8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2014/6615 E. , 2014/14502 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/10/2013
NUMARASI : 2012/343-2013/484
Hazine ile O.. C.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 11.10.2013 gün ve 343/5484 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.07.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat Y..K.. ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat G..Ş.. geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı Hazine vekili, davalı adına tespit edilen .. ada .. parselin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, ham toprak ve taşlık niteliğindeki yerlerden olduğunu, davalının malik sıfatı ile zilyetliği bulunmadığını açıklayarak tapu kaydının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın yersiz açıldığını, murisinden kalan ve uzun yıllar tarım arazisi olarak kullanılan yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olduğu, %8-10 arasında meyilli, buğday ekili olup sığ toprak yapısına sahip, fiziksel şartlar, topografya ve toprak strüktürü yönüyle toprak yapısı, bitki örtüsü itibari ile imar ve ihya edilmeye muhtaç yerlerden olduğu, mevcut durumu itibarıyla ekim yapılmış ise de imar ihyanın tamamlanmadığı, bilimsel esaslara dayalı bilirkişi raporları mevcut iken soyut tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına itibar olunamayacağı anlaşılmakla davanın kabulüne, dava konusu .. ada .. nolu parselin tapu kaydının iptaliyle ham toprak niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarla niteliğindeki, 9621 m2 yüzölçüme sahip ..ada .. parsel, ceddinden intikal ettiği, taksimen 20 yıldan fazla süre tasarruf edildiği, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı açıklanarak 12.07.2007 tarihinde O.. C.. adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının 28.05.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur.
Dava; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, taşınmazın ham toprak niteliğinde olduğu, imar ihyasının tamamlanmadığı, davalı lehine kazanma koşullarının gerçekleşmediği açıklanarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmaz başında yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın miras ve taksim yoluyla kaldığını, kendilerini bildikleri tarihten beri miras bırakan ve davalı tarafından koşullarına uygun tarım arazisi olarak kullanıldığını, yöredeki toprak yapısı nedeniyle bir yıl ekilip, bir yıl nadasa bırakıldığını,kuru tarım arazisi olduğunu bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişi taşınmaz üzerindeki imar ihyanın henüz tamamlanmadığını açıklamasına karşın rapora ekli fotoğraftan taşınmazın hububat ekili tarım arazisi olduğu anlaşılmaktadır. Yine aynı fotoğraftan taşınmazın taşlık niteliğinde olduğu belirlenememektedir. Açıklanan nedenlerle taşınmazın niteliği konusunda duraksama meydana gelmiştir.
Dava konusu parsel, ham toprak niteliğinde Hazine adına tesciline karar verildiğine göre, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle imar ve ihyanın tüm koşullarının araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Mahkemece, davalı tarafın isteğine karşın taşınmazın niteliğinin kuşkuya meydan vermeyecek şekilde belirlenebilmesi için hava fotoğraflarından yararlanılmamış, komşu .. ada .. parselin tesciline esas Kadastro Mahkemesi'ne ait hüküm dosyası getirtilerek taşınmazın niteliğinin belirlenmesinde gözönünde tutulmamıştır.
Bir taşınmazın öncesinin niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı uygulamasıdır. Nizalı parselin tespit tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı yıllar arasında düzenlenmiş fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis aracılığıyla paftalarla birlikte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere ve kadastro paftalarının düzenlendiği tarihlere göre taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ya da hangi nitelikte bulunduğu konusunda uzman bilirkişilerden gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, daha önce götürülmeyen jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis (harita mühendisi), üç ziraat mühendisi veya yüksek mühendisi aracılığıyla ya da Ziraat Fakültesinin toprak bölümünde uzman akademisyenler aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenmek suretiyle dava konusu yerin imar ve ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı konusunda kendilerinden gerekçeli ve denetime açık rapor istenilmesi, taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde HMK'nun 290. maddesi uyarınca birlikte götürülecek konunun uzmanı bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik resimleri çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, az yukarıda açıklanan komşu 148 ada 64 parsele ait Kadastro Mahkemesi dosyasındaki yerel bilirkişi beyanlarının gözönünde tutulması ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacı taraftan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine taraflarca HUMK'nun 388/4.(HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.