Esas No
E. 2021/1851
Karar No
K. 2021/1851
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2021/1851 - 2024/18

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/01/2021

NUMARASI : 2020/36 E. - 2021/23 K.

DAVACI

VEKİLLERİ

GEREKÇE

Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı gerçek kişinin "şekil+..." ibaresinin 7,9,41 ve 42. sınıf hizmetlerde tescili için yaptığı 2018/90792 sayılı marka başvurusuna, davacının "..." asıl unsurlu markalarına dayanarak yaptığı itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiği, 25/11/2019 tarihli YİDK kararının davacı tarafa 02/12/2029 tarihinde tebliğ edildiği, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde (son gün Pazar gününe rastladığından) 03/02/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne verilmiş olup, davalılar vekillerinin istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlık taraf markaları arasında arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu başvuru kapsamındaki 9,41 ve 42. sınıf mal hizmetler davacının itiraza mesnet markaları kapsamında aynen yer aldığından taraf markaları arasında, bu sınıflar yönünden emtia benzerliği gerçekleşmiştir.

Marka işaretlerinin karşılatırılmasına gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden meydana gelmektedir. İtiraza mesnet 2016/13253 sayılı "..." ibareli davacı markası müddet durumunda bulunduğundan iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamıştır. İtiraza mesnet olup değerlendirmeye esas alınan davacı markaları "... ..." ve "... ..." ibarelerinden meydana gelmekte olup, markalarda "..." kelimelerinin ortak olarak bulunduğu ve markaların bu kelimeye "..." ve "..." sözcükleri eklenmek suretiyle oluşturulduğu görülmektedir. Dava konusu başvuruda ayrıca, davacının düz yazıdan oluşan kelime markalarından farklı olarak şekil unsuru da yer almaktadır. Bu durumda, taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı kısmi bir benzerlik bulunmakta ise de, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekir. Bu anlamda markalarda yer alan ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı olan ibarelerin karşılaştırmada dikkate alınmaması, tanımlayıcı olmamakla birlikte tanımlayıcılığa yakın olan ibareler yönünden ise koruma düzeyinin düşük tutulması gereklidir. Somut olayda, içerisinde mekatronik mühendisi bilirkişinin de yer aldığı heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, "..." başvurusu ile "... ...", "... ..." markaları kapsamında bulunan 09, 41, 42. sınıf mal ve hizmetlerin ortalamanın üzerinde alıcı kitlesine hitap etmesi, "..." ibaresinin tasviri özelliği itibariyle ayırt ediciliğinin çok düşük olması nedeniyle markaların düşük düzeyde bütünsel benzerlik göstermesi, potansiyel alıcı kitlesinin dijitalleşmenin öneminin fevkalade arttığı günümüzde “...”, “...” tarzı ibarelerin farklı teşebbüslerce kullanıldığı konusunda bilinçli olması birlikte değerlendirildiğinde, markalarının aynı veya bağlantılı kaynaktan geldiği yönünde bir yanılgıya düşme riskleri bulunmadığından markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkmayacağı, zira söz konusu ibarenin çekişmeli mal ve hizmetlerde ayırt ediciliği düşük olduğu gibi, “...” ibaresine eklenen “...” kelimesi ve şekil unsurunun, ibarelerin ortaklığından kaynaklı iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.

Her ne kadar davacı vekilince, hükümsüzlük davasında davaya konu markanın SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca tescil edilmemesi gerektiği ve başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığı ileri sürülmüş ise de, bu hususlar kanıtlanamadığı gibi, taraf markaları benzer bulunmadığından, ulaşılan sonuca bir etkisi de yoktur.

Bu itibarla, ilk derece mahkemesince taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. Maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken , yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü doğru olmamış,

HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ...vekili ile davalı şahsın istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davalı ... vekili ile davalı ...vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 25/01/2021 gün ve 2020/36 Esas - 2021/23 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Davanın REDDİNE,

3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4.Davalı ... ile davalı ...kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6.Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 40,00-TL posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 202,1‬0-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,

7.Davalı ...tarafından yatırılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,

8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

9.Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, kesinleştiğinde ve talebi halinde anılan davalıya iadesine,

10.Davalı ...tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,

11.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/01/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog