Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/101
Karar No
K. 2024/10
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/101
KARAR NO: 2024/10
DAVA: Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ: 13/02/2023
KARAR TARİHİ: 04/01/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı bankanın müvekkili aleyhine Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden tanzim tarihi ..., ödeme tarihi ... bedelli ... TL, lehtarı müvekkili keşidecisi dava dışı ...'ün olduğu bono sebebine dayanarak kısmi irca takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı bankaya herhangi borcu olmadığını, teminat olarak verilen bonoya sebep kredi müvekkili hesabına hiçbir zaman geçmediğini, söz konusu senetlerin bankaca düzenlendiği ve kredi amacıyla hazırlandığının açık ve net bir şekilde görüldüğünü, senedin ön sayfasında "02/09 F-KRD. 121 İşletme Bankacılığı Krediler" yazdığını, müvekkilinin bankaya karşı krediler nedeni ile borcu bulunmadığını, bu nedenle teminat amacı ile verilen davaya konu senet aslının bedelsiz olduğunu, bankanın ayrıca aynı nedenler ile alacak iddiasında bulunarak birden fazla kez mükerrer şekilde icra takibi yaptığını, bankanın mükerrer icra takibi ile hukuki yarar olmadan takip yaptığının sabit olduğunu, davalı bankanın aynı sebeplerle müvekkili aleyhine birden çok farklı yoldan tahsil çabasına girerek kötüniyetli bir şekilde müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, bunda hukuki yararının olmadığını belirterek, müvekkilinin Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası nedeni ile borçlu olmadığının ve kötü niyet tazminatına karar verilerek vekalet ücretinin ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davacı borçlu ... arasında imzalanan kredi sözleşmeleri kapsamında kredi kullandırıldığını, söz konusu kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamesi ile borcun ödenmesi talep edildiğini, söz konusu hesap kat ihtarnamesine rağmen kredi borçlarının geri ödenmemesi üzerine yasal takip işlemlerine başlanıldığını, borçlulara karşı öncelikle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yolu seçilerek 13/07/2018 tarihinde Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, daha sonra yine müvekkili banka tarafından 12/10/2018 tarihinde Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip talebinde bulunulduğunu, Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi takibinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası belirtilerek tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile alacağın tahsili talep edildiğini, her ne kadar davacının bononun teminat olarak verildiğini iddia etse de, bononun teminat amacıyla verildiğine dair davacı tarafından sunulmuş somut bir belgenin dosyada bulunmadığını, takip dosyasına konu kambiyo senedi olan bononun sebepten mücerret imzası ikrar edildiğini, borç ikrarını içeren bir belge olduğunu, bononun tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya ciro yolu ile teslim edildiğini, kambiyo senedi olan bononun illiyetten mücerret olduğunu, borçlu ... ile müvekkili banka arasında kredi sözleşmesi imzalanmış olmasının iş bu bono ile illiyet bağı bulunmadığını, aksi görüş kambiyo hukukunun yok saymak anlamına gelmediğini, takibe konu bononun 6102 sayılı kanunun 776. Maddesinde sayılan tüm unsurları içerdiğini, müvekkili banka ile ... arasında kredi sözleşmesi imzalanmış olması davacı vekili her ne kadar müvekkilinin kredili borçlu olmadığını iddia etse de davacı ...'in müvekkili bankanın kredili borçlusu olduğunu ve bononun teminat amacıyla verildiğini ispat etmediğini, sözleşme ve bononun aynı tarihli olması senedi teminat senedi haline getirmediğini, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu senet yönünden davacının davalı bankaya borcunun bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.

Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas (Kapanan Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ) sayılı dosyası incelenmiş; alacaklının ... A.Ş borçlunun ... ve ... olduğu, 279.485,33 TL asıl alacak, 605,55 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 280.090,88TL alacağın tahsili talebi ile Kambiyo senetlerine mahsusu haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce dava/ takip konusu banka kayıtları getirtilerek dosyamız bankacı bilirkişi ile nitelikli hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 06/09/2023 tarihli raporunda sonuç olarak; "1.Taraflar arasında 03.11.2010 tarihli genel kredi sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmeye ek 2010-2017 yılları arasında birden fazla cari hesap kredi sözleşmeleri yapıldığı, bu kredi sözleşmelerinden kaynaklı davacın davalıya borçlu gözüktüğü,

2.Genel kredi sözleşmesinin 5.08 ve 10.04. maddelerinde kredi borcuna teminat teşkil etmek üzere kambiyo senedinin rehin cirosu ile davalıya verileceği, buradaki teminatın anlamının senedin kambiyo senedi vasfını ortadan kaldıran borçlar hukuku belgesine dönüştürme olmadığı, kambiyo vasfında davacının hak sahibi olduğu senet bedelinin ödenmesi için ibraz hakkı içerdiği ve ödenmediğinde rehin cirosunun teminat fonksiyonu gereği protesto ve takip işlemleri yapmayı sağlayan bir teminat içerdiği,

3.Menfi tespite konu bononun TTK açısından şekil şartlarını içerdiği ve temlik cirosu yoluyla davalıya geçtiği, senet metni dışında yer alan "02/09 F-KRD.I21 İŞLETME BANKACILIĞI KREDİLER" ibaresinin, açıkça başka bir ibare ile kredi sözleşmesinin bir unsuru olduğunu ifade etmediğinden teminat senedi haline dönüştürmediği ve kambiyo senedi vasfında olduğu,

4.Bahse konu bononun dava dışı senet borçlusu ile davacı olan senet alacaklısı arasında düzenlenmiş olduğu, ciro şekli ve lehdarı belirtilmeksizin temlik cirosuyla bankaya verildiği anlaşılmaktadır. Bankalarca kredi teminatı olarak kullanılan senetlerin, bankacılık teamüllerine göre gerçek ticari işlemlerden doğan senetler olması gerekmektedir. Çünkü, ticari bir kuruluş olan banka ile tacir olan müşteri arasındaki ilişki; “ticari sözleşmeler” esasına bağlanmış ve - sadece “ticari işlemlerle” ile sınırlandırılmış olması gerekir. Oysa somut olaya konu senedin; - bireysel bir ilişkiden doğmuş olması veya “Hatır senedi” olarak bilinen bedelsiz senetlerden olması da mümkün görülmektedir. Böyle bir senedin, Genel Kredi Sözleşmesinin 5.08 maddesinin TEMİNATLANDIRMA başlığı altındaki; “Müşteri, Bankanın dilediği zaman dilediği miktar ve nitelikte Bankaca kabule şayan ticari senetleri rehin etmeyi taahhüt eder. Banka tahsil cirosu ile kendisinde bulunan senetlerin, sonradan teminat cirosu ile devrini istemeye yetkilidir. şeklindeki hükmü ile bağdaştırmak da mümkün değildir. Zaten anılan maddede banka yetkisinin “tahsil cirosunun, teminat cirosuna dönüştürme yolundaki isteme yetkisi” olduğu açıktır. Yani müşterinin bunu kabul etmeme veya başka bir teminat vermeyi teklif etme iradesi elinden alınmamıştır. Kaldı ki, bahse konu senette tahsil cirosu dahi bulunmaktadır. Yukarıdaki açıklamalarımızdan da anlaşılacağı üzere, bu özelliklere sahip bir bonoyu, mevcut sözleşmeler çerçevesinde dahi davacıya kullandırılan kredi ile ilişkilendirmek, kanaatimizce mümkün değildir.

Sayılan bu nedenlerden dolayı; T.C. Antalya Genel İcra Dairesi ... E. (eski esas ... İcra Dairesi ... E. ) sayılı dosyası kapsamında yapılan Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Yapılan takibin, 31.03.2017 tanzim tarihli ve 09.07.2018 vadeli 500.000,-TL'lık senede dayalı olarak yapılmış olmakla birlikte, kambiyo niteliğinde geçerli olan bu senedin herhangi bir kredi ile ilişkisinin bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememizce dosyamızın önceki rapor hazırlayan bilirkişilere tevdi ile, taraf vekillerinin tüm iddia ve itirazlarını karşılan mahiyette bankacılık mevzuatı da değerlendirilerek banka alacağına dayalı menfi tespiti davası yönünden davalı alacıklının dava tarihi itibariyle alacağının yani davacının borcununu bulunup bulunmadığı, varsa krediler nedeniyle davacıya tahsis edilen kredilerin bulunup bulunmadığının tespiti hususunda ek rapor hazırlanması istenilmiş, bilirkişi heyeti 28.11.2023 tarihli ek raporda özetle;

1.06.09.2023 tarihli kök raporumuzda açıklandığı gibi dava konusu bononun şekil şartları ve ciro şekli bakımından bir görüş değişikliği olmadığı ve dava konusu bononun taraflar arasındaki kredi sözleşmelerinin 5.08. ve 10.04 maddeleri uyarınca ancak rehin cirosu ile devredilmek suretiyle teminat teşkil edebileceği,

2.Dosya kapsamında dava konusu bononun düzenleme ve vade tarihi arasında bireysel bir ticari ilişki gereği veya kredi taksitlerini ifa yerine ödenmesine ilişkin temlik cirosu yapıldığını gösteren bir kayda rastlanmadığı,

3.Bankacılık mevzuatı açısından da kambiyo senetlerinin kredi sözleşmelerinde rehin cirosuyla teminat sağlama yolunun tercih edildiği,

4.Takibe konu bono ile taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri açısından şekli temlik cirosu dışında bir bağlantı kurulamamış olsa da, kök raporda belirttiğimiz gibi davacının davalı bankaya kredi sözleşmelerinden kaynaklı 280.090,88-TL'lik borcu bulunduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Uyuşmazlık davacının, davalı bankaya cirolanan bonodan dolayı borcunun bulunup bulunmadığının tespitine ilişkindir.

Yargıtay 11. HD. 'nin 03.10.2023 Tarih, 2022/1804 Esas, 2023/5522 Karar sayılı ilamında "Dava, davaya konu 2 adet çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Poliçeye ait olup çek hakkında da uygulanması mümkün bulunan 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinde, rehin cirosu ile ilgili aynı Kanun'un 689 uncu maddesine yapılmış bir atıf bulunmadığından çekte rehin cirosu caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucunu elde etmeye yönelik olarak teminat amacıyla çekin ciro ile elde edilmesi halinde çeki devir alan kişi çeke dayalı hakları kullanamaz. Nitekim Dairemizin yerleşik uygulaması da bu şekildedir. (Dairemizin 11.04.2018 tarihli, 2016/15070 E., 2018/2588 K. sayılı ve 26.09.2017 tarihli, 2016/7396 E., 2017/4744 K. sayılı ilamları) Keşidecisi davacı, lehtarı dava dışı ... olan davaya konu çeklerin, dava dışı ... tarafından davalı bankaya beyaz ciro yoluyla devredildiği görülmektedir. Davaya konu çekler üzerinde, "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibareleri ya da rehnetmeyi belirten başkaca herhangi bir kayıt bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davalı bankanın, çekleri, dava dışı ...'ın kredi borçlarının teminatı olmak üzere görünürde temlik cirosu yoluyla devraldığı anlaşılmaktadır. Bu husus davalı bankanın kabulünde olup davalı banka 06.12.2018 tarihli cevabi yazısında; dava konusu çeklerin genel kredi sözleşmesine istinaden ...'ın banka nezdindeki kredilerinin teminatına alınan çekler olduğunu bildirmiş olup, bu beyan karşısında dava konusu çeklerin davalı bankaya rehin cirosu ile devredildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, geçersiz ciro ile hamil olan davalı bankanın meşru hamil olmadığı gözetilerek davalı banka hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir."şeklinde karar verildiği görülmektedir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı banka ile davacı arasında 03/11/2010 tarihli bir Genel Ticari Kredi Sözleşmesinin bulunduğu, ayrıca bu sözleşmeye ek olarak 2010 - 2018 yılları arasında 27.05.2011, 24/062014, 21/11/2014, 15/07/2015, 29/09/2015, 15/12/2015, 15/06/2016 ve 31/03/2017 sekiz adet cari hesap kredi sözleşmelerinin yapıldığı , davacının bu kredi sözleşmelerinden kaynaklı 280.090,88-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Uygulamada birçok banka dava konusu edildiği şekilde bonolar alarak kredi ilişkisinin teminatını oluşturmaya çalışmaktadır. Gerçekte vadeli bir borç bulunmadığı halde yani cari hesap biçiminde işleyen kredi ilişkisinde hesap kat edilmeden alacak muaccel olmayacağı halde önceden alınan bonoların eksik unsurları doldurularak takibe konulmaktadır. Nitekim son kredi sözleşmesinin tarihi ile senedin tanzim tarihinin de aynı tarihli olduğu ve kredi borcu kadar takip yapıldığı görülmektedir. Öte yandan davalının cevap dilekçesinde kredi borcunun tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek için davacının senedi cirolayarak bankaya verdiğini beyan etmekle teminat senedi olduğunu kabul etmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının kendini bir takip tehdidi altında hissetmesinin makul olduğu değerlendirildiğinde, dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekmiştir.

Dava konusu somut olayda, her ne kadar davalı banka tarafından takibe dayanak bononun sebepten mücerret olduğu, dolayısıyla bankanın takip yapmakta haklı olduğu belirtilmiş ise de; yukarıda yapılan açıklama gereği bankanın kredi borcunun teminatı niteliğinde bono aldığı hususu tartışmasızdır. Dolayısıyla bononun teminat niteliğinde oldukları, kayıtsız şartsız borç ikrarının içermedikleri, kredinin tahsil edilememesi halinde senedin teminat niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçe ve yukarıda yer verilen içtihat metni dikkate alınarak bilirkişi rapor ve ek raporuna itibar edilmeyerek davacının açmış olduğu menfi tespit davasının kabulüne, yasal unsurları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜNE, buna göre; davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

2.Koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminat isteminin REDDİNE,

3.Alınması gerekli 19.133,00TL harçtan peşin olarak alınan 4.783,26 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 14.349,74 harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

4.Davacı tarafından yapılan 4.988,76 TL ilk dava masrafı, 2.780,75 TL müzekkere, davetiye ve bilirkişi giderinden ibaret toplam 7.769,51 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,

5.Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğiden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 44.112,72 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,

5.Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere gösterecekleri bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine veya taraflara iadesine,

Dair, davacı asil ve vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/01/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog