7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2021/21887 E. , 2023/4887 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükmün temyiz edilmesi iradesine ilişkindir.
II. GEREKÇE
1.Sanık hakkında firar suçu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 01.11.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükümde yasa yolu gösterilirken, sanığın yüzüne karşı verilen kararda 7 günlük itiraz süresinin tefhim tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi gerekirken, "tebliğ tarihinden itibaren" başlayacağı belirtilmek suretiyle sanığın yasa yolunda yanıltıldığı, gerekçeli kararın ise sanığın en son bildirdiği adresine tebliğe çıkartılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesi uyarınca 19.11.2013 tarihinde muhtara teslim edildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 18.11.2013 tarihinde kesinleştirildiği, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine yeni esasa kaydedilen dosyada sanık hakkında temyiz incelemesine konu 19.04.2016 tarihli hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
2.Yüze karşı tefhim edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin kanun yolu bildiriminde sürenin tebliğ ile başlayacağı belirtilerek sanığın yanıltıldığı, dosya kapsamında yer alan Mamak Askerlik Şubesi Başkanlığının 15.05.2017 tarihli cevabi yazısı ve ekindeki terhis belgesine göre sanığın 05.04.2014 tarihinde terhis edildiği, dolayısıyla tebliğ tarihi olan 19.11.2013 tarihinde ... olduğu anlaşılan sanığa, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinin birinci fıkrası ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 22 nci maddesinde öngörülen usule uyulmadan en son bildirdiği adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre yapılan tebligatın da geçersiz olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı ve denetim süresinin başlamayacağı, denetim süresi başlamadığı için de denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına dair 19.04.2016 tarihli kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararlarının dava zamanaşımını kestiğinden söz edilemeyeceği, dava zamanaşımını kesen son işlemin sanığın 01.11.2013 tarihli sorgusu olduğu anlaşılmıştır.
3.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, sanığın savunmasının alındığı 01.11.2013 tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/787 Esas, 2016/461 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.