Esas No
E. 2022/4499
Karar No
K. 2023/5684
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2022/4499 E.  ,  2023/5684 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1103 E., 2022/582 K.
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/570 E., 2021/82 K.

Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili; tarafların kardeş olup mirasçılardan birinin borcu nedeniyle ortak murislerine ait dava konusu 582 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yapılacak icrai ihalesine mirasçılar adına davalının katılarak arsayı satın alması konusunda taraflar arasında sözlü anlaşma yapıldığı ve taşınmazın ihalede davalı tarafından satın alınmasından sonra mirasçılar adına yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalının diğer kardeşlerine birer daire devrettiği halde müvekkiline devir yapmadığını ileri sürerek; davalı adına tapuya kayıtlı daire ve dükkanların tapu kaydının iptali ile ... daire ve dükkandan davacının 1/6 payına isabet eden kısmın müvekkil adına tescilini, mümkün olmaması halinde ise davanın HMK 107 nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak kabulüyle müvekkilin payına isabet edecek daire ve dükkanların parasal değerinin, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 50.000,00 TL'sinin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; dava konusu 582 ada 3 parsel sayılı arsanın ihalesine diğer hissedarlardan bağımsız ve kendi adına katılıp ihaleyi kazandığını, diğerlerinin adına hareket etmediğini, davacı ile aralarında yıllardır husumet olduğu için zaten onu temsilen ihaleye giremeyeceğini, davacının yanıltıldığını iddia etmesi karşısında, kanuni deyime göre yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan tarafın, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılacağını, eldeki davanın TBK'nın 39 uncu maddesi uyarınca hak düşürücü süre içinde açılmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...6100 sayılı HMK'nın 190 ıncı maddesine göre ispat yükü kendisine düşen davacı tarafın iddiasını ispatlayamadığı, mahkemede taraflar arasında böyle bir sözleşmenin olduğu kanaatine varılamadığı, HMK'nın 225 ... maddesine göre dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı ve yemin delili 18.03.2021 tarihli duruşmada hatırlatıldığı halde davacı vekilinin yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettiği..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasında sözlü bir anlaşma bulunup davalının ihalede pey sürebilmesi için tüm mirasçılarca davalıya toplam 150.000,00 TL verildiğini, yapılan taşınmaz ihalesi sonucunda ihale alıcısı olarak adına tescil yapılan davalının, davadışı müteahhitle yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşen dairelerden diğer mirasçılara birer daire verdiği halde müvekkiline vermesi gereken daireyi devretmediğini, müvekkilinin herhangi bir pay almadığının tapu kayıtlarından da anlaşıldığını, tanık beyanlarının da iddialarını desteklemekte olup tüm bu nedenlerle mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Her ne kadar taraflar kardeş ise de; davacı tarafın inançlı işleme ilişkin iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerekir. Davacı tarafın yemin deliline dayandığı ancak yemin teklif etmek istemediği, HMK 202/2 nci maddesi kapsamında delil başlangıcı niteliğinde evrak bulunmadığı, tanık dinlenme imkanı da bulunmamakta olup, dinlenmiş ise de itibar edilemeyeceği, dosya içeriğine göre iddianın kanıtlanamadığı..." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre; "İspat yükü, kanunda ... bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."

İnançlı işlemler; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.

İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması için, delil listesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması yeterlidir. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden ... davalar için ... bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 125 ... maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.

3.Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Yukarıda değinilen ilkelere göre, davacının yazılı bir delile dayanmadığı, delil başlangıcının da bulunmadığı, öte yandan dava dilekçesinde açıkça dayandığı yemin delili 18.03.2021 tarihli duruşmada hatırlatılmış olduğu anlaşıldığından davasını kanıtladığından söz edilemez. Bu sebeple yukarıda "Gerekçe ve Sonuç" paragrafındaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.