4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2014/19161 E. , 2015/22267 K.SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK YARGILAMA AŞAMASINDA 18 YAŞINI BITIRSE BILE KARAR ZORUNLU MÜDAFIYE TEBLIĞ EDILMELIDIR.
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 50
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 125
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 106
"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.Tehdit ve hakaret suçlarından suça sürüklenen çocuk M. A. T.'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1, 62, 125/1 ile 50, 52 ve 62. maddeleri gereğince 3.000 Türk Lirası adlî para cezası ve 1.500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli ve 2013/124 esas, 2013/691 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2014 gün ve 2014/113230 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre;
Suça sürüklenen çocuk hakkında hakaret suçu açısından kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede, Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 18/03/2013 tarihli ve 2013/95 soruşturma, 2013/443 esas, 2013/194 sayılı iddianamesiyle suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun'un 125/1-4. maddeleri gereğince cezalandırılmasının talep edildiği ve mahkemece suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğinin kabul edildiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında yasal gerekçe gösterilmeksizin 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinin uygulanmamasında isabet görülmemiş ise de, olağanüstü ve istisnaî kanun yolu olan kanun yararına bozmanın aleyhe tesir etmeyeceği ve sonuca etkili bir durum meydana getirmeyeceği cihetle, belirtilen eksiklik kanun yararına bozma incelemesine konu edilmeyerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun kayden 08/03/1995 doğumlu olup suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi uygulanmayarak suça sürüklenen çocuk aleyhine sonuç doğuracak şekilde yazılı şekilde fazla cezaya hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit ve hakaret suçlarından suça sürüklenen çocuk M. A. T. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 19/11/2013 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, suça sürüklenen çocuk ve müdafii tarafından hükmün temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştirilen hükmün infazı aşamasında, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında,
TCK’nın 31/3. maddesinin uygulanmamasına yönelik hukuka aykırılığa ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesince, yokluklarında verilen kararın suça sürüklenen çocuğa tebliğ edildiği ancak suça sürüklenen çocuğa baro tarafından atanan müdafiiye tebliğ edilmediği görülmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekir. Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafiine usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2.Dosyanın, gerekçeli kararın suça sürüklenen çocuk müdafine bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 26.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.