9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; 21/08/2013 tarihinde ... plakalı traktör sürücüsü ...'ın hatalı bir şekilde geliş yoluna çıkması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, traktörün ZMMS poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, sigorta şirketinin teminat limitleri doğrultusunda müvekkilinin tazminat ve tüm ferilerinden sorumlu olduğunu, beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması koşuluyla 6100 sayılı Yasanın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan davada kazanç kaybı, sürekli iş görememezlik tazminatının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimidlik 4.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 22/07/2016 havale tarihli cevap dilekçesi ile; süre yönünde itirazlarının olduğunu, davalı şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve bedeni zararlarda poliçede belirtilen azami oran ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, kusurlu tarafın davacı olduğunu, davacının kaza tarihinde ehliyetinin B sınıfı olduğunu, kamyon kullanabilmesi için E sınıfı ehliyete sahip olması gerektiğini, ehliyetsiz ve sigortasız bir araçla trafiğe çıkmış olmasının kusur tespiti aşamasında dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davacının kendi can güvenliği nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı ve müterafik kusur durumunun tespiti bakımından rapor alınması gerektiğini, beyan ederek, davanın öncelikle zamanaşımı, husumet yönünden reddini, esasa girilmesi halinde dava taleplerinin reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, sürekli iş göremezlik zararına yönelik 250.000,00 TL maddi tazminatın 10/06/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Genel şartların ek-3 başlıklı maddelerinde, gerek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve gerekse sürekli sakatlık tazminatı hesaplaması sırasında; TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınacağını, hesaplamalarda iskonto oranının (teknik faizin) 1,8 olarak kabul edileceğini, hesaplamalarda yaralanan kişinin vergilendirilmiş gelirinin belgelenmiş olması halinde dikkate alınabileceğini, belge sunulamaması durumunda ise asgari ücretin dikkate alınacağını, yine tazminat hesaplanırken “ devre başı ödemeli belirli süreli rant” formülünün uygulanacağını nihayetinde hesaplamaya ilişkin standartların hazine müsteşarlığı tarafından belirleneceğinin düzenlendiğini, bilirkişinin raporunda; zarar gören, asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiğini ispatlayamadığı için gelirinin tazminat hesap raporunun hazırlandığı tarih itibarıyla geçerli asgari ücret olacağının göz ardı etmiş, asgari ücretin iki katı üzerinden hesaplama yaparak davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 250.000,00 TL olabileceğini tespit ettiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesinden maluliyete ilişkin sağlık raporu alınması gerektiğini,
İlk derece mahkemesi kararına esas alınan maluliyet raporunun ise Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesinden alınmış olduğunu buna ilişkin itirazlarının da değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarında davacının kendi can güvenliği için gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı ve müterafik kusur durumunun tespiti yapılmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararına esas bilirkişi kusur raporunda kusur oranlarının hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranı fahiş olup kabulünün mümkün olmadığını, kusur oranlarının ATK tarafından yapılması gerekirken alanında uzman olmayan bilirkişiler tarafından belirlenen kusur oranlarının hükme esas alınmasının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davalı traktör sürücüsü ...'ın şerit ihlali yaptığı şeklindeki iddialar ve bilirkişi raporlarının gerçeklikten uzak olduğunu, olayda traktörün yanından geçen ve kazaya karışmayan ...'nin, ceza dosyasında tanık olarak dinlendiğini, traktörün kendi şeridinde olduğunu ve şerit ihlali yapmadığını ifade ettiğini, dosya kapsamında da açık olduğu üzere davalı sürücünün herhangi bir kural ihlali yapmadığını, dolayısıyla bu poliçeden dolayı sorumluluğun sigortalının kusuru oranında olduğundan davanın reddi gerektiğini, huzurdaki dosyada gerçekleştirilen tek uzmanla kusur belirleme uygulaması, 2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun ilgili maddelerini ilga eden 15.07.2018 tarih, 4 sayılı Bakanlıklara bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kurum ve kuruluşların teşkilatı hakkında Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aykırı olduğunu, mahkemece, tarafların davaya konu trafik kazasındaki kusur durumlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek tüm dosya kapsamına göre kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporları ve diğer tüm delillerin irdelendiği ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınmasına karar verilmesi gerekirken tek uzman tarafından verilen kusur oranlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 21.08.2013 günü saat 14:30 sıralarında davacı sürücü ..'ın yönetimindeki ... plaka sayılı kamyon ile Mesudiye Koyulhisar yönünde iki yönlü karayolunda hareketle virajlı ve iniş eğimli kesime geldiğinde karşı yönden gelmekte olan ... yönetimindeki ... plaka sayılı tarım traktörü ve arkasında takılı taş yüklü römorkla yolun solundan sağ tarafa geçtiği sırada davacı aracının ön tarafıyla traktör römorkunun sol ön yanına çarpmasıyla her iki aracında karayolunun dışına çıkarak devrilmesi şeklinde trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Koyulhisar Sulh Ceza mahkemesinin 2014/3 D. İş sayılı dosyasına 10.10.2014 tarihinde rapor veren üç kişilik trafik polisi bilirkişi heyeti raporunda: olayda traktör sürücüsü ...'ın şerit izleme değiştirme kuralını ihlali nedeniyle olayda asli kusurlu, kamyon sürücüsü ...'ın ise KTK kanunu 52/b maddesini ihlali nedeniyle tali kusurlu olduğu şeklinde kanaat belirttikleri, C.Başsavcılığına sunulan ATK Trafik İhtisas Dairesi 21.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'ın asli kusurlu, traktör sürücüsünün tali kusurlu olduğu şeklinde kanaat belirtildiği halde, Koyulhisar Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunulan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 01.09.2015 tarihli raporunda olayda şerit ihlali yapan traktör sürücüsünün asli kusurlu, hızını ayarlamayan davacı sürücü ...'ın ise tali kusurlu olduğu şeklinde kanaat belirtildiği, Koyulhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/179 Es. Ve 2017/17 Karar sayılı kararında verdiği traktör sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu için berat kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi 2017/1747 Es ve 2017/2219 Karar nolu kararıyla bozularak 300 gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan raporda, traktör sürücüsü ...'ın şerit izleme değiştirme kuralını ihlali nedeniyle olayda asli ve % 60 oranında kusurlu, kamyon sürücüsü ...'ın ise KTK kanunu 52/b maddesini ihlali nedeniyle tali ve %40 oranında kusurlu olduğu şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu durumda Ceza Mahkemesince hükme esas alınan hususlardaki maddi vakıalar Hukuk Mahkemesi için de bağlayıcı olacaktır. Somut olayda Ceza Mahkemesince traktör sürücüsü ... için verilen beraat kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12.CD tarafından kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile kesin olarak traktör sürücüsü ...'ın şerit izleme değiştirme kuralını ihlali nedeniyle olayda asli kusurlu kabulü ile verdiği karardaki şerit değiştirme ile ilgili maddi vakıa kesinleşmiş olduğundan tüm raporlar birbirini doğruladığından kusura ilişkin istinafın reddi gerekmiştir. Müterafik kusura ilişkin hangi sebeple uygulanması gerektiği hususunda açık bir istinaf olmadığından bu yöndeki istinaf itirazı yerinde bulunmamıştır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesinden içlerinde Adli Tıp uzmanlarının da bulunduğu beş kişilik heyetten alınan 03/07/2018 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya koyacak şekilde yapılan değerlendirmeye göre davacının meslekte kazanma gücünü % 45,2 oranında kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 4 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacılar için TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması yönündeki davalı talebi yerinde değildir. Her ne kadar hükme esas alınan raporda PMF yaşam tablosu ve progresif rant uygulanmış ise de davacının bu yönde bir istinafı bulunmadığından ve TRH 2010 yaşam tablosunda yaşam sürelerinin daha uzun olmasından dolayı bu tablonun uygulanması halinde davalı aleyhine sonuç çıkması belirgin olduğundan bu yöndeki istinafın da reddi gerekmiştir. Ekonomik sosyal durum araştırması, Koyulhisar Mal Müdürlüğü, Koyulhisar Ziraat Odası Başkanlığı ile Koyulhisar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün müzekkere cevaplarındaki eklerden davacının kereste işlemeciliği, arıcılık/kovan balı üreticiliği ve hayvancılık işleri ile iştigal ettiği görüldüğünden, davacının SGK Hizmet Dökümünde bildirilen brüt kazançlarının brüt asgari ücrete eşit olduğu gösterilmiş ise de gelen müzekkere cevapları ve davacının aktif kovan sayısı, inek sayısı ile kereste işleme işi dikkate alınarak davacının tüm faaliyetlerine fiili, fikri ve bedeni katkısının AGİsiz asgari ücretin 2 katından az olamayacağı belirtilerek AGİsiz asgari ücretin 2 katı tutar üzerinden hesap yapılmasında ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1.Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 17.077,50 TL harçtan peşin alınan 4.270,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.807,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/12/2023