Esas No
E. 2014/17197
Karar No
K. 2015/22137
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2014/17197 E.  ,  2015/22137 K.KYB, GÖREVSIZLIK

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 106

"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.Tehdit, hakaret ve yaralama  suçlarından  sanıklar F. T. ve E. C. hakkında yapılan yargılama sonucunda, sanık F. T.’nun eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a maddesinde düzenlenen silâhla tehdit suçunu oluşturabileceğinden bahisle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair,  Lüleburgaz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/09/2012 tarihli ve 2010/627 esas, 2012/359 sayılı kararını müteakip, Lüleburgaz 1. Asliye Ceza Mahkemesince de görevsizlik  kararı  verilmesi üzerine, görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın gönderildiği Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 08/04/2013 tarihli ve 2013/536 değişik iş sayılı kararı ile Lüleburgaz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması sonrasında, müstemir yetkisi değişen mahkeme hakiminin aynı davada daha önceden görevsizlik kararı verdiği gerekçesiyle davadan çekinmesi ve yeni bir hâkim görevlendirilmesi için dosyanın Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi üzerine, davadan çekinme isteminin reddine yönelik, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 23/10/2013 tarihli ve 2013/1314  değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/03/2014  gün ve 99363 sayılı istem yazısıyla  Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun  23/1. maddesinde yer alan " Bir  karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz." şeklindeki düzenleme karşısında, Hâkim S. T.'ın Lüleburgaz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/09/2012 tarihli ve 2010/627 esas, 2012/359 sayılı görevsizlik kararını vermiş olması nedeniyle, dosyanın gönderildiği Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi olarak aynı davada hüküm veremeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

I-Olay:

Tehdit, hakaret ve yaralama  suçlarından  sanıklar F. T. ve E. C. hakkında yapılan yargılama sonucunda, sanık F. T.’nun eyleminin silâhla tehdit suçunu oluşturabileceğinden bahisle Lüleburgaz 1. Sulh Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye ceza mahkemesine gönderildiği, bu mahkeme tarafından da karşı görevsizlik verilmesi üzerine ortak görevli ağır ceza mahkemesince asliye ceza mahkemesinin davaya bakmasına karar verildiği, ancak sulh ceza hakiminin müstemir yetkisinin değiştirilerek asliye ceza mahkemesinde görevlendirilmesi üzerine, Lüleburgaz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/ 225 esasına kayden görülen davanın 19/09/2013 tarihli celsesinde, hakim  S. T.’ın, sulh ceza mahkemesi hakimi olarak görev yaparken bu davayla ilgili olarak görevsizlik kararı vermiş olması nedeniyle,

CMK’nın 23/1 ve 30/2. maddeleri uyarınca davadan çekinme kararı vererek incelenmek üzere dosyayı merciye gönderdiği, Kırklareli  Ağır  Ceza  Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda,

CMK’nın 30/2. maddesi  uyarınca hakimin davadan çekinmesinin uygun olmadığı gerekçesiyle, çekinme kararının kaldırılmasına karar verildiği ve bu karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Sulh ceza mahkemesinde görevli iken görevsizlik kararı veren hakimin,  müstemir yetki değişikliği  nedeniyle  aynı  davanın görüldüğü asliye ceza mahkemesinde görevlendirilmesinin,

CMK’nın 23/1 ve 30/2. maddeleri uyarınca tarafsızlığını şüpheye  düşürecek  sebep niteliğinde bulunup bulunmadığı ve bu gerekçeyle  vaki  davaya  bakmaktan  çekinmesinin  reddine ilişkin kararın, yerinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, öncelikle bu kararın kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılamayacağı ele alınmıştır. III- Hukuksal Değerlendirme:   Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.    Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.( Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)

Ayrıca  kanun  yararına  bozma yoluna başvurulması için mahkemelerin  asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin imkansız hale gelmiş olması ve hukuka aykırılığın başka bir yol ile giderilmesine imkan bulunmaması gereklidir. Hukuka aykırılığın olağan kanun yolları ile denetlenip giderilmesi imkanının bulunması durumunda kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacaktır. Öte yandan  yargılama sırasında verilen  ve nihai  hükme  etkisi  olan  kararlar asıl hükümle birlikte temyize tabi bulunmaktadır. Nitekim,  5271  sayılı  CMK’nın “hükümden önceki kararların temyizi” başlıklı 287. maddesinde; “Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle beraber temyiz olunabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Kanun  yararına  bozma  istemine  konu edilen olay, daha önce görevsizlik kararı verdiği için tarafsızlığının şüpheye düştüğü gerekçesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 30/2. maddesi kapsamında davadan çekinme kararı veren hakim ile ilgili, çekinmenin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle merci tarafından verilen ret kararıdır. Bu karar niteliği  gereği  kesin  olsa  da, asıl  hükümle  birlikte  temyiz  incelemesine tabi tutulacak ve hukuka aykırı olması durumunda olağan kanun yoluyla düzeltilebilecektir.

Bu çerçevede,  asıl  ceza  davasının  devam ettiği süreçte verilen bu kararın, ileride verilecek kesin hükümle birlikte temyizinin mümkün olması ve olağan kanun yolu denetimi sırasında varsa hukuka aykırılığın giderilebilme imkanının bulunması karşısında, olağanüstü kanun yolu ile denetlenmesi hukuka uygun görülmemiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına  bozma isteminin olağan kanun yolu ile denetlenebilir olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,   26.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog