Esas No
E. 2021/17848
Karar No
K. 2023/5282
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2021/17848 E.  ,  2023/5282 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/527 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

Sanığın üzerine atılı bulunan suçun 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) aykırılık suçunu oluşturması ve anılan Kanun'un 83 üncü maddesinde yer alan "Orman suçlarına ait davalar mahkemelerce acele mevaddan sayılır." şeklindeki düzenleme uyarınca 6831 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından açılan davaların adlî tatil içinde görüleceği, dolayısıyla da temyiz sürelerinin işlemeye devam edeceğinin anlaşılması karşısında, katılan vekilinin yokluğunda verilip 04.08.2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 16.08.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla REDDİNE,

Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.05.2023 tarihinde karar verildi. (Karşı düşünce) KARŞI DÜŞÜNCE Sayın çoğunluk ile uyuşmazlığımız, orman suçlarına ilişkin davalarda adlî tatil süresi içinde temyiz süresinin işleyip işlemeyeceğine, işleyeceği kabul edilse bile bu hususun kararda gösterilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanununun (CMUK) 423 üncü maddesinde adlî tatil düzenlenmiş olup maddenin ikinci fıkrasında "... hazırlık tahkikatı ile tutuklu işlere ait duruşmaların ve acele sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yapılacağı HSYK'nca belirlenir.", üçüncü fıkrasında ise "tatil zamanına tesadüf eden mühletler işlemez, bu mühletler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzamış sayılır." hükümleri yer almaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) "adlî tatil" başlıklı 331 inci maddesinde; "Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir. Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar. Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bahsedilen düzenlemeler birbirine paralel olup, tutuklu ve acele işlerin adlî tatil süresi içinde görülebilmesi ve buna ilişkin esasların Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından belirleneceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinde tutuklu ve acele işlerin adlî tatil süresi içinde yerine getirileceği belirlenmekle birlikte, adlî tatil içinde görülebilecek işlerin belirlenmesinin ardından devam eden fıkrada tutuklu ve acele işler bakımından bir ayrım yapılmaksızın adlî tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği belirtilmiştir.

Görüldüğü üzere madde metninde tutuklu ve acele işlerle ilgili adlî tatilde sürelerin işleyeceğine ilişkin açık bir düzenleme yer almamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un "sürelerin hesaplanması" başlıklı 39 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında ise "son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi gün biter" hükmü getirilmiştir. 5271 sayılı Kanun'da tutuklu ve acele işler ile ilgili olarak adlî tatilde sürelerin işleyeceğine ilişkin açık bir düzenleme yer almadığından, bu noktada 5237 sayılı Kanun ve 5271 sayılı Kanun'da kıyas yasağına değinmek gerekecektir. Ceza Muhakemesinde kıyas mümkün olmakla birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.01.2023 tarihli ve 2019/18-444 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararında ifade edildiği üzere "Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yoluna başvurulabilecektir. Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, kıyas veya yorum yoluyla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltıcı, istisnai normları genişletici şekilde hareket etmek mümkün değildir."

Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.11.2020 tarihli ve 2019/5-600 Esas, 2020/436 Karar sayılı kararında bu husus "Diğer taraftan ceza hukukunda kanunilik ilkesinin bir sonucu olarak yasaklanan ve kanunda açıkça suç olarak gösterilmemiş olan bir fiilin, kanunda yer alan ve söz konusu fiile en çok benzeyen suça ilişkin hükümler uygulanmak suretiyle cezalandırılması şeklinde tezahür edebilecek kıyas metodu, ceza hukukunun aksine ceza muhakemesi hukukunda kural olarak serbesttir. Ancak, ceza muhakemesi hukukunda da kıyasa başvurulmasının sınırları vardır. İstisnai ve sınırlayıcı hükümler kıyas yasağı kapsamındadır." şeklinde ifade edilmiştir.

Öte yandan Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında “..., işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” düzenlemesi yer almaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin, ikinci fıkrası ise “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” hükmünü içermektedir. Bu düzenlemeler uyarınca, kanunda açıkça yazılı olmayan ve yorum yoluyla tespit edilmiş olan acele işlerde adlî tatil içinde sürelerin işleyeceği hususu kararda açıkça gösterilmelidir. Aksi durum mahkemenin kanun yolları ve başvuru süresi hususunda taraflar aydınlatma yükümlülüğünün ihlali anlamına gelecektir. Ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin ivedi işler bakımından adlî tatilde sürelerin işleyeceği şeklinde yorumlanması Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerinin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesine de aykırılık teşkil edecektir.

Anayasa Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli, Şükrü Esat Erkuş, başvuru No: 2014/14577 sayılı kararında "Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).... .... Kanun yoluna başvuru kapsamında yargısal sistem açısından olaya bakıldığında, başvurucunun Dairenin onama kararında kendisine tanınan on beş günlük süreye güvenerek hareket ettiği, kararda belirtilen bu sürenin başvurucuyu yanılttığı ve hukuki belirsizlik yarattığı sabittir. Kanun yolunu ve süresini taraflara ... gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında karar düzeltme süresinin on gün olduğunu kabul ederek karar düzeltme istemini süre yönünden reddine karar veren Yargıtay Dairesinin değerlendirmesinin mevzuat hükümleri çerçevesinde ve öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, aşırı şekilci (katı) yapılan yorum ile başvurucunun karar düzeltme hakkını kullanmasının engellediği anlaşılmaktadır. Yaratılan belirsizliğin sonuçlarına başvurucunun katlanması ölçülü olmadığından karar düzeltme talebinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını zedelemiştir." gerekçesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. 6831 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde "Orman suçlarına ait davalar mahkemelerce acele mevaddan sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir. 5721 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin ikinci fıkrasında da ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceğine ilişkin düzenlemenin Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirleneceğine yer verilmiş olmakla, madde metninde adlî tatil içinde sürelerin işlemeyeceği kuralına açık bir istisna getirilmiş değildir. Orman suçlarına ilişkin davaların acele mevaddan sayılmasına ilişkin düzenleme, adlî tatil süresi içinde bu suçlara ilişkin yargılama yapılıp karar verilebilmesine imkan sağlayan bir düzenlemedir.

Görüldüğü üzere 5271 sayılı Kanun'da adlî tatil olarak kabul edilen süre içinde davaların görülemeyeceği ve sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren uzayacağı genel kural olarak benimsenmiştir. Soruşturma ve tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların adlî tatil süresi içinde yerine getirilebileceği kabul edilmiş, bu işlerin ne şekilde yerine getirileceğinin ise Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirleneceği hükme bağlamıştır. Adlî tatil süresince yalnızca tutuklu ve acele işlerin soruşturma ve kovuşturmasının yapılabileceği istisnasının dışında herhangi bir istisna hükmüne yer verilmemiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulunun buradaki önemi ise mahkemelerin işleyişine ilişkin idari tasarruflardır.

Adlî tatil olarak kabul edilen bu süre içinde davaların görülemeyeceği 5271 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinde “genel kural” olarak kabul edilmesine, bu kuralın istisnası olarak ise soruşturma ve tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların adlî tatil süresi içinde yerine getirilebileceğinin kabul edilmesine ve bu istisna dışında herhangi bir istisnaya hükmüne yer verilmemesine göre, istisnai hâlin de açıkça düzenlendiği bir durumda, orman suçlarına ilişkin davaların acele mevaddan sayılmasına ilişkin düzenleme, 5271 sayılı Kanun'un getirdiği adli tatil içinde sürelerin işlemeyeceğine dair genel düzenlemeye bir istisna niteliğinde değildir. Hak arama hürriyetinin kısıtlanmaması gerektiğinden, adlî tatilde sürelerin işlemeyeceği genel kuralına ilişkin tutuklu veya ivedi işler yönünden herhangi bir ayrım yapılmadığından ve temyiz incelemesine konu kararda adlî tatil süresi içinde sürelerin işlemeye devam edeceğine dair taraflara açık bir ihtarda bulunulmadığından, adlî tatil süresi içinde sürelerin işlemeye devam ettiği gerekçesiyle katılan vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.