7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/3245 E. , 2023/5761 K.
"İçtihat Metni"
DURUŞMALI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ..., karşı taraftan davalılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ..., diğer müvekkillerinin miras bırakanı ... ve davalıların miras bırakanı ...'in kardeş olduklarını, kardeşlerin ortak kazançları ve babalarından kalan bir kısım malları paraya çevirmek suretiyle 1975 yılında dava konusu 13079 parsel sayılı taşınmazı birlikte satın aldıklarını; ancak en büyük kardeş olan ... adına tescil ettirdiklerini, satış bedelinin bir kısımının peşin ödendiğini, kalanı için senet düzenlendiğini, senetlerin de ... tarafından ortak ödendiğini, yine kardeşlerin ortak kazançları ile taşınmazın üzerinde bina inşa ettiklerini, kardeşlerin bu binanın bodrum ..., zeminde bulunan yazıhane olarak kullanılan bağımsız bölüm ile 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümde ortak olduklarını, müvekkillerinin yıllardır bu binada ikamet ettiklerini, ... öldükten sonra mirasçılarının taşınmazda müvekkillerinin paylarını devre yanaşmadıklarını belirterek; dava konusu taşınmazın ve üzerinde bulunan binanın bodrum katının, zemindeki yazıhane olarak kullanılan bağımsız bölüm ile 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin 1/3 'ünün müvekkili ...'a 1/3'ünün ise diğer müvekkillerine ait olduğunun tespitine ve belirtilen şekilde müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın müvekkillerinin miras bırakanı ...'in yurt dışında edindiği birikimleri ile satın alındığını, taşınmazın üzerindeki binanın ise ...'in taşınmazları ile araçlarının satışından ve işlettiği dükkandan elde ettiği gelirlerle ve oğullarının desteği ile inşa edildiğini, davacıların katkısının olmadığını, davacılardan Bakiye ve Nadim'in 1 numaralı bağımsız bölümde, davacı ...'ın ise 3 numaralı bağımsız bölümde fuzuli işgalci olduğu, kalan 8 adet bağımsız bölümün müvekkillerinin tasarrufunda olduğunu, bağımsız bölümlerin tahliyesi için ihtarname gönderildiğini ancak taraflar kardeş olduklarından tahliye sürecinin başlatılmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan ... dışındaki davalıların davacıların iddialarının aksini yemin ile beyan ettiklerini, davalı ... yönünden ise dinlenen tanık beyanları ile inanç sözleşmesinin varlığının anlaşılamadığı, böyle bir sözleşmenin olmadığının davalı tanıklarının beyanları ile ispatlandığı, davacı tanıklarının davacıların miras bırakanlarının davalıların miras bırakanına para gönderdiğini beyan etmelerinin tapu iptal hakkı vermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin hatalı olduğunu, dosyaya sundukları ortaklık defterinin delil başlangıcı olduğunu ve dinlenen tanık beyanları ile iddialarını ispatladıklarını, akrabalar arasındaki inanç ilişkisinin ispatında tanık dahil her türlü delile dayanılabileceğini, delillerin hatalı değerlendirildiğini, davalıların yemin etmiş olsalar dahi ileri sürdükleri hususları ispatlayamadıklarını, davalıların davalı ...'ın yemin etmeyeceğini bilmeleri nedeniyle bu davalı hakkında vesayet kararı alarak davalının yemin etmesini engellediklerini beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanılan belgelerin delil başlangıcı olarak kabulünün mümkün görülmediği, yemin davetiyesinde yasal uyarı taşımasa dahi diğer elbirliği ortaklarının beyanları doğrultusunda bir kısım davalının ... başlarına yemine konu hususları ikrar etmiş olmalarının sonuç doğurmayacağı, davanın reddine ilişkin hükümde yanılgı bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle birlikte Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalılar ..., ... ve ...'in yemin etmemelerinin taşınmazın elbirliği mülkiyetine konu olması nedeniyle sonuç doğurmayacağına ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri ile 202 ... maddesi.
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640 ıncı maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 17.100,00 TL'nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) K A R Ş I O Y
Davacı vekili 05.12.2013 tarihli dava dilekçesiyle dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 13079 parsel sayılı taşınmazın kardeş olan davacı ..., bir kısım davacılar babası ... ve davalıların murisi tapu kayıt maliki sıfatıyla ... tarafından birlikte bedeli ödenerek satın alındığını ve yine ortak gelirleriyle üzerine bina yapıldığını ... ...'nin 1978 yılından beri binada oturduğunu, diğer kardeş ...'in de ölene kadar aynı binada oturduğunu, arsanın ve davaya konu bağımsız bölümlerin eşit ortağı oldukları inancıyla, malik sıfatıyla oturmaya devam ettiklerini belirterek ... ... ve ... çocuklarının taşınmazlardaki 1/3 payının iptali ile adlarına tescilini talep etmiştir.
Davalılar dava dilekçesinde ileri sürülen olayların doğru olmadığını belirterek devanın reddini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi, inanç sözleşmesinin davacı tarafından ispat edilemediği, davalıların kendilerine yapılan yemin teklifini kabul ederek yemin ettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili kararı istinaf etmiş ve yerel Mahkemece ... arasındaki ortaklık defterinin incelenip değerlendirilmeğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 09.03.2022 tarihli kararında; istinaf itirazına konu ortaklık defterinin içeriğinde yazılı delil başlangıcı niteliğini gösterir bilgiler bulunmadığını gerekçe göstererek davacı tarafın istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Davacılar vekili temyiz talebinde bulunmuştur. I- Kanunlarımızda, gerek inançlı işlemi gerekse inanç sözleşmesini doğrudan düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, “mülkiyet hakkına dayanan” tapu iptali ve tescil davalarında inançlı işlemin ispatı için yazılı delil aranmış olup, inançlı işlemin geçerliliği için şekil şartı aranmamıştır. II- 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;
1."İspat hakkı" kenar başlıklı 189 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "(3) Kanun'un belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz.",
2."Kanunda düzenlenmemiş deliller" kenar başlıklı 192 nci maddesinde, "(1) Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu öngörmediği hâllerde, Kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurulabilir.",
3."Senetle ispat zorunluluğu" kenar başlıklı 200 üncü maddesinde, "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından ... düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.",
4."Senede karşı tanıkla ispat yasağı" kenar başlıklı 201 ... maddesinde, "(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.",
5."Delil başlangıcı" kenar başlıklı 202 nci maddesinde, "(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.",
6."Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları" kenar başlıklı 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının "a" bendinde "(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:
a)Altsoy ve üstsoy, ..., eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.",
7.“Yeminin konusu” kenar başlıklı 225 ... maddesinde; “Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.”, hükümlerine yer verilmiştir. “Mülkiyet hakkına” dayanarak, inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptal davası ile “şahsi hakka” dayanarak inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptali davası arasında farklılık bulunmaktadır. Şöyle ki, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal davasında, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin önceden davacıda bulunduğu, teminat amacıyla veya başka bir sebeple davalıya devredildiği ve yapılan inanç sözleşmesi gereğince taşınmazın mülkiyetinin davacıya iadesi gerekirken, davalı tarafın bu inanç sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle iadeye yanaşmadığından tapunun iptali ile davacı adına tescili talep edilmektedir. Mülkiyet hakkına dayanan tapu iptali davasında, davacı taraf mülkiyetinde bulunan taşınmazı resmi akit ile davalıya devrettiğinden senede karşı tanıkla ispat yasağını düzenleyen HMK'nın 201 ... maddesi nazara alınarak, taraflar kardeş olsalar bile resmî sözleşmenin aksi tanıkla ispat edilemez.
Ancak, resmî sözleşmeye konu olan olayların gerçekte farklı olduğu veya resmî sözleşme dışında, taraflar arasında yapılmış gizli bir inanç sözleşmesi bulunduğu iddia edilir ise bu durumun mevcudiyetini aynı kuvvetteki bir delille, yani resmi bir sözleşmeyle ispat edilmesini beklemek hayatın olağan akışına ... düştüğünden, 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararıyla, hiç olmazsa bu durumun yazılı delille ispatlanabilmesine imkân tanınmıştır. Böylece, resmî sözleşmenin aksini ispat yükü zorlaştırılmamış, aksine kolaylaştırılmıştır.
III- Dava konusu olaya gelince; davacı ... ve diğer davacıların murisi ... ile davalıların murisi ... arasındaki akrabalık ilişkisi “kardeş” yakınlığındadır. İnanç ilişkisinin ... ..., ... ve tapu kayıt maliki ... arasında kurulduğu iddia olunmaktadır. Davaya konu olay, “mülkiyet hakkına” dayanmayıp, “şahsi hakka” dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır. Tapu iptal davasının şahsi hakka dayanması hâlinde, davalı tarafın iddianın aksini ispat amacıyla senet ileri sürmemesi halinde,
HMK'nın 201 ... maddesi uyarınca bir senedin varlığından ve senede karşı tanıkla ispat yasağından söz edilemeyecektir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, davanın ispatlanamadığı ve davalıların yemin teklifi üzerine yemin ettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verdikleri ve istinaf itirazını reddettikleri anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, şahsi hakka dayanan ve ... arasında yapılan inanç sözleşmesinin ispatı için yazılı belge şart olmayıp, dava şahitler ve diğer delillerle de ispat edilebileceğinden, Mahkemenin ... arasındaki ortaklık ilişkilerini yansıtan ortaklık defteriyle birlikte tanık beyanlarının da değerlendirilmesi gerekirken, yazılı delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi doğru değildir.
İnanç ilişkisinin ... arasında yapıldığı iddia olunduğundan, bu konuda yemin teklif olunması gereken tapu kayıt maliki ...’dir.
HMK’nın 225 ... maddesi uyarınca, yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. ... öldüğüne göre, inanç ilişkisinin var olup olmadığı konusunda, bu inanç ilişkisinin tarafı olmayan mirasçılara yemin teklifinde bulunulması ve yemin edildiği gerekçesiyle inanç ilişkisinin mevcut olmadığına karar verilmesi, yeminden beklenen amaca uygun bir değerlendirme olmadığından hatalı olarak değerlendirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinde dinlenen şahit beyanlarının ve diğer delillerin birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan ... çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.