Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/614
Karar No
K. 2022/614
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
İş Hukuku

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/614 Esas - 2023/305

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN

T.C.

ANKARA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/614 Esas
KARAR NO: 2023/305
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/08/2022
KARAR TARİHİ: 02/05/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 03/05/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; ... Genel Müdürlüğünün 08/06/1984 tarih ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi tüzel kişiliğe sahip olan kamu iktisadi kuruluşu olduğunu davalı şirket işçisi olan ...'in Gaziantep Hava limanında davalı firma bünyesinde 2012-2014 yılları arasında çalıştığını, iş akdinin sona ermesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek iş davası açtığını, ... sayılı kararı ile hükmedilen işçilik alacakları, İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü 2019/20632 sayılı dosya üzerinden icra takibine konu edildiğini ve ödendiğini, iş davasının Tez Medikal firmasına ihbar edildiğini, davalı ile imzalanan muhtelif tarihli sözleşme eklerinde yer alan teknik şartnameler ile sözleşmelerde “Yüklenicinin istihdam ettiği personelin; İş kanunu, SSK mevzuatı ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabı da sorumlusunun da yüklenici olduğu, yüklenici tarafından istihdam edilen personele ilişkin herhangi bir sorumluluk DHMİ’ye yüklenilemeyeceği” şeklinde düzenleme bulunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/11-254 Esas, 2004/295 Karar sayılı ilamında; “davalı tarafın taşeron olarak çalışan kişilerin değişmesine rağmen işçilerin işini aynen ve aralıksız sürdürdüğü şeklindeki savunmasına itibar edilmediğini ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak davalı tarafın sorumluğunun belirlenmesi gerektiğine” karar verildiğini, Yargıtay kararları gereğince davalı firmaların işçilere yapılan tüm ödemelerden sorumlu olduğunu, alacaklarının tahsili için davalı şirkete dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 16.083,60-TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından Atatürk, Esenboğa, Milas Bodrum, Antalya .....Kayseri .... Uşak, Van, Samsun, Adana, Diyarbakır gibi tüm hava meydanlarına ilişkin; 90 sağlık personeli, 2 psikolog ve 22 back-up ile sağlık hizmetleri alım ihalesi açılmış, ihale en avantajlı teklifi veren müvekkil şirket üzerinde kalmış ve ihale konusu hizmete 01.10.2009 tarihi itibariyle başlandığını, devamında ise davacı kurum ile davalı şirket arasında, 01.10.2009-31.12.2011, 01.01.2012-30.06.2012, 01.07.2012-31.12.2013, 01.01.2014-31.12.2015 tarihleri arasında sözleşme akdedildiğini, ve 5 yıl boyunca davalı tarafından DHMİ'nin bulunduğu tüm ülke genelindeki havaalanlarına kesintisiz sağlık hizmeti verildiğini, ancak davacı kurum, 01.01.2014-31.12.2015 tarihindeki sözleşme dönemine denk gelen taraflar arasındaki hizmet ilişkisini süresinden önce Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 2014/1659 esas sayılı dosyasından verilen kararı gerekçe göstererek sözleşme ilişkisini süresinden önce 26.11.2014 tarihinde sonlandırıldığını, Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 2014/1659 esas sayılı dosyasının kararında "4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 4. maddesinde hizmetin tanımlandığı, bu hizmetler arasında "sağlık hizmetinin" olmadığını, Anayasanın 128/1 maddesinde devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği hükmü, DHMİ'nin 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesinin 3. maddesi gereği hizmetlerin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle görülmesi gereği karşısında sağlık hizmetinin ihale ile yüklenici personeline yaptırılmasının mümkün olmadığı hükmü karşısında "sağlık hizmetlerinin" alt işverene devredilemez işlerden olduğu" hüküm altına alındığını böylece kanun hükmü uyarınca davacı DHMİ'nin "sağlık hizmeti" ni alt işverene veremeyeceği belirlendiğini ve kararı kesinleştiğini, davacı kurum sağlık hizmeti işinin 4734 sayılı Kanun'nun 4. maddesinde tanımlanan "hizmet" kavramı içerisinde sayılanlar arasında yer almadığını, fesih konusu yaptığı Mahkeme ilamına ilişkin davanın ikame olduğu veya bozmadan önce karar veren Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 09.04.2010 tarih 2009/1440 Esas, 2010/517 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin verdiği karar tarihten itibaren malum olduğunu, ancak davacı kurum mevzuata aykırı işbu durumdan haberdar olmasına rağmen Havaalanlarında sağlık hizmeti işini alt işverene gördürmek amacıyla ihale açmaya devam ettiğini, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar Danıştay incelemesinden geçerek bozulmuş, tekrardan yerel mahkeme incelemesine geldiğinde yerel mahkeme olan Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 19.09.2014 tarihli kararını gerekçe göstererek davacı kurum, davalı ile olan hizmet ilişkisini 26.11.2014 tarihli yazısı ile bir gecede süresinden önce ve bir ihbar süresi tanımaksızın feshettiğini, tüm ülke genelindeki havaalanlarının 27.11.2014 tarihi itibarıyla boşaltılmasını istediğini, davacı kurum Sağlık Bakanlığı'nın onay vermediği bir hususta Hazine Müsteşarlığı vasıtasıyla mevzuata aykırı olarak sağlık hizmeti alımı için ihale açtığını, davacı kurum tarafından davalı şirket ile akdedilen sözleşmenin işbu sebeple sona erdirilmesi, davacı kurum nezdinde muvazaalı bir işlemin zımni kabulü niteliğinde olduğunu, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre alacak iddiasında bulunmuşsa da taraflar arasında akdedilen sözleşmeler yukarıda da açıkladığımız üzere "alt işverene verilmesi mümkün olmayan bir işin bırakılması" ve "muvazaa" nedeniyle geçersiz olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, dava dışı işçiler başından itibaren sair davacı DHMİ'nin işçisi olup, tüm işçilik alacağı taleplerinden DHMİ sorumlu olduğunu, ayrıca belirtmek gerekir ki; davacı kurumun dava dilekçesinde belirtmiş olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı huzurda ikame edilen işbu davaya emsal teşkil etmediğini, dava konusu olan müvekkil ile davacı kurum arasındaki sözleşme, alt işverene verilemeyecek işin alt işverene bırakılması nedeniyle başından itibaren geçersizdir. Dolayısıyla taraflar arasında hukuki sonuç doğuran bir sözleşme bulunmadığını, Ankara 9. İş Mahkemesi'nin 2016/591 Esas sayılı dosyası nezdinde görülen DHMİ Genel Müdürlüğü aleyhine ikame edilen davanın 18.07.2017 tarihli gerekçeli kararında; işçi dilekçe ile talepte bulunup kıdem tazminatını DHMİ'den almış ve kıdem tazminatının faizi ve ihbar tazminatı için ise DHMİ aleyhine dava açmıştır. Emsal karar itibariyle davacı kurum ile müvekkil şirket arasındaki sözleşmenin muvazaalı olduğunu ve davacı kurum olan Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin işçilik alacaklarından münhasıran sorumlu olduğu, dava dışı müvekkil Tez Medikal’in işveren sıfatının bulunmadığı açıkça izah olunduğunu, kararda, "Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünün ana statüsünün 4'üncü maddesinde Genel Müdürlüğün amacı; "Sivil Havacılık faaliyetlerinin gereği olan hava taşımacılığı, hava limanlarının işletilmesi, meydan yer hizmetlerinin yapılması, hava trafik kontrol hizmetlerinin ifası, seyrü sefer sistem ve kolaylıklarının kurulması ve işletilmesi bu faaliyetler ile ilgili diğer tesis ve sistemlerin kurulması, işletilmesi ve modern havacılık düzeyine çıkarılmasını sağlamak" olarak belirtildiğini, Hava Alanı Yapım, İşletim Ve Sertifikalandırma Yönetmeliğinin 25'inci maddesinde, A grubu sertifikaya sahip hava limanı / hava alanlarında kesintisiz B ve C grubu sertifikaya sahip hava limanı ve hava limanlarında uçak iniş - kalkışından 2 saat öncesinde sağlık hizmetinin verilmesi öngörüldüğünü, davalı idarenin, yeterli sayıda sağlık personeli kadrosu Devlet Personel Dairesi ve Hazine Müsteşarlığı tarafından verilmemesi nedeniyle 10.08.2009 tarihinde toplam 90 sağlık personelinin ve sağlık hizmetinin alımına yönelik ihale yaptığı ve ihalenin dava dışı Tezmed Sağlık Gıda Turizm ve Eğitim Ltd. Şti tarafından kazanıldığının görüldüğünü, davalı idarenin şirketle aralarındaki sözleşmeyi 25.11.2014 tarihinde feshetmiş ve davacıyı şirketle birlikte işyerinden uzaklaştırdığını, davalı şirketle yaptığı sözleşmelerle hava alanı işyerinde çalışmakta olduğunu, davalı idarenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre ihaleye çıktığını, 4734 sayılı Yasadaki hizmet tanımı içeriğinde, sağlık hizmetine yer verilmediğini, sağlık hizmetinin gördürülmesi için gerekli personelin ihale yolu ile çalıştırılması 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4734 sayılı Yasa hükümlerine aykırı olduğunu, ancak yukarıda belirtildiği gibi Hava Alanı Yapım, İşletim ve Sertifikalandırma Yönetmeliğinde, havalimanında sağlık hizmeti verilmesi zorunlu olduğundan idare kadro alamaması, sağlık hizmetindeki ihale yasağını göz önüne alarak sağlık personeli temin yoluna gitmek için dava dışı şirketle işçi temini yönünde anlaşmaya vardığının anlaşıldığının ifade edildiğini, aynı gerekçeli kararda kıdem tazminatına ilişkin olarak; "Dava dışı firmanın, asıl işveren olan davacı idareden mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa veya hukuksal bağımsızlığa sahip olmadığı, üretim veya hizmet arzına ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmediği, ortada asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığı açıktır. Bu nedenlerle davacının dava dışı kişiden sigortalı gösterilmesi ve ücret ödemelerinin de aynı şekilde yapılması gerçekle örtüşmediğinden davacının hak ve alacaklarından münhasıran davalı idare sorumludur. Nitekim davacı idare davacının kıdem tazminatını ödemiş bulunmaktadır." denildiğini, bahsi geçen gerekçeli karardan da anlaşılacağı üzere, davacı kurumun mevzuata aykırı olarak alt işverene verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması durumu söz konusu olduğunu ve muvazaalı bir ilişki içine girildiği ve alt işveren işçilerinin baştan itibaren asıl işveren işçileri olarak işlem göreceğini, bu nedenle de davalı şirket nezdinde bu ihaledeki hizmet için çalışmaya başlayan tüm işçiler baştan itibaren DHMİ'nin işçisi sayılmalıdır ve işbu işçilerin tüm işçilik alacaklarından da DHMİ sorumlu olduğunu, DHMİ nin tek taraflı ve ihbar önelsiz olarak feshettiği sözleşme ilişkisi nedeniyle, iş akdi sona erdirilen işçilerin ihbar tazminatı alacağından, fesih hususunda hiçbir kusuru bulunmayan ve fesihten neredeyse dava dışı işçiler ile birlikte haberdar olan davalı şirketin sorumlu tutulması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı DHMİ, 2009 yılından 2014 yılına kadar muhtelif zamanlarda havalimanlarında sağlık hizmeti alımı işini özel bir şirkete gördürmek amacıyla ihale açmış, söz konusu ihaleler belirtilen tarihler arasında davalı şirket tarafından alınmış ve bu nedenle dava dışı işçiler ile davalı şirket ayrı ayrı zamanlarda (01.10.2009-31.12.2011, 01.01.2012-30.06.2012, 01.07.2012-31.12.2013, 01.01.2014-31.12.2015 tarihleri arasında ayrı ayrı dönemlere ilişkin olarak) pek çok belirli süreli iş sözleşmesi akdettiğini, davalı tüzel kişilikle DHMİ arasında akdedilen son sözleşme ise 01.01.2014-31.12.2015 tarihleri arası döneme ilişkin olduğunu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi'ne ait çalışan tüm personeller belirli süreli olarak işe alındığını, DHMİ' nin tek taraflı taraflı tasarrufu ile ve davalı şirketin hiç bir kusuru ve öngörüsü olmaksızın, taraflar arasındaki ihale feshedildiğini, huzurdaki dava ile dava dışı işçilere ödenen ihbar tazminatı tutarının davalı şirketten talep edilmesi dayanaksız olduğunu, davacı kurumun, Kamu İhale Kanununa göre hangi alanlarda ihale açıp açamayacağını bilmek zorunda olduğunu, hangi alanda ihale açacağını bilmiyor olması, ve ihale açamayacağı bir alanda ihale açmış olması davacı idarenin "açık kusurudur." aksinin kabulü halinde; sermayesi %100 devlete ait bir kamu iktisadi teşebbüsü, ihale açmaya yetkili olmadığı halde birçok alanda ihale açarak kamunun sürekli zararına sebep olabileceğini, hayatın doğal akışı gereğince, davacı kurumun, hem idari bir kuruluş hem de kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olması sebebiyle, davalı tüzel kişilikten daha bilgili ve daha basiretli olmasının beklenmesi gereceğini, oysa ki, davacı kurum hem Sağlık Bakanlığı'nın izin vermediği hem de mevzuata aykırı bir hizmeti 5 yıl boyunca gördürmeye devam etmiş ve davalı tüzel kişilik de idarenin işlem ve eylemlerine güvenilirlik ilkesi gereği 5 yıl boyunca bu hizmeti ifa ettiğini, idare Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi Borçlar Kanunu'nun "kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı, veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür." sayılması gerektiğini düzenleyen 27. madde hükmünü sözü edilen sözleşmelere uyarlanmasını zorunlu kıldığını, bir yönüyle idare niteliğine haiz davacı, Anayasa'nın 125. Maddenin son fıkrası uyarınca "İdare kendi işlem ve eylemlerinden doğam zararı ödemekle yükümlüdür." Bu nedenle idare yürüttüğü faaliyetle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle sorumlu olduğunu, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kuralları çerçevesinde "hizmet kusuru" veya "kusursuz sorumluluk" ilkeleri gereği tazmin edilmesini, davalı tüzel kişilik ile dhmi arasındaki sözleşme hukuka aykırı ve kesin hükümsüz olduğunu, Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde de yinelemek isteriz ki; dava dışı işçilerin iş sözleşmelerinin müvekkil şirketin iradesi dışında, davacı kurumun açık kusuru nedeniyle sona ermiş olması, müvekkil şirket tarafından dava dışı işçilere karşı sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimini yerine getirebilmesi açısından objektif imkansızlık oluşması ve sözleşme maddelerinin dava konusu durum için uygulanamayacak nitelikte olması sebebiyle işbu sözleşme maddelerinin dava konusu olay bakımından hükme esas alınamayacağına, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini beyan etmiş ve davanın reddini talep etmektedir.

DELİLLER

Hizmet alım sözleşmeleri, idari, teknik ve genel şartnameler, SGK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.

GEREKÇE

Davanın, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemli olduğu, taraflar arasında hizmet alımına ilişkin sözleşme düzenlendiği, bu sözleşme kapsamında davalı şirket nezdinde sigortalı olarak çalışan dava dışı işçi ... tarafından Ankara 45. İş Mahkemesi'nin 2016/1256 E. Sayılı dosyasında açılan dava ve verilen karara istinaden İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün 2019/20632 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, bu kapsamda davacı tarafça asıl işveren sıfatıyla icra dosyasına ödeme yapıldığı, işbu davada yapılan bu ödemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve şartnameler gereğince rücuen davalıdan tahsilinin istendiği, aradaki ihtilafın; taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi, idari, teknik ve genel şartname hükümlerine göre yapılan ödemenin davalı taraftan rücuen tahsilinin istenip istenemeyeceği, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin baştan itibaren hükümsüz olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmaktadır.

Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.

Kaldı ki taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi dolayısıyla sağlık hizmet alımı teknik şartnamesinin 5.16. Maddesi hükümlerine göre, yüklenicinin istihdam ettiği sağlık personelinin İş Kanunu, SGK Mevzuatı ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabının da sorumlusunun da yüklenici olduğu, yüklenicinin istihdam ettiği personelin 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerden doğan tüm ekonomik ve sosyal haklarını yerine getirmekle yükümlü olduğu, yüklenici tarafından istihdam edilen personele ilişkin herhangi bir sorumluluğun ihale makamı olan DHMİ'ye yüklenemeyeceği kararlaştırılmıştır.

İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.

Nitelikli Hesap bilirkişisi Gülşah Yeşiloğlu Çoban tarafından düzenlenen 16/04/2023 tarihli rapor ile; ''Davacı ile davalı arasında hizmet sözleşmeleri akdedildiği, bu suretle taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, 01.04.2013-31.12.2015 dönemini kapsayan son sözleşmenin davacı tarafından ... Mahkemesi kararı gereğince fesih edildiği ancak dava dışı işçinin davalı şirket nezdinde ki sigortalı çalışma sürelerinin sözleşmenin fesih edilmesinden önceki döneme ilişkin olduğu, davacı tarafından davalı şirkete ihbar edilen ... Karar sayılı ilamına istinaden dava dışı işçiye kıdem tazminatı faizi, ihbar tazminatı, icra masraf ve ferilerine ilişkin olarak 16.083,60.-TL ödendiği, davacı tarafından dava dışı işçiye yapılan bu ödemeden davalının sorumlu olduğunun değerlendirilmesi halinde Yargıtay emsal içtihatları gereğince 16.083,60.-TL'nin ödeme tarihinden (26/11/2021) itibaren avans faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği,'' belirlenmiştir.

Mahkememizce rapor hükme esas alınmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı ile davalı şirket arasında Gaziantep Hava Limanı hizmet binası ve Hava Limanlarındaki sağlık hizmetlerine ilişkin olarak hizmet alım sözleşmeleri düzenlendiği, bu kapsamda dava dışı işçi ...'in incelenen SGK hizmet dökümüne göre 01/09/2012 - 26/11/2014 tarihleri arasında 806 gün (2 yıl 2 ay 26 gün) davalı şirket nezdinde hizmetinin bulunduğu, dava dışı işçi tarafından işçilik alacakları ile ilgili olarak Ankara 45. İş Mahkemesi'nin 2016/1256 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığı, söz konusu dosyada yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/20632 E. Sayılı dosyası ile takibe konulduğu, söz konusu icra dosyasına davacı tarafça asıl işveren sıfatıyla 26/11/20211 tarihinde 16.083,60-TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemenin asıl işveren olan davacı tarafça yukarıda belirtilen teknik şartnamenin 15/16. Maddesi hükümleri ile taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve diğer deliller kapsamında rücuen alt işveren olan davalı şirketten tahsilini talep hakkının bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2021 Tarih ve 2019/2339 E. 2021/225 K. Sayılı Emsal Kararı).

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;

1.Davanın KABULÜ ile; toplam 16.083,60-TL'nin ödeme tarihi olan 26/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

2.-Alınması gereken 1.098,67-TL harçtan dava açılırken peşin olarak yatırılan 274,67-TL harcın mahsubu ile bakiye 824,00-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3.Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 274,67-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4.Davacı tarafça yapılan 2.018,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

6.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,

7.Arabuluculuk Son Tutanağı, iş bu davada verilen karar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 7 ve 18/A-13 maddeleri ile bu Kanuna göre hazırlanan ve 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 26. maddesi hükümlerine göre; Bakanlık bütçesinden karşılanan/karşılanması gereken ve iki taraf ve iki saat üzerinden yapılan hesaba göre belirlenen toplam 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin davanın KABULÜNE karar verilmiş olması nedeniyle DAVALIDAN alınarak 6183 sayılı AATUHK hükümlerine göre tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu amaçla işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava konusu miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/05/2023

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER İş Hukuku 4734 sayılı Yasadaki hizmet tanımı içeriğinde, sağlık hizmetine yer verilmediğini, sağlık hizmetinin gördürülmesi için gerekli personelin ihale yolu ile çalıştırılması 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4734 sayılı Yasa hükümlerine aykırı olduğunu, ancak yukarıda belirtildiği gibi Hava Alanı Yapım, İşletim ve Sertifikalandırma Yönetmeliğinde, havalimanında sağlık hizmeti verilmesi zorunlu olduğundan idare kadro alamaması, sağlık hizmetindeki ihale yasağını göz önüne alarak sağlık personeli temin yoluna gitmek için dava dışı şirketle işçi temini yönünde anlaşmaya vardığının anlaşıldığının ifade edildiğini, aynı gerekçeli kararda kıdem tazminatına ilişkin olarak; "Dava dışı firmanın, asıl işveren olan davacı idareden mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa veya hukuksal bağımsızlığa sahip olmadığı, üretim veya hizmet arzına ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmediği, ortada asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığı açıktır. Bu nedenlerle davacının dava dışı kişiden sigortalı gösterilmesi ve ücret ödemelerinin de aynı şekilde yapılması gerçekle örtüşmediğinden davacının hak ve alacaklarından münhasıran davalı idare sorumludur. Nitekim davacı idare davacının kıdem tazminatını ödemiş bulunmaktadır." denildiğini, bahsi geçen gerekçeli karardan da anlaşılacağı üzere, davacı kurumun mevzuata aykırı olarak alt işverene verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması durumu söz konusu olduğunu ve muvazaalı bir ilişki içine girildiği ve alt işveren işçilerinin baştan itibaren asıl işveren işçileri olarak işlem göreceğini, bu nedenle de davalı şirket nezdinde bu ihaledeki hizmet için çalışmaya başlayan tüm işçiler baştan itibaren DHMİ'nin işçisi sayılmalıdır ve işbu işçilerin tüm işçilik alacaklarından da DHMİ sorumlu olduğunu, DHMİ nin tek taraflı ve ihbar önelsiz olarak feshettiği sözleşme ilişkisi nedeniyle, iş akdi sona erdirilen işçilerin ihbar tazminatı alacağından, fesih hususunda hiçbir kusuru bulunmayan ve fesihten neredeyse dava dışı işçiler ile birlikte haberdar olan davalı şirketin sorumlu tutulması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı DHMİ, 2009 yılından 2014 yılına kadar muhtelif zamanlarda havalimanlarında sağlık hizmeti alımı işini özel bir şirkete gördürmek amacıyla ihale açmış, söz konusu ihaleler belirtilen tarihler arasında davalı şirket tarafından alınmış ve bu nedenle dava dışı işçiler ile davalı şirket ayrı ayrı zamanlarda (01.10.2009-31.12.2011, 01.01.2012-30.06.2012, 01.07.2012-31.12.2013, 01.01.2014-31.12.2015 tarihleri arasında ayrı ayrı dönemlere ilişkin olarak) pek çok belirli süreli iş sözleşmesi akdettiğini, davalı tüzel kişilikle DHMİ arasında akdedilen son sözleşme ise 01.01.2014-31.12.2015 tarihleri arası döneme ilişkin olduğunu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi'ne ait çalışan tüm personeller belirli süreli olarak işe alındığını, DHMİ' nin tek taraflı taraflı tasarrufu ile ve davalı şirketin hiç bir kusuru ve öngörüsü olmaksızın, taraflar arasındaki ihale feshedildiğini, huzurdaki dava ile dava dışı işçilere ödenen ihbar tazminatı tutarının davalı şirketten talep edilmesi dayanaksız olduğunu, davacı kurumun, Kamu İhale Kanunu 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 4857 sayılı İş Kanunu 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesinin 3. maddesi gereği hizmetlerin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle görülmesi gereği karşısında sağlık hizmetinin ihale ile yüklenici personeline yaptırılmasının mümkün olmadığı hükmü karşısında "sağlık hizmetlerinin" alt işverene devredilemez işlerden olduğu" hüküm altına alındığını böylece kanun hükmü uyarınca davacı DHMİ'nin "sağlık hizmeti" ni alt işverene veremeyeceği belirlendiğini ve kararı kesinleştiğini, davacı kurum sağlık hizmeti işinin 4734 sayılı Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi tüzel kişiliğe sahip olan kamu iktisadi kuruluşu olduğunu davalı şirket işçisi olan ...'in Gaziantep Hava limanında davalı firma bünyesinde 2012-2014 yılları arasında çalıştığını, iş akdinin sona ermesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek iş davası açtığını, ... sayılı kararı ile hükmedilen işçilik alacakları, İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü 2019/20632 sayılı dosya üzerinden icra takibine konu edildiğini ve ödendiğini, iş davasının Tez Medikal firmasına ihbar edildiğini, davalı ile imzalanan muhtelif tarihli sözleşme eklerinde yer alan teknik şartnameler ile sözleşmelerde “Yüklenicinin istihdam ettiği personelin; İş Kanunu K30439 md.26 HMK md.333 K4734 md.4 K6325 md.13 K399 md.3 K4734 md.27
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.