12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2022/4370 E. , 2023/5163 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2014 tarihli ve 2014/33 Esas, 2014/428 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan, A- Sanıklar ..., ..., ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (e) fıkrası uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
B. Sanık ...
hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi gereğince neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaleti ile birinci fıkrasın (a) bendi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ve taksitlendirilmesine karar verilmiştir.
2.İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2014 tarihli ve 2014/33 Esas, 2014/428 Karar sayılı kararı Karar sayılı kararının sanık ... müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10.12.2018 tarihli 2017/3717 Esas, 2018/11923 Karar sayılı kararı ile; ''...1-Sanıklar ..., ..., ... haklarında kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli cumhuriyet savcısının, ticaret sicil evraklarında sanıkların yetkili olduklarına sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin yerinde olmadığına, olay yerinde keşif yapılmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın adli para cezasından ibaret olması nedeniyle 5320 sayılı kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, sanık lehine olan kanun hükümlerinin uygulanmadığına, erteleme hükümlerinin karar yerinde tartışılmadığına, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna dair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
15.12.2012 günü saat 11:00 de sıralarında sanık ...’ın genel müdür olduğu ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketinde çeltik kabuklarını paketleme de işçi olarak çalışan ...’ın çeltik kabuğu gelmemesi üzerinde tıkanıklığı kontrol amacıyla silonun üst kısmına çıkarak kapağı açıp, silo içerisinde kenarda biriken kabukları devirmesi için arkasında korkuluğu olmayan merdivenden aşağı doğru inerken dengesini kaybederek çeltik kabuğu silosu içerisine düşmesi ve silo içerisinde havasızlıktan boğularak ölmesi sonucu gerçekleşen olayda; 06.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi yetkililerinin asli kusurlu olarak sorumlu olduklarının, 03.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda ise sanık ...’ın kusursuz olduğunun belirtilmesi karşısında; her ne kadar mahkemenin 03.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda sanığın tali kusurlu olduğundan bahisle dosya kapsamıyla bağdaşmayan ve yanlış gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığa atfedilecek kusurun tartışmayı gerektirmeyecek şekilde kesin bir biçimde saptanması, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından dosyanın bir kez de İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği kürsüsünden seçilecek üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek; somut olayda sanığa yüklenebilecek kusur bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi Kabul ve uygulamaya göre ise;
Sanık hakkında hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının bir gün karşılığı 30,00 TL hesabı ile adli para cezasına çevrilmesi sırasında hesap hatası sonucu adli para cezasının 18.150 TL yerine 18.000 TL olarak eksik ceza tayin tayin edilmesinin'' kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
3.İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/182 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (e) fıkrası uyarınca beraatine karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.06.2022 tarihli ve 2022/77803 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ...'ın temyiz istemi; Sanığın cezalandırılması gerektiğine, beraat eden sanık lehine hükmedilen vekalet ücretinin kimden alınacağının muğlak kaldığına ve saire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Mahkeme gerekçesinde; ''...Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2017/3717 Esas 2018/11923 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında verilen kararın bozulması üzerine yapılan değerlendirme sonrasında;
Bozma İlamında; 15.12.2012 günü saat 11:00 de sıralarında sanık ...’ın genel müdür olduğu ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketinde çeltik kabuklarını paketleme de işçi olarak çalışan ...’ın çeltik kabuğu gelmemesi üzerinde tıkanıklığı kontrol amacıyla silonun üst kısmına çıkarak kapağı açıp, silo içerisinde kenarda biriken kabukları devirmesi için arkasında korkuluğu olmayan merdivenden aşağı doğru inerken dengesini kaybederek çeltik kabuğu silosu içerisine düşmesi ve silo içerisinde havasızlıktan boğularak ölmesi sonucu gerçekleşen olayda; 06.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi yetkililerinin asli kusurlu olarak sorumlu olduklarının, 03.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda ise sanık ...’ın kusursuz olduğunun belirtilmesi karşısında; her ne kadar mahkemenin 03.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda sanığın tali kusurlu olduğundan bahisle dosya kapsamıyla bağdaşmayan ve yanlış gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığa atfedilecek kusurun tartışmayı gerektirmeyecek şekilde kesin bir biçimde saptanması, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından dosyanın bir kez de İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği kürsüsünden seçilecek üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek; somut olayda sanığa yüklenebilecek kusur bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulduğu görülmüştür.
Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle;
Mahkememizce talimat yoluyla İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Öğretim Üyelerinden, Dr. Öğr. Üyesi ..., Dr. Öğr. Gör. ... ve Öğr. Gör. ... 'dan oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan ve hükme de esas alınan 25/12/2019 tarihli bilirkişi raporu neticesinde, sanık ...'ın ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari işleri ile ilgili sorumluluğu olduğu, ... San. ve Tic. A.Ş.'e ait olan Çeltik Fabrikasında bir görev veya sorumluluğu olmadığı, bu sebeple ölümle neticelenen kaza olayında ... 'kusurunun bulunmadığı, bu nedenle sanık ... hakkında her ne kadar üzerine atılı "Taksirle Ölüme Neden Olma" suçundan dolayı Türk Ceza Kanunu 85/1.maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de yapılan yargılama toplanan deliller kapsamında sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla sanığın atılı suçtan dolayı CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' denilmiştir.
2.Sanık bozma sonrası savunmasında, "Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim, aynen tekrar ederim, ben söz konusu şirketin merkezi olan İstanbul'da satın alma müdürü olarak çalışırdım, yetkilerim sadece bu alan ilgiliydi, tüm sorumlu olduğum hususlar zaten Ticaret sicil gazetesinde 5 madde halinde mevcuttur, benim üretim ile bir ilgim yada sorumluluğum söz konusu değildir, iddianameye konu olay İpsala üretim fabrikasında meydana gelmiştir, bu fabrika üretim alanı ile ilgilidir ve benim üretim kısmına istinaden her hangi bir şekilde hem resmi hemde uygulama olarak bir sorumluluğum yada yetkim yoktur. Ben olayı daha sonra duydum bana anlatıldığı kadarı ile ölen siloya düşmüş daha sonra orada ölü olarak bulunmuş, olayın oluş hali ile ilgili bir bilgim yoktur, bana anlatılan bir husus yoktur, hiç bir sorumluluğum olmadığı halde sanık olarak dosyada bulunmam benimde mağduriyetime sebep olmuştur, suçlamaları kabul etmiyorum, ayrıca Resmi Gazetede bulunan sorumlu olduğum alanlar incelendiği takdirde zaten yetkili olmadığım anlaşılacaktır, beraatimi talep ederim, aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim, ayrıca yazılı olarak 1 sayfadan ibaret savunmamı dosyaya sunuyorum." demiştir.
Bozma öncesi savunmasında; ''Üzerime atılı suçu anladım, ancak kabul etmiyorum, ben konuya ilişkin olarka Beykoz 2. Ascm'de savunmamı yapmıştım, o savunmamı aynen tekrar ederim, ticaret sicil gazetesi incelendiğinde benim söz konusu şirkette yetkimin ve sorumluluğumun kısıtlı olduğu görülecektir, ben şirkettte sadece mal alım ve satımı ile yetkili ve görevliyim, fabrikanın ç.alışma sistemi ile ilgili benim yetkim ve görevim yoktur, fabrikaya birkaç kez gelip gittim ancak işçilerin çalışma sistemini bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Öğretim Üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan ve hükme de esas alınan 25/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda; ''..a)... için kusur yönünden yapılan değerlendirmede, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre çalışanın iş sağlığı ve güvenliği, çalışanın insiyatifine bırakılmaz. Çalışanlar, işveren tarafından, ilgili riskler ve o risklere karşı önlemler konusunda eğitilmeli, gerektiği zaman kişisel koruyucu ekipmanların kullanılması alışkanlığını kazandırması gerekir. Dosya kapsamına bakıldığında, ... 'ın, 23 Nisan 2009 tarihli, 7297 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 1156.sayfasında belirtildiği üzere, ... San. ve Tic. A.Ş.'nin Genel Müdürü olarak atandığı ifade edilerek sorumlulukları aşağıdaki şekilde tarif edilmiştir. A- Şirket adına mal alım-satım bedellerini tediye ve tahsil şartlarını tayin ve tespit, protokol sözleşme akit ve imza, B- Şirket portföyündeki müşteri çek ve senetlerini tahsil için bankaya tevdi ve şirket borçlarına karşılık üçüncü şahıslara teslim ve bu konular münhasır ciro, C- Şirketle ilgili üçüncü şahıslar arasındaki ihtilaflarda şirketi temsil, sulh ve ibra olmak üzere çözüm yollarını tespit, D- Bakanlıklarda, resmi ve hususi dairelerde, belediyelerde, vergi dairelerinde, maliyelerde, sosyal güvenlik kurumlarında, dilekçe, tutanak, beyanname gibi tüm evrakları almaya, tüm işleri son dereceye kadar takip ve neticelendirmeye, E- Şirket icra daireleri, icra tetkik mercileri ve mahkemeler huzurunda temsil ve şirket adına imza yetkilerinin verilmesine yukarıdaki konularda adı geçenin (...) şirket unvanı veya kaşesi altına atacağı münferit imzası ile şirketi temsil etmeye,
Bu görev tarifine bakıldığında, ... 'ın ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari işleri ile ilgili sorumluluğu olduğu, ... San. ve Tic. A.Ş.'e ait olan Çeltik Fabrikasında bir görev veya sorumluluğu olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple olayda ... a ait bir kusur tespit edilemediğine, sonuç olarak ...'ın olayda kusurunun bulunmadığına'' dair görüş bildiren rapor tanzim edilmiştir. IV. GEREKÇE
03.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu kanaati bildirilen kazanın olduğu fabrikanın müdürü ... hakkında zamanaşımı süresi içerisinde suç duyurusunda bulunulması olanaklı görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, hükmün 2. paragrafında yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına karar verildiği anlaşıldığından katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/182 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2023 tarihinde karar verildi.