7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2023/5152 E. , 2023/6007 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen yaylanın aidiyetinin belirlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve ihbar olunan orman idaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ... Köyünün ... ilçesine bağlı köylerle sınır olduğunu, davalı ... Beldesinin ise müvekkili ... Köyü ile bir sınırdaşlığı bulunmadığını, davalı beldenin yasal bir hakkı olmadığı halde ... Köyü hudutlarına tecavüzle meradan istifade ettiğini, müvekkili köyün istifadesini engellediğini, davalı beldenin orman içine bina inşa etmek suretiyle orman ve Hazine malını işgal ettiğini belirterek davalı ... Beldesinin müvekkili olan köyün sınırlarına ve merasına el atmasının önlenmesine, müvekkili köy hudutları içine davalı ... Beldesince yapılmış binaların kâl'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı belde başkanı, dava konusu yerin ... Köyünün özel merası yada yaylası olmadığını, Kızılcaova köylülerine yönelik herhangi bir müdahelenin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.09.2018 tarihli ve 2018/268 Esas, 2018/485 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine, dava konusu Sivas ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... Mevkiinde kain 112 ada 1 parsel, 113 ada 1 parsel, 114 ada 1 parsel, 115 ada 1 parsel, 116 ada 1 parsel, 117 ada 1 parsel, 268 ada 1 parsel sayılı taşınmazların yaylak vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 26.02.2020 tarihli, 2019/703 Esas, 2020/2280 Karar sayılı ilamı ile; ''...Dava konusu taşınmazlar kadastro tespiti sırasında düzenlenen tutanakların edinme sebebi kısmında kullanım hakkının ... ilçesi, ... Köyüne ait olduğu yazılıdır. ... Köyü muhtarı tarafından 20.02.2008 tarihli katılma dilekçesi verilmiş ise de davada usulünce yer almadığı anlaşılmaktadır. ... usulünce davaya katılarak, iddia ve delilleri toplanmalıdır.
Taraf teşkili sağlandıktan sonra mahkemece yapılacak iş; Gemerek ve Akdağmadeni İlçe Tarım Müdürlüklerine 4342 sayılı Kanun gereğince Mera Komisyon çalışmasının yapılıp yapılmadığı sorulmalı, yapılmış ise evrakların getirtilmesi, Gemerek ve Akdağmadeni ilçelerinden ve taraf köyler dışındaki köylerden tarafsız mahalli bilikişi ve tanıklar tespit edilmeli ve mahallinde yapılacak keşifte ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, kadimlik iddiasında ise tarafların kuruluş tarihleri araştırılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak tespit edilmeli, yargılama aşamasında birleştirilip daha sonra tefrik edilen dosyaların hukuki niteliği ve dava konu taşınmazlar ile aynı ve derdest ise birleştirilmesine, kesinleşmiş ise evrak arasına konularak hüküm oluşturulmasında değerlendirilmesine, keşfi izlemeye elverişli kroki düzenletilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.'' gerekçeleri ile bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ... Köy Tüzel Kişiliğinin davasının reddine, dava konusu Sivas ili, .... ilçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 112 ada 1 parsel, 113 ada 1 parsel, 114 ada 1 parsel, 115 ada 1 parsel, 116 ada 1 parsel, 117 ada 1 parsel, 268 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kullanım hakkının ... Köyü Tüzel Kişiliğine ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Hükmü davacı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyizinde, dava konusu yaylanın köylerine ait bulunduğunu, davalı köyün çok uzakta olduğunu, davalıların önceden kullandıkları yerde su bitince bu yaylaya geldiklerini, toplanan dellilerden davacı köye ait olduğunun ispatlandığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
2.İhbar olunan Orman İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; 27.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda, halen davalıların kullanımında olan bazı kısımlar ile harabe olarak varlığını sürdüren davalılara ait evlerin bulunduğu yerlerin bir kısmının orman parseli içerisinde kaldığının belirtildiğini, ancak bilirkişi raporunda, orman parseline tecavüzlü yerin teknik ölçümlerle gösterilmediğini, müdahale talebinin reddine karar verilmesi ve ormana tecavüzlü alanların tespiti ile tecavüzün sonlandırılması yönünde kararı kurulmamış olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yaylanın aidiyetinin tesbiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “...tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29 uncu maddesi ile de Yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Meraya elatmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.
Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir. Kadimlik iddiasında ise yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve ihbar olunan vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İhbar olunan kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.