7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2023/1027 E. , 2023/7146 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/65 Esas, 2021/2129 Karar sayılı ilâmında, İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet kararının yok hükmünde olduğu kabul edilerek istinaf incelemesi yapılmadığının belirtilmesi karşısında, sanıklar ... ve ... hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na (5411 sayılı Kanun) muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. ... 2.
Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2020 Tarihli ve 2017/238 Esas, 2020/279 Karar Sayılı Kararıyla
Sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı üç kez 10 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye, denetim süresine, hak yoksunluklarına; ayrıca sanıklar ... ile ... hakkında ayrı ayrı 5411 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan aynı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ... hapis ve 16.660,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına, mahsuba, bankanın uğradığı 2.516.936,00 TL zararın sanıklardan müştereken ve müteselsilen tazminine, 8.200,00 TL maktu vekâlet ücreti ile 109.130,00 TL nispi vekâlet ücretinin sanıklardan tahsiline, 17.193,00 TL nispi harcın sanıklardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11.
Ceza Dairesinin 14.09.2021 Tarihli ve 2021/65 Esas, 2021/2129 Karar Sayılı Kararıyla Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ile sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, oy birliğiyle, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... ve ... Bankası A.Ş vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ile karar verildiğine, eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğuna, bankanın gerçek zarar miktarının 2.822,952,74 TL olduğuna, zararın hatalı hesaplandığına ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; delil takdirinde hataya düşüldüğüne, 5237 sayılı Kanun'un 38 inci maddesinin ve atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, bankada ticari hesaplarının ve verdiği teminatlarının bulunmaması hâlinde şirket hesaplarına para gelmiş olsa veya sahte evrak kullanmış olsa diğer sanık Şirkin Köröğlu’nun eylemlerini bildiğini düşünülebileceğine, sanık ...’ın hesaplarına para aktarılmasının diğer sanığın eylemine iştirak ettiğini ya da azmettirdiğini göstermeyeceğine, atılı suçu işlediğini gösterir hiçbir delilin bulunmadığına, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğine, diğer sanığın iftira niteliğindeki şantaj iddiasının cezadan kurtulmak amacıyla sonradan ortaya atıldığına ve buna ilişkin delilin bulunmadığına, azmettirme ve suçun unsurlarının oluşmadığına, asgari hadden ayrılarak ceza tayini ve zarar tespitine ilişkin uygulama hükümlerine, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verildiğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanık ...’in diğer sanık ... ile evlenme vaadi ile yakınlık kurduğuna, sanık Serkan’ın işleri bozulunca ... başvurusunun olumsuz karşılanması üzerine, sanık ...’in müstehcen fotoğraf ve videolarını çekip şantaj vasıtası olarak kullandığına, sanığı usulsüz işlemlere zorladığına, bu konuda delil toplama ve savunma hakkının ihlal edildiğine, delil takdirinde hataya düşüldüğüne, 5237 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin uygulanması gerektiğine, sanıktan şikâyetçi olmasının sonuçlarından korkması ve sanık ...’ın evlenme vaadini yenilemesi ve aldığı paraları geri ödeyeceğini söylemesi nedeniyle sanığın şikâyetçi olmadığına, baskı ve şantajla diğer sanık ...’ın şirket hesabına paralar gönderdiğine, sanığın bu paraları kullandığına, ticari hesap olması nedeniyle banka tarafından düzenli olarak hesap ekstrelerinin sanığa gönderildiği için, hesaba gelen paralardan haberi bulunmadığına ilişkin savunmasının kabul edilmeyeceğine, müvekkillerinin suç kastı ile hareket etmediği için atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, diğer sanığın tedbir konulan malları ile banka zararının teminat altına alınması nedeniyle banka zararının karşılamadığı iddiasının ... olmadığı, cezada indirim uygulanması gerektiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, şüpheden uzak delilin dosyada mevcut olmadığına, ilk derece mahkemesince güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün yok hükmünde olduğu belirtilmiş olsa da bu konunun hüküm fıkrasında netleştirilmediğine, bu konuda açıkça hükmün ortadan kaldırılması gerektiğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü ...
... Bankası A.Ş. ... Şubesi'nde kobi portföy yönetmeni olarak görev yapan sanık ...'nun, banka müşterilerinin hesaplarından onların bilgisi ve izni dışında sanık ...'a ait şirketlerin hesaplarına para aktardığı, 07.02.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu'na göre şikâyetçiler ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Nakliyat Limited Şirketi, ..., ... Petrol Şirketi, ... Petrol Şirketi, ..., ..., ..., ..., ...İnşaat Şİrketi, ... ... Gıda Şirketi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olmak üzere 45 mudinin hesabında gerçekleştirilen basit zimmet suçu kapsamında olan toplam 3.879.933,41 TL tutarında zarar bulunduğu, 524.360,00 TL tutarında güveni kötüye kullanma suçu kapsamında hesaplardan para çekildiği, mevcut haksız ele geçen paraya karşılık 1.887.357,73 TL iade yapıldığı, sanığın uhdesinde 2.516.936,00 TL para kaldığı, sanıklar savunmalarında üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek birbirlerini suçlamış iseler de, geliştirdikleri savunmanın hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, bu nedenle sanık ...'a 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi yolu ile diğer sanığı azmettirdiği, aralarında fikir ve irade birliği bulunduğu, sanık ...'nun da görevi gereği sorumlu olduğu kabul edilerek, bilirkişi heyet raporuna göre zimmetin banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması durumunda ortaya çıkabilecek bir durum olması sebebi ile sanıklara yüklenen eylem basit zimmet olarak nitelendirilerek sanıkların ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
1.Yargılama konusu Somut Olayın Sanıklar Yönünden İncelenmesi Sanıkların üzerine atılı suç 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinde hüküm altına alınan zimmet suçu olup, anılan Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlemeye göre yapılan değerlendirme sonucunda;
İlk derece Mahkemesince her bir mudiye ve işleme yönelik eylemin basit/nitelikli zimmet, güveni kötüye kullanma suçları açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi, sanıkların uhdesinde kalan ve bankanın zararına dönüşen zarar miktarının her bir eylem yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda sunulan 07.02.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre; şikâyetçiler ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Nakliyat Limited Şirketi, ..., ... Petrol Şirketi, ... Petrol Şirketi, ..., ..., ..., ..., ...İnşaat Şirketi, ... ... Gıda Şirketi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olmak üzere 45 mudinin hesabında gerçekleştirilen basit zimmet suçu kapsamında toplam 3.879.933,41 TL tutarında paranın çekildiği ve bir kısmını diğer sanık ...'ın şirketlerinin hesaplarına aktarıldığı, bir kısmının gişeden tahsil edildiği, ayrıca bir kısım mudinin hesaplarından gerçek imzalı dekont ya da talimatla gerçekleştirilen güveni kötüye kullanma suçu kapsamında 524.360,00 TL tutarında hesaplardan para çekildiği, söz konusu paralara karşılık 1.887.357,73 TL mudilerin hesaplarına iade edildiği, sanığın uhdesinde 2.516.936,00 TL para kaldığı, belirlenmiştir.
2.... ve ... Bankası A.Ş. vekillerinin 03.08.2017 havale tarihli dilekçe ile 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesi uyarınca açılan kamu davasına müdahale talebinde bulundukları ve ilk derece mahkemesince 14.09.2017 tarihli celsede ilgili bankanın davaya katılan sıfatı ile kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
3.Sanık ...'ın soruşturma aşamasındaki savunmasında; sanık ...'in şirketlerinin portföy danışmanı ve aralarında duygusal bir ilişki olduğunu, zaman zaman ... ihtiyacı olduğunda sanık ...’in çalıştığı bankadan kendisine “emanet ...” sağladığını, kendisinin de düzenli olarak ödemelerini yaptığını, ... tutarlarını bilmediğini, şirketlerine ait işlemleri Şirin’in takip ettiğini, kovuşturma aşamasında ise, şirketlerin bütün finans işleriyle Şirin'in ilgilendiğini, Şirin'in yaptığı işlemlerden haberinin bulunmadığını, yine Şirin'in şantaj iddiasının asılsız olduğunu, ona ait hiçbir fotoğraf ya da görüntüsünün olmadığını, tehdit etmediğini beyan ederek, atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
4.Sanık ... soruşturma aşamasında müdafii eşliğinde 23.11.2016 tarihinde; katılan bankada portföy uzmanı olarak çalıştığını, yakın arkadaşı olan diğer sanık ...’ın “acil krediye ihtiyacı olduğunu, bankadan bir şeyler ayarlayıp ayarlayamayacağını” sorduğunu, müşterilerin kullanılmayan ... limitlerinden aktarabileceğini söyleyip, banka mudileri ..., ... ve ...’ın kullandıkları ... limitlerinden sanık ...’ın şirketlerine aktarım yaptığını, soruşturma aşamasında 30.05.2017 tarihinde ise; sanık ... ile sevgili olduklarını, sanık ...'ın, elinde kendisine ait müstehcen fotoğraf ve görüntüleri bulunduğunu, ailesine ve sosyal medyada paylaşacağını söyleyip tehdit ettiğini, diğer müşterilerin ... limitlerinden kendisine para aktarmasını istediğini, bu nedenle bankadaki 25 müşterinin hesaplarından ... limitlerinden yaklaşık 1.700.000,00 TL yi virman yoluyla sanık ...’ın ..., ... ve ... Limited Şirketlerine aktardığını, havale talimatlarını müşterilerin imzalarını taklit ederek imzaladığını, ...’ın işlemlerden haberi bulunduğunu, olayın ilk açığa çıktığı sırada panik ile diğer sanığın şirket avukatının yönlendirmesi ile savunma yaptığını, suçlamayı kabul etmediğini, müdafisi tarafından da, sanık ...'in, diğer sanık ...'ın tehditleri doğrultusunda böyle bir suç işlediğini ve 5237 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde belirtilen nedenlerden yararlanabileceğini, sanık ...'in suçsuz olduğunu beyan ettiği, kovuşturma aşamasında ise, savunmaları tekrar ederek, diğer sanık ...'ın azmettirmesi ve tehditleri ile banka mudilerinin hesaplarında söz konusu işlemleri gerçekleştirerek sanık ...'ın şirket hesaplarına aktarım yaptığını, aktardığı paralardan ...'ın haberi bulunduğunu ve internet bankacılığı ile paraları çekip kullandığını beyan ederek, atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
5.Şikâyetçi banka mudileri ile tanıklar Ş.K., H.M.K., D.C., H.B. ve A.U. nun beyanları dava dosyasında mevcuttur.
6.Katılan ... ve ... Bankası A.Ş. İç Denetim Yönetimi tarafından düzenlenen 09.01.2017 tarihli ön soruşturma raporu ile 18.05.2017 tarihli soruşturma raporunda; grafoloji uzmanı bilirkişinin incelemesinde 46 mudi adına yapılan 255 adet işlemde kullanılan talimat ve dekontlar üzerinde yer alan mudi imzalarının mudilerin eli ürünü olmadığı, 38 adet mudinin hesaplarında gerçekleştirilen 89 adet havale işlemiyle ... grubu firmalarına toplam 1.836.791,00 TL transfer edildiği, 1.329.942,00 TL tutarındaki 69 adet işlemde kullanılan talimatların üzerindeki imzaların ilgili şikâyetçilere ait olmadığı, ... Grubunun ... limitlerinin ... olduğu görüşüne yer verildiği belirlenmiştir.
7.Sanık ...'a ait para aktarılan şirketlerin banka hesap ekstreleri ile internet bankacılığı işlemlerinin bulunduğu CD lerin dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.
8.Banka soruşturma raporu ile ekindeki CD'ye yüklenmiş olan, mudiler adına yapılan işlemlere ilişkin dekont ve talimatlarda bulunan imzaların mudilerin eli ürünü olup olmadığı, iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığına dair grafoloji bilirkişi raporları ve ayrıca iddia konusu işlemlerin değerlendirildiği 26.03.2018 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu ile 18.06.2019 tarihli ek bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunmaması nedeniyle, mudiler adına düzenlenen her bir işlemin değerlendirildiği 17.02.2020 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunun dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.
9.Diğer yandan, her bir mudi yönüyle hazırlanan grafolog bilirkişi raporlarında bahsi geçen, iddia konusu ... sözleşmeleri, ... kullandırma talimatı, virman ve dekontlar ile mukayese imzaların bulunduğu ıslak imzalı bankacılık hizmet sözleşmeleri ve imza sirküleri ya da tasdikli fotokopilerinin fiziki olarak dava dosyası içerisinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
10.Banka müşterisi olan ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Nakliyat Limited Şirketi, ..., ... Petrol Şirketi, ... Petrol Şirketi, ..., ..., ..., ..., ...İnşaat Şirketi, ... ... Gıda Şirketi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Öz, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olmak üzere 45 mudinin adına yapılan iddia konusu sahte imzalı işlemlere ilişkin ıslak imzalı talimat ve dekontlar ya da tasdikli fotokopileri ile adı geçen mudilere ait imza kartonetlerinin dosya arasına eklenmediği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
1.Dairemizin uygulamalarına göre; Zimmetin, banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması hâlinde basit olarak nitelendirilmesi mümkün olup; Ayrıca, Tediye fişleri kullanılarak banka parasını zimmete geçirilmesinde fiilin, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından; Tediye fişleri bulunamamış ya da bulunan tediye fişlerinde mudi imzası yok ise eylem basit zimmet; Mudi yanıltılarak veya kandırılarak imzalatılan boş bir tediye fişini kullanıp, mudinin bilgi ve talimatı olmaksızın hesabından para çekerek mal edinilmiş ise eylem nitelikli zimmet;
Tediye fişine mudi yerine sahte imzalar atmak suretiyle gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak, fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması hâlinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması hâlinde ise eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacaktır. Bu bilgiler doğrultusunda;
Katılan Bankanın ... Şubesi'nde kobi portföy yönetmeni olarak görev yapan sanık ...'nun, banka müşterilerinin bilgisi dışında mudilerin hesaplarından, diğer sanık ...'a ait şirketlerin hesaplarına para aktardığı, 07.02.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu'na göre; mudiler ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Nakliyat Limited Şirketi, ..., ... Petrol Şirketi, ... Petrol Şirketi, ..., ..., ..., ..., ...İnşaat Şirketi, ... ... Gıda Şirketi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olmak üzere 45 mudinin hesabında gerçekleştirilen usulsüz işlemlerle toplam 3.879.933,41 TL tutarında paranın mal edinildiği, ayrıca bir kısım mudinin hesaplarından gerçek imzalı dekont/talimatla gerçekleştirilen güveni kötüye kullanma suçu kapsamında 524.360,00 TL tutarında hesaplardan para çekildiği, toplam 4.404.293,41 TL tutarındaki paraya karşılık 1.887.357,73 TL mudilerin hesaplarına iade edildiği, sanıkların uhdesinde 2.516.936,00 TL para kaldığı olayda;
26.03.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 18.09.2019 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun dosya içeriğini tam aydınlatmaması ve soruşturma raporu ile çelişmesi nedeniyle, her bir işleme ve mudiye yönelik işlemin basit ya da nitelikli zimmet, güveni kötüye kullanma suçları açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi amacıyla yeniden bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonucunda sunulan 07.02.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre, sanıklara atılı zimmet eyleminin banka içi kayıtların olağan denetimi, araştırma ve karşılaştırılması durumunda ortaya çıkabilecek bir durum olması sebebiyle basit zimmet kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, 07.02.2020 tarihli bilirkişi incelemesine dayanak yapılan, müfettiş soruşturma raporu ekinde CD'ye yüklenerek sunulan grafoloji uzmanı bilirkişi raporlarında, bahsi geçen suça konu işlemlere ilişkin ... sözleşmeleri, ... kullandırma talimatları, virman talimatı ve para çekme dekontları ile mudilerin mukayese imzalarına ilişkin bankacılık hizmet sözleşmeleri, noter imza sirkülerinin ıslak imzalı suretleri ya da tasdikli fotokopilerinin fiziki olarak dosya arasına eklenmediği, ayrıca mudilere ait imza kartonetlerinin de dava dosyasında bulunmadığının anlaşılması karşısında; mudiler ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Nakliyat Limited Şirketi, ..., ... Petrol Şirketi, ... Petrol Şirketi, ..., ..., ..., ..., ...İnşaat Şirketi, ... ... Gıda Şirketi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına düzenlenen her bir işleme ilişkin ... sözleşmeleri, ... kullandırma talimatları, virman talimatı ve para çekme dekontlarının fiziki olarak dosyaya celp edildikten sonra, sanıkların eylemlerinin, gerçekleşen her bir işlem yönünden belirtilen kriterlere göre, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi, anılan mudiler adına ... kullandırma, ek hesap açılması, sanık ...'a ait ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti.ne virman yapılması işlemleri yönünden; adı geçen mudilere ait hesap kartonetinde bulunan imzalar ile sahte mudi imzası taşıyan ... sözleşmeleri, ... kullandırma talimatları, virman talimatı ve para çekme dekontlarındaki imzalar karşılaştırılıp aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece saptanması, denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi, işlemlerin çokluğu ve duraksama hâlinde mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından içerisinde emekli banka müdürü ya da müfettişininde bulunduğu bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi görüşüne başvurulup, her bir işlem bakımından duraksamaya yer bırakmayacak şekilde eylemlerin ayrı ayrı basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, tüm işlemler müteselsilen işlenen basit zimmet kabul edilmek suretiyle eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak hâlinde atılı suçu işledikleri kabul edilerek, sanık ...’ın 5237 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi yollamasıyla, diğer sanık ... ile birlikte ayrı ayrı 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği mahkûmiyetlerine karar verilmesi karşısında, ödenmeyen banka zararının sanıklardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile tazminine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eşit şekilde tahsiline karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ile sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/65 Esas, 2021/2129 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin bilgi amaçlı ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.09.2023 tarihinde karar verildi.