Aramaya Dön

Danıştay 5. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2017/618
Karar No
K. 2021/4207
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2017/618 E.  ,  2021/4207 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

BEŞİNCİ DAİRE

Esas No: 2017/618
Karar No: 2021/4207

DAVACI …

DAVALI: … Kurulu
VEKİLİ: …

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibatı ve iltisakı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Hayatının hiçbir aşamasında FETÖ ile irtibatının olmadığı, meslekten çıkarma kararı tesis edilirken savunmasının alınmadığı, idari soruşturma yapılmadığı, delilleri sunma imkanı verilmediği, kararda somut gerekçeye yer verilmediği, belirtilen gerekçelerin kendisiyle örtüşmediği, görevini layıkıyla yaptığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI :Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile yine anılan Kurulun yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali, mesleğe iadesi ve bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının en yüksek mevduat faiziyle tazmini istemiyle açılmıştır. Davacının ileri sürdüğü usulü itirazları ve Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına gaçildi.

Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır. 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır. 15/7/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20/7/2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/7/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır. 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan ve 23/1/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11inci maddesiyle, 22/7/2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabileceği hükmü getirilmiştir.

Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş olarak, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.

Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında ismi yer alan davacının ve meslekten çıkarılan diğerlerinin yeniden incelenme talepleri de anılan Kurulun ... tarih ve … sayılı kararıyla ayrı ayrı reddedilmiştir. 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği ifade edilmiştir. 6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/9/2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/4/2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığı ve kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.

Davacı tarafından dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, savunma alınmadan meslekten çıkarmanın usul güvencesi sağlayan adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de, adil yargılanma hakkı, yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ile 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında böyle bir iddiaya da itibar edilemez.

Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir.

Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur.

Dosya içeriğinden ve davalı idarece sunulan CD'lerin incelenmesinden; davacının terör örgütü ile organik bağ kurmak suretiyle üzerine atılı bulunan eylemin sabit görüldüğü, davacı ile ilgili bir çok tespitlerin bulunduğu, ayrıca bu eylemi nedeniyle yargılandığı ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararıyla da 6 Yıl 10 Ay 15 Gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği ve kararın da kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacıya ilişkin yapılan tüm tespitler ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, suçu sabit görülerek hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği de dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, davacıyla ilgili kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davanın, dava konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının tazminine karar verilmesi istemine ilişkin kısmına gelince;

Söz konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararının davacıya ilişkin kısımında hukuka aykırılık bulunmaması karşısında, bu karar nedeniyle davacının özlük ve parasal haklardan yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden ortada tazmini gereken bir hak da bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi ve davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) 3. maddesine yönelik Anayasa'ya aykırıIık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ

1.Genel Olarak

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.

Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.

23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.

2.Davacıya İlişkin Süreç … tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.

Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "hüküm fıkrasında, adli emanetin 2017/10883 sırasında kayıtlı bulunan dijital verilere ilişkin imaj kayıtlarını içeren 2 adet harddiskin dosyada delil olarak saklanması yerine imaj kayıtlarını içeren bu harddisklerin de diğer malzemeler ile birlikte sanığa iadesine karar verilmesi kanuna aykını ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyip 5271 sayılı CMK'nın 280/1-c maddesine göre düzeltilebilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün adli emanetin ... sırasında kayıtlı emanet eşyalar ile ilgili kısmında yer alan 'Mühürlü delil poşeti içerisinde; ...'a ait 2 adet hard diskin' ibaresinin çıkarılarak yerine bu kısımdan hemen sonra gelmek üzere 'adli emanetin 2017/10883 sırasında muhafaza edilen mühürlü delil poşeti içerisinde ...'a ait 2 adet harddiskin dosyada delil olarak saklanmasına' ibaresinin eklenmesi suretiyle" hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, anılan bu kararın temyizi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verildiği ve mahkumiyet kararının 11/07/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. B) İLGİLİ MEVZUAT

1.Anayasa

Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.

Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."

Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”

Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.” Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.” Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”

Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”

2.AİHS

AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir." AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir. Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.

Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."

3.Kanun 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.” Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”

Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”

4.Etik İlkeler Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.

Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE

1.Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.

Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).

Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır. Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.

Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır. Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.

Bu kapsamda davacının adli yardım istemi, Dairemizin 07/10/2021 tarihli ara kararıyla kabul edilmiştir.

Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.

06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.

Bu kapsamda, davalı idare tarafından dosyaya sunulan 25/01/2021 tarihli Danıştay Savcı Düşüncesine Beyan Dilekçesi ve eki CD ile 20/04/2021 tarihli ek beyan dilekçesi ve eki CD'de yer alan bilgi ve belgelerle ilgili cevap hakkını kullanabilmesi ve beyanlarını sunabilmesi için Dairemizin 06/07/2021 tarihli ara kararıyla davacıya otuz gün süre verilmesine karar verilmiştir.

Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir.

Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.

Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır.

Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.

AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).

Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.

Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.

2.FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir: "Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...

Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...

HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.

Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...

Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...

Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..." Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı Erdal kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı.

Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”

Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.

Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.

3.Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü

AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.

Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir. Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.

Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.

4.Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği

Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.

Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.

Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.

Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.

5.Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi

Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.

Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu kararların tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu kararların hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.

a)Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları, Davacının Kendi Beyanları ve ByLock Yazışma İçerikleri Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan R.E.'ye ait, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/07/2016 tarihli ifade tutanağı; "...Konya'da benimle aynı fakültede sınıf arkadaşımız olan ...'ın cemaat evlerinde kaldığını ve kendisini cemaatin çalıştırdığını biliyorum. Bu şahıs idare hakimi olmuştu..."

Aynı şahsa ait, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/08/2016 tarihli ifade tutanağı; "Soruldu:Talimat evrakı ekinde gönderilmiş bulunan fotoğraftaki bayan şahıs benim Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Faküiltesinde aynı sınıfta okuduğum ... isimli şahıstır. Bildiğim kadarı ile ..., 2007 yılında benimle beraber Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ve 2011 yılında mezun oldu. Soruldu: Ben ...' ın Konya da fakülteye girdiği yıl olan 2007 yılından mezun olduğu yıl olan 2011 yılına kadar cemaat evi denilen öğrenci evlerinde kaldığını biliyorum. Hatırladığım kadarı ile Konya'da Nalçacı tramvay durağında inerek kaldığı eve gittiğini biliyorum ancak kaldığı ev veya evlerin adresini bilmem mümkün değildir, yine ...' in "abla" konumunda olup olmadığını, kendisine bağlı kişi ya da öğrencilerin olup olmadığını bilmiyorum. Soruldu: Ben 22.07.2016 tarihli ifademde ... ile ilgili olarak bu kişinin cemaat evlerinde kaldığını, kendisini cemaatin çalıştırdığını ve idare hakimi olduğunu söylemiştim. Ben cemaatin bu şahsi sınavlara özel olarak hazırlayıp hazırlamadığını birebir bilmiyorum ancak benim öğrenci olduğum ve mezun olduğum yıllarda cemaat evlerinde ve yurtlarında kalan hakimlik sınavına hazırlanan kişileri özel olarak çalıştırıyordu. Hatta sınavdan önce sınava girecekler kendilerine tahsis edilmiş özel bir eve kapanarak ders çalışıyorlardı. Ben cemaat ile bağlantısı olan herkesin bu hususları bildiğini ancak dışarıya bu durumun anlatılmadığını biliyorum. ...'in da bu şekilde sınava hazırlanarak idare hakimi yapıldığını bu çevreden duymuş idim, bu nedenle birebir olarak nerede çalıştırılıp sınav ve mülakatı hangi şartlar ile kazandığını bilemiyorum. Soruldu: ...' ın hakimlik sınavını kazanmasında özellikle mülakat sürecinde cemaat yapısının katkısı olduğuna inanıyorum ancak bu katkıyı yapan kişi veya kişilerin kim olduğunu bilmem mümkün değildir. Ancak ben hukuk fakültesi mezuniyeti sonrasında cemaat ile ilgili olup evlerinde kalıp hakimlik sınavlarının yazılı kısmını kazananların tamamına yakınının mülakat neticesinde hakimlik mesleğine kabul edildiklerini biliyorum. Soruldu: Ben …l'ı hakimlik stajına yeni başladığı sırada bir defa gördüm. Tam olarak yıl ve tarihini hatırlamıyorum. Onun dışında kendisi ile bir irtibatın ve görüşmem olmadı. Bu nedenle kendisinin hakimlik mesleğine başladıktan sonra FETÖ/PDY ile irtibatının ve bağlantısının olup olmadığı hakkında bir bilgim yoktur. Benim sorulan hususlar ile ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir dedi."

Vergi müfettişi yardımcısı olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.G.K.'ye ait, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/07/2016 tarihli ifade tutanağı; "...Keza en son Adana ili ... ilçesinde görev yaptığını bildiğim, son yaz karamamesinde başka bir yere atanıp atanmadığını bilmediğim ... isimli adli yargı hakimi de Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi olduğu dönemde paralel yapıya ait ismini bilmediğim yurt ya da evlerde kalıyordu. Bu şahıs da isim benzerliği değilse açığa alınan hakimler arasındaydı.." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan D.T.'ye ait, Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/05/2017 tarihli ifade tutanağı; "… (Sicil No:…) Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinden sınıf arkadaşımdır. Öğrencilik zamanında bu yapıya bağlı evlerde kalmıştır. "

Aynı şahsa ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca düzenlenen 02/05/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; "...ŞÜPHELİYE 15. DÖNEM ADLİ YARGI ALBÜMÜ DİJİTAL ORTAMDA VERİLMEK SURETİYLE GÖSTERİLDİ:.....21….....Bana göstermiş olduğunuz 15. Dönem Adli Yargı Hakim adaylarının albüm fotoğraflarından baktığım kadarıyla yukarıda isimlerini ve sicil numaralarını tek tek söylediğim kişiler benim bu yapıdan ayrıldığım 2013 yılının Eylül ayına kadarki süreçte bu yapıya mensup olduğunu bildiğim okul arkadaşlarım, hazırlık evlerinde ve aday döneminde birlikte kaldığım kişiler ve dönem arkadaşlarımda Hatırladığım kadarıyla bu isimlerin tamamına yakını bu süreçte meslekten ihraç edilen ve hakkında adli soruşturma açılan kişilerdir. Hali hazırda şu an görevde olan ve bu yapıya mensup olduğunu bildiğim başkaca bir isim yoktur..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.K.'ye ait, ... Sulh Ceza Hakimliğince düzenlenen … tarih ve Sorgu No:… sayılı ifade sorgu zaptı; … (Adli Yargı Hakim)...isimli şahısların bu yapıya mensup evlerde kaldıklarını kuvvetle muhtemel düşünüyorum..."

A. Ş. isimli şahsın, ...

Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasının 28/12/2017 tarihli duruşmasına ilişkin SEGBİS kaydının yazılı dökümündeki beyanı; "....Akademide de kalmamıza rağmen yani şöyle mesela Ankara adaylarının kaldığı yeni mahallede etlikte yine evler vardı. Biz haftada bir.... gidip manevi programlar yapardık. Dileğin gözetiminde......... Yani bu …, o ... hakimi olan, onlar ankara hakimleriydi başkanım, yani hakim adaylarıydı. Dolayısıyla biz akademide bunlar ile irtibatta değildik....Başkan: Anladım. Şimdi A. hanım şeye gelelim bu sohbetlerde kim kim vardı, bu Tarsus adliyesinde A.Ş.: Burada da şöyle başkanım. Burada da şöyle gruplaşmaya gidilmişti. 14 ve 15inci dönem hakimleri, bayan hakimleri bekar olanlar ve evli olanlar ayrı gruplarda... bunu ben daha önce dilekçemde de yazdım hatta, Antalya çok dikkate almadı ama. Şöyle Tarsus adliyesinden ben vardım, Ş.A. Adana'nın bir ilçesinden geliyordu. Başkan: ... A.Ş.: Aladağ olabilir başkanım. ...'dan R. ile ... geliyordu Başkan : R. ile ... ... hakimleri mi bunlar? A.Ş.: ... hakimleri başkanım. Başkan : ... değil mi bu gelen? A.Ş. ; ... Evet".."

Öğretmen olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Y.B.'ye ait, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/09/2016 tarihli ifade tutanağı; "..Adana’da otogarda indikten sonra S...ABİNİN söylediği gibi bilet satılan yere yakın banka oturdum, yaklaşık yarım saat kadar sonra bir şahıs benim yanıma geldi ve bana 'Y. Sen misin' diye sordu, ben de kendisine 'Evet benim' dedikten sonra bu şahıs bana 'Ben R., seni bekliyordum' dedi ve ....Ben kendisine kolejde ne zaman çalışmaya başlayacağımı sordum, o da bana 'Bizim seni Adana'ya çağırmamızda ki sebep öğretmenlik değil, adliyede çalışan savcı ve hakimlerden oluşan bir gruba sohbet hocalığı eder misin' diye söyledi. Ben de kendisine 'Tamam olabilir' dedim. Bunun üzerine Rıdvan...... isimli şahıs bana yapacağım bu işin hassasiyetini ve tedbir boyutunu, çok dikkat etmem gerektiğini, geçmişle olan bağımın tamamen kesilmesi gerektiğini, yani Malatya'da bulunduğum dönemde cemaat içerisinde görüştüğüm, iritibat kurduğum tüm şahıslar ile artık görüşmememi ve bundan sonra Adan İlinde ... (K) ve ... (K) ismini kullanmamı söyledi.....Adana'da otogara indikten sonra S...ABİNİN söylediği gibi bilet satılan yere Adana'ya taşındıktan 2-3 gün sonra R. isimli şahıs bana bir tane Samsung Tab4 marka tablet aldı. Bana bu tablette flash bellek vasıtasıyla yüklenen EAGLE isimli programın yüklü olduğunu ve tedbir açısından bütün görüşmelerimizi bu program üzerinden mesajlaşarak yapmamızı söyledi. EAGLE programı otomatik olarak yapı görüşmeleri 1,5 gün sonra kendiliğinden silmektedir. Bu şahıs sonrasında bana EAGLE programı üzerinden "Cumartesi günü müsaitmisin, arkadaşları tanıştırmaya getirecem" diye mesaj gönderdi. Bende kendisine müsait olduğumu söyledim. 2015 yılı ramazan bayramından sonra bir Cumartesi günü R.....isimli sahis bize geldi. Bir süre sonra isimlerini sonradan öğrendiğim A.Ş. (Tarsus Hakimi), ... (... Hakimi), R.A. (... Hakimi) ve S......(Anamur Hakimi) isimli 4 bayan hakim benim oturmuş olduğum eve geldiler. R.......isimli şahıs beni bayan hakimlere SOHBET ABİSİ olarak tanıttı, kendileri ile tanıştık, o gün kısa bir dini sohbet yaptık. Sonrasında A.Ş. isimli bayan hâkimin yanında getirdiği tabletten tedbir amaçlı görüşme yapmamız amacıyla birbirimizi EAGLE üzerinden ekledik. Diğer bayan hakimlerde tablet olmadığından onları eklemedim, A.Ş. onlara haber vereceğini söyledi. Sohbet sonrasında bu 4 bayan hâkim hep birlikte evden ayrıldılar....Yaklaşık 3-4 ay kadar ben sohbetlere bu şekilde devam ettim, yapılan sohbetleri aynı tarihlere denk getirmemeye dikkat ediyorduk. A.Ş. (Tarsus Hakimi), ... (... Hakimi), R.A. (... Hakimi) ve S....(Anamur Hakimi) isimli hakimlerle yapmış olduğum sohbetler genellikle hafta sonları benim evimde oluyordu. Ben evde sohbet yaparken salon kısmına geçerdik. Ben sırtımı bayan hakimlere dönerdim, sonra sırtım dönük bir şekilde kendilerine risale ve dini konularda sohbette bulunur, sonrasında Fethullah GÜLEN'in kitaplarından okurdum. S.....isimli hakim Anumur ilçesinde çalıştığından ve mesafe uzak olduğundan çok fazla sohbetlere gelemiyordu. Sohbet sonrasında eşim kendilerine ikram yapardı ve evden ayrılırlardı. Bayan hâkimlerle ara sıra Tarsus Savcısı olan A.A.'nın evinde de sohbet yapardık. 2015 yılı Kasım ya da Aralık ayında R.(K) S.G. bana, artık EAGLE programını kullanmayacağımızı, gizlilik açısından bundan sonra ki görüşmelerimizi TANGO isimli programın ambleminin olduğu bir başka program üzerinden gerçekleştireceğimizi söyledi ve bana bu programın yüklü olduğu bir hafıza kartı verdi. Ben bu hafıza kartından TANGO görünümlü programı kendi tabletime yükledim. Daha sonra ki sohbette ise (A.Ş. ve S.. isimli şahsın yanlarında getirmiş oldukları tabletlerine bu programı yükledim. ... ve R.A. ikisi aynı evde kaldıklarından ve tableti ortak kullandıklarından kendilerinin tabletlerine de yükleme yaptım. Sonra A.A. isimli savcının evine giderek kendisinin tabletine de bu programı yükledim. TANGO isimli program da yapılan görüşme ve mesajları otomatikman 2 günde kendiliğinden silmektedir. R.(K) S.G. isimli şahıs TANGO isimli program üzerinden Fethullah GÜLEN’in sohbetlerinden derlenmiş olan notlan gönderirdi, bende bu notlan tabletimde programları yüklü olan 4 bayan hakim ve A.A. isimli savcıya gönderiyordum, notlar genelde manevi içerikli notlardı, notlar arasında aynca “Şu an ki hükümet gidecek, sabredin, rahat olun, güzel günler gelecek" şeklinde gelen notlarda vardı. Ayrıca R.(K) S.G. bana bayan hakim ve Adem savcıya, adliyede çalışan diğer hakim ve savcılar hakkında bilgi toplanılması talimatı verdi, bende verilen bu talimatı tabletimde ekli olan hakim ve savcılara ilettim. Bilgiden kasıt adliyede çalışan ve Fethullah GÜLEN hizmet hareketinden olmayan diğer hakim ve savcıların kim olduğunu belirlemek, yani fişleme yapmaktı. R.(K) S.G. bu konu ile ilgili olarak ara ara bana “Bilgi yokmu, bilgi yokmu” diye mesajlar atardı. Bende bunun üzerine kendi [istemde ekli olan hakim ve savcılara mesaj atarak kendilerinden bilgi göndermelerini isterdim. Listemde ekli olan bayan hakimler ile A. Savcıda bana, çalışmış olduktan adliyelerde ki diğer hakim ve savcılar hakkında isimlerini belirterek “İYİ BİRİ, AK PARTİLİ, İŞ BİLGİSİ İYİ, HİZMET HAREKETİNE KARŞI VEYA HİZMET HAREKETİNE SEMPATİSİ VAR, ŞU HAKİM SAĞCI, ŞU HAKİM SOLCU” şeklinde fişleme bilgilerini bana gönderirlerdi. Bende gelen bu bilgileri olduğu gibi kopyalayarak TANGO programı üzerinden R.(K) S.G. isimli şahsa gönderiyordum. Ben R.(K) S.G.’nin bu şekil bilgiler istemesi üzerine korkmaya başladım. Durumun sohbet havasından çıktığını, kötü bir hal aldığını fark ettimve bundan sonra gelen fişleme bilgisi ile ilgili mesajları hiç okumadan direkt kendisine göndermeye başladım.." Aynı şahsın, Tarsus Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/09/2016 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağında, ifadesinde belirttiği şahsın davacı olduğunu kesin ve net şekilde teşhis ettiği anlaşılmıştır.

Serbest meslek erbabı olan ve ifadesine başvurulan M.G.'ye ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/05/2017 tarihli ifade tutanağı; "Ben yukarıda belirtmiş olduğum adreste ikamet ederim.Yukarıdaki kimlik bilgileri doğrudur ve bana aittir. 2015 yılı Haziran Temmuz aylarında o tarihte ... . Asliye Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olarak çalışan A.K. ile tanıştım. Kendisi ile ileriye dönük arkadaşlığımız başladı. A.K. 2015 yılının Haziran ya da Temmuz ayı içerisinde ...

5.Asliye Ceza Mahkemesi kaleminde zabıt katibi N.S. ve mübaşir T.G.'nin de olduğu bir ortamda birkaç defa "Fetullah Gülen hoca efendi daha önce iyiydi de şimdi mi kötü oldu. Bunlar daha önceden hep beraberlerdi" biçiminde sözler odu. Asıl bu şahsın FETÖ'yü övücü konuşmasına BOTAŞ ta tanık oldum. 2016 yılı Nisan aylarında A.K. ile birlikte BOTAŞ a yemeğe davet edildik. Davet eden kişi eski hakim E.G.Ç.'dir. E.G.Ç. aynı zamanda olay tarihinde A.K.nin hakimidir. Akşam sıralarında aracımla beraber A.K.'yi da alarak BOTAŞ a geçtik. Yemekte o tarihlerde çalışan sonradan açığa alınan Hakim ... hanım, Hakim R.hanım, Hakim E.G. hanım, eşi K.Ç., yazı işleri müdürü H.D.'nin eşi E.D., zabıt katibi A.T., A.T.'nin eşi, N.S. ve şuan görevde olan Hakim İ.T., Hakim M.I. yemekteydi. Yemekte A.K., ... Hakim, R.Hakim, Hakim E.G.Ç. eşi K.Ç., Hakim İ.T., Hakim M.I."ilerisi için herşey çok güzel olacak, ileride bizim sözümüz geçecek, kendi elemanlarımızı bize yakın insanları bir yerlere getireceğiz, daha önce bunlar iyiydi de daha sonra mı FETÖ kötü oldu" gibi konuşmalar yaptılar. Bu saydığım isimler bu konuşmalara birlikte iştirak etti....Darbe girişiminden üç dört ay sonra A.K. ile birebir görüşmelerimizde "ihraç edilen yazı işleri müdürü H.D., şuan görevden alınan hakimler R. Hakim, ... Hakim, E.G. Hakim, hazihazırda çalışan İ. Hakim, M. Hakim ve katip E.D. nin E.G.Ç.' nin evinde toplantı yaptıklarını, haftada bir kez kesin görüştüklerini, en müsait yerin BOTAŞ lojmanları olduğunu söyledi. Ancak A.K. kendinin toplantılara katılmadığını söyledi. Bunu söylerken kimse şahit olmadı. Birebir yüzyüze görüşmelerimizde bana anlattı. Bu şahısların bir araya gelmelerinin nedeninin daha önceki konuşmalarında sarf ettikleri cümlelerden ve birkaçının da görevden alınmaları nedeniyle FETÖ toplantısı olduğuna kanaat getirdim..."

Aynı şahsın ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/05/2017 tarihli ek ifade tutanağı; "Ben yukarıda belirtmiş olduğum adreste ikamet ederim. Yukarıdaki kimlik bilgileri doğrudur ve bana aittir. Şuan FETÖ'den tutuklu A.U. ve ismini bilmediğim birkaç kişi ile birlikte kuyumcu A. A.'nın dükkanında R. Hakim, ... Hakim ve E.G.Hakimin Mersin ili Tarsus ilçesinde FETÖ toplantıları yaptığını öğrendim. Bu konuşmanın tarihini tam hatırlayamıyorum. Ancak darbe teşebbüsünden önceydi. Kuyumcu A.A.'nın dükkanı eski yıkılan Malaz Çarsındaydı. Şuan kendisi ya Ankara'da ya da İzmir'dedir. Dükkanı yıkılınca buralardan gitmiştir. İlk ifademde belirtmiş olduğum BOTAŞ'taki yemekte gerçekleşen FETÖ'yü övücü konuşmalara A.K., ... Hakim, R.Hakim, E.G. Hakim ve eşi K.Ç., Hakim İ.T. ve Hakim M.I. katılmıştır. Hakim İ.T. ve Hakim M.I. şuan görevdedir. Bu saydığım şahısların hepsi aynı derecede FETÖ'yü övücü ilerisi için herşey çok güzel olacak, ileride bizim sözümüz geçecek, kendi elemanlarımızı bize yakın insanları bir yerlere getireceğiz. FETÖ önce iyiydi sonra mı kötü oldu" tarzında konuşmalar yaptı. Diyeceklerim bundan ibarettir dedi."

Aynı şahsa ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Darbe girişiminden üç dört ay sonra eski nişanlım A.K. ile birebir görüşmelerimizde ihraç edilen H.D., görevden alınan hakimler R.Hakim, ... Hakim ve E.G. Hakim ve eşi K.Ç., halen görevde olan Hakimler İ.T. ve M.I.'nın E.G.Hakimin BOTAŞ'taki lojmanda toplantı yaptıklarını duydum. Bu toplantılara darbe girişiminden sonra başlamışlar. Hatta toplantılara A.K.'yi de çağırmışlar ancak ben A.'ya kızınca gitmekten vazgeçmiş. En son iki ay önce de toplantı yaptıklarını duydum. Bu bilgilerin tamamını birebir A.K.'nin ağzından öğrendim. Bu toplantıya saydığım kişilerden başka birilerinin gidip gitmediği hakkında herhangi bir bilgim yoktur. Ancak BOTAȘ misafir kayıt listesine bakıldığı takdirde kimin katılıp kimin katılmadığı apaçık ortaya çıkacaktır."

Aynı şahsa ait, ... Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliğince düzenlenen 29/05/2017 tarihli şikayetçi ifade tutanağı; "...Yemeğe gittiğimizde orada: Yine adliyede katip olan N.S.. Yazı işleri müdürü H.D., H.D.'nin eşi E.D., Katip A.T., Katip A.T.'nin eşi olan ismini bilmediğim bayan R. isimli hakim, E.G.Ç. isimli hakim. E.G.Ç. isimli hakimin eşi olan ve Botaş'ta Üsteğmen olan K.Ç. ... isimli hakim. İ. isimli erkek hakim, ismini orada öğrendiğim M.I. isimli hakim bulunuyordu. Yemek esnasında benim dışımdaki herkes Fethullah GÜLEN'i övücü sözler söylüyorlardı. konuşmaları" ilerisi için herşey güzel olacak. ileride bizim sözümüz geçecek. güzel günler gelecek. bizim kendi arkadaşlarımız hep yerleşecek. kendi elemanlarımızı. bize yakın isimleri getireceğiz" şeklinde konuşmalar oldu. Ben çok rahatsız oldum ve dışarı çıkarak. A.'yı da yanıma çağırdım ve "beni bilerek mi buraya getirdiniz” dedim. Aramızda konuştuk ve hem kendi çocuğunun, hem de benim çocuklarımın evde durmadıklarını bahane ederek gidelim şeklinde konuştuk.."

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.A.'ya ait, Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 25/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...KARİYER GÖRÜŞMESİ: Ben üniversite 4. Sınıfın sonlarına doğru aynı bölümde dönem arkadaşım olan N.Y. Ankaradan bir ablanın geleceğini ve bize özel görüşme yapacağından bahsetti, hatta N. daha önceden de beni bu tarz görüşmelere davet etmişti ben gidememiştim, o yüzden N. bu görüşmeye muhakkak geleceksin diye israr ettiğini hatırlıyorum, 2011 yılı üniversite 4. Sınıfın 2. Dönemi sonlarına doğru bu görüşmeye gittim, bu görüşmeyle ilgili hatırladığım otorgara yakın açık adresini bilmediğim cemaate ait öğrenci evindeydi, ben bu görüşmeye gittiğimde bu görüşmenin kariyer görüşmesi adı altında adlandırıldığını bu görüşmeye gittiğimde gğrendim. Hatırladığı kadarıyla benimle birlikte bu görüşmeye gelen kişiler N.Y., S.D., H.S., ... isimli şahıslardı. Bu görüşmede ismini hatırlayamadığım sınıf arkadaşım olan şahıslarda vardı....Ben 2011 yılı ağustos ayında mezun olduktan sonra benim kullanmış olduğum sabit bir numaradan ismini hatırlayamadığım bir bayan aradı ve tarih belirterek aştiye gelmemi beni ordan karşılayarak hakim savcı evine götüreceğini söyledi ben de bu görüşmeden yaklaşık bir hafta sonra Aşti Otogarına gittim, ismini hatırlayamadığım şahıs beni karşıladı ve yukarıda bahsetmiş olduğum kariyer görüşmesine birlikte katıldığımız S. Birlikte önce S.'yi Keçiören'de bulunan hakim savcı evine daha sonra da beni Keçiören'de bulunan başka bir hakim savcı evine gittik.1. HAKIM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Ben bu hakim savcı çalışma evine ismini hatırlayamadığım Aşti'de karşılaştığım şahısla birlikte geldik. Ev Hatırladığım kadarı ile Keçiören semtinde, hatırladığım kadarıyla dik bir yokuşun sonunda bir apartman dairesinin 2 yada 3. Katıydı. Eve gittiğimizde beni eve getiren şahıs evin kuralları olduğunu söyleyerek kurallardan bahsetti hatırladığım kadarıyla evin kuralları şöyleydi evde günlük 10 saat civarında ders çalışmamız gerektiğini, evde kalan şahıslar hakkında ve evde gördüklerimizi kimseye bahsetmeyeceğimizi söyledi, eve gittiğimizde kurulu sabit hat vardı. Bu sabit hattın hatırladığım kadarıyla evde birlikte kaldığım N. Ya da ... isimli arkadaşımın üzerineydi. cep telefonumda bulunan sim kartımı çıkararak Sim kartı bana verdi cep telefonumu ise benden aldı. Cep telefonu kullanmamıza izin vermedi Bu hattı sadece ailelerimize vermemiz gerektiğini söyledi, eve komşulardan kimsenin eve girmemesini söyledi, ders çalışmanın yanında kuran, risale gibi dini kitaplar okumamızdan bahsetti,, evdeki sabit hattan ailemizde haberleşeceğimizi söyledi....Bu evde benimle birlikte ..........birlikte kaldık. Bu evin murakıplığını R. Ya da R. Kod isimli bir şahıs yapıyordu. ......: Antalyalı olarak hatırlıyorum. Aynı dönem arkadaşımdır. Görsem teşhis edebilirim. Benimle birlikte kariyer görüşmesine gelen şahıstır. Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/09/2017 tarihli teşhis tutanağında, ifadesinde belirttiği şahsın davacı olduğunu kesin ve net şekilde teşhis ettiği anlaşılmıştır.

S. D. isimli şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ...

Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan, tanık sıfatıyla verdiği ifadesi; "Bana sormuş olduğunuz sanık ... benim Selçuk Üniversitesinde hukuk okuduğum dönemde sınıf arkadaşımdı, ben sanığın örgüte ait evlerde kaldığını biliyorum, bunu arkadaş ortamında kendisi bizzat söylemişti, bunun dışında sanıkla pek bir muhabbetim yoktu, ne gibi eylemlerde bulunduğunu bilmiyorum, söyleyeceklerim bunlardan ibarettir"

Gizli tanık olarak ifadesi alınan DURU kod adlı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan beyanı; "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturma dosyasında 21/10/2016 tarihli ifadesinde: 'staj sürecinde katıldığım 2-3 toplantı sırasında yine dini sohbetler yapılmaktaydı. Bu sohbetleri de genellikle M.Y. yapmaktaydı ve bu toplantılar sırasında mesleğe atandıktan sora da zaman zaman toplanılacağı hususu bize söylenmekteydi. Bu toplantılar esnasında yine bu toplantıların olduğu eve gelenler arasında genellikle Bakırköy Adliyesi stajyerleri bulunmaktaydı. Bu toplantılara stajyer olarak katılanlardan hatırladıklarım daha sonradan mesleğe geçen ve ihraç listesinde isimlerini göremediğim S.Y. ve S.K. ve yine mesleğe geçen ancak ihraç listesinde isimlerini gördüğüm ..., ..., ...ve E.Ö.'dür.' şeklinde beyanda bulunmuştur."

Davacı tarafından bu tanık ifadelerine karşı; beyanların meslekten çıkarma karar tarihinden sonra ortaya çıktığı, karara dayanak yapılamayacağı, idari yargıda yazılı yargılama usulünün geçerli olduğu, tanık ifadelerinin delil olarak kullanılamayacağı şeklinde beyanda bulunulmuştur. Öte yandan, davacının ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli sorgulama tutanağında; "Eğitimimin 2009 ila 2010 yıllarında Gülen Cemaati olarak bilinen bir grubun yurdunda kaldım. Yurtta kaldığım sırada illegal her hangi bir faaliyetim olmadı. Her hangi illegal oluşuma da tanık olmadım. Anılan Cemaat üyelerinin kaldığım yurdun önünde kermes düzenleyerek gelir elde ettiklerine tanık oldum. Elde ettikleri gelirleri ne yaptıktıklarını bilmiyorum. Bununla birlikte elde edilen gelirlerin yurdun giderlerinde kullanıldığını düşünüyorum. Cemaat yurdunun diğer yurtlara göre daha ekonomik olması ve de hakim-savcı olabilmenin yolunun Cemaatten geçtiğini toplumdaki kişilerden duymam; bu yurtta kalmamda etkili oldu. Kaldı ki o tarihlerde Cemaat denilen yapının yasa dışı yönünü bilmiyordum. Bilseydim bu yapıya ait yurtta kesinlikle kalmazdım. Bir süre sonra yurt yöneticilerinin samimi olmayan bir takım davranışlarına tanık olduğum için yurttan ayrıldım. O tarihlerde her yurtta internet vb. hizmetler verilirken Cemaat denilen yapının yurtlarında bu hizmetler verilmiyordu. Bu durum da yurttan ayrılmam nedenleri arasındaydı. Yurtta kaldığım süre içerisinde Cemaat denilen yapı üyelerinin sohbet adı altında düzenledikleri toplantılara katıldım. bu toplantılarda yasa dışı her hang ibir konuşma ya da eyleme tanık olmadım. Genelde bu toplantılarda "Üstat" diye hitap ettikleri Said-i Nursi'nin kitaplarını okuyorlardı. FETO/PDY terör örgütü ile bağlantılı olan herhangi bir grupla yurt dışı gezilere katılmadım. Ancak şuan isimlerini hatırlamadığım Konya'da yurtta birlikte kaldığım bir kısım kişiler ile birlikte 2009-2010 yıllarında Bursa'ya geziye gitmiştim. Bu geziye yurtta kalmayan bir kısım üniversite öğrencisi de iştirak etmişti. Bursa'da tarihi ve turistik yerleri gezdik. Sözünü ettiğim yurtta kaldığım süre içerisinde yurtta kalan herhangi bir kimsenin Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde bir söylemine tanık olmadım. Bugüne kadar Bank Asya'da herhangi bir bankacılık işlemi yapmadım. Bugüne kadar FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgisi olan herhangi bir kişi ya da kuruma parasal yardımda bulunmadım. Üniversiteyi bitirdikten sonra meslek sınavlarına hazırlık sırasında herhangi bir dershaneye gitmedim. Bugüne kadar FETÖ/PDY ile ilgili bağlantılı dernek, yurt veya evlere dini duygularla da olsa kurban veya bağış adı altında herhangi bir yardımda bulunmadım. Cemaat denilen yapının yasa dışı bir örgütlenme olduğunu 17-25 Aralik 2013 tarihinden sonra fark ettim. Diğer taraftan yukarıda da belirttiğim gibi doku uyuşmazlığından dolayı Cemaat denilen yapı ile 2010 yılından sonra bağlantımı tamamı ile kesmiştim. Görevim süresi içerisinde anılan yasa dışı yapılanmanın benimle herhangi bir teması olmadı. Benden herhangi bir talepleri olmadı. Son HSYK seçimlerinde seçim sonuçlarının belirlenmesi ve oy sayımı sırasında müşahitlik yapmadığım gibi kamera çekimi de yapmadım. Ancak seçim sonuçlarını merak ettiğim için sandık mahallinde bulundum. Bununla birlikte seçime etki edecek herhangi bir eylemim olmadı. Hakimlik sınavinda FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı herhangi bir kimse bana katkı sağlamadı. Kendi bilgimle sınavı kazandım Tarafıma göstermiş olduğunuz ... Hakim ve Savcı Lojmanlarının bahçesinde bulunduğ belirtilen modem ile herhangi bir ilgim yoktur. Üzerime yüklenen suçlamayı kabul etmem Olaya ilişkin savunma ve delillerim bunlardan ibarettir dedi." şeklinde beyanına yer verildiği görülmüştür.

Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, kariyer görüşmesi için örgüte ait eve geldiğine, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, çalıştığı adliyede görev yapan diğer meslektaşları hakkındaki bilgileri sohbet abisine aktardığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile üniversite döneminde örgüte ait yurtta kaldığına ve örgüt toplantılarına katıldığına yönelik kendi beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadeleri ve kendi beyanlarının davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davalı idarece dosyaya sunulan ... ID numaralı, kullanıcı adı '26ank26' olan ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinin incelenmesinden; "Kimden Kime Yazışma Gönderme Alma ... abla k.ş. ablamizla mulakt yapma durumumuz varmidir perşembe aksamina 2015-11-02 17:51:51 2015-11-02 23:52:13 ... tamm kaçta abla 2015-11-02 17:52:56 2015-11-02 23:53:31 ... tamm abla siz yer belirtiyrmsnz 2015-11-02 17:54:15 2015-11-02 23:54:51 ... abla cok bilmiyrz ama yani burasi öğrenci evimi 2015-11-02 17:56:27 2015-11-02 23:57:00 ... tamm abla bu şelaleye yakin degilmi 2015-11-02 17:58:11 2015-11-02 23:58:42 ... ... ... unal var idari hkm adana seyhanda .antalyali .bi a 2016-01-04 16:44:26 2016-01-04 22:45:20 ... ... mrmleket konya aile antalya da oturuypr 2016-01-04 16:44:42 2016-01-04 22:45:20 ... ... bi adayiniz var mi . 2016-01-04 16:44:51 2016-01-04 22:45:20 ... orda abileri yokmu ablanin gorusmuyorlarmi 2016-01-04 16:46:13 2016-01-04 22:46:28 ... ... orda abi var fakat bu mevzu da gorusmus kendiniz de aday bakabilirsiniz demiş ler 2016-01-04 16:46:57 2016-01-04 22:47:05 ... hmmm anladm ben bir abisiyle görüşeyim.abla,bazen bizde diyrz,değerlendirmeye calisalim insllh. 2016-01-04 16:48:16 2016-01-04 22:48:20 ... abla şuan burasida böyle bazi durumlardan dolayi her yer öyle,ilgileniriz tabikide 2016-01-04 16:49:35 2016-01-04 22:49:46 ben abisine soyliyeyim ablayla daha cok ilgilensinler bizdeki erkek adaylarla eşleştirme yapabilirsek olur insllh ... şuan mesleğe basladiminbu abla yoksa stj donemindemi 2016-01-04 16:50:18 2016-01-04 22:50:26 ... staj 2016-01-04 16:50:19 2016-01-04 22:50:26 ... tmm abla insllh 89 lu kabul edermi bir abimiz var 16 boyunda 2016-01-04 16:51:24 2016-01-04 22:51:32 ... 160 2016-01-04 16:51:46 2016-01-04 22:51:52 ... tmm bir degerlendirelm insllh 2016-01-04 16:53:14 2016-01-04 22:53:25 ... var da resim sizde varmi 2016-01-04 16:53:20 2016-01-04 22:53:25 ... abisine sormam lazm ama 2016-01-04 16:53:27 2016-01-04 22:53:32 ... ulasirim taniyrm 2016-01-04 16:58:37 2016-01-04 22:58:50 ... ... mh. abiye soykeseniz yrn 5.30 da a. mlkt olck kapali ben ulasamiyirum 2016-01-08 23:49:29 2016-01-09 05:51:40 ... abla ben onin abisini taniyrm ona mesaj atayim cunku tanimiyrm 2016-01-08 23:51:51 2016-01-09 05:51:59 ... hukuk h. degilmi bu 2016-01-08 23:52:03 2016-01-09 05:52:08 ... ... evt k. beylerde 2016-01-08 23:52:22 2016-01-09 05:52:27 ... k. beylerde değil k. beyler biziz, bu arkadaşlar hukuk devre 2016-01-08 23:52:57 2016-01-09 05:55:03 ... tmm ben abisine yazayim atsin o bende bylock yok cunku h. beyin 2016-01-08 23:53:20 2016-01-09 05:55:03 ... ... mh. adi bizden bi isim verilmiş ben hukuk diye biliyorum k. beyletin içinde geçiyordu ismi dagitimda ama k. hukuk diye 2016-01-08 23:56:02 2016-01-09 05:56:51 ... tamm oda hukuk sikinti yok abla abisine yazdm ulasir heralde 2016-01-08 23:56:50 2016-01-09 05:57:11 ... ... ins ben burdan yazdim da kapali 2016-01-08 23:57:23 2016-01-09 05:58:02 ... tmm 2016-01-08 23:57:41 2016-01-09 05:59:07 ... başka yerdn yazdm 2016-01-08 23:57:52 2016-01-09 05:59:07 ... ... abiyo brkl abii h. aboyo 2016-01-09 17:47:20 2016-01-10 03:25:00.." şeklinde yazışmalara yer verildiği görülmüştür.

Davacı tarafından bu yazışmalara karşı; işlem tarihi itibarıyla mevcut olmadığı, idari yargıda yazılı yargılamanın esas olduğu şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının nüfusa kayıtlı olduğu yerin Antalya, doğum yerinin Çumra (Konya) olduğu, 09/09/2013 tarihinden itibaren ... adliyesinde hakim olarak görev yaptığı, dolayısıyla yazışmalarda geçen hususların davacıya ilişkin bilgilerle uyumlu olduğu görülmüştür. Yukarıda yer verilen ByLock yazışmalarında davacının adına, soyadına ve memleket bilgilerine açıkça yer verilerek eşleştirilmeye çalışıldığı görülmüştür.

Sonuç olarak davacının adına, soyadına ve memleketine açıkça yer verildiği görülen bu yazışma içeriği davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

b)Hakimlik-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma

i)Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında, "...F.G. isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle '2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği Ş. isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, Ş.' nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik' te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde Amasya'lı, Ankara Hukuk Mezunu olan S.K. (İdari hakim, abisi de hakim), Adana'lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan C., Afyonlu H., Afyon'un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini A. olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin E. olduğunu, E. isimli şalısın [şahsın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini' beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır. ... -Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir. -KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (...) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP'lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar. -Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran'ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir.

Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben "Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir" söyledikleri tespit edilmiştir. -Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir. ... -Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15' i, evlilerden ise yüzde 10'u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır. ..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.

Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür: Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "...Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. ...SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan ... kod adlı G. isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada 'elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını' söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine ... kod adlı G. konuşmasının devamında 'görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini' söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı." İfadesine başvurulan E.Y. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “...

1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI: ... Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan ... KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. ...Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum. ... Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.

Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım Ü.D., M., Y.A., B.K. ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. hepimize tek tek Kurana el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. ...Yeminden sonra SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak Ü.D., M., Y.A., B.K. isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum... 2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:

Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs tekrar evimize geldi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara Ü.D., M., Y.A., B.K. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı...

2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI: ...Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı..."

Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.

Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır. ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi

Davalı idare tarafından dosyaya sunulan Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 22/11/2018 tarihli ve Hazırlık No:2016/5846 sayılı Dosya İnceleme ve Değerlendirme tutanağında (11 nolu Çalışma evi); "SORUŞTURMADA ELDE EDİLEN BİLGİLER VE YÜRÜTÜLMEKTE OLAN SORUŞTURMA KAPSAMINDA;Hukuk bölümü mezunu olduğu tespit edilen; .. T.C.Kimlik Numaralı S. (P.) A. İsimli şahıs adına 09.08.2011-27.10.2011 tarihleri arasında, "…" sayılı adreste kurulu … nolu sabit hattın abonelik kayıtlarına rastlanılmış, bu sabit hattin Cumhuriyet Başsavcılığımızca tasnif kolaylığı açısından "11 NOLU EV" olarak adlandırılan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakimlik/Savcılık Sınavlarına zırlık (MAHREM hücre) evinde örgütün haberleşme ağında kullanıldığına ilişkin bilgiler elde edilmiştir. Sabit hattin 09.08.2011-27.10.2011 tarihleri aralığında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan HTS kayıtları temin edilerek, görüşme kayıtlarının analizi yapılmak üzere bilirkişi görevlendirilmesi yapılmıştır.

Bilirkişi tarafından sunulan raporda yer alan tespitler doğrultusunda, görüşme kayıtlarına rastlanılan kişilerin yakınlarında ve akrabalarında hukuk mezunu/Hakim-Savcılık yapanların araştırılması için Tokat İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılmıştır. Bu müzekkereye istinaden Tokat İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü görevlilerince gerekli araştırmalar yapılarak tutanak tanzim edilmiştir. Bu tutanağın incelenmesinde;....... nolu sabit hat ile D.A.Ü. (Erkek Kardeşi, toplam 24 kayıt) ve ... (Kendisi, toplam 2 kayıt) adına kayıtlı telefon hatlarının görüşme kayıtlari tespit edilmiş, D.A.Ü. isimli şahsın Hukuk Mezunu/Avukat/Hakim/Savcı olan F.Ü. (T.C.Kimlik No:...)'ın erkek kardeşi olduğu tespit edilmiştir....Bu haliyle dosya kapsamındaki tüm delillerden ve itirafçı beyanlarından net bir şekilde anlaşılacağı üzere "Adnan Menderes Mahallesi 1065. Cadde NO:24 D:17 Ravza Apartmanı Keçiören/ANKARA" adresindeki evin Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık hücre evi olarak (kira sözleşmesi başlangıç tarihi olan 08/08/2011 tarihinden, son kira ödemesinin yapıldığı 17/07/2014 tarihine kadar) kullanıldığı ve bu adreste kurulu 09/08/2011-27/10/2011 tarihleri arasında S.P. (TC ...) adına kayıtlı … numaralı hattın, 28/10/2011- 22/05/2013 tarihleri arasında ... (…) adına kayıtlı … numaralı hattın ve 25/05/2013-24/01/2014 tarihleri arasında S.A.( TC ...) adına kayıtlı … numaralı hattın sabit hat olarak alındığı ve örgütün haberleşmesinde kullanıldığı, ayrıca kiralanmasının ve kira ödemelerinin evde HTS kaydı tespit edilen hakim savcı adaylarına göre bir önceki dönem adli yargı sınavını kazanarak Ankara Adliyesinde staja başlayan H. (A.) K.(T.C.Kimlik No:...) tarafından kiralandığı, bu şahsa Hukuk Fakültesi mezunu olduğu tespit edilen B.(Y.) B.(T.C.Kimlik No:..) isimli şahıslar tarafından yapıldığı, bu haliyle yukarıda açıklandığı üzere evin özelliklerinin Hakim / Savcı Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi yapılanmasına uyan özellikler taşıdığı, bu evin 2011-2015 yılları arasında Hakim / Savci Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi olduğu tespit edilmiştir. Tasnif kolaylığı sağlaması açısından Сumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 09/08/2011-27/10/2011 tarihleri arasında S.P. (TC ...) adına kayıtlı 0312 357 ...27 numaralı hattın hücre evinde kullanıldığı döneme ilişkin bu hücre evi 11 Nolu çalışma evi olarak adlandırılmıştır. Soruşturma kapsamında yine 11 nolu olarak adlandırılan evde adı geçen ve şüpheli oldukları değerlendirilen kişilerden ...'in Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından şüpheli olarak savunmaları alınmıştır. .. BU HALİYLE DOSYADA ADI GEÇEN 11 KİŞİ YÖNÜNDEN AYRI AYRI DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA ;.....7-... (T.C.Kimlik No:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA ; ...'ın, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi eğitim kaydı olduğu, 26 KASIM 2011 İDARİ YARGI sınavına katıldığı, bu sınavın mülakatına hak kazanamadığı, 25 ARALIK 2011 ADLİ YARGI sınavıina katıldığı, bu sınavın mülakatına hak kazandığı, sınava girerken 0542... 73nolu GSM hattının irtibat numarası olarak beyan edildiği, 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında Adana ... Adliyesinde Hakim/Savcı olarak görevli iken ihraç olduğu tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 11. Çalışma evi olarak adlandırılan bahse konu evde kurulu bulunan ve mahrem hücre evinde örgütün haberleşmesinde kullanıldığı tespit edilen … nolu sabit hat ile D.A.Ü.(Erkek Kardeşi, toplam 24 kayıt) ve ... (Kendisi, toplam 2 kayıt) adına kayıtlı telefon hatlarının (25 Aralık 2011 adli yargı ve 26 Kasım 2011 İdari Yargı sınavına girmesi göz önüne alındığında görüşme tarihleri ile sınavlara hazırlanma döneminin sınav öncesi/evin hücre evi olarak kullanıldığı tarih aralığının uyumlu olduğu gözlemlenmiştir.) görüşme kayıtları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, soruşturma kapsamında itirafçı olan ve savunmaları ile teşhis tutanakları dosya arasında yer alan, bu evde kalanlardan S.A. bu şahsın da evde kalanlardan olduğunu beyan etmiş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında dosya kapsamında HTS kayıtlarındaki görüşmeler, S.A.'nın ifadeleri ve teşhis tutanağı, araştırma tutanakları ile örgütün hücre evi yapılanmasıyla ilgili tüm itirafçı beyanlari dikkate alındığında ...'ın Adli/İdari yargı sınavlarına hazırlık döneminde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılik sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinde kaldığı tespit edilmiştir." şeklinde; Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve ve Hazırlık No:… sayılı Dosya İnceleme Tutanağında (9. Çalışma Evi Adlandırılan Eve İlişkin); "..Yine soruşturma kapsamında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim- Savcılık sınavlarına hazırlık hücre evlerinde kullanılan …numaralı sabit telefon hattının 28/10/2011- 22/05/2013 tarihleri arasında kurulu bulunduğu "… " adresindeki kimlerin oturduğunun , tapunun kimlerin üzerine kayıtlı olduğunun ,elektrik , su doğal gaz gibi aboneliklerin kim üzerine olduğunun tespiti amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı' na müzekkere yazılmıştır. Bu talimatımıza istinaden Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince gerekli araştırmalar yapılmış ve tutanaklar tanzim edilmiştir . Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerice 20/12/2016 tarihli üst yazı ile gönderilen tüm talimat evrakları incelenmiş ve aşağıda açıkça 6 madde halinde yazılan husular tespit edilmiştir.1-) Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince ilgili kurumlarla( doğal gaz , elektrik , su vb ) gerekli yazışmalar yapılmış ve bu kuramlardan gelen evraklar incelenerek 12/12/2016 tarihli tutanak tanzim edilmiştir. 20/12/2016 tarihili tutanakta " Bahse konu evde 28/10/2016-22/05/2013 tarihleri arasında kurulu bulunan … numaralı hattın ... adına kayıtlı olduğu , Evin tapusunun M.Ş. adına kayıtlı olduğu , Daireyi emlak işi ile uğraşan Y.K.'nin kiraya verirken aracılık yaptığı, belirtilen tarihlerde H.A. isimli şahsın kiraladığı , ve Adli Yargı Hakim ve Savcı Adayı ...sicil sayılı B.Y.'nin ise kefil olduğu, Elektrik aboneliğinin ise Y.Ş. adına kayıtlı olduğu , Doğalgaz ve su aboneliğinin bulunmadığı " belirtilmiştir. 2-)Ankara II Emniyet Müdürlüğü ekiplerince o dönemde mahalle muhtarı görevini yapan Ş.A. isimli şahıs ile 18/11/2016 tarihinde yüz yüze görüşülmüş ve yüz yüze görüşme esnasında Ş.A. isimli şahsın özetle "Söz konusu adreste hali hazırda veya geçmişte oturan kişileri bilmediğini, kendisinde oturan kişileri gösteren bir sistemin olmadığını " beyan ettiği belirtilmiştir....** … " adresindeki evin sahibi olan Y.Ş.'nin beyanında anlaşılacağı üzere bu evin örgüt tarafından 2011-2015 yılları arası kullanıldığını beyan etmesi sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan araştırma da "… ” adresindeki eve 25/05/2013-24/01/2014 tarihleri arasında S.A. ( TC ...) adına kayıtlı … numaralı sabit telefonun alındığı tespit edilmiştir . Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tespit edilen … numaralı hattın bu evde kullanıldığı döneme ilişkin soruşturma başlatılmış ve bu başlatılan soruşturma kapsamında bu dönemdeki eve de 54. Çalışma evi adı verilerek HTS İncelemesine başlanılmıştır. **Yine "…" adresindeki evin sahibi olan Y.Ş.'nin beyanında anlaşılacağı üzere örgüt tarafından 2011-2015 yılları arası kullanıldığını beyan etmesi sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan araştırma da " …" adresindeki eve 09/08/2011-27/10/2011 tarihleri arasında S.P. ( TC...) adına kayıtlı … ( ... adına kayıtlı olan hat numarası ile aynı ) numaralı sabit telefonun alındığı tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tespit edilen … numaralı hattın bu evde kullanıldığı döneme ilişkin soruşturma başlatılmış ve bu başlatılan soruşturma kapsamında bu dönemdeki eve de 11. Çalışma evi adı verilerek HTS incelemesine başlanılmıştır**SONUÇ OLARAK ; " … " adresindeki Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık hücre evi olarak kullanılan evde 09/08/2011-27/10/2011 tarihleri arasında S.P. ( TC... ) … numaralı hattın , 28/10/2011- 22/05/2013 tarihleri arasında ... ( ...) yine … numaralı hattın ve 25/05/2013-24/01/2014 tarihleri arasında S.A.( TC ...) adına kayıtlı … numaralı hattın sabit hat olarak alındığı ve örgütün haberleşmesinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında 9 No'lu ev olarak adlandırılan bu evdeki evraklardan şüpheli oldukları tespit edilen kişilerden .... gözaltına alınmış, şüpheli olarak avukat huzurunda savunmaları alınmıştır...Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan soruşturma tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 9. ÇALIŞMA EVİ olarak adlandırılan bu eve ilişkin evraklar, HTS Dökümleri ve itirafçı beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; ......,...R.A.'nın bu evde kaldığı tespit edilmiştir." şeklinde; Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 28/12/2018 tarih ve ve Hazırlık No:… sayılı Dosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanağında (36 Nolu Çalışma Evi); ".. Bu haliyle dosya kapsamındaki tüm delillerden ve itirafçı beyanlarından net bir şekilde anlaşılacağı üzere; "…" adresindeki evin Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık hücre evi olarak (H.N.A. adına alınan hat abonelik başlangıç tarihi olan 29.08.2012 tarihinden, B.Ş. adına su aboneliğinin sonlandırıldığı 10/09//2014 tarihine kadar) kullanıldığı ve 29.08.2012-09.02.2013 tarihleri arasında H.N.(K.) A. adına kayıtlı … numaralı sabit telefon hattının, akabinde 05.09.2013-29.01.2014 tarihleri arasında S.(Ç.) E.(T.C.Kimlik No:...) adına kayıtlı … numaralı sabit telefon hattının sabit hat olarak alındığı ve örgütün haberleşmesinde kullanıldığı, ayrıca evin kiralanmasının evde HTS kaydı tespit edilen hakim savcı adaylarına göre önceki dönemlerde adli yargı sınavını kazanarak Ankara Adliyesinde staja başlayan kişiler tarafından yapıldığı, bu haliyle yukarıda açıklandığı üzere evin özelliklerinin Hakim / Savcı Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi yapılanmasına uyan özellikler taşıdığı, bu evin 29.08.2012-10/09//2014 tarihleri arasında Hakim / Savcı Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi olduğu tespit edilmiştir. Tasnif kolaylığı sağlaması açısından Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 05.09.2013-29.01.2014 tarihleri arasında S.(Ç.) E.(TC: ..) adına kayıtlı … numaralı hattın hücre evinde kullanıldığı döneme ilişkin bu hücre evi 36 Nolu çalışma evi olarak adlandırılmıştır...BU HALİYLE DOSYADA ADI GEÇEN 15 KİŞİ YÖNÜNDEN AYRI AYRI DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA ;...5- ... (T.C.Kimlik No:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ...'ın, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi eğitim kaydı olduğu, 26 KASIM 2011 İDARİ YARGI sınavına katıldığı, bu sınavın mülakatına hak kazanamadığı, 25 ARALIK 2011 ADLİ YARGI sınavına katıldığı, bu sınavm mülakatına hak kazandığı, sınava girerken … nolu GSM hattının irtibat numarası olarak beyan edildiği, 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında Adana ... Adliyesinde Hakim/Savcı olarak görevli iken ihraç olduğu tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 36.Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında temin edilen belgelerden kira ödemelerinin yapıldığı banka hesabının ekstrelerinde yapılan incelemelerde; 01/03/2013 ve 20/03/2013 tarihinde ... tarafından K.D. adına ev sahibinin hesabına kira ödemeleri yapıldığı, K.D.'in hukuk fakültesi mezunu olduğu ve 09 Nisan 2011 Adli Yargı sınavını kazandığı, bu işlemlerin yapıldığı tarihlerde ...'ın Hakim / Savcı adayı olarak görev yaptığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan kayıtlarımızın tetkikinde, şahsın daha önce tamamlanarak ilgililer yönüyle dosyalarına gönderilen ve Cumhuriyet Başsavcılığımızca tasnif kolaylığı sağlamak açısından 9 nolu Hakim/Savcı Hazırlık Evi olarak adlandırılan evde örgütsel iletişim amaçlı kullanılan sabit hattın üzerine olduğu ve bu evde kaldığı ayrıca yine 11 nolu evde de kaldığı değerlendirilmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında, bu evin örgüt evi olarak kullanıldığı dönemde ...'ın Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması işlerini sorumlu olan MURAKIP/SER MURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi ile bu eve ilişkin dosyada yer alan hesap ekstreleri, araştırma tutanakları, telefon görüşme tutanağı, tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında ...'ın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden sorumlu MURAKIP/SER MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı tespit edilmiştir..." şeklinde; Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve ve Hazırlık No:… sayılı Dosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanağında (15 Nolu Çalışma Evi); "...Bu haliyle dosya kapsamındaki tüm delillerden ve itirafçı beyanlarından net bir şekilde anlaşılacağı üzere; "…" adresindeki evin Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık hücre evi olarak (H.N.A. adına alman hat abonelik başlangıç tarihi olan 29.08.2012 tarihinden, B.Ş. adına su aboneliğinin sonlandırıldığı 10/09//2014 tarihine kadar) kullanıldığı ve 29.08.2012-09.02.2013 tarihleri arasında H.05.09.2013-29.01.2014 tarihleri arasında S.(Ç.) E. (T.C.Kimlik No:..) adına kayıtlı ... numaralı sabit telefon hattının sabit hat olarak alındığı ve örgütün haberleşmesinde kullanıldığı, ayrıca evin kiralanmasının evde HTS kaydı tespit edilen hakim savcı adaylarına göre önceki dönemlerde adli yargı sınavını kazanarak Ankara Adliyesinde staja başlayan kişiler tarafından yapıldığı, bu haliyle yukarıda açıklandığı üzere evin özelliklerinin Hakim / Savcı Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi yapılanmasına uyan özellikler taşıdığı, bu evin 29.08.2012-10/09//2014 tarihleri arasında Hakim / Savcı Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi olduğu tespit edilmiştir. Tasnif kolaylığı sağlaması açısından Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 29.08.2012-09.02.2013 tarihleri arasında H.N.(K.)A. (TC:..) adına kayıtlı … numaralı hattın hücre evinde kullanıldığı döneme ilişkin bu hücre evi 15 Nolu çalışma evi olarak adlandırılmıştır. Bu evin devamı niteliğinde olan 36 nolu çalışma evi tamamlandığında ilgililer yönüyle ayrıca dosyalarına gönderilecektir...BU HALİYLE DOSYADA ADI GEÇEN 15 KİŞİ YÖNÜNDEN A YRLAYRI DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA ; ...5-... (T.C...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ...'ın, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi eğitim kaydı olduğu, 26 KASIM 2011 İDARİ YARGI sınavına katıldığı, bu sınavın mülakatına hak kazanamadığı, 25 ARALIK 2011 ADLİ YARGI sınavına katıldığı, bu sınavın mülakatına hak kazandığı, sınava girerken … nolu GSM hattının irtibat numarası olarak beyan edildiği, 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında Adana ... Adliyesinde Hakim/Savcı olarak görevli iken ihraç olduğu tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 15.Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında temin edilen belgelerden kira ödemelerinin yapıldığı banka hesabının ekstrelerinde yapılan incelemelerde; 01/03/2013 ve 20/03/2013 tarihinde ... tarafından K.D. adına ev sahibinin hesabına kira ödemeleri yapıldığı, K.D.'nin hukuk fakültesi mezunu olduğu ve 09 Nisan 2011 Adli Yargı sınavını kazandığı, bu işlemlerin yapıldığı tarihlerde F.Ü.'nün Hakim / Savcı adayı olarak görev yaptığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan kayıtlarımızın tetkikinde, şahsın daha önce tamamlanarak ilgililer yönüyle dosyalarına gönderilen ve Cumhuriyet Başsavcılığımızca tasnif kolaylığı sağlamak açısından 9 nolu Hakim/Savcı Hazırlık Evi olarak adlandırılan evde örgütsel iletişim amaçlı kullanılan sabit hattın üzerine olduğu ve bu evde kaldığı ayrıca yine 11 nolu evde de kaldığı değerlendirilmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında, bu evin örgüt evi olarak kullanıldığı dönemde ...'ın Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, soruşturma kapsamında alman beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması işlerini sorumlu olan MURAKIP/SER MURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi ile bu eve ilişkin dosyada yer alan hesap ekstreleri, araştırma tutanakları, telefon görüşme tutanağı, tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında ...'ın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden sorumlu MURAKIP/SER MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı tespit edilmiştir." şeklinde tespite yer verildiği görülmüştür.

Bununla birlikte davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K… sayılı kararında; "Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nun dosyamıza gönderdiği 29/12/2017 tarihli Hakim-Savcı sınavlarına hazırlık hücre evinin HTS analizine ve diğer tesbitlere ilişkin evrakların incelenmesinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hakim/savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik olarak Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığı, başlatılan soruşturma kapsamında … numaralı hattın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşme ağında kullanıldığına ilişkin bilgiler elde edilmesi üzerine hattın görüşme dökümlerinin BTK'dan istenildiği ve söz konusu hattın kimler adına kayıtlı olduğunun tesbiti amacıyla Tokat İl Telekom Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, gelen yazı cevabında; bahse konu hattın farklı tarihlerde ..., S.D. ve C.E. adına kayıtlı olduğunun belirtildiği, yapılan araştırmalarda bu hattın sanık ... adına kayıtlı olduğu 28/10/2011- 22/05/2013 tarihleri arasında hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde kullanıldığının değerlendirildiği, BTK'dan gelen CD içerisindeki HTS dökümleri incelenmek üzere Tokat İl Jandarma Komutanlığı'ndaki görevlilere tevdi edildiği, tevdii sonrası düzenlenen raporda; hazırlık evinin sabit numarası olan … nolu hat ile D.A.Ü., M.Ü., H.Ü., M.E. isimli şahıslara ait hat arasında görüşmelerin yapıldığı, yapılan araştırmalarda da şahıslardan D.A.Ü.'nün sanık ...'ın abisi, M.Ü.'nün babası, H.Ü.'nün amcası ve M.E.'nin de halasının oğlu olduğu tesbit edilmiş, bu haliyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait hazırlık evinin sabit numarası olan hattın sanık ...'a ait olduğu ve sanığın bu dönemde yapıya ait müzahir evlerde kaldığı kanaatine varılmıştır." şeklinde tespite yer verildiği görülmüştür.

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 24/12/2017, 22/11/2018 ve 28/12/2018 tarihli Dosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanakları, davacı hakkında yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesi kararındaki tespit ve davacı hakkındaki tanık beyanlarından, davacının hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığı gibi, hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde murakıp/ser murakıp olarak görev yaptığı anlaşılmıştır.

Davacı tarafından hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığına yönelik tespite karşı; işlem tarihi itibarıyla mevcut olmadığı, idari yargıda yazılı yargılamanın esas olduğu şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Netice itibarıyla, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının ve bu evlerde murakıp/sermurakıp olarak görev yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

6.Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.

Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).

Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.

AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir. Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.

AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.

Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.

Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.

Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir.

Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.

AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.

Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.

Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.

AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).

Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.

Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.

7.Sonuç olarak

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,

2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,

3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım isteminin 07/10/2021 tarihinde kabul edilmiş olması nedeniyle yargılama giderinin tahsil edilemeyen … TL'sinin davacı tarafından dosyaya yatırılan posta gideri avansından mahsup edilmesine, yargılama giderinin kalan ve tahsil edilemeyen … TL'sinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunu 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan ve 23/1/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11inci maddesiyle, 22/7/2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunu 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanunu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanunu 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanunu 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu K2802 md.53 K4066 md.3 CMK md.280/1 K5846 md.6 K2935 md.4 K667 md.4 K2935 md.33 K2802 md.121 K6087 md.4 K2577 md.16 K667 md.3/1 K667 md.3
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog