Esas No
E. 2014/25145
Karar No
K. 2015/24393
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2014/25145 E.  ,  2015/24393 K.GÖREV UYUŞMAZLIĞI ÜZERINE VERILEN MERCI KARARLARINA KARŞI KYB BAŞVURULAMAZ

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 6

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 4

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 3

"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.Hakaret ve tehdit suçlarından sanık H. K. G. hakkında yapılan yargılama sırasında, sanığın tehdit suçunu silahtan sayılan taşla gerçekleştirdiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine dosyanın Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair, Küçükçekmece  9. Sulh  Ceza Mahkemesinin  05/12/2013 tarihli ve 2012/855 esas,  2013/983  sayılı kararını  müteakip,  bu kez Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02/01/2014  tarihli  ve  2013/601  esas, 2014/3 sayılı görevsizlik kararı üzerine, ortaya çıkan olumsuz  görev  uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen, Küçükçekmece 9. Sulh  Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına dair, 28/02/2014  tarihli  ve  2014/526  değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun  yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/04/2014 gün ve 146705 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

İstem yazısında; “Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06/06/2012 tarihli iddianamedeki anlatıma göre, dosyanın diğer sanıkları H. ile H.'un tartıştıklarını gören sanığın, eline taş alıp, sanık H.'e hitaben, "bu çocuğu yiyeceğim" diyerek tehdit edip, üzerine yürümesi şeklindeki eyleminin, silahtan sayılabilecek taşla gerçekleştirilmiş olması karşısında, mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu cihetle, Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması yerine, yazılı gerekçeyle Küçükçekmece 9. Sulh Ceza Mahkemesinin kararının kaldırılmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

I-Olay:  Hakaret ve tehdit suçlarından sanık H. K.G. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece  9. Sulh Ceza Mahkemesinin  05/12/2013  tarihli kararıyla, sanığın tehdit eylemini silahtan sayılan taş ile gerçekleştirdiği  gerekçesiyle, asliye ceza mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi ise, tehdit suçunda kullanılan taşın ele geçirilemediği ve korkutuculuk etkisinin değerlendirilemediği gerekçesiyle, eylemin  basit  tehdit  olduğunu  kabul ederek  karşı görevsizlik kararı verdiği ve ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyayı Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği, bu mahkemece yapılan inceleme sonucunda, Küçükçekmece 9. Sulh Ceza Mahkemesinin  görevsizlik  kararının  kaldırılmasına  karar verilmesi  üzerine,  kesin olan  bu karara karşı  kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu  anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Sulh ve asliye ceza mahkemeleri arasında ortaya çıkan görev uyuşmazlığını, olumsuz  görev uyuşmazlığın giderilmesi yoluyla inceleyerek sonuçlandıran merci kararının, hukuka  uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, kesin olan bu tayini merci kararının  kanun yararına bozma yoluyla incelenmesinin olanaklı olup olmadığı öncelikli olarak ele alınacaktır. III- Hukuksal Değerlendirme: Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar  tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır. Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309  ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün  veya  kararın  bozulması  istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.    Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin  karar  veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin  takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin  yerinde  olup olmadığının denetlenmesine ilişkin  başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) Kanun yararına bozma konusu yapılan husus, olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine ortak görevli mercii tarafından verilen tayini merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine yöneliktir. Anayasamızın  37. maddesinde, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." 142. maddesinde, " Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir." hükümlerine yer verilmiş,  5271 sayılı CMK’nın göreve ilişkin 3/1 maddesinde, "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir." 4. maddesinde, "(1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır. (2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler."  hükümleri düzenlenmiştir.

Görev uyuşmazlığı konusunda ortak görevli merci tarafından verilen kararın niteliği ile bu kararın temyiz incelemesi safhasında denetlenip denetlenemeyeceği hususunun ele alındığı 10.06.1942 tarih ve 1942/26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, “Başka başka mahkemeler  veya mahkemeler ile kaza salâhiyetini haiz heyetler arasında selbî veya icabî zuhur eden ihtilâf üzerine tayini merci makamlarınca salahiyetli tayin olunan mahkeme veya heyetin tayini merci kararına karşı ısrar hakkı olmadığı cihetle esas davayı rüyetle neticede taayyün eden suçun mahiyetine ve tetabuk eylediği kanun hükümlerine göre vermeğe mecbur olduğu hükmün temyizen tetkiki sırasında tekrar vazife ciheti bahismevzuu yapılarak vazifesizlikten naşi bozulamıyacağına...” karar verildiği görülmektedir.  Yukarıda yer verilen, 10.06.1942 gün ve 26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği  gibi, mahkemeler  arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine tayini merci makamlarınca görevli olduğu belirlenen mahkemenin, merci kararına karşı direnme hakkı bulunmadığı gibi, merci tarafından görevli olduğu belirlenen mahkemece verilen hüküm, temyiz  incelemesi sırasında “velev ki görevsiz mahkeme tarafından verilmiş bile olsa” görev cihetinden bozulamayacaktır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.02.2008 gün ve 2008/11-17 esas, 2008/38 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; görev uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin tayini merci kararlarının, genel ve birincil nitelikteki olağan kanun yolu olan temyiz incelemesi sırasında dahi denetlenemeyeceği, diğer bir deyişle bu kararların hukuka uygun olup olmadıklarının görev  yönünden bozma konusu yapılamayacağı halen yürürlükte bulunan 1942/26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlendiğine göre, kapsam itibariyle  daha sınırlı konuların incelenebildiği, istisnai nitelikteki olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluyla da denetlenemeyeceği sonucuna varılmakla, istemin reddine karar  verilmiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yerinde görülmediğinden,

CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 12/03/2015  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.