Esas No
E. 2014/991
Karar No
K. 2014/17670
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2014/991 E.  ,  2014/17670 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya(Kapatılan) 6. Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 20/03/2013

NUMARASI : 2012/946-2013/338

F. . E.. ile G..

E.. ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi, ecrimisil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.03.2013 gün ve 946/338 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili ve davalı A.. E.. tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma isteğinin pul yokluğundan reddine karar verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, vekil edeninin eşi muris N.. E..'nun 04.09.2006 yılında vefat ettiğini, dava konusu T.. Köyü 1151 parsel üzerindeki tapusuz müstakil ev ile 1039 parsel üzerindeki seranın vekil edenine ve kızı Zeynep'e miras olarak kaldığını, davalılar tarafından vekil edeninin doğumu beklenmeden mirasçılık belgesi alınarak dava konusu taşınmazlara el konulduğunu, davacının evi ve serayı kullanımlarını engellediklerini açıklayarak 1039 ve 1151 parsellerdeki ev ve seraya davalılar tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine, 04.06.2006 tarihinden dava tarihine kadar oluşan 6.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 04.03.2010 tarihli keşifteki beyanında ise; dava konusu 1039 parsel üzerindeki seranın kullanımının 2008 yılından sonra engellendiğini açıklamıştır. Davalı F.. E..; davayı kabul etmediğini, babasının sağlığında seraları ölen kardeşi ile kendisi arasında paylaştırdığını; ancak, kendisinin ölen kardeşine verilen serayı, ölen kardeşinin de kendisine verilen serayı kullandığını, bu durumu kardeşi öldükten sonra farkettiğini, seraları değiştirmek istediğini,1039 sayılı parsel üzerindeki seranın kendisine ait olması gerektiğini, 2008 yılı Ocak ayından itibaren 1039 nolu parseldeki serayı kullanmaya başladığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı G.. E.., davalı eşi F.. E..'nun beyanlarına katıldığını, davacının taşınmazdaki kullanımını engellemediklerini ve 1039 nolu parseldeki seraya karpuz ektiklerini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Davalı A.. E..; dava konusu sera ile bir ilgisinin olmadığını, davacının serayı kullanmasına da engel olmadığını, davayı kabul etmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; davacının davasının kısmen kabulüne, keşifte dinlenen fen bilirkişisi M.. Ç..'in 09/03/2010 tarihli raporuna ekli krokide E harfi ile gösterilen A.. ilçesi, T.. köyündeki, 1151 sayılı parsel üzerindeki ev ile aynı yer 1039 nolu parseldeki seraya davalıların yaptıkları müdahalenin menine, 3.272,31 TL. ecrimisil bedelinin davalılar F.. E.. ve G.. E..'ndan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı A.. E.. hakkındaki ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm; davalılar Fahrettin ve G.. E.. vekili ile davalı A.. E.. tarafından temyiz edilmiştir. Davanın, kısmen kabulüne dair önceki hüküm davalıların duruşma istekli temyizi üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 22.11.2011 tarih, 2011/8054 Esas, 2011/11699 Karar sayılı ilamıyla özet olarak “Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; çekişme konusu 1151 ve 1039 parsel sayılı taşınmazların kayden dava dışı Hazine'ye ait olduğu sabittir. O halde, iddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriğine göre 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 982. ve takip eden maddelerinde öngörülen zilyetliğin korunmasına ilişkin bir istek olduğu tartışmasızdır. Bilindiği üzere; gerek 1086 sayılı HUMK'nun 8. ve gerekse bu yasayı yürürlükten kaldıran 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı yasının 4. maddesi hükmü gereğince bu tür davalara bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu sabittir. Öyle ise mahkemece, davanın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevi kapsamında bulunduğu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir ... ” gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, görevsizlik kararı verildikten sonra, görevli Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve özellikle Yargıtay 1. HD.nin dosyada mevcut ilamındaki hukuki niteleme ile uyuşmazlık belirlenmiştir. Davacının dava dilekçesinde ve keşifteki açıklamaları dikkate alındığında: TMK.nun 984. maddesi kapsamına göre iki ay ve bir yıllık hak düşürücü süreler geçmiştir. Öyleyse davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle kısmen kabul ve kısmen reddi kararı verilmesi isabetsizdir. Davalılar vekili ile davalı A.. E..'nun temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 1.732,00 TL peşin harcın istek halinde davalılar ve davalı A.. E..'na iadesine 02.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog