4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2011/17821 E. , 2012/30260 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık ...’ın sabit kabul edilen görevliye hakaret eylemi görevi yaptırmamak için direnme suçunun unsuru olmayıp ayrı bir suç oluşturduğu gözetilmeden, görevliye direnme suçunun içinde eridiği gerekçesiyle görevliye hakaret suçundan hüküm kurulmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu hususta bozma yapılmamıştır. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.Birden fazla sanık tarafından birden fazla görevliye karşı birlikte gerçekleştirilen direnme eylemleri nedeniyle TCK’nın 265/3 ve 43/2. maddelerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
2.08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamların silinme koşullarının araştırılıp, hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmaması,
3.Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmaması,
Yasaya aykırı ve sanık ...’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken CMUK’nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY: Sadece sanık yararına olan temyiz üzerine, sanık aleyhine sonuç doğuracak biçimde bozma kararı verilemez.
Somut olayda yerel mahkemece sanık hakkında TCY’nın 43/2 ve 265/3’ncü maddeleri uygulanmamıştır. Aleyhe temyiz olmadığı gibi, yeniden yapılacak yargılama sonucunda ceza miktarı bakımından farklı bir hüküm verilmesi de söz konusu değildir. Sanık aleyhine temyiz söz konusu olmadığından, TCY’nın 43/2 ve 265/3’ncü maddelerinin uygulanması gerektiği yönünde açılmış bir temyiz davasından söz edilemez. Buna karşın söz konusu maddelerden bozma kararı verilmemesi gerekirdi.
Eğer, TCY’nın 43/2 ve 265/3’nci maddeleri yerel mahkemece uygulanmış ve yanlışlık olsaydı, bu maddelerden temyiz olmak kaydıyla, doğru uygulama yapılması gerekçesiyle bozma kararı verilir ve 1412 sayılı CYY’nın 326/son maddesinin dikkate alınması söz konusu olurdu. Bu nedenlerle, yerel mahkemece uygulanmayan maddelerden, aleyhe temyiz de olmadığı halde, bozma kararı verilmesi yönündeki, yüksek çoğunluğun bir numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.