 uncu ve 1632 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre mağdur ile sanık arasında ast-üst ilişkisinin bulunduğu, sanığın amiri konumunda olan mağdura yönelik ananı sinkaf ederim şeklinde sarfettiği sözlerin toplum içerisinde mağduru alçaltıcı ve haksız nitelikte olduğunun kabulüyle Mahkemece amire hakaret suçuna konu eyleminin sabit görülerek, sanık hakkında 1632 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca alt sınırdan ceza tayin edilip ardından takdiri indirim uygulanması suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulmasında, adli sicil kaydının bulunması sebebiyle erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde, adlî para cezası seçenek yaptırımının tercih edilmiş olmasında ve bir gün karşılığı olarak adlî para cezasının suç tarihinde geçerli olan alt sınırdan belirlenmesi ve adlî para cezasının taksitlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
4.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, lehe bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanığa yargılama gideri olarak yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR
Gerekçe bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, Sarıkamış Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2017/704 Esas, 2019/583 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği temyize konu hükmün yargılama giderlerine ilişkin (5) numaralı bendinin sekizinci kısmının çıkartılarak yerine "Bozma ilâmı sonrası yapılan yargılama giderlerinin lehe bozma olması sebebiyle ... Hazinesi üzerinde bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,28.11.2023 tarihinde karar verildi.