Esas No
E. 2021/3528
Karar No
K. 2023/7784
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

7. Ceza Dairesi

E. 2021/3528 K. 2023/7784 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/3528, K. 2023/7784, T. 04.10.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/3528
Karar No
2023/7784
Karar Tarihi
04.10.2023
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

7. Ceza Dairesi         2021/3528 E.  ,  2023/7784 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2012/147 E., 2016/69 K.
SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, kaçak eşya ile nakil araçlarının müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2012/147 Esas, 2016/69 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan neticeten; 8 ... 10 gün hapis cezasından çevrili 5.000,00 TL ve doğrudan hükmedilen 5.000,00 TL adlî para cezasına, kaçak eşya ile suçta kullanılan nakil araçlarının müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; münhasıran vekil ile temsil edilen katılan kurum lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Malen sorumlular ... ve ...'ın temyiz sebepleri; araçların suçta kullanılacağından haberleri bulunmadığına, faturalı eşyanın taşınması için aracı verdiklerine, araçların değeri ile yakalanan eşyanın değeri arasında orantısızlık bulunduğuna, araçlarda gizli bölme bulunmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

3.Sanık ... müdafiin temyiz sebepleri; kaçak şüphesiyle el konulan eşyanın faturalı olduğuna, sanığın faturasını aldığı şahsın bu durumu doğruladığına, yakalanan malların iç piyasada satışa konu eşya olması nedeniyle kaçak olduğunun bilinmesinin mümkün olmadığına, suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

4.Sanık ... ve ...'ın temyiz sebepleri; kaçak olduğu iddia edilen eşyayı faturalı olduğu için taşıdıklarına, diğer sanık Ethem Er tarafından eşyanın sahiplenildiğine, eşyanın kaçak olduğunu bilmediklerine, suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

1.Güvenlik güçlerince icra edilen yol kontrollerinde, sanık ...'ın sevk ve idaresindeki açık kasa kamyon cinsi aracın durdurulması sonucu yapılan önleme aramasında, aracın içerisinden 80 çuval kaçak olduğu değerlendirilen badem içi ele geçirildiği, bu esnada kontrol noktasını fark eden sanık ...'ın sevk ve idaresindeki açık kasa kamyon cinsi araçla geri dönmeye çalışırken yakalanarak aracının içerisinden 80 çuval kaçak olduğu değerlendirilen badem içi ele geçirildiği, eşyanın toplamda 7.000 kg olduğu, yakalanmanın akabinde şoför olan sanıkların mülakat sırasında fatura veya sevk irsaliyesi sunamadıkları anlaşılmıştır.

2.Sanık ... savunmasında, sanık ...'in faturalı olduğunu söylediği badem içi taşıma işini kabul ettiğini, babasına ait araca eşyayı yüklediklerini, polis tarafından yakalanınca faturalar için sanık ...'i aradığını ve şahsın polis kontrol noktasına faturaları getirdiğini, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

3.Sanık ... savunmasında, olay günü sanık ...'ın kendisini arayarak taşıma işinden bahsetmesi ve eşyanın faturalı olduğunu söylemesi üzerine taşıma işini kabul ettiğini, babasının üzerine kayıtlı ancak kendisinin kullandığı araca eşyayı yükleyerek diğer araçla birlikte yola çıktıklarını, sanık ...'in içinde bulunduğu aracın önden gittiğini, faturaların sanık ...'de bulunduğunu, aracının zarar görmemesi için geri dönüş yaptığını, ancak yakalandığını beyan etmiştir.

4.Sanık ... savunmasında, suça konu badem içlerinin kaçak olmadığını, bunları babasının sahibi olduğu... isimli iş yerinden aldığını, babasının bu eşyayı .... adlı şahıstan aldığını, eşyanın faturası bulunduğunu beyan etmiştir. Soruşturma aşamasında olaydan bir gün sonra kolluk ifadesi esnasında sanık ... tarafından suça konu eşyayı temsil ettiğini iddia ettiği iki adet fatura ibraz edilmiştir.

5.Malen sorumlu ...'ın, oğlu sanık ...'a aracını, taşıyacağı yükün faturalı olduğunu söylemesi üzerine verdiğini, taşınacak eşyanın kaçak olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.

6.Malen sorumlu ...'ın, oğlu sanık ...'a aracını, taşıyacağı yükün faturalı olduğunu söylemesi üzerine verdiğini, taşınacak eşyanın kaçak olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.

7.Mahkemece icra edilen 05.01.2012 tarihli keşifte dinlenilen ziraat bilirkişisine göre, ele geçirilen badem içi yabancı menşeilidir.

8.Sanık ... tarafından ibraz edilen faturada satıcı olarak görünen sanığın babası H. E.'nin soruşturma aşamasında faturayı kabul ettiği ve eşyayı aldığı şahsa ait bilgileri paylaştığı görülmüştür.

9.Dosyadaki diğer bir faturaya göre, H. E'ye suça konu eşyayı satan F. K.'nin tanık olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinde, belirtilen firmanın sahibi olduğunu, faturayı kabul ettiğini, bu eşyayı İran ülkesinden ithal ettiğini beyan etmiştir. Ancak F. K.'nin tanık olarak Mahkemede alınan 23.01.2013 tarihli ifadesinde, badem içlerini, iç piyasadan temin ettiğini, herhangi bir faturasının bulunmadığını, 6111 sayılı Kanun kapsamında stok beyanında bulunduğunu beyan etmiştir.

10.Dosyaya ibraz edilen faturalar ile ele geçen eşyanın cins, miktar ve sair özellikleri itibarıyla uyuştuğu görülmüştür.

11.Mali müşavir bilirkişinin 10.04.2013 tarihli raporu ve 27.04.2014 tarihli ek raporuna göre, dosya kapsamında ibraz edilen faturaların kanuni defterlere işlendiği, mevcut olmadığı hâlde 100.000 kg badem içinin tanık Fatih Kameri'nin firması tarafından stok beyanında bulunulmak suretiyle kayıt altına alındığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE

A. Tebliğnamenin "1" Numaralı Paragrafında Belirtilen Görüş Yönünden

Her ne kadar sanık ... adına temyiz talebinde bulunan avukat ...'ın dosya kapsamında temyiz tarihini de kapsar şekilde usulüne uygun vekaletnamesi olmadığı gibi bir görevlendirme yazısı da bulunmadığından temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği Tebliğname'de talep edilmekte ise de, 5271 sayılı Kanun'un 261 nci maddesinde avukatın kanun yollarına başvurma hakkına ilişkin olarak ''Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir'' düzenlemesine yer verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.04.1992 tarihli ve 1992/7-86 Esas, 1992/105 Karar sayılı kararında; vekâlet akdinin taraflar arasındaki vekâlet ilişkisini düzenleyen bir sözleşme olduğu, üçüncü şahısların kabulüne bağlı olmadığı, avukatın vekil tayin edildiğinin usulünce mahkemeye bildirilmesinin yeterli olduğu belirtilmiştir.

Avukatın sanıkla birlikte duruşmaya girmesi ve sanığın avukatı kabul ettiğinin anlaşılması hâlinde vekâletnamesi olmayan avukatın kanun yollarına başvurma yetkisi kabul edilmelidir. Yargıtay Genel Kurulunun 20.10.1975 tarihli ve 1975/7 E., 1975/9 K. sayılı içtihadı birleştirme kararında da; sanıkla birlikte duruşmaya gelen ve hakim huzurunda müdafi olarak kabul edildiği sanık tarafından bildirilen vekâletnamesiz müdafiin hükmü temyiz etmesi hâlinde, dosyada sanığın açık bir muhalefeti bulunmuyorsa 1412 sayılı Kanun'un 290 ıncı maddesine göre bu temyizin geçerli olduğuna hükmedilmiştir. Buna göre somut olayımızda Avukat ...'ın temyiz talebinin geçerliliği konusunda bir isabetsizlik bulunmadığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

B. Sanıklar Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Katılan ...

İdaresi vekilinin münhasıran vekâlet ücretine yönelik temyiz talebinde bulunduğu gözetilerek yapılan incelemede;

Sanıklar ... ve ...'ın sevk ve idaresindeki peş peşe giden araçlardan ele geçirilen yabancı menşeili 7.000 kg badem içinin sanık ... tarafından sahiplenilmesi, sanıklar Selehattin ve ...'ın savunmalarına ve suç tutanağına göre fatura ya da sevk irsaliyesi bulunmaksızın suç konusu ticari miktar ve mahiyetteki eşyayı taşımış olmaları, suçun tespitinden sonra ibraz edilen faturaların yaptırılan zincirleme menşei araştırması sonucu tanık F. K'nin firması tarafından herhangi bir fatura ibraz edilmediğinden eşyanın kaçak olduğunun ve 6111 sayılı Kanun'dan yararlanılmasının eşyanın kaçak vasfını ortadan kaldırmayacağının anlaşılması, faturasız ve sevk irsaliyesiz biçimde yabancı menşeili eşya taşınarak suçun kasten işlenilmesi nedenleriyle sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...'ın aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışında sübuta yönelen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanıklara soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında yapılacak ihtaratın sanıklar lehine olarak değerlendirilmek suretiyle indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerektiği anılan madde gereği suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar ... Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ilgili hükümlerin kanuni koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

Kabule göre de;

1.Arama işlemlerine dayanak teşkil eden Şemdinli Sulh Ceza Mahkemesinin önleme aramasına dair kararının celp edilerek, arama ve el koyma işleminin usulüne uygun olup olmadığının araştırılmaması hukuka aykırı görülmüştür.

2.28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik öncesi anılan maddede öngörülen hapis cezası üst haddinin 2 yıl olduğu gözetilerek; Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı

Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

3.Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 27.12.2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 08.02.2012 olduğu,

Sanık ...'e atılı suçlar bakımından yapılan UYAP sorgulamasında,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/52168 Tebliğname numarası ile iade edilen Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2012/90 Esas, 2015/111 Karar sayılı dosyasında, suç tarihinin 25.12.2011, iddianame tarihinin 27.01.2012 olduğu,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/52151 Tebliğname numarası ile iade edilen Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2015 tarihli ve 2012/314 Esas, 2015/295 Karar sayılı dosyasında, suç tarihinin 10.01.2012, iddianame tarihinin 27.06.2012 olduğu,

Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar, 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyaların aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde bu husus nazara alınmadan hüküm kurulması,

4.5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; ''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.'' şeklindeki düzenleme gereği malen sorumluların suçtan haberleri olmadığına dair aksi ispat edilemeyen beyanlarına istinaden ... niyetli üçüncü kişi konumunda olmaları karşısında nakil araçlarının iadesine karar verilmesi yerine müsaderelerine karar verilmesi,

5.Suç konusu kaçak eşyaların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsaderesine karar verilmesi gerekirken 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği müsaderesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2012/147 Esas, 2016/69 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekili, malen sorumlular ... ve ..., sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...'ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.10.2023 tarihinde karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog