Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/725
Karar No
K. 2023/900
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/725 Esas
KARAR NO: 2023/900
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/09/2023
KARAR TARİHİ: 14/11/2023

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; usul ve düzenlemeye aykırı hareket edilmiş olduğu ... İcra Dairesi'nin ... icra dosyası ile başlatılan icra takibinin hiçbir dayanağı olmayan kapalı fatura üzerinden muhasebe tarafından kesilmeyen bir fatura ile araştırması yapılmadan direnerek açılmış olduğunu, davalı ... A.Ş. Kurum ile özel kargo postası anlaşmasının olduğunu, ama sözleşme ile anlaşmanın peşin ödemeli bir anlaşma olduğunu, günlük olarak davalı ... A.Ş.'nin birçok merkezinin şubesinin ev bayileri için özel çalıştığı şubelerinin bulunmakta olduğunu, merkez şube aracılığı ile yaptıkları işte faturayı kesen personelin bir muhasebe yetkisinin olmadığını, çünkü bu şekilde bir faturanın tarafına kesinlemeyeceğini, ödemesi alınmayan faturanın son ödeme tarihi olur ödeme tarihi geçer tebliğlere rağmen takibe konu olmayan hak kazanır temel fatura bir hizmet faturasının olduğunu, hizmetin ticari nitelikte ve daha sonra ödemeli nitelikte bir hizmet ticaretinde genel ticari faturasının kesildiğini, borçlunun faturayı önceden görme 7 gün içinde itiraz veya müdahale etmesi için takibe konu olan faturanın, icra takibi başlatılan fatura olması gerektiğini, icra takibi başlatılan faturanın temel fatura niteliğinde olması sebebiyle ödeme alındıktan sonra kesilen direk fatura vasfında olduğunu, alacak ticari kasaya ödemesi alındıktan sonra kesilen fatura türü olduğunu, bu konulara hakimiyet olmayan kişiler tarafından muhasebe mali işler yapılıyorsa, bunun sorunlarının kendisine yansıtılması icra takibi yapılması, borca itirazları ile durmuş olduğunu, mali usule borca itirazının açıkça belirtildiğini, bu durumun kendisinin kredi skorlarını etkilediğini, iş hayatını çok olumsuz yönde etkilediğini ve bu dosyanın takibe itiraz ile durduğunu ama hala kendisine Uyap sistemlerinde banka provizyon sistemlerinde takipli alacaklı göründüğünü, böyle bir haksızlığın hiç kimsenin başkasına yapamayacağını, tamamen hukuka, kanuna usule aykırı elinde her belge bulunduranın takip yapmadan önce belge nedir ne içindir araştırmadan anında takip yapıp sonra ortadan çekilir ise tek dayanağının bu durumu hukuki yol ile açıklığa kavuşturma ve hukuk mahkemesine başvurma zaruretinin doğacağını, o kadar ki iş hayatında açılan olumsuzluğun kredi skorlarının haricinde bir haksız icra takibi yapılmasının hukuken hakkı aramanın kurumun bayilerinin şubelerinin böyle bir hakkının varsa ve mahkeme açarken kurumun gücünü ismini kullanabiliyor ise kendisinin ... A.Ş. Özel şirketlerle olan kamu ile alakası olmayan özel ticaretiyle uğraşmakta olduğunu,

... A.Ş.'nin bu şekilde yetki verdiği şubelerini kontrol etmemesinin ve takibini yapmamasının kendileri sorunları olduğunu, kendisinin manevi tazminatının, zararının, hukuk mahkemesi huzurunda talep etmekte olduğunu, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin E. ...- K. ...- T. 27/10/2014 "...Dava, haksız icra takibine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı tarafından davalı banka aleyhine açılan menfi tespit davası sonucunda, kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığı belirlendiğinden davanın kabulü ile takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Kesinleşen menfi tespit davası sonucu davacı aleyhine yapılan icra takibinin haksız olduğu anlaşılmaktadır. Hakkındaki haksız icra takibi nedeniyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilerek uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir..." maddesinde açıkça belirtildiği şekilde haksız icra takibi sebebiyle manevi tazminat davası da açabilmekte olduğunu, manevi tazminat talebi ile hukuka aykırı bir eylem veya işlem nedeniyle borçlunun veya üçüncü kişilerin yaşadığı üzüntünün yol açtığı objektif eksilmenin giderilmesinin, kişilik değerlerinde oluşan manevi zararın telafisinin talep edebileceğini bu nedenle haklı davasının kabulüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğunu, zorunlu arabuluculuğun, mevcut uyuşmazlık hakkında dava açmadan önce arabuluculuk yolunun tüketilmesinin gerektiğini ifade ettiğini, aksi takdirde açılacak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, İzmir ... Başmüdürlüğü Halkapınar ... Müdürlüğü sözleşmeli kargo müşterisi olan ...'in Halkapınar merkezinden gönderilen ve bedeli ödenmemiş olan tutara karşılık tanzim edilen fatura nedeniyle taraflarınca başlatılan icra takibinin haksız olduğu iddiasıyla manevi tazminat talebi ile davalı ... şirketinin aleyhine ikame olunan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddinin gerektiğini, İzmir ... Başmüdürlüğü Muhasebe ve Finans Müdürlüğünce yapılan incelemede,...'in Halkapınar ... Merkezi'nin sözleşmeli kargı müşterisi olduğu ve dava konusu faturanın da davacının Halkapınar Merkezinden gönderilen ve bedeli ödenmemiş kargo bedeline karşılık tanzim edilmiş olduğunun anlaşıldığını, Halkapınar ... Müdürlüğü ile ... (...) arasında 13/10/2022 tarihli ... müşteri numarası ile "Gönderime Taşıma ve Teslim Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 7.1. maddesi gereği ödeme şeklinin 15 günde bir ve mahsup olarak belirtilmiş olduğunu, bu sebeple ilgili firma tarafından müşteri numarası ile ... Şubelerine verilen kargo bedeli, tahsil edilmeden mahsuben işlem yapılmakta olduğunu ve 15 günde bir Halkapınar ... Müdürlüğü veznedarı tarafından fatura kesilerek, tahsilinin sağlanmakta olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme örneğinin cevap dilekçesini sunulmuş olduğunu, dava konusu ödenmemiş tutar olan 3.062,50 TL 10/04/2023-11/04/2023 tarihlerini kapsamakta olduğunu, 16/04/2023 tarihinde ... ... numaralı faturanın kesilerek ... elektronik posta adresine iletilmiş olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin süresinin 12/04/2023 tarihinde sona ermesi sebebiyle ve sözleşme yenileme işlemi yapılmadığından 13/04/2023 tarihinden itibaren davacı tarafından ... şubelerine gönderilen bedeli, peşin olarak ... sisteminde gözükmekte olduğunu, mahsup müşteri faturaları, E-fatura sisteminde müşteri tipi mahsup müşteri seçilerek,... sistemindeki kayıtlı borcu otomatik olarak çekilmekte olduğunu, E-fatura sistemine personel tarafından ayrıca müdahale edilmemekte olduğunu, ayrıca fatura tutarı ile... sistemine müşteri numarası ile kayıtlı borcunun karşılaştırılmakta olduğunu, ... Genel Müdürlüğü'nün ekte sunulan tebliği gereği 01/01/2017 tarihinden itibaren davalı şirketin e-fatura sistemine dahil edildiğini, söz konusu tebliğin 2. Paragrafında "01/01/2017 tarihi itibariyle Şirketimizin e-fatura ve e-defter sistemine geçecek olması nedeniyle bu tarih itibariyle ... iş yerlerimizce düzenlenecek faturalar gerçek ortamda e-fatura sistemi üzerinden düzenlenecektir." denildiğinden tüm ... iş yerlerinden e-fatura sisteminde müşterilere yapılan hizmetlere karşılık fatura düzenleme yetkisi verildiğini, bahse konu fatura da Halkapınar ... Müdürlüğü yetkili personeli tarafından tanzim edildiğini, davacının ... numaralı cep telefonuna ... programından 27/04/2023 ve 04/05/2023 tarihinde ödemesi gereken tutara ilişkin olarak hatırlatma yapıldığını ve davası ödeme yapacağını belirttiğini, davacının bu süre zarfında söz konusu borca herhangi bir itirazının da bulunmadığını, açıklanan tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından mahkemeye sunulan cevap dilekçesinin tarafınca kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça arabuluculuğa başvurmuş olmasının usule aykırı olduğu iddia edilmiş ise de bu hususta usule aykırı bir durum kesinlikle bulunmadığını, davalı tarafın açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddini istemiş ise de bunun kabulünün mümkün olmadığını, davalının dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığı yönündeki iddialarının mesnetsiz olduğunu, davalı yanın "fazlaya ilişkin talepler saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası şeklinde açılan manevi tazminat davasının" usule aykırı olduğu için iddiasının da kabul edilemeyeceğini, Yargıtay ilgili kararlarında da açıkça belirtildiği üzere manevi tazminat davası belirsiz alacak davası şeklinde açılabileceği gibi davalı yanın usule dair belirtmiş olduğu itirazlar da haksız ve mesnetten yoksun nitelikte olduğunu, beyan ettiği hususlarla birlikte Yargıtay kararları ışığında değerlendirildiğindeki açmış bulunan davanın haklılığının aşikar olduğunu, bu nedenle davanın kabulünü ve netice-i talepleri doğrultusunda karar verilmesinin gerektiğini, davalı şirketin cevap olarak belirttiği hususları kabul etmediği beyan edilerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

KANITLAR: İzmir ... İcra Dairesi'nin ... İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden dosya içerisine alınmıştır.

GEREKÇE

Dava; haksız icra takibi nedeniyle açılan manevi tazminat davasıdır.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.

TTK.'nın 14. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; "iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.

Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK.'nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;

1.Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Dosya kapsamından, gerçek kişi olan davacının gerçek usulde vergilendirildiği, dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, davacının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK.'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK.'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 03/11/2015 tarihli, ... esas, ... karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın mahkememizin GÖREVSİZ olması nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,

2.HMK.'nın 20. maddesi gereğince karar verildiği anda kesinse bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,

3.HMK.'nın 331/2 maddesi gereğince davaya gönderme kararından sonra görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerini görevli mahkeme tarafından hükmedilmesine, davaya görevli mahkeme tarafından devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememiz tarafından yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, Dair; tarafların yokluğunda taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. maddesi uyarınca 2 haftalık süresi içinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/11/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.