Esas No
E. 2020/1992
Karar No
K. 2023/2087
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1992

KARAR NO: 2023/2087

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 11.03.2020

NUMARASI: 2018/765 Esas - 2020/220 Karar

DAVA: Menfi Tespit

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karara karşı, her iki taraf vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... firmasıyla müvekkili Şirket arasında yapılan sözleşme uyarınca edimlerin ifa edildiğini, bu sözleşmenin toplam bedelinin 1.550.000 USD.olup sözleşmenin 4.maddesi uyarınca sözleşme bedelinin %40'ı tutarında 620.000 USD.bedelli avans teminat mektubu karşılığı peşin ödeme ve sözleşme bedelinin %10'u tutarında 155.000 USD.bedelli teminat mektubu verilmesinin kararlaştırıldığını, dava dışı firmanın ortağı olduğu Yemen bankasının direk muhabiri olan bankanın ... olduğu bildirilerek teminat mektuplarının bu bankadan alınmasının istendiğini, talep üzerine ... müracaat edildiğini ve ihracat bedellerinin davalı banka üzerinden yapılması kaydıyla komisyonsuz olarak teminat mektuplarının alındığını, avans teminat mektubunun geçerlilik süresinin 07/01/2013 tarihi olduğunu, sözleşmenin ifasından sonrasına ilişkin olarak 12 aylık bir nevi tekeffül için alınan 155.000 USD.bedelli teminat mektubunun da Yemen bankasına gönderildiğini, bu teminat mektubunun da 20/12/2013 tarihine kadar geçerli olduğunu, imalat kalemlerinin ihracının gerçekleşmesi üzerine 02/01/2013 tarihinde hesaplarına 875.000 USD.nin dava dışı firma tarafından gönderildiğini ve avans teminat mektubunun fonksiyonunun sona erdiğini, ihracatın gerçekleşmesi ve sözleşme bedelinin kısmen ödenmesi nedeniyle teminat mektubunun Yemen bankasından istenmesinin talep edildiğini, bunun üzerine davalının iki kez iade için talepte bulunduğunu, bu arada Yemen'de iç savaş çıkmasına rağmen sözleşme gereğinin tamamen yerine getirildiğini ve sözleşme bedelinin de süreç içinde dava dışı firma tarafından ödendiğini, bu aşamada sözleşmenin esasıyla ilgisiz bir konuda dava dışı firma tarafından niza çıkarılarak teminat mektuplarının iadesine engel olunduğunu, uyuşmazlığa ilişkin olarak tahkim yargılamasının sürdüğünü, davalı tarafından 04/05/2015 tarihli ihtarname gönderilerek avans teminat mektubu için komisyon talep edildiğini, bu ihtarnameye söz konusu teminat mektubunun süresinin dolduğu, dava dışı firma tarafından paranın gönderildiği bu yüzden işlevsiz kaldığı, tahsilinin mümkün olmadığı ve komisyonsuz olarak düzenlendiği belirtilmek suretiyle cevap verildiğini, bu arada davalı bankanın iflasına karar verildiğini ve iflas idaresi tarafından bu kez hesabın kat edildiği belirtilerek 27/04/2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, 620.000 USD bedelli vadeli avans teminat mektubu için riskin yani işin yapılmadığına dair kayıt içeren bir ödeme talebinde bulunulmadığı gibi açılmış bir davada olmadığını, öte yandan süresinin dolduğunu, bu nedenle teminat mektubu bedelinin ödenmesi yükümlülüğünün sona erdiğini, davalının bu teminat mektubu için talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, 155.000 USD.tutarlı teminat mektubunun ise montaj ve kesin kabul sonrası geçerliliğini yitireceğinin teminat mektubunda belirtildiğini, süresinin dolmasıyla otomatik olarak geçersiz sayıldığını, tahkim süreci nedeniyle davalı bankanın ısrarı üzerine bu mektup yönünden birkaç kez uzatma yapıldığını, ancak davalının da teminat mektubunun niteliği ve süresinin dolmuş olması nedeniyle ödeme yükümlülüğü kalmadığını bildiğini, her iki teminat mektubunun karşılığının ödenmesini istemek için hiçbir hukuki neden bulunmadığını belirterek teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne ve bu teminat mektupları nedeniyle kat ihtarıyla ödenmesi istenen tutardan ötürü davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; teminat mektuplarının hükümsüzlüğü için müvekkili aleyhine dava açılamayacağını, 155.000 USD.bedelli teminat mektubunun süresinin davacının talebi üzerine 20/12/2016 tarihine kadar uzatıldığını, mektup vadesi içinde muhatap tarafından gönderilen 05/12/2016 tarihli mesaj ile davacının sorumluluğunu yerine getirmediğinden bahisle mektup bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, aynı zamanda lehtar tarafından mektup vadesinin 20/12/2017 tarihine kadar uzatılması halinde tazmin talebinin geri çekileceğinin de bildirildiğini, Yemen bankasına gönderilen cevap ile bankanın faaliyet izni kaldırıldığından tazmin talebinin yerine getirilemeyeceğinin bildirildiğini, bu yüzden ödeme yapılamadığını, 155.000 USD.tutarlı teminat mektubuyla ilgili olarak davacının müflis bankaya borçlu olduğunun kabulü gerektiğini, Yemen bankası tarafından gönderilen iki ayrı mesajla 620.000 USD.bedelli mektupla ilgili teslim edilen mallar nedeniyle davacının edimini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, bu yüzden uyuşmazlığın tahkime taşındığını belirterek mektuba ilişkin ibra verilmeyeceğinin bildirildiğini, bu yüzden risk çıkışı yapılamadığını, vade bitimi nedeniyle risk çıkışı yapılıp yapılamayacağının tartışmalı olduğunu, öte yandan teminat mektubunun Yemen Hukuku'na tabi olması nedeniyle Yemen Hukuku'ndaki durumun belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Uyuşmazlık Mahkemesinin 2010/69 Esas 2011/5 karar sayılı kararında TMSF'nin düzenlediği sıra cetvelinin iptaline idari yargının karar verebileceği sonucuna varıldığı ifade edilmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesinin 2018/106 esas 2018/107 karar sayılı 26/02/2018 tarihli kararında ise idare hukuku kuralları içinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade beyanıyla tesis edilen idari işlemlerin, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar sebebiyle açılan davaların çözümünün idari yargının görev alanında bulunduğu, 5411 sayılı Kanunun 111.maddesinden de anlaşılacağı üzere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun, olayda kanunla kendisine verilen görev uyarınca tek taraflı ve kamu gücünü kullanarak hareket ettiğine yer verilerek, 5411 sayılı Kanunun 111.maddesi göz önünde tutulduğunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu işlemlerine karşı açılan davaların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın idari işleme karşı açılan bir dava olduğu, davaya bakmaya idari yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Adli yargıda görülen farklı davalarda benzer gerekçelerle yargı yolunun caiz olmadığından davanın reddine karar verilmiş olup, Uyuşmazlık Mahkemesince gerekçeli şekilde adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 22.06.2020 tarihli, 2020/338 E. 2020/375 K. Sayılı ve 22.06.2020 tarihli, 2020/345 E. 2020/412 K. Sayılı kararının bunlara örnek teşkil ettiğini, Uyuşmazlık mahkemesinin gerekçesinin, ilk derece mahkemesi kararında dayanılan hususların tartışıldığı, bağlayıcı bir karar olup, kararını istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, İflas idare memurlarının icra hukuk mahkemesince belirlendiği halde, iflas idaresine fon kurulu tarafından iflas idare memuru önerilmiş olması gerekçe gösterilerek iflas prosedürünün idari bir işlem olduğu sonucuna varılması hatalı bir değerlendirme olduğunu, iflas idare memurlarının TMSF tarafından önerilmesinin Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklandığını ve mevduat sigortası kapsamında müflis banka mudilerine ödeme yapan TMSF’nin kanundan kaynaklanan alacaklılar toplantısı yetkisinden kaynaklandığını, nitelikleri gereği bankaların iflası durumunda daha etkin ve hızlı hareket edilmesini teminen bazı özel düzenlemelere ihtiyaç duyulması, kanun koyucunun bu konuda bazı özel düzenlemeler yapmasını gerektirdiğini ve bu konularda TMSF’ye bir takım yetki ve sorumluluklar yüklendiğini, ancak bu durumun, yapılan işlemlerin iflas prosedürü dışında yapıldığını veya işlemlerin bizzat idare (TMSF) tarafından yapıldığını göstermeyeceğini, İİK’nın 225., 227/2 vd maddelerinde iflas idaresinin işlemlerine karşı icra hukuk mahkemeleri görevli kılınmış olup, halihazırda müvekkili müflis bankanın taraf olduğu uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlendiğini, sıra cetveline itiraz yolu da İİK’nın aynı bölümünde 235/1. maddede düzenlenerek bu uyuşmazlıklarda açıkça asliye ticaret mahkemeleri görevli kılındığı halde, mahkemece seçimlik olarak sadece sıra cetveli konulu uyuşmazlıklar yönünden görevsizlik kararı verilmesi açıkça çelişkili ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, idari yargı ilkelerine göre de iflas idaresinin sıra cetveli oluşturması idari işlem niteliğinde değildir.görüldüğü üzere bir işlemin idari işlem sayılabilmesi için, taşıması gereken unsurlar dava konusu işlemde bulunmadığını, salt TMSF tarafından söz konusu işlemin yapılmış olması işleme ''idari işlem" olma özelliği kazandırmayacağı gibi ''idari eylem'' olarak da kabulü mümkün olmadığını, İstanbul 2. İdare Mahkemesi 22.1.2019 T., 2019/178 E. ve 2019/68 K. sayılı kararında davacı tarafça istinaf edilmiş olup, istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdare Dava Dairesi 2019/1448 E.,2019/ 2019 K. 04.09.2019 Tarihli kararında 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine kesin olmak üzere karar verdiğini, ekte sunulan kararda İİK'nın 235.maddesi uyarınca ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna işaret ettiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle idare tarafından yapılan tüm işlem ve eylemlerin idari işlem olarak nitelendirilemeyeceği ve idarece yapılan bazı işlemlerin adli yargının konusu olduğunu, buradaki temel ölçütün, idarece yapılan işlemin taşıdığı nitelikler olduğunu, İYUK'un 2.maddesi incelendiğinde idari yargının görev alanına, idarenin yaptığı işlem ve eylemlerden bazı nitelikleri taşıyanların gireceğinin anlaşıldığını, kısa bir tanımlamayla; idari yargının görev alanına giren idari işlemlerin, bir idari makamca kendisine verilen kamu gücüne dayanarak ve bir kamu hizmetinin yürütülmesi amacı taşıyan, tek taraflı ve icrai işlemler olduğu söylenebileceğini, burada incelenmesi gereken konunun, TMSF tarafından atanan memurlarca yapılan iflasa ilişkin işlemlerin idari işlem sayılıp sayılmayacağı olduğunu, Kendilerince iflas idaresinin yaptığı işlemlerin idari işlem sayılmasına imkan bulunmadığını, idarece yapılan iflaslarda, normal iflas prosedürü dışında bir yol kanunda gösterilmediğinden normal iflas prosedüründe geçerli olan hukuki süreçler (ve bu arada yargısal görev ve yetki kuralları) aynen TMSF tarafından yapılan iflaslarda da geçerli olacağını, bu konuya ilişkin birçok yargı kararı mevcut olduğunu, bunlardan birinin ise İstanbul Bölge İdare Mah.

10.İdari Dava Dairesi 2019/1448 E. nolu kararı olduğunu, Yukarıda belirtilen genel bakış yanında iş bu davanın konusu irdelendiğinde idari yargının görevli olmayacağı daha da aşikar olarak ortaya çıktığını, müvekkillerinin davalı Müflis ... Bankası A.Ş.'nden kullandığı teminat mektupları ile ilgili olarak açtıkları bu davanın tamamen adli yargının konusu olduğunu, zira davanın, davalı bankanın müvekkiline verdiği teminat mektuplarının akıbetiyle alakalı olduğunu, teminat mektuplarının lehine düzenlenen yurdışındaki şirketle ihtilafları bulunmadığından mektuplardan doğan bir borcun olmadığı, zaten davalı bankanın karşı bankaya teminat mektupları sebebiyle bir ödeme yapmadığı, mektuplarda belirlenen sürelerin geçtiği ve hükümsüz kaldığı, teminat mektubu bedeli veya komisyon bedeli borcumuzun bulunmadığı konularını havi bir menfi tespit davası olduğunu, bu yönüyle bakıldığında ortada idari bir işlem dahi bulunmadığını, aksine ileride idari işleme muhatap olabilecek olan müvekkillerce bunun önlenmesine ilişkin bir menfi tespit talep ettiklerini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, üçüncü kişi ile yapılan ticari ilişki kapsamında davalı bankadan alınan teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne ve teminat mektupları nedeniyle talep edilen tutardan dolayı davlıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın yargı yolu dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı her iki taraf vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince ... Bankası A.Ş.'nin BDDK'nın ve TMSF Fon Kurulu'nun 29/05/2015 tarihli kararları doğrultusunda TMSF'ye devredildiği, 22/07/2016 tarihli BDDK kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107.maddesi uyarınca faaliyet izninin kaldırıldığı ve bu kararın 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı, Fon Kurulu'nun 22/12/2016 tarihli kararı ile 5411 sayılı Yasanın 106/3 maddesi uyarınca bankanın doğrudan iflasının mahkemeden talep edilmesine karar verildiği ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/41 esas sırasında açılan davada 16/11/2017 tarihli 2017/41 esas 2017/942 Karar sayılı karar ile 5411 sayılı Yasanın 106.maddesi uyarınca ...Bankası A.Ş.'nin iflasına karar verildiği, 5411 sayılı Yasanın 106/5 maddesinde "Fon bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İİK'nun 166,218,219,234,236,249,251,254 maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı, iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder." hükmü yer aldığı, Diğer yandan "Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik"in "İflas Yoluyla Tasfiye" başlığını taşıyan 4. Bölümünde Bankacılık Yasası uyarınca iflasına karar verilen bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esaslar düzenlendiği, 5411 sayılı Yasanın 110.maddesinin yollaması ile 106/5 maddesi gereğince 1.Alacaklılar toplantısı yerine kaim olmak üzere ilgili Yönetmeliğinin 20.maddesi gereğince iflas tasfiyesinin yürütülmesi bakımından TMSF Kurulu'nun 17/11/2017 tarihli 2017/289 sayılı kararı ile müflis bankanın iflas idare memuru adaylarının isimlerinin belirlendiği, İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2017 tarihli 2017/7 D.iş 2017/6 karar sayılı kararı ve İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 27/03/2018 tarihli 2018/5 D.iş 2018/5 karar sayılı kararı ile, Fon tarafından önerilen 3kişinin iflas idare memuru olarak atanmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, buna göre iflas idare memurlarının tamamının Fonun (TMSF nin) gösterdiği adaylardan oluştuğu, Müflis ... Bankası A.Ş.'nin iflas tasfiyesi 5411 sayılı Yasanın 106.maddesi ve ilgili Yönetmelik çerçevesinde TMSF tarafından yürütülmekte olup, TMSF'nin Bankacılık Kanunu 106/5 maddede tanınan yetkiye istinaden atadığı iflas idare memurları tarafından alınan tüm kararların TMSF'nin Bankacılık Kanunu uyarınca kanundan aldığı kamusal yetki ve görev kapsamında kamu gücüne dayanarak tesis ettiği idari nitelikte bir işlem olduğunun kabulü gerektiği, Uyuşmazlık Mahkemesinin 2010/69 Esas 2011/5 karar sayılı kararında TMSF'nin düzenlediği sıra cetvelinin iptaline idari yargının karar verebileceği sonucuna varıldığının belirtildiği, yine Uyuşmazlık Mahkemesinin 2018/106 esas 2018/107 karar sayılı 26/02/2018 tarihli kararında ise idare hukuku kuralları içinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade beyanıyla tesis edilen idari işlemlerin, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar sebebiyle açılan davaların çözümünün idari yargının görev alanında bulunduğu, 5411 sayılı Kanunun 111.maddesinden de anlaşılacağı üzere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun, olayda kanunla kendisine verilen görev uyarınca tek taraflı ve kamu gücünü kullanarak hareket ettiğine yer verilerek, 5411 sayılı Kanunun 111.maddesi göz önünde tutulduğunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu işlemlerine karşı açılan davaların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın idari işleme karşı açılan bir dava olduğu, davaya bakmaya idari yargının görevli olduğu sonucuna varıldığından HMK 114/1-b maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Her ne kadar ilk derece mahkemesince yazılı bu gerekçe ile davanın idari yargı alanına girdiği kabulü ile karar verilmiş ise de; Uyuşmazlık mahkemesinin 2020/345 E 2020/412 K 22.06.2020 tarihli karar içeriği de dikkate alındığında,Somut olayda, ...Bankası A.Ş.'nin, BDDK'nın kararı ile 5411 sayılı Kanun uyarınca Fona devredildiği, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.11.2017 tarihli kararı ile 5411 sayılı Kanun uyarınca söz konusu Bankanın iflasına karar verildiği, Müflis ... Bankası A.Ş. İflas İdaresi'nin 2004 sayılı Kanun gereği üç kişiden oluştuğu ve üyelerinin, gösterilen adaylar arasından icra tetkik merciince seçildiği anlaşılmış olup, açılan davada müflis bankanın 5411 sayılı Kanun uyarınca Fon'a devredilmesi, 5411 sayılı Kanun'un 106. maddesinin 5. fıkrasında Fon'un yetki ve görevlerine getirilen sınırlamalar ve üyeleri, gösterilen adaylar arasından icra tetkik merciince seçilen müflis bankanın iflas idaresinin dava konusu işleminin idare hukuku kapsamında "idari işlem" olarak nitelendirilemeyeceği hususları bir arada değerlendirildiğinde davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmakla, ilk derce mahkemesince verilen karar isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, her iki taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu ilk derce mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırılarak dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Taraflarca yapılan kanunu yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesi tarafından, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın, İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.12.2023

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 5411 sayılı Yasanın 106/3 maddesi uyarınca bankanın doğrudan iflasının mahkemeden talep edilmesine karar verildiği ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/41 esas sırasında açılan davada 16/11/2017 tarihli 2017/41 esas 2017/942 Karar sayılı karar ile 5411 sayılı Yasanın 106.maddesi uyarınca ...Bankası A.Ş.'nin iflasına karar verildiği, 5411 sayılı Yasanın 106/5 maddesinde "Fon bu Kanunu 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 5411 sayılı Kanun uyarınca Fona devredildiği, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.11.2017 tarihli kararı ile 5411 sayılı Kanun uyarınca söz konusu Bankanın iflasına karar verildiği, Müflis ... Bankası A.Ş. İflas İdaresi'nin 2004 sayılı Kanun gereği üç kişiden oluştuğu ve üyelerinin, gösterilen adaylar arasından icra tetkik merciince seçildiği anlaşılmış olup, açılan davada müflis bankanın 5411 sayılı Kanun uyarınca Fon'a devredilmesi, 5411 sayılı Kanunu 2004 sayılı İİK'nun 166,218,219,234,236,249,251,254 maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı, iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder." hükmü yer aldığı, Diğer yandan "Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik"in "İflas Yoluyla Tasfiye" başlığını taşıyan 4. Bölümünde Bankacılık Yasası uyarınca iflasına karar verilen bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esaslar düzenlendiği, 5411 sayılı Yasanın 110.maddesinin yollaması ile 106/5 maddesi gereğince 1.Alacaklılar toplantısı yerine kaim olmak üzere ilgili Yönetmeliğinin 20.maddesi gereğince iflas tasfiyesinin yürütülmesi bakımından TMSF Kurulu'nun 17/11/2017 tarihli 2017/289 sayılı kararı ile müflis bankanın iflas idare memuru adaylarının isimlerinin belirlendiği, İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2017 tarihli 2017/7 D.iş 2017/6 karar sayılı kararı ve İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 27/03/2018 tarihli 2018/5 D.iş 2018/5 karar sayılı kararı ile, Fon tarafından önerilen 3kişinin iflas idare memuru olarak atanmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, buna göre iflas idare memurlarının tamamının Fonun (TMSF nin) gösterdiği adaylardan oluştuğu, Müflis ... Bankası A.Ş.'nin iflas tasfiyesi 5411 sayılı Yasanın 106.maddesi ve ilgili Yönetmelik çerçevesinde TMSF tarafından yürütülmekte olup, TMSF'nin Bankacılık Kanunu 5411 sayılı Kanun HMK md.353/1 İİK md.225 K5411 md.110 K2577 md.45 K2004 md.254 K5411 md.106 HMK md.355 İİK md.166 K5411 md.111 K5411 md.106/5 HMK md.114/1 İİK md.235 K5411 md.106/3 K289 md.106 K5411 md.107
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog