8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2014/7687 E. , 2014/18283 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 6. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 03/12/2013
NUMARASI : 2009/544-2013/770
H. . K.. ile A..
D.. aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair İstanbul 6. Aile Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.12.2013 gün ve 544/770 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. O.. Ş.. geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Haçik vekili, taraflar arasında boşanma davası olduğunu, davacının kendi kazancı ile evlilik birliği devam ederken aldığı ancak davalı adına tapuya tescil ettirdiği ve halen davalının ikamet ettiği Şişli K.. Mahallesi'nde bulunan dairenin tarafların müşterek kazançları ile alındığını, mal ortaklığı rejimine dahil olduğunu açıklayarak edinilmiş mallara katkı payı nedeniyle mal rejiminin tasfiyesine (paylaşımına) karar verilmesini istemiş, dava değerini 50.000 TL olarak göstermiş, alınan bilirkişi raporu sonrası 125.000 TL değer üzerinden karar verilmesini istemiş ancak bu değer üzerinden harcı tamamlamamıştır. Davalı Ani vekili, dava konusu edilen taşınmazın alınmasında davacının bir katkısının olmadığını, hak iddia edemeyeceğini, bu evin alınmasının evlilik öncesi yıllarda davalının annesi ve kendisine ait birikimlere dayandığını, ev için ödenen paranın davalının Yapı Kredi Bankası'ndaki hesabından bulunan dolar ve euro hesaplarından çekilerek bozdurulan dövizlerle karşılandığını, davalının hesabından bozdurulan doların 18.4.2003 tarihinde 52.500 TL olarak davacıya ait hesaba yatırıldığını, evi satan kişiye bu miktarda para gönderildiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile 50.000 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 15.08.2002 tarihinde evlenmişler, 20.12.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 22.06.2011 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava konusu 1230 ada 23 parselde 2. Kat 4 numaralı mesken 02.05.2003 tarihinde davalı Ani adına satın alınarak tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili tarafından 13.10.2011 tarihli açıklama dilekçesinde taleplerinin katkı payı yönünde olduğu bildirilmiş ise de açıklama kısmında davacının çalışarak elde ettiği gelir ile katkısından bahsedilmesi, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken çalışarak elde edilen gelirin de TMK'nın 219/1.maddesi gereği edinilmiş mal olması karşısında dosya kapsamı ve edinme tarihine göre talep katılma alacağına ilişkindir. (TMK.m.202, 219, 231, 232. 235 ve 236.) Mahkemenin talebi bu şekilde nitelendirmesi yerindedir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri dikkate alınarak (TMK. m.235/1) katılma alacağı belirlenmelidir. TMK.nun 219. maddesi 1.fıkrası hükmüne göre her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri edinilmiş maldır. TMK.nun 222/1. maddesine göre ise belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlüdür. Kural olarak kişisel mallar hesaplamada dikkate alınmaz ancak, bir eşin edinilmiş malından kişisel mallara veya kişisel mallardan edinilmiş mallara bir değer kayması olmuşsa tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. TMK’nun 230. maddesi uyarınca eşlerden birinin kişisel malından edinilmesine katkıda bulunulmuş ise denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre yapılır. TMK'nun 222/1. maddesi uyarınca; belirli bir malın edinilmiş mal olmayıp eşlerden birine ait kişisel mal olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlü olup, mal rejimi ve tasfiyesi hükümleri Aile Hukuku'nun bir parçası olduğundan, kişisel mal iddiasının her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, toplanan deliller karşısında dava konusu meskenin edinilmiş mal olduğundan hareketle, davacının kişisel katkı iddiasını kanıtlayamadığı, davalının ise dava konusu meskenin alımında annesine ait banka hesaplarından çekilen ve sonrasında davacının hesabına aktarılan ve bilahare alıcıya havale edilen 52.500 TL. ile katkıda bulunduğu gözetilerek usul ve yasaya uygun şekilde alım tarihindeki değere oranlama yapılması ve bulunacak katkı oranı ile karar tarihine en yakın piyasa sürüm değerinin çarpılması sonucu davalı lehine denkleştirme neticesi bulunan artık değer üzerinden davacı lehine katılma alacağına hükmedilmiş olmasında davanın niteliğine göre yöntem bakımından bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, Mahkemece davalının kişisel katkısı sebebiyle denkleştirme ve katılma alacağı hesabı yapılırken dava konusu meskenin 02.05.2003 alım tarihindeki piyasa sürüm değeri olarak bilirkişi tarafından belirlenen 120.000 TL dikkate alınmış ve hesaplamalar bu değer üzerinden yapılmıştır. Denkleştirme ve katkı hesabında alım tarihindeki dava konusu taşınmazın piyasa sürüm değerinin dikkate alınacağı konusunda tereddüt yoktur. Fakat, bu malın piyasa sürüm değerinden farklı bir fiyata alındığı iddiasının katılma alacağı davasında her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. Dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde, mal sahibi vekili olarak hareket eden müteahhit ile birlikte gerek davacı gerek davalının imzalarını ihtiva eden 08.04.2003 tarihli elle yazılı satış sözleşmesinde dava konusu 4 numaralı meskenin o günkü inşaat durumu ile yazılı eksiklikleri de tamamlanmak kaydıyla 57.000 TL.ye alındığı, kapora olarak 1000 dolar verildiği, bakiye miktarın 01.05.2003 tarihinde ödeneceği yazılıdır. Davalının annesine ait banka hesaplarından çekildiği ve davalının kişisel malı olduğu konusunda ihtilaf bulunmayan paranın ise davacıya ait hesaba yatan ve 02.05.2003 tarihinde çekilen 52.500 TL. olduğu açıktır. Dinlenen tanıklar da birbirini doğrular şekilde dava konusu meskenin 57.000-60.000 TL arasında fiyata alındığını bildirmişlerdir. Tüm bu deliller karşısında davacının da imzası bulunan elle yazılı belge ve bu belgeyi destekleyen delillere değer verilerek dava konusu meskenin 57.000 TL bedelle alındığının kabulü ve bu miktarın hesaplamalarda dikkate alınması gerektiği gözden kaçırılarak bilirkişi tarafından belirlenen ve dosyadaki delillerle uyum göstermeyen 120.000 TL.nin dikkate alınması doğru olmamıştır. Açıklamalar karşısında Mahkemenin yapması gereken iş; 57.000 TL.ye alındığı anlaşılan dava konusu meskenin 52.500 TL. kısmının davalının annesine ait banka hesaplarından gelen kişisel değer olduğu ve denkleştirmenin buna göre yapılması gerektiğini gözetmek, alım bedelinin % 92,10 kısmını (52.500 / 57.000) davalı lehine denkleştirmede kişisel mal olarak dikkate almak, bakiye artık değere esas % 07,90 oran ile meskenin bozma sonrası belirlenecek karar tarihine en yakın piyasa sürüm değerini çarparak tespit edilecek artık değerin yarısı oranında davacının katılma alacağı olduğunu kabul etmek, bulunacak miktar üzerinden karar vermek, hüküm kurulurken tarafların kazanılmış haklarını da gözardı etmemek olmalıdır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 388/4. (11MK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 854,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.10.2014 tarihinde karar verildi.