9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2023/1962 E. , 2023/6270 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Suça sürüklenen çocuklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli ve 2015/392 Esas, 2015/474 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuklar hakkında atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Kararın temyizi üzerine Dairemizin 25.05.2022 tarihli ve 2021/10856 Esas, 2022/4916 Karar sayılı kararı ile "... Mahkemece gerçekleştirilen yargılama sırasında Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları biriminde görevli tek uzman doktor tarafından düzenlenen raporların içeriği itibarıyla yetersiz olduğu anlaşıldığından, suça sürüklenen çocukların dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesine sevk edilip, buradan ön raporu aldırıldıktan sonra 4. İhtisas Kurulundan olay tarihinde üzerlerine atılı suçlarla ilgili fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadıkları, işledikleri fiillerin farik ve mümeyyizi olup olmadıkları hususlarında raporlar aldırıldıktan sonra hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması, " nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamı üzerine eksiklik giderilip yeni raporlar aldırıldıktan sonra suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddenin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi ile 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 5'er yıl 10'ar ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına,
Suça sürüklenen çocuklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü (b) ve (f) bentleri ,beşinci fıkraları aynı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca 3'er yıl 1'er ay 15'er gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, karar verilmiştir.
4.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.02.2023 tarihli ve 9-2023/11986 sayılı onama ve bozma görüşlü tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen çocuk ...
Müdafiinin Temyiz Sebebi Olayın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra aldırılan rapora istinaden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, olay tarihinde aldırılan rapora itibar edilmesi gerektiğine ve atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk ...
Müdafiinin Temyiz Sebebi
Aldırılan raporda müvekkiline ait bulguya rastlanmadığına, dosyada müvekkili aleyhine mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, müvekkilinin tevilli ikrarının bulunmadığına, olayın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra aldırılan rapora istinaden hüküm kurulamayacağına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
C. Suça Sürüklenen Çocuk ...
Müdafiinin Temyiz Sebebi Olayın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra aldırılan rapora istinaden hüküm kurulamayacağına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
D. Suça Sürüklenen Çocuk ...
Müdafiinin Temyiz Sebebi Olayın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra aldırılan rapora istinaden hüküm kurulamayacağına, dosyada mahkumiyete yeter somut delil bulunmadığına ve atılı suçların kanuni unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
E. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebebi Suça sürüklenen çocukların atılı suçlardan üst hadden ve takdiri indirim hükmü uygulanmaksızın cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bozma Sonrası Yapılan Yargılama Neticesinde Mahkeme Kabülü
Mahkemece '' SSÇ'le ile mağdur ... ile aynı mahallede ikamet ettikleri, bu nedenle birbirlerini tanıdıkları, SSÇ'lerin suç tarihinde saat 18:00 sularında mahalledeki parkta tek başına oyun oynarken gördükleri mağduru "sana bir şey göstereceğiz" şeklindeki beyanları ile ortaya çıkan hile ile yakında bulunan inşaata götürdükleri, burada mağdurun pantolonunu ve iç çamaşırını aşağıya indirdikleri, SSÇ'lerin de kendi pantolon ve iç çamaşırlarını indirdikleri, SSÇ ...'ün mağduru tuttuğu, SSÇ ... ...'in de cinsel organını mağdurun anal bölgesine soktuğu, daha sonra sırasıyla SSÇ ... ... ve SSÇ Tufan'ın cinsel organlarını mağdurun anal bölgesine soktukları, SSÇ ...'ün cinsel organını mağdurun anal bölgesine soktuğu sırada SSÇ ...'ün de mağduru tuttuğu, SSÇ ... ...'in bir kez daha cinsel organını mağdurun anal bölgesine soktuğu, olaylar olduğu sırada mağdurun bağırıp çağırıp ağladığı, bilahare SSÇ'lerin "bebeği ağlatmayalım" diyerek olay yerinden ayrıldıkları, mağdurun eve giderek olayı üvey annesine anlattığı, olayı öğrenen müştekinin mağduru kontrol ettiğinde poposunda kan görerek aynı gün emniyete müracaat ederek şikayetçi olduğu, mağdurun olay sırasında üzerinde bulunan kıyafetleri müşteki tarafından kolluk görevlilerine teslim edildiği,
Mağdurun 02/10/2015 tarihinde Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesi neticesinde düzenlenen raporda; "anüs posteriorunda sırt üstü yatar pozisyonunda saat 5 ve 6 hizasında anüs destat line'aya kadar uzanan 1,5 cm uzunluğunda iki adet lineer aktif kanamalı laserasyon alanı ve 1 cm çaplı ekimoz görüldüğünün, anüsten sürüntü örneği alındığının. Bulgular öykü ile değerlendirildiğinde fiili livata ile uyumlu olduğunun belirtildiği",
Mağdurun 03/10/2015 tarihli tutanakla ss çocukları usulüne uygun olarak teşhis ettiği, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 19/11/2015 tarihli raporunda; mağdurun anal sürüntü örneğinde SSÇ ... ile SSÇ ...'e ait DNA profillerine rastlandığı, yine mağdura ait külot üzerinde SSÇ ... ile SSÇ ...'ya ait DNA'ya rastlandığınında rapor edildiği,
SSÇ'ler bozma ilamı sonrasında mahkememizce alınan savunmalarında; genel itibariyle o tarihte çocuk olduklarını, eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadıkları yönünde savunmada bulundukları, ayrıca SSÇ ... ... ... Biyoloji İhtisas Dairesi raporunda kendisine ait DNA'ya rastlanmadığınıda belirterek atılı suçu işlemediği yönünde savunmada bulunduğu,
Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda SSÇ'lerin Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairesine sevklerinin sağlandığı, SSÇ'lerin; "çocuğun nitelikli cinsel istismarı, cebir - tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu"na dair Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairesi ile Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu Raporlarının dosyamıza kazandırıldığı, DOSYA KAPSAMINA GÖRE;
SSÇ'lere iftira atması için bir neden bulunmayan mağdurun aşamalardaki özünde değiştirmediği istikrarlı beyanı, olayın hemen akabinde olayı üvey annesine anlatması ve olayın adliyeye intikal etmesi, anal muayene raporunda fiili livata bulgularına rastlanılması, mağdurun anal sürüntü örneğinde SSÇ'ler ... ile ...'e; mağdurun külotu üzerinde SSÇ'ler ..., ... ve ...'ya ait DNA'ya rastlanılması ve tüm dosya kapsamından, suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan ve işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince geliştiği Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairesi ve Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporlarla anlaşılan SSÇ'lerin, kayden 03/10/2006 doğumlu olup suç tarihi itibariyle 9 yaşında olan mağduru, "sana birşey göstereceğiz" şeklindeki beyanlarıyla ortaya çıkan hile ile inşaat alanına götürüp zorla anal yoldan organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cinsel amaçla birden fazla kişiyle birlikte çocuğa karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri sübuta ermekle müsnet suçlardan ayrı ayrı CEZALANDIRILMALARINA,
Aralarında fikir ve eylem birliği bulunan SSÇ'lerin hile yoluyla inşaata götürdükleri mağdurun cebirle direncini kırdıktan sonra aynı suç işleme kararı altında mağdura karşı birbirini takiben anal yoldan nitelikli cinsel saldırı suçunu gerçekleştirmeleri şeklinde gerçekleşen olayda, eylemlerin değişik zamanlarda işlendiği, başka bir anlatımla aynı zaman diliminde işlenmediği gibi, hukuksal anlamda tek bir fiilden de söz edilemeyeceğinden, olayda SSÇ'ler hakkında TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, bu itibarla bizzat işledikleri eylemden ayrı olarak diğerlerinin eylemlerine de TCK'nın 37. maddesi anlamında katılmalarından dolayı SSÇ'ler hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/2, 103/4 maddelerine göre belirlenen cezanın teselsül nedeniyle aynı kanunun 43. maddesi uyarınca takdiren 1/4 oranında artırılması cihetine gidilmiştir. " şeklindeki gerekçe ile hükümler kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismar suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Mağdurun aşamalardaki beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocukların, olay günü parkta oyun oynayan mağdura "sana bir şey göstereceğiz" diyerek hile ile direncini kırarak üzerinde hakimiyet kurdukları mağdura sırasıyla nitelikli cinsel istismarda bulunmaları şeklinde gerçekleşen eylemde, suça sürüklenen çocukların 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında müşterek fail sıfatıyla hareket ettikleri gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince cezalandırılmaları gerekirken ayrıca birbirlerinin fillerine iştirak ettikleri gerekçesiyle aynı nedene dayalı mükerrer cezalandırma oluşturacak şekilde zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile artırımlar yapılması hukuka aykırı görülmüş; ancak bu husus sonuç cezaları etkilemediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen kısım dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/371 Esas, 2022/630 sayılı kararında suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.10.2023 tarihinde karar verildi.