27. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/351
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/01/2022
NUMARASI : 2019/252 E-2022/47 K
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: Taraflar arasında 24.04.2017 tarihinde iki adet sözleşme imzalandığını, sözleşmelerden bir tanesinin konusunun Göç İdaresi Genel Müdürlüğü/ Gaziantep Geri Gönderme Merkezi işi kapsamında, diğer sözleşmenin konusunun Göç İdaresi Genel Müdürlüğü/ Kayseri Geri Gönderme Merkezi işi kapsamında projesinde belirtilen noktalara elektrik ve data alt yapısı için kablolama ve elektrik panolarına bağlantı yapılması, ayrıca kamera, direk montajları ile vs işlerin yapımı olduğunu, her bir sözleşmede belirtilen işlerin tutarının 37.500,00 TL+KDV(6.750,00) =44.250,00TL ve iki sözleşmenin toplam tutarının 88.500,00 TL olduğunu, davalı tarafın 53.100,00 TL. ödeme yaptığını, ardından müvekkili şirkete herhangi bir uyarı ve ihtar çekilmeden işi bırakmasının söylendiğini ve çalışan elemanlarının sahaya alınmadığını, bu nedenle sözleşme uyarınca dava dilekçesinde ayrıntılı şeklide yazılan bazı işlerin müvekkili şirket tarafından yapılamadığını, Gaziantep Geri Gönderme Merkezinde müvekkili tarafından yapılmayan belirtilen işlerin tutarlarının toplam 4.800,00 TL.+KDV (864,00 TL) = 5.664,00 TL ve Kayseri Geri Gönderme Merkezinde müvekkili tarafından yapılmayan belirtilen işlerin tutarlarının ise toplam 1.950,00 TL+KDV (351,00 TL) =2.301,00 TL olduğunu, müvekkilinin davalıdan olan alacaklarının 88.500,00TL-7965,00TL(5.664,00+2.301,00)=80.535,00 TL olup bu alacaktan 53.100,00TL'sı ödendiğinden bakiye(80.535,00TL-53.100,00TL=)27.435,00TL alacağın mevcut olduğunu, müvekkili tarafından bu alacağa ilişkin olarak davalıya 12.09.2018 tarihli 12.478,50 TL’lık ve yine 12.09.2018 tarihli 12.478,50 TL’lık iki adet fatura keşide ettiğini, ancak davalı şirket tarafından 18/09/2018 tarihli ihtarname ile faturayı cari işlemlerine almadıkları, böyle bir borçlarının olmadığı ifadesiyle faturaları iade ettiğini, Gaziantep İlinde yapılan sözleşme harici galvanizli kamera direği dikme ve kazısı işi için taraflar arasında mail yolu ile görüşmeler yapıldığını ve davalı şirket tarafından bu işin kaça yapılacağına ilişkin müvekkili firmadan mail yolu ile fiyat istendiğini, tarafların telefon görüşmesi yaptıklarını ve işin yapımı konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, yapılacak işin kazı ve direk dikimi olup işçilik bedelinin 9.000,00 TL. olduğunu, ancak işin yapımı sırasında direk dikimi için kullanılması gereken vinç teminini de müvekkilinin davalının talebi üzerine temin edip direk dikimi tamamladığını, vinç için 2.388,00 TL’nın müvekkili tarafından ödendiğini, yani sözleşme harici müvekkilinin ödediği tutarın 11.388,00 TL.olduğunu, yine Kayseri işinde de davalının talebi doğrultusunda sözleşme harici olarak direklere kablo çekilmesi için yapılan kazı işi için işçilik ücreti olarak 3.000,00 TL, kazı yerine kangal boru malzeme bedeli 359,99 TL ve çimento ve kum ve nakliye için 337.48 TL., vinç için 1.534,00 TL olmak üzere toplam 5.231,47 TL. olduğunu, yani davalı tarafından sözleşme harici olarak talep edilen ve müvekkili davacı tarafın kabulü ile sözleşmede yazılı olmamasına rağmen şifahi anlaşma sonucu müvekkili davacı firma tarafından ödenen bedelin 16.619,47 TL. olduğunu, buna göre toplam alacağın 44.054,47 TL. olduğunu belirterek davanın kabulü ile cari hesap faturalı 27.435,00.TL alacağın faizi ile tahsiline, sözlü anlaşma uyarınca yapılan masraf ve işçilik bedelleri olan 16.619,47 TL’nın yargılamaya tabi olması sebebiyle belirsiz alacak olarak kabulü ile şimdilik 1.000,00. TL’sının fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili: Gerek kanun gerekse sözleşme hükümlerine göre temerrüt şartları oluşmadan açılan davanın yersiz, asılsız olduğunu, yine davacı yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu içinde edimlerini eksik, kötü ve geç ifa etmekten kaynaklanan zararları için talep ve başvuru haklarının saklı tuttuklarını, davacının bir yıl sonra alacağının bulunduğundan bahisle fatura başta birtakım sözleşme dışı iş ve malzeme giderlerinden bahisle hak talepliğinde bulunduğunu, bunlarla ilgili olarak müvekkilinin noter kanalıyla itirazda bulunduğunu, davacı tarafın kalem kalem fiyatlandırma dahi yapabildiği dikkate alınırsa bunlardan oluşan taleplerini bir de belirsiz alacak gibi göstermeye çalıştığını, dava değerinin bu alacaklar toplamı da dahil edilerek ve belirli alacak nevinden yeniden belirlenip harçlandırılması gerektiğini belirterek tamamen soyut ve afaki iddia ve taleplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Davanın eser sözleşmesi gereğince iş bedelinin ödendiğinden bahisle ödenmeyen kısma ilişkin alacak ile sözleşme harici yapıldığı iddia edilen bir kısım işler bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesine göre, ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'', TMK'nun 6. maddesine göre ise; ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. '' şeklinde olduğu, tüm dosya kapsamı, iddia, savunma ve toplanan deliller ile bilirkişi kuruludan alınan rapora göre, taraflar arasındaki sözleşmelerin anahtar teslim götürü bedel esasına göre düzenlendiğini, sözleşmede belirlenen imalatlar için ayrı ayrı fiyat bulunmadığını, raporun “5.2.3 Yapılan İmalatın ayıplı olup/olmadığı” başlıklı kısmında anlatıldığı üzere davacı tarafından yapılan imalatın ayıplı ve kusurlu olduğunu, fen ve sanat kurallarına aykırı imalat yapıldığını, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle, taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki iş ve imalatların hangi oranda tamamlandığının veya eksik bırakıldığının belirlenmesinin mümkün olamadığını, davacıdan sonra işleri tamamlayan, davacının ayıplı ve kusurlu imalatlarını yeniden yapan firmanın dava dışı ana yüklenici ... firması olduğunu, işin tamamlanmadan ayıp ve kusurlu imalatlardan dolayı bıraktırıldığı belirtilmiş olup HMK.nun 190.maddesi ile TMK.nun 6.maddesine göre davacı tarafın hakkını dayandırdığı olgularının varlığını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dosyada verilen kararın bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini, ancak bilirkişi raporunun yargılama devam etmekte iken de itiraz ettikleri sebepler doğrultusunda hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bu rapor ile hüküm kurulabilmesi ve maddi gerçekliğe ulaşılmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda işin süresinde bitirilmediğine ilişkin tespite karşılık işin neden süresinde bitirilemediğinin izah edildiğini, iş bitim tarihinin sözleşmenin imzalanmasından itibaren 35 gün olarak tespit edildiğini, fakat işin 35 günde bitirilemediğini, nedeninin ise sözleşme kapsamındaki işlerin haricinde ilave işler olduğunu, bunların dışında montaj yapılacak kameraların 45 gün geç gelmesi, Gaziantep tekat projesinin güncelleme amaçlı geç kalması Kayseri’de yapılacak kazı çalışması için kurumdan izin beklenmesi nedeniyle işin zamanında bitirilemediği dosyaya bildirilmiş ise de bilirkişi buna ilişkin hiç bir veriyi değerlendirmeden işin süresinde bitirilmediğine ilişkin görüş bildirdiğini, bilirkişi raporunda davalı tarafından sunulan 16 adet fotoğrafa bakarak işin ayıplı olduğuna dair görüş bildirdiğini, ancak davalı tarafından sunulan 16 adet fotoğrafın imalat aşamasında çekilmiş olduğunu, işin bıraktırıldığı tarihte yapılan işin bu durumda olmadığı, kabloların tavadan gittiği, fen ve sanat kurallarına uygun olduğunun görüldüğünü, bilirkişi tarafından fotoğraflar üzerinden işçiliğin imalat aşamasındaki durumuna bakılarak işin ayıplı olduğuna dair rapor oluşturulduğunu, ancak bu hususun fotoğraf üzerinden yapılabilecek bir tespit olmadığını, davalı işveren tarafından davacıya işin bıraktırıldığı tarihe ilişkin mevcut durumu gösterir bir tespit yapılmadığını, ayrıca işin ayıplı olması halinde 5 gün içerisinde ihtar edilmesi gerektiği sözleşmede kararlaştırılmış olmasına rağmen davalının dosyaya sunulmuş bir ihtarının bulunmadığının dikkate alınması gerektiğini, yine dış ortam kamerasının iç ortama takılması gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, davalı tarafın iddiasından öte hiç bir tespitin ve delilin bulunmaması sebebiyle bilirkişinin davalının ifadesini delil gibi kabul etmesinin ise anlaşılır gibi olmadığını, davalının yapılmadığı ve ayıplı olduğunu bildirdiği işçilik ve imalatı sözleşme uyarınca ihtar ile ispat etmesi gerektiğini, ayrıca davacıya bıraktırılan işin dava dışı ... isimli firma tarafından yapıldığını bilirkişi raporunda bildirildiğini, bu işin tamamlanması noktasında ... firmasının sözleşme kapsamındaki işin tamamlanması için yaptığı faturalı harcamalarının bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, ... şirketinin sözleşme dahilinde yaptığı tamamlama işlemi bedelinin toplam iş bedelinden düşüldüğünde davacının alacaklı olduğu miktarın ortaya çıkacağını bildirmelerine rağmen bu hususun mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, iş ve imalata kazı ve kapatma amacıyla yapılacak olan betonlama, menhol kapatma, kamera montajı için vinç kullanma gibi işlerin montaj işleri sözleşme kapsamında olduğunu, sahada bulunan kazı ve betonlamanın sözleşme kapsamına dahil olduğunun ifade edildiğini, ancak davalı firma ile dava dışı firmanın arasında imzalanan sözleşmenin ne kapsamda olduğunun bilinmediğini, fakat davacı ile davalı firma arasında imzalanan sözleşmede vinç kullanma, betonlama ve malzemesi, direk dikimi, kazı çalışması yapılması direkler arası borulama malzemesinin sözleşme kapsamında olmadığını, ancak bilirkişi raporunda bu itirazlarının dahi değerlendirilmediğini, sözleşme kapsamının bilirkişi tarafından kapsamlı olarak okunmadığını, bu hususun sözleşmenin kapsamına ilişkin bir husus olup yapılan işlerin hangisinin sözleşme kapsamında yapıldığı, hangilerinin sözleşme kapsamında olmayıp davacı tarafından yapıldığının tespit edilmesinin alacağın tespit edilmesini belirleyecek husus olduğunu, ancak bu kapsamdaki itirazlarının raporda mevcut olmadığını, raporun eksik olduğunu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan tespitin aksine davalı firma tarafından davacıya geçici kabul ve devreye alma işlemleri için tarih bilgisi verilmediğinden ve davet edilmediğinden dolayı davacının orada bulunamadığını ve haklarını ifade etmesine imkan tanınmadığını, bu hususun ise davacının haksız olduğu şeklinde değerlendirildiğini, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmede Kayseri ve Gaziantep GGM için yapılan kazılarda kazı, boru, direk dikim bedellerinin sözleşme kapsamında olmadığını, direklerin sökülüp tekrar montajlanmasının söz konusu bile olmadığını, bu hususta herhangi bir tespit olmadığı gibi bu hususta bir ihtarın dahi mevcut olmadığını, davacı firmanın yaptığı montajla kullanıma devam edildiğini, davacı firmaya işten el çektirildiği için sadece montajı yapılan direklerin teraziye alınarak kullanıma hazır hale getirilmesinin davalı tarafça yapıldığını, davacı firmanın sözleşme kapsamında ve sözleşme dışında da yaptığı işlemlerin bedelinin ödenmesi için yaptığı talebine karşı herhangi bir ödeme yapılmadığını ve bu nedenle alacağı için işbu dava açılmak zorunda kalındığını, tüm yapılan işlemler için sahada yapılmasını talep ettikleri tespitlerin yapılmadığını, hangi işin ayıplı yapıldığı hususunun tespit edilmediğini, davalı firmanın ayıplı imalata ilişkin bir tespitinin olmadığı hususunun, ayıplı imalat var ise bu hususun ihtar edilmediği hususunun göz ardı edilerek ve bu hususlarda hiç bir araştırma yapılmayarak objektiflikten uzak ve hüküm kurmaya yeterli olmayan bir rapora dayanarak davanın reddine karar verildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'.nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,
2.Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3.İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
(e-imzalıdır)