Esas No
E. 2023/161
Karar No
K. 2024/1
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/161

KARAR NO: 2024/1

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/10/2022

NUMARASI: 2022/375 Esas, 2022/931 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat

KARAR TARİHİ: 09/01/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinin ifa edilmemesinden kaynaklanan menfi zarar ile cezai şart alacağının tahsili talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.

Davacı vekili mahkemenin 2016/290 Esas sayılı dosyasına verdiği 29/03/2016 tarihli dilekçesiyle, taraflar arasında düzenlenen 06/01/2016 tarihli fason üretim sözleşmesi ile 16.000 adet çizgili örme erkek şortunun davalı tarafından adeti 6,00 TL'den toplam ve 7.459,00 TL karşılığında dikiminin kararlaştırıldığını, sözleşme gereğince 16.000 adet şort için gerekli malzemenin davalıya teslim edildiğini, 5.500 adet dikilmiş şortun sözleşmede teslim tarihi olarak belirlenen 25/01/2016 tarihinde, 5.500 adetin de 01/02/2016 tarihinde müvekkiline teslim gerektiğini, ancak bakiye 6.000 adet ürünün teslim edilmediğini, müvekkili tarafından davalı şirket yetkilisine gönderilen 16/02/2016 tarihli e-posta ile teslim edilmeyen ürünlerin teslimi konusunda davalının uyarıldığını, davalı yanca gönderilen cevabi e-postada kalan 6.000 ürünün dikilemeyeceğinin belirtildiği, malzemenin müvekkili tarafından teslim alınmasının istendiğini, müvekkili yanca 6.000 adet ürüne ilişkin kumaşın davalıdan iade alındığını, sözleşme konusu ürünlerin ihraç edilecek olması ve sürenin kısıtlı olması nedeni ile davalı yanca dikilemeyen 6.000 adet şortun müvekkilince dava dışı ... firmasına yeni bir fason üretim sözleşmesi ile ve ürün adetinin 9.00 TL'ye yaptırıldığını, davalının sözleşmeyi haksız şekilde ifa etmemesi nedeni ile müvekkilinin dava dışı şirkete diktirdiği 16.000 adet ürün için müvekkilince 48.000,00 TL ödeme yaptığını, sözleşmenin 4. Maddesi gereğince ürünlerin zamanında teslim edilmemesi halinde gecikilen 1 gün için ürün bedelinin %5'i oranında cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğini, kumaşı iade edilen 6.000 adet ürün için teslim tarihi olan 25/01/2016 tarihinden, edimin ifasından vazgeçildiği ve malzemelerin müvekkilince teslim alındığı 16/02/2016 tarihine kadar geçen 22 günlük süre için müvekkili lehine 39.600,00 TL cezai şart alacağı oluştuğunu, müvekkilince ürünlerin teslim edilmemesi nedeni ile fazladan yapılan yapılan giderler ile cezai şart alacağının ödenmesi için davalıya Beyoğlu ... Noterliği'nin 01/03/2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak ihtarnamenin davalıya tebliğ edilemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşme kapsamında oluşan cezai şart bedeli ile ürünlerin 3. kişiye diktirilmesi nedeni ile oluşan fiyat farkı alacağına ilişkin olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşme akabinde müvekkilinin iş yoğunluğu nedeni ile ürünlerin tamamının süresinde tesliminin mümkün olmadığını, bu durumun makul sürede davacıya bildirildiğini, böylece davacının mağdur olmaması ve davacı yanca ürünlerin başka bir taşerona diktirebilmesi için gerekli bildirimlerin davacıya yapıldığını, böylece müvekkilinin talep edilen bedelden sorumluluğu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 16/10/2018 tarihli karar ile, dava değerinin 10.000,00 TL olup bilirkişi tarafından belirlenen menfi zarar miktarı dava değerinden fazla olduğundan, son oturumda davacı vekilinin ıslah için süre verilmesi talebinin yargılamanın uzamaması için red edildiği, dava bu miktar üzerinden kabul edildiğinden, cezai şart alacağı konusunda ileride taraflar arasında görülecek yargılamada delil veya ihsası rey oluşturmaması açısından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlada reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, bu karar karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Dairemizin 16/03/2022 tarih, 2019/1245 Esas ve 2022/518 Karar sayılı karar ile, davacılar vekilince dava dilekçesinde "cezai şart alacağı" ile "sözleşmenin ifa edilmemesinden oluşan menfi zararın" birlikte tahsili talep edildiği, mahkemece gerekçeli kararda ileride taraflar arasında görülecek yargılamada delil veya ihsası rey oluşturmaması açısından talep miktarı da gözetilerek "cezai şart " talebi yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığının belirtildiği, kısa karar ile hükümde "cezai şart" talebi hakkında herhangi bir karar tesis edilmemesinin usule aykırı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı kaldırılarak dava dosyası yerel mahkemeye geri gönderilmiştir. Mahkemece yeni esaslı dosyadan 04/10/2022 tarihli karar ile, taraflar arasında eserin sözleşmede belirtilen kesin vadeler ile tesliminin öngörüldüğü, ilk teslim tarihinin 25.01.2016 olduğu, davacı tarafın, 21/01/2016 ile 10/02./016 tarihleri arasında değişik tarihlerde üretimde kullanılacak kumaş ve aksesuarları davalıya teslim ettiği, davalının edimini yerine getirmemesi üzerine 16/02/2016 tarihli e-postanın davacı tarafça gönderildiği, aynı tarihli cevabi e-postada ürünlerin tamamının alınabileceği bu hususun 20 gün öncesinde davacıya bildirildiği belirtilerek ürünlerin iade alınmasının talep diği, ancak davalı tarafça sözleşmenin tarafların ortak iradeleri ile fesh edildiğine ilişkin herhangi bir kanıt sunulmadığı, sözleşmenin davalı tarafça yerine getirilmemesi üzerine davalı tarafça,

TBK'nın 473. Maddesi kapsamında sözleşmeden dönülerek sözleşme nedeni ile uğranılan menfi zarar ile gecikme cezasının tahsilinin talep edildiği, TBK.'nın 125. maddesi gereğince alacaklı ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini isteyebileceği veya sözleşmeden dönebileceği, dönme halinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtularak daha önce ifa ettikleri edimlerini geri isteyebilecekleri, bu durumda, temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat edemez ise alacaklının, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebi ile zararın giderilmesini de isteyebileceği, belirtilen düzenlemeler karşısında somut olaya bakıldığında, davalının iş yoğunluğu gerekçesi ile edimini yerine getirmediği, belirtilen gerekçenin basiretli bir tacirin ileri sürebileceği bir feshi nedeni olamayacağı, davacının sözleşmenin yerine getirilmemesinden kaynaklı zararının giderilmesinin gerektiği, bilirkişi kurulunca denetime elverişli şekilde belirlendiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin 6.00 TL birim fiyat ile düzenlendiği, sözleşmenin ifa edilmemesi üzerine davacının dava dışı ... ile yaptığı sözleşme ile birim fiyatının 9,00 TL olarak belirlenerek davacı tarafından ödeme yapıldığı bu durumda, davacının, sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı zararının 48.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davacıya her bir talep yönünden dava değerinin belirtilmesi için süre verildiği, sunulan beyan dilekçesinde menfi zarar talebinin 9.000,00 TL, cezai şart talebinin ise 1.000,00 TL olduğunun bildirildiği, davacının, sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı menfi zararının bulunduğu tespit edildiğinden menfi zarar talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, sözleşmenin 4. maddesinde "... sözleşme feshedilebileceği gibi her aşamada geciken her gün için eksik imal edilen mal bedelinin %5'i kadar cezai şart talep edilebileceği" nin belirtildiği, sözleşmenin feshi tercih edildiğinden cezai şart isteme koşulları gerçekleşmediğinden davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 9.000,00 TL menfi zararın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, cezai şarta yönelik talebin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili 25/12/2023 tarihli istinaf dilekçesiyle, yargılama esnasında bilirkişi raporlarının alınmasından sonra taraflarınca defalarca ıslah için süre istenilmesine rağmen mahkemece bu taleplerinin "yargılamanın uzamasını önleme" gerekçesiyle reddedildiğini, yargılama sırasında usuli haklarından olan ıslah haklarının kullandırılmadığını, ayrıca malzeme olarak davalı yana teslim edilen ve teslim süresi geçtiği halde dikilmeyen ve iade edilen 6.000 adet ürün için de 25/01/2016 teslim tarihinden edimin vazgeçildiği ve malzemelerin teslim edildiği 16/02/2016 tarihine kadar 22 gün için cezai şart bedeline hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili 05/12/2023 tarihli istinaf dilekçesiyle, taraflar arasında akdedilen fason üretim sözleşmesinin müvekkilinin iş yoğunluğu nedeni ile ifa sürecinde ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmesinin mümkün olmadığının makul sürede davacı şirkete bildirildiğini, bu suretle dikim sorumluluğunun ortadan kalktığını, dava dilekçesinde atıf yapılan e-posta yazışmalarının sözleşmenin akdedilmesinden sonra oluşan yeni durumun davacı tarafa bildirildiği, bunun üzerine malzemelerin davacı şirket tarafından geri alındığını gösterdiğini, edimin ifa edilmemesinin müvekkilimin kusuruna dayanmadığı ve davacının zarara uğramaması için gereken özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu itibarla müvekkiline zarar izafe edilmesinin haksız olduğunu, müvekkil nezdinde sözleşmeden doğan ifa yükümlülüğünü yerine getirmede doğmuş fiili imkansızlık dolayısıyla TBK'nın 136.maddesi gereğince müvekkili açısından sözleşmeden doğan borcun sona erdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında düzenlenen 06/01/2016 tarihli fason üretim sözleşmesi ile 16.000 adet çizgili örme erkek şortunun davalı tarafından adeti 6,00 TL'den toplam 7.459,00 TL karşılığında dikimi kararlaştırılmıştır. Davacı yanca mahkeme kararına karşı hem usulü yönden hem de esasa ilişkin olarak itirazda bulunulduğundan öncelikle usulü itirazların incelenmesi gerekmiştir. Islah müessesesi HMK'nın 176.maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynın Kanunun 177.maddesine göre ıslah sözlü veya yazılı şekilde yapılır. Islahın sonuç doğurabilmesi için, ıslah işleminin yapıldığına dair irade beyanının mahkemeye yöneltilmesi gerekir. Duruşmada ıslah beyanının duruşma zaptına geçirilmesi suretiyle ıslah yapılabileceği gibi, dilekçenin mahkemeye sunulması ile de ıslah gerçekleştirilebilir. Aynı maddede ıslah süre bakımından kısıtlanmış ve ancak belli bir süre içinde yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Hükme göre, ıslah ancak tahkikat aşamasının sona ermesine kadar yapılabilir. Yapılan bu açıklamalar ışığında; davacı mahkemeden süre talep etmesine gerek olmaksızın yargılama sırasında sözlü ya da yazılı olarak ıslah hakkını kullanabileceğinden mahkemece ıslah talebi için süre verilmemesinin usule aykırı olduğu yönündeki itirazına itibar edilmemiştir. Kaldı ki; yapılan incelemede davacının Dairemizin kaldırma kararından sonraki safahatta ıslah için süre talep etmediği de tespit edilmiştir.Taraf vekillerinin esasa yönelik itirazlarının incelenmesinde; yanlar arasında sözleşmenin varlığına, içeriğine, iş bedeline yönelik bir ihtilaf bulunmamaktadır.İhtilaf; davalı tarafça dikimi yapılamayan ürünlerin davacı yanca başka bir taşerona yaptırılması nedeniyle oluşan zarardan davalı taşeronun sorumluluğunun bulunup bulunmaması noktasında toplanmaktadır.Dosya kapsamından; taraflar arasında akdedilen 06/01/2016 tarihli Fason Üretim Sözleşmesi ile 16.000 adet 7459 örme erkek şortun davalı taşeron tarafından adedi 6.000 TL'ye yapılarak sözleşmede belirlenen tarihlerde davacı yükleniciye tesliminin kararlaştırıldığı, davacı adına Av. ... tarafından ...gmail.com e-posta adresine gönderilen 16/02/2016 tarihli e-posta yazışmasında; tarallar arasında imzalanan 06/01/2016 tarihli sözleşme kapsamında 6.000 adet ürüne ilişkin malzemelerin teslim edildiği, bu ürünlerin teslim tarihi geçtiği halde henüz hiçbir ürünün taraflarına teslim edilmediği, acilen teslimatın yapılarak diğer ürünlere ilişkin malzemelerin de davacıdan teslim alınarak üretimlerinin yapılması hususlarının iletildiği, davalı şirket yetkilisi ... tarafından e-mail adresinden verilen yanıtta iş yoğunluğu nedeniyle bu ürünlerin dikilemeyeceğinin 20 gün önceden bildirildiği, ürünlerin veya malzemelerin tamamınını alınabileceği hususunun ifade edildiği, mahkemece hükme esasa alınan bilirkişi raporunda davacı yanca davalıya teslim edilen ürün malzemeleri ile davalı yanca davacıya iade edilen malzemelerin tasnifinin yapıldığı görülmektedir. Yine dosyadaki evraklardan, davalı yanın beyanları gereğince davacı ile dava dışı ... Tekstil -... arasında 22/03/2016 tarihli Fason Üretim Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 2. maddesinde anlaşmaya konu malların niteliği, teslim tarihleri ve teslim tarihlerindeki teslim adetlerinin belirlendiği ve dava dışı taşeron tarafından toplam 16.500 adet ürünün 9.00 TL birim fiyat ile toplam 148.500,00 TL'ye yapılmasının yanlarca kabul edildiği, dava dışı taşeron tarafından davacı yana toplam 16.297 adet ürün için 152.539,92 TL'lik fatura kesildiği anlaşılmaktadır.Davacı, davaya konu eltiği alacak kalemlerini 16.000 adet ürünün başka bir firmaya diktirilmesi nedeniyle 48.000.00 TL fazla ödeme yaptığı ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.maddesi gereğince ürünlerin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle her bir geciken gün için ürün bedelinin %5'i oranında cezai şart ödenmesi kararlaştırıldığından malzcme olarak teslim edilen ve teslim süresi geçtiği halde dikilmeyen ve iade edilen 6.000 adet ürün için davalının teslim tarihi olan 25/01/2016 tarihinden edimin ifasından vazgeçilip malzemeleri teslim edildiği 16/02/2016 tarihine kadar geçen 22 gün için 39.600.00 TL cezai şart ödemesi olarak açıklamış, beyan dilekçesinde dava dilekçesindeki 10.000,00 TL'lik talebin 9.000,00 TL'sinin menfi zarar talebine, 1.000,00 TL'sinin ise cezai şart talebine ilişkin olduğunu bildirmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava dışı ... Tekstil-... tarafından 22/03/2016 tarihli sözleşme uyarınca dikilen her adet ürün için 9.00 TL ücret aldığı, bu nedenle davacının davalı ile yaptığı 6.00 TL birim fiyata göre dava dışı taşerona her bir ürün için 3.00 TL fazla ücret ödemek zorunda kaldığı, bu nedenle davacının dava dışı firmaya 48.000,00 TL fazla bedel ödediğinden davacının menfi zararının 48.900,00 TL olarak belirlendiği görülmektedir. Borçlar Kanunu’nun “Müteahhidin borçları” başlıklı 356. maddesi ile bu maddenin TBK’daki karşılığı olan 471. maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.

Uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Tacir olmanın hükümleri”ni düzenleyen 20/2. maddesine göre yüklenici, basiretli bir tacir, iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. O halde mahkemece denetime elverişli bilirkişi raporu esas alınarak davacı yanın davalı ile yaptığı sözleşme gereklerinin davalı yanca yerine getirilmemesi üzerine başka bir firma ile anlaşma yapmasından kaynaklı zararının 48.000,00 TL olduğu kabil edilerek taleple bağlılık ilkesi gereğince 9.000,00 TL üzerinden talebin kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun olmuştur. verilmesi isabetli olmuştur.Her ne kadar davalı somut olayda TBK'nın 136.maddesi kapsamında davacı yanın zararından sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüş ise de; anılan madde işin hukuken veya fiilen imkansızlık halinde yapılmasının imkansız olduğu durumlarda uygulandığından ve davada böyle bir durum söz konusu olmadığından davalı yanın bu itirazına itibar edilmemiştir. Ayrıca davalı şirket yönünden sözleşme konusu edimin yerine getirilemeyeceğinin haber verilmesi davacının sözleşme nedeniyle uğradığı zararın tazmini yönündeki sorumluluğunu da ortadan kaldırmamaktadır. Davacı yanın cezai şart talebi yönünden yapılan incelemede; yanlar arasında akdedilen ve ihtilaflı olmayan sözleşmenin 4. maddesinde "... sözleşme feshedilebileceği gibi, her aşamada geciken her gün için eksik imal edilen mal bedelinin %5'i cezai şart talep edilebililir... " şeklinde olup, bu maddede davacıya seçimlik hak tanındığı görülmektedir. Davacı ya sözleşmenin fesihini isteyecek, ya da sözleşme ayakta tutularak cezai şart istenebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan davacı yanın davalıya gönderdiği malzemeleri iade alarak, dava dışı bir taşeron ile yeni bir fason üretim sözleşmesi yapmasından sözleşmenin taraflarca feshedildiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece sözleşmenin 4.maddesi gerekçe gösterilerek davacı yanın sözleşmenin feshi halinde cezai şart talebinde bulunamayacağı belirtilerek bu talebin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2022 tarih ve 2022/375 Esas, 2022/931 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 614,79 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan toplam 153,69‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 461,10 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 09/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog