Esas No
E. 2019/11652
Karar No
K. 2023/7144
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

11. Ceza Dairesi         2019/11652 E.  ,  2023/7144 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/598 E., 2015/717 K.
SUÇ: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 6

. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2015/598 Esas, 2015/717 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekkerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık, usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

1.05.07.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kazaya karışan 01 (...) (..) plaka sayılı aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiği, olay yerine gelen sanığın kazaya karışanın kendisi olduğunu beyan ettiği, sonrasında olay yerine gelen Y.K. aracı kendisinin kullandığını beyan etmesi üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın resmi belgeyi düzenlemekle yetkili kamu görevlilerine yalan beyanda bulunduğu iddia ve kabul olunmuştur.

2.Sanık beyanında, aracı sahibi Adem'den emanet olarak aldığını, ihtiyacı olan Y.K'ye verdiğini, olay yerine gelen araç sahibinin durumu öğrenmemesi için kazaya karışanın kendisi olduğunu söylediğini beyan etmiştir.

3.Kazaya karışan Y.K'nin tanık olarak alınan beyanında kazaya karışan aracı kendisinin kullandığını, sanığın, Adem ile kendisi arasındaki nizadan dolayı aracı kullananın kendisi olduğunu beyan ettiğini ifade etmiştir.

4.Mahkeme sanığın resmi evrak düzenleme yetkisine sahip olan kolluk görevlilerine kazaya karışan aracı kendisinin kullandığı söyleyerek dosyadaki tutanağın düzenlenmesine neden olduğunu kabul ederek mahkumiyetine karar vermiştir. IV. GEREKÇE

1.Tanık Y.K.'nin sevk ve idaresindeki araç ile karıştığı trafik kazasında, sanığın aracı kendisinin kullandığı yönünde beyanda bulunması şeklindeki eylemde; sanık hakkında kazaya karışan araç sürücüsü sıfatıyla düzenlenen bir tutanağın olmadığı, sanığın şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde durumu izah ettiği, savunması sırasında suçu ikrar etme yükümlülüğünün bulunmaması ve görevlilerin suç soruşturmasında gerçek suçluyu araştırma zorunluluğunun bulunması nedeniyle, somut olayda resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun unsurlarının oluşmadığı, anlaşılmakla sanığın eyleminin basit yargılama usulü kapsamında kalan suç üstlenme suçunu oluşturup oluşturmayacağının hüküm yerinde tartışılması gerekirken unsurları oluşmayan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Kabule göre; sanığa isnat edilen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü'nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2015/598 Esas, 2015/717 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog